28.04.2021, 21:09

İslamiyet’in ilim ve bilimlere verdiği önem

Bugün Allah nasip ederse, İslam dininin ilme verdiği önem ve değer üzerinde duracağız. Konuyu işlerken tabi ki dayanağımız Kuran ve hadisler olacaktır. Kuran ve hadislere baktığımız zaman,  Müslümanların ilime yönelmelerinin istendiğini, kalkınmak, gelişmek ve atılım yapmak isteyenlerin ilim edinmeden bunu başaramayacaklarının anlatıldığını görürüz. İlim sahibi olanların bilgisiz olanlara göre düşünce, davranış ve başarı durumlarının çok farklı olacağını, ilim sahibi olanların her konuda daha bilinçli olacaklarını, Allah’a ibadetlerinin bile çok daha bilinçli hale geleceği anlatılır ve sonuç olarak da bütün Müslümanların ilme doğru yöneltilmeleri gerektiği bildirilir.

Biz bugün bu konu üzerinde duracağız. Müslümanlar, bunca ayete ve hadise rağmen Kuran’ın istediği şekilde ilim sahibi olmak için çaba sarf etmişler mi? İslam ülkeleri ilim deyince neyi anlamışlar, onlara ne anlatılmış, yapılan bir yanlışlık var mı, onlara da bakacağız.

           

İSLAMİYET NEYİ EMREDER?                                                           

 

Evet İslamiyet, Müslümanların ilim sahibi olmalarını, ilim ve bilimlere değer vermelerini emreder. Sadece dini bilimlere değil diğer bütün bilimlere, özellikle de pozitif bilimlere değer ve önem verilmesini emreder. Yani İslam dini tahsile, eğitim ve öğretime karşı olan bir din değildir. Kuran ve hadisler bunu gösteren ayet ve hadislerle doludur. Bilindiği gibi Kuran’ın ilk emri okudur. İlk nazil olan Alak Suresinde- C.Hak Peygamberimize ve dolayısı ile ümmeti olarak Müslümanlara “Sene yaratan rabbinin adı ile oku. Yazmayı öğren, bilmediklerini de belle” buyurarak okumayı, yazmayı ve her türlü bilimi öğrenmeyi emrediyor. Müslümanların ilme yönelmelerini sağlamak için tek başına bu sure bile yeter. Ama Kuran bununla da yetinmiyor ve Allah’ın (cc) affına sığınarak söylüyorum, Kuran Müslümanların ilme yönelmeleri için adeta çırpınıyor. Değerli okuyucularıma bu sure dışında 4 ayet daha nakledeceğim. İnanıyorum ki o ayetleri de okuduğumuz zaman ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.

1)Zümer Suresi 9. Ayetinde Allah Teâla, “Ey Resulüm! İnsanlara söyle. Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?”Doğrusu ancak akıl ve bilim sahipleri her şeyi hakkı ile düşünür ve bilir”. Bu ayetinde Hak diyor ki, eğer kişi bilgi ile donatılmış ise bilgi sahibi olmayanlardan çok farklıdır. Bilim sahipleri her şeyi daha bilinçli düşünür, daha bir bilinçli ve daha bir doğru yapar. Daha da bilinçli ibadet eder. Ey Resulüm insanlara söyle bilime yönelsinler. İlim sahibi olsunlar. Dinimiz ilme önem vermese C.Hak Kuran’da böyle söyler mi?

2) Mücadele Suresi 11. Ayetine bakalım. Bu ayette de Allah, “Rabbiniz, ancak ilim sahibi olanların derecelerini yükseltilir” buyurarak yükselmenin daha üstün bir duruma gelmenin, kalkınmanın ancak ilim sahibi olmakla mümkün olacağını bildiriyor. Demek ki dünyada ve Ahrette kişilerin derecelerinin yükselmesi, ilim sahibi olmalarına bağlıdır. Bu bilgilendirme dinimizin ilme önem verdiğini göstermez mi?

