24.04.2021, 03:47

İslamiyet’in rüya görüşü ile psikologların rüya görüşü ve farklılıkları

İslamiyet'te rüyalar önemli görülür. Bazı gerçeklerin habercisi olan, bazı müjdeleri bildirdiğine inanılan rüyalar olduğu gibi, iç ve dış dürtülerin etkisi ile görülen rüyaların da varlığına inanılır. Ayrıca rüyaların bazısının da şeytani olduğu kanaati vardır. Bu bakımdan İslam Dini'nde üç türlü rüyanın olduğuna inanılır.

1) Şeytani rüyalar: Şeytanın vesvesesine, korkutmasına dayanan korkutucu rüyalardır. Hadis-Şeriflere göre şeytan, normal uyanık halimizdeki düşmanlığını uyurken de gösterir. Şeytani rüyalar o tür rüyalardır.

2) İnsanın içinden veya dışından gelen dürtülerin etkisiyle görülen rüyalar: Bu tür rüyalar, kişinin toplum içindeki gördüğü olayların etkisi ile görülen rüyalardır. Mesela gündüz onu çok etkileyen bir olay yaşamıştır. O olayla ilgili değişik varyasyonlar kişiye bu tür rüyaları gördürür. Susamıştır, durmadan çeşme görür. Birisini çok ya özlemiştir. Gördüğü rüya (Durmadan o kişi ile ilgili rüyalar görür) ya da yatarken ayağı açıkta kalmıştır. Üşüdüğü için rüyasında hep kar yağıyor görebilir. Bu tür rüyalar, kişinin gündüz etkilendiği olayların da bedensel dürtülerin de etkisiyle görülen rüyalardır.

3) Sadık rüyalar: Bu tür rüyalar, Allah tarafından insanlara ikaz veya müjde şeklinde gördürülen rüyalardır. Bu rüyaların mutlak bir anlamı olduğuna inanılır. Ancak rüyada telkin edilen olayların anlaşılabilmesi için o rüyanın, rüya ilminden anlayan birisi tarafından tabir edilmesi gerekir. Rüya ilminden anlayan kişinin de en azından bir keramet sahibi olmasına ihtiyaç vardır. Mesela Hz. Yusuf’un zindanda iken firavunun aşçısı ile tatlıcısının gördüğü rüyaları tabir etmesi, Onun Vezir-i Azam olmasına vesile olmuştur. Firavunun gördüğü, 7 zayıf ineğin 7 semiz ineği yemesiyle ilgili rüyayı, 7 sene sürecek kıtlığa yorması ve bu olayın da doğru çıkması sonucunda Hz. Yusuf’un, Firavun tarafından baş vezir yapılmasına sebep olmuştu.

Peygamberimiz, görülen rüyaların hayırdır inşallah” diyerek yorumlanmasını ve yine bütün rüyaların da iyi yorumlanmasını tavsiye etmiştir. Rüyaların, bir ehli tarafından tabir edilmesi halinde, rüyanın amacı anlaşılır, şeklinde de bir görüş vardır.

 

RÜYA GÖRÜŞÜ FARKLILIĞI

Evet, İslam’daki rüya anlayışı ile psikologların görüşleri arasında farklar vardır. Yani İslamiyet’teki rüya anlayışının, psikologların, özellikle de Freud’un görüşü arasında çok büyük farklar vardır.

1) Psikologlar rüyayı, bir yönü ile, gündüz yaşanan ve insanı etkileyen olayların uyku halinde, şuur altındaki hayal alemi ile birleşerek gösterdiği hayallerden ibaret görmeleridir.

2) Diğer bir yönü ile de insan bedeninin içinden gelen (İç dürtülerin) veya dış çevreden gelen (Dış dürtülerin) etkisiyle gördüğü şuur altı hayallerdir.

3) Psikologlara göre bu rüyaların hiçbir önem ve anlamı yoktur. Bu rüyaların, herhangi bir olayın olacağına veya gelecekten bir haber verdiğine inanılması yanlış bir inanıştır. Çünkü rüyalar, şuur altındaki bilinçsiz gelişi güzel meydana gelen hayallerden ibarettir. Bu bilince dayanmayan hayallerin, yaşamımızda meydana gelecek herhangi bir olayın işareti olmasına imkan ve ihtimal yoktur.

 

FREUD’UN RÜYA GÖRÜŞÜ

Ünlü Psikolog Freud bütün psikologların görüşü yanında ayrıca bir de rüyaları,“İçimizden ve dış çevreden gelen dürtülerin, insanın hayalleri ile desteklenerek şekillenmesi” olarak görür.(Rüyaların görülmesinde, daha önce yaşanan olayların etkisi olduğunu kabul eder. Dış ve iç çevredeki baskılar sebebi ile tatmin olmamış bazı duyguların şuur altında su yüzüne çıkması rüyayı oluşturur) der. Ancak, Freud’un her şeyi cinselliğe bağlaması, rüyada da kendisini gösterir. Ve bu düşüncesini de şöyle ifadelendirir. “Rüyalar, cinsi yönelişlerin tezahürlerinden ibarettir.”