3) Nahl Suresi 43.Ayetinde de, Allah Teâla’nın,“Eğer bir şeyi bilemiyorsanız, onu bir ilim sahibine sorarak öğrenin” buyurduğunu görüyoruz. Bu ayetten de anladığımız, her konuda bilim sahibi insanlara ihtiyaç olduğunun öğrenilmesidir. Bilgi sahibi insanlar yetiştirilsin ki insanlar aydınlatılsın. Öyleyse İslam dini, sadece dini bilgilerin değil, her türlü bilgilerin öğrenilmesini istemektedir. Buna ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Devletimiz onun için öğretmen yetiştiriyor. Onun için doktor veya mühendis yetiştiriyor. Her dalda bilgi sahibi olanlara ihtiyaç vardır.

4) Taha Suresi 114.ayetinde de C. Allah Peygamberimize hitaben “Ey Resulüm! Benim ilmimi artır diye dua et (Çünkü tek kurtuluş yolu ilim sahibi olmaktan geçer)” buyurmaktadır. Demek ki ilim artarsa doğru yolda olunacaktır. İlim artarsa kalkınma, ilerleme yükselme olacak ve böylece de doğru yol bilim ile bulunacaktır. İslam dini ilme önem vermese, Allah Resulüne “Ey Resulüm! İlmimi artır diye niye dua etmiyorsun” der mi? İlmimi artır diye dua etmesini ister mi?

Bu ayetlerden sonra hadislere baktığımızda da durumun farklı olmadığını görürüz. Mesela Peygamberimizin şu iki hadisinden anlaşılan bu olmaktadır. “İlim Çin’de de olsa alıp öğreniniz” “Kadın ve erkek, her Müslüman’a ilim öğrenmek farzdır.”

Öyleyse dinimizin ilme çok değer verdiği konusunda asla bir tereddüt olamaz.

İLİM ANLAYIŞINDAKİ YANLIŞLAR

 

Ancak, üzülerek söyleyelim, İslam tarihi boyunca İslam alimleri ile bazı İslami yazarlar, İslami bilimler dışındaki bilimlerin öğrenilmesine bazı nedenler yüzünden çok soğuk bakmışlar, hatta bu tür bilimlerin derinliğine öğrenilmesine şiddetle karşı çıkmışlardır. Bu tutum içinde olanlar, Kuran’ın istediğini yapmayan kişilerdir. Bu yanlış görüş içinde olan ve Müslüman ülkeleri de yanlış yollara sürükleyen imamlar ile dini kendi amaçları için kullanan devlet yöneticileri bu suça ortak olan kişilerdir.

Bu tanıtmaya çalıştığım iki sınıf Kuran’ın sadece İslami bilimlere önem verilmesini istediği anlayışını yayarak halkın diğer sosyal ve pozitif özellikli bütün bilimlere soğuk bakmasına sebep olmuşlardır. Bu görüşü yerleştirenler, Kuran’a uymayan yanlış bilgiler veren, Müslümanları ilimden uzaklaştıran kişilerdir. 

Hiç kimse, böyle düşünen Müslüman yoktur filan diye düşünmesin. Müslümanlar, asırlardır bu düşünce içinde eğitilerek getirilmiştir. Bugün bile bütün İslam âleminde aynı fikir geçerlidir.

 

İSLAMİ BİLGİLER DIŞINDAKİ

TAHSİLE KARŞI ÇIKANLAR

 

Evet ülkemizde bile ve halen müspet bilimlerin çok detaylı şekilde öğrenilmesine karşı çıkanlar

vardır. Bu sebeple de Müslüman Türk halkı içinde de Araplara hayranlık duyanlar çok fazladır. Onlara göre İslami bilgilerin öğrenilmesi her şeyi çözer. Onun için Kuran’ın, hadislerin öğrenilmesi yeterlidir. Türkiye’de de asırlardır İslami bilgilerin öğrenilmesinin yeterli olacağını savunanlarla, bu fikrin yanlış olduğunu savunanların fikri mücadelesi sürüp gelmektedir. Bu mücadele, yazılı ve görsel basın yolu ile devam ettirildiği gibi kurulan derneklerle, oluşturulan cemaatler yolu ile sürdürülmektedir.

Müslüman Türklerin bu düşünceleri İslam’a uymayan, Kuran’a aykırı olan düşüncelerdir. Ve bu düşünce Müslümanları geri bırakan düşüncelerdir. Bu düşüncede olanların bazıları mücadelelerini biraz da gizliden gizliye yaparlar. Bunu yapanlar daha çok merdiven altı din eğitimi veren çevrelerdir. Ama bazı cemaatlerin, “Dine hizmet ediyoruz. Kötü bir amacımız yoktur” kisvesi altında toplanarak mücadelelerini açıktan açığa yaptıkları da görülür. Dine hizmet amacı ile faaliyet gösteren cemaatlerden bazı din adamları zaman zaman televizyonlarda bu tür konuşmalar bile yaparlar.

 

TÜRKİYE’DEKİ GÖRÜNTÜ NEDİR?

 

Hıristiyan Avrupa ilkeleri İncil’in tek başına evreni ve evrende olanları anlamaya yetmeyeceğini Müslüman ülkelerinden çok daha önce fark etmiş ve sonuç olarak da diğer bilim dallarına yönelmişlerdir. Avrupa ülkelerinin 15 ve 16.Yüzyıldan itibaren sanata, bilimlere, felsefeye ve başka başka bilim dallarına doğru da yönelmeye başlamaları bu sebepledir. Pusulayı bulmaları, keşif ve icatlarda mesafe almaları, Renösans ve Reformu gerçekleştirmeleri bu anlayış sonucu ortaya çıkan gelişmelerdendir.

Buna mukabil İslam ülkeleri o dönemlerde ve sonraki dönemlerde sadece din ile uğraşmışlardır. İslam uleması sadece İslami bilimlerin evreni çözmeye, evrendeki olayları anlamaya atılım ve kalkınmaya yetmeyeceğini Müslümanlara duyurmamışlardır. Ve hâlen de duyurmamaya devam etmektedirler. İslam ülkelerinin bu görüşlerinden kurtulmalarına imkan ve ihtimal de bulunmamaktadır. Bangladeş’i, Afganistan’ı, Suudi Arabistan’ı, Sudan’ı İslami bilimlerin, bütün bilimlerden üstün olduğu fikrinden kim kurtarabilir? Bu durumları ile de küçücük Belçika’nın, Hollanda’nın arkasından sürünerek gitmeye devam etmektedirler. Bu durumları devam ettiği sürece de sürünmeye devam edeceklerdir.

Ülkemize gelince, diğer İslam ülkelerinden durum çok farklıdır. Türkiye, hiç bir İslam ülkesi ile mukayese edilemeyecek kadar ilim ve teknikte ileridedir. Son günlerde Suriye’de, Karabağ’da İHA’ların yaptıkları bile bunu ispatlamaya yetecektir. Ülkemiz, kefenini yırtan tek Müslüman ülke olarak görünmektedir. Türkiye bunu biraz da Cumhuriyete borçludur. Ancak tabi ki yeterli değildir. İslami bilimler dışındaki bilimlere daha çok önem verilmelidir.

 

CEMAATÇILAR, BİLİMLERE

NEDEN KARŞI ÇIKARLAR?

 

Cemaat dediğimiz bu dini topluluk İmam Hatip ve İlahiyat Fakültelerinde ki tahsile de karşıdırlar. Onlar, böyle sıralar üzerinde kızlı erkekli oturarak gülerek, eğlenerek yapılan tahsili, doğru ve sağlıklı bir tahsil olarak görmezler. Pozitif bilimler de genelde şu sebeplerle karşı çıkarlar.