Freud’un bu görüşleri bazı yönleriyle doğru olsa da çoğu bilim adamları tarafından her yönü ile doğru kabul edilmemektedir. Her rüyayı cinsi temayüllere ve iç dış dürtülere bağlayarak rüyaların doğru ve sahih olmasını, Allah tarafından verilen bir müjde veya uyarıya işaret olmasını asla kabul etmez. Rüyaların olacak bir şeyi göstermediğini, gösteremeyeceğini söylemesi, Çoğu bilim adamı tarafından doğru bulunur.

Diğer psikologlardan bazıları Freud’un “Rüya, cinsel yönelişlerin tezahürü, iç ve dış dürtülerin şuur altındaki hayalen canlanması” görüşüne katılmasalar da, rüyaların geçmişten veya gelecekten bir haber verilmesine işaret olamayacağını savunurlar. Yani onlar da görüş açısından İslamiyet’e ters bir görüş içinde olurlar.

 

RÜYALAR SAHİH RÜYALAR MIDIR?

İslam Dini'ne göre rüyaların sahih olanları vardır. Bugün, günümüz insanlarından, gördükleri rüyaları aynen yaşayanların bulunduğu da bilinmektedir. Bu bakımdan İslamiyet’te Sahih rüyaların olduğu inancı vardır. Bu görüş hadis ve ayetlerde de yer alır. Peygamberimiz bir hadisinde, “Risalet ve nübüvvet bitmiştir. Benden sonra ne bir peygamber gelecek ne de bir resul gelecektir. Ancak mübeşşirat vardır diyor. Bunun üzerine sahabeler, mübeşşirat nedir ya Rasulullah diye sorunca, Peygamberimiz, Müslüman kişinin gördüğü rüyadır, der.” Ve rüyaların bazen doğru çıkacağı ve uyarıcı, yol gösterici olabileceği işaretini verir.

Peygamberimizin de Kuran’da bazı rüyalarından bahis vardır ve bu rüyalar doğru çıkmıştır. Örnek verecek olursak, Bedir Savaşı'ndan önce (Enfal-43), gördüğü rüya birörnektir. Yine mesela Mekke’ye girişi ile ilgili gördüğü rüya (Fetih-27) doğru çıkan rüyalardandır. Ve bu ayetlerle sabittir.

Bunları göz önüne alınca, bunlar, İslamiyet’te rüyalardan bazılarının sahih rüyalar olabileceği gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Yani rüyaların tamamı, iç veya dış dürtü sebebi ile değil, Allah’ın bazı gerçekleri ilham etmek amacını da taşıyabileceğini anlatmaktadır.

Bazı İslam âlimlerine göre uyku sırasında bazı Salih kişiler, gayp alemi dediğimiz metafizik ötesindeki alemi seyredebilirler. Ama tabi bu herkese nasip olmaz.

 

HZ. AİŞE’NİN GÖRDÜĞÜ RÜYA

İslam Dini'nde rüyalar Freud ve benzeri bazı psikologların iddia ettikleri gibi sadece gündüz ki yaşantıların, şuur altındaki tecellisinden ibaret olarak kabul edilmez. Bir telkin ve ilham olan rüyaların olabileceği inancı vardır. Yani İslamiyet’te rüyalar, güvenilmeyen, hiçbir şeyin ifadesi olması mümkün olmayan saçma sapan denilebilecek şuur altı hayalleri olarak kabul edilmez. Çünkü İslamiyet’te bunun böyle olmadığına dair Peygamberimizin yaşadığı örnekler vardır. Mesela Peygamberimizin peygamberlikten önceki 6 ay içinde gördüğü bütün rüyalar, eksiksiz doğru çıkmıştır. Yine mesela Hz. Aişe validemizin gördüğü cinlerle ilgili bir rüya vardır ki doğruluğu Peygamberimiz tarafından da tasdik edilmiştir.