1) Onlara göre öğrenme, yere diz çökülerek bir üstadın önünde ve onun rahlesinden geçerek yapılan öğrenmedir. Yani öğrenme yanı sıra hocasının huyundan, suyundan alacak, ahlakı ile ahlaklanacak ve hocasının yoluna girecektir. Böyle bir üstat hocanın rahlesinden geçmeden ve hocasından icazet almadan din öğrenilemez, din adamı yetiştirilemez. Genelde fikirleri bu yöndedir. Bu sebeple de Cemaat, kendi sistemini en uygun sistem olarak görür ve bu sistemlerin devamı için çalışırlar. Bu üstünlüklerinin ellerinden gitmemesi için İmam hatip ve İlahiyat fakültelerine gizliden gizliye karşı çıkarlar. Belki şimdi şimdi bu fikirlerini tutturamadıkları için karşı çıkmıyor görünürler.

2) Bu fikirde olanlar bugüne kadar pek çok konuda yanlış bilgiler verdiler. Diğer bilimler geliştikçe, bunların verdiği bilgilerin yanlış olduğu anlaşılır hal geldi. Bu sebeple de diğer bilimlerin gelişmesine karşı çıkarlar.

Bu düşüncede olanların yazdıkları yanlış yorumlara dayanan pek çok kitapları ve pek çok dini yazıları var. Müspet bilimlerle sosyal bilimlerde geniş bilgi edinilirse, bu yanlışların hepsi ortaya çıkacaktır. İtibarları zedelenecektir. Bu sebeple de diğer bilimlerin öğrenilmesine karşı çıkarlar.

Bunu bir örnekle anlatalım. Bu düşüncede olan din adamları bugüne kadar, Havva validemizin, Adem(as)’in sol kaburga kemiğinden yaratıldığını, bu sebeple de, erkeklerin soldaki kaburga kemiklerinden birisinin noksan olduğunu ilan ederek geldiler. İlerlemesini istemedikleri tıp bilimi ilerledi. Ve görüldü ki erkeklerin sol kaburga kemiklerinden eksik olan yok. Hepsi tamam. Bir yalan ortaya çıkıyor.

3)Bu düşüncede olanlar kendilerine de menfaat, çıkar sağlayabilmek için dini kullandılar. Aslında bu dini, çıkar için kullanma olayı bugün bile vardır. Bütün İslam âlemin de hâlen bu anlayış sürdürülüyor. Dini bilimler dışındaki bilimler fazla fazla öğrenilirse, gerçek ortaya çıkacağı, itibar kaybı olacağı ve o sağlanan çıkar ve menfaat sağlanamayacağı için karşı çıkıyorlar.

4)“İslam’a hizmet etmeyen hiçbir bilim onlara göre faydalı değildir. Öğrenilmesine de gerek yoktur.” Bütün bilimlerin amacı dine hizmet etmek olmalıdır. Dine hizmet etmeyen bir bilim, toplum içinde tefrika, bölünmeye yer açar. Eğer bir bilim, dine uymuyorsa asla öğretilmemelidir.

5) “Din dışındaki bilgeleri öğrenenlerin, ilim sahibi olanların çoğunluğu sapıttıkları ve İslam’ın ana temel kaynaklarına zarar verdiklerinden” İslami bilimler dışındaki bu bilim dallarına karşı çıkarlar.

Fazla okuyan fazla ilim tahsil edenler sapıtabilir, dine zarar verebilir. O bakımdan çocukları fazla okutmamak lazımdır. Az bilim sahibi olsun ama dinine sahip çıksın.

İslami bilimler dışındaki başka bilimlerin öğrenilmesine karşı çıkanların genelde görüşleri bu yöndedir. Tabi ki başka başka sebepler de var ama biz bunlarla yetinmek istedik

Yorumlar