Peygamberimizin eşi Hz. Ayşe validemizin yaşadığı bir rüya olayı, Peygamberimizin bir hadisine konu olmuştur. Ve doğruluğu da tasdik edilmiştir. Güzel bir örnek olacağı düşüncesiyle aynen alıyorum. İbni Abbas’tan rivayet edilen bu hadiste, bir ikindi vakti evinin önünde gördüğü ve sanki evine girmek istermiş gibi bazı tavırlarına şahit olduğu bir yılanı, kendisine, eş ve çocuklarına zarar vermemesi için öldürdüğü, ancak yılanın içinde bulunan cinin de yanlışlıkla ve bilinmeden bu şekilde öldürüldüğü anlaşılmaktadır. Hz, Ayşe validemizin aynı gece gördüğü rüyasında cinler topluğuna ait bir cin mahkemesine, güvenlik tedbirleri arasında çıkarılıyor. Hz. Aişe tabi rüya olduğunu bilmiyor. Cinler mahkemesi Hz. Aişe’yi yargılıyor fakat Hz. Aişe’nin, cinin ölümüne, yılanın içinde cin olduğunu bilmeden sebebiyet verdiğini söylemesi ve ifadesinin de cin mahkemesince inandırıcı bulunması yüzünden, cin mahkemesi tarafından beraat ettiriliyor. Ve Hz. Aişe cinlerin hiçbir kötülüğünü görmeden affa uğratılıyor.Sabah olunca Ayşe Validemiz rüyasını Peygamberimize anlatınca, Peygamberimizin olayı doğruladığı ve tasdik ettiği görülüyor. Öldürülerek atılan yılanın attıkları yerde olup olmadığına baktıkları zaman da yılanın atılan yerde olmadığı görülüyor. Allah-ü âlem cin ölüsünü almak ve defnetmek için cinler tarafından yılanın oradan alındığı kanaati doğuyor.

Bu rüya da bize, her rüyanın inanılmayacak, ipe sapa gelmeyen hayaller olamayacağı, bir telkin ve ilham özelliği taşıyabileceği mesajını vermektedir.

 

RÜYA HALİNİN KURAN'A GÖRE İZAHI

İslam Dini'nin rüya hakkında önemli görüşleri vardır. Dinimize göre uyku hali, kişinin ölüm hâli olarak görülür. Kuran, uyku hâlinde olan kişinin ruhunun bedeni terk ederek dış dünyaya açıldığını ve diğer aynı durumda olan ruhlarla buluştuğunu, birlikte gezdiklerini, konuştuklarını kendilerine göre iş yaptıklarını, dünyada normal zamanda yaptıkları işlere benzer türde işlerle uğraştıklarını söyler. Yine İslam’a göre ruh ve beden ayrı ayrı iki yaratık olduğu için rüyalarımızda ruhun bedeni terk ettiği ve uyanma hâlinde de tekrar bedene döndüğü inancı vardır. Allah Kuran’da, insan ruhunun geceleri kişinin uyku halinde olduğu sırada bedende çok zayıf bir halde kalarak ayrıldığını, Allah tarafından ruha belli bir süre serbestlik tanındığını anlatır.

İslam ulemasının görüşüne göre, bedenin tamamen ölmemesi için de ruhun gezmeye çıktığı anda, çok küçük bir parçasını bedende bıraktığı ileri sürülür. Ama bedende kalan o ruh parçasının, bedeni yürütemeyecek, uyandıramayacak kadar zayıf bir parça olduğunu, sadece canlı tutmayı sağladığını o sebeple de ruhu gezmekte olan o insanın kolay kolay uyanamayacağını, ölüden farkının olmadığını, o sebeple de eve giren hırsızın hareketlerinden, yine evde çıkan bir yangından uyanamadığını söylerler.

Bu konu ile ilgili olarak Zümer Suresi 42. Ayeti'nde, “Rabbiniz, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uyku halinde iken canlarını alır. Ölümüne hükmettiği canı kendi yanında bırakır. Uyku halindekinin ruhunu ise yanında bırakmaz ve o ruhu, belli bir süre serbest bırakır. Sonra da bedenine döndürür.” (Zümer-42)

Kuran’a göre ölen bedendir. Ruh ölmez ve yaşamını sürdürür. Hayatta olan bir insanın uyku hâlindeyken, dünyada serbestçe dolaşırken ölen insanların ruhları ile de karşılaşıp sohbet edebilir. Hani rüyamızda, ölen annemizle, babamızla, öldükleri bile aklımıza gelmeden konuşabilmemiz bu sebepledir.

 

RÜYA TABİRİ İNANCI VAR MIDIR?

İslam Dini'nde rüya tabiri inancı vardır. Bazı rüyaların mutlak bir anlamı olduğuna inanılır. Ancak bu rüya ilminden anlayan birisinin tabir etmesine ihtiyaç vardır. Rüya ilminden anlayan kişinin de en azından bir keramet sahibi olması gerekir. Mesela Hz. Yusuf’un zindanda iken firavunun aşçısı ile tatlıcısının gördüğü rüyaları tabir etmesi, O’nun Vezir-i Azam olmasına vesile olmuştur. Firavunun gördüğü 7 zayıf ineğin 7 semiz ineği yemesiyle ilgili rüyayı, 7 sene sürecek kıtlığa yorması ve bu olayın da doğru çıkması sonucunda Hz. Yusuf, Firavun tarafından baş vezir yapılmasına sebep olmuştu. Kısacası Kuran’da rüya tabiri olayı vardır. Ama tabiri yapacak kişinin Salih bir kul olması anlayışı hakimdir. Ve tabirde tavsiye dilen hep hayra yormak şeklinde olmalıdır.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@