10.05.2020, 21:02

İslamiyette Çalışmak ve Önemi

Bugün, İslam dinindeki çalışma konusu üzerinde duracağız. İslam’ a göre çalışma nedir? C.Allah insanlara niçin böyle bir çalışma kuralı getirmiştir.

Bugün, İslam dinindeki çalışma konusu üzerinde duracağız. İslam’ a göre çalışma nedir? C.Allah insanlara niçin böyle bir çalışma kuralı getirmiştir. Kuran’a baktığımız zaman, Allah(cc)’ın insanların çalışmasını istediğini görüyoruz. Acaba niçin çalışmamız isteniyor? Ya da insanlar niçin çalışıyor? Cennetteki gibi hiç çalışmadan devamlı cennet hayatı yaşama imkânı niçin verilmemiş? Elbette bunun bir sebebi var. Bugünkü yazımızda O sebepler nelerdir gibi konular üzerinde duracağız. Bu gibi soruların Kuran’a göre cevaplarını arayacağız.

Tabi bizim üzerinde duracağımız İslam dini açısından çalışma nedir konusu olacaktır. İslam dini açısından çalışma ile genel anlamdaki çalışma arasında fark var mı derseniz, tabi vardır. Çünkü genel açıdan çalışmak, bir amaç uğruna iş yapmak, çabalamak, eylem ve işlemlerde bulunmaktır. Çocuğunu evlendirecektir. Fakülteyi bitirecektir. İş yerindeki pozisyonunun yükseltecektir, gibi amaçlar için çalışma, genel anlamdaki çalışmadır. Ama İslam’a göre çalışmak nedir dersek bunun farklı yönleri olduğunu söylememiz gerekecektir. Çünkü İslam’a göre çalışma,Allah’ın emrine uyarak, dünya ve ahiret saadetlerini kazanmak için yapılan çalışmadır, mücadeledir, gayrettir, gösterilen çabalardır. Yapılan eylem ve işlemlerdir. İslam’a göre tanımı istenince tabi ki işin içine hem dünya hem de ahiret girer. Önemli fark budur. Çünkü Kur'an-ı Kerim'den öğreniyoruz ki, “Sadece ahiretini ya da sadece dünyasını isteyen değil, her iki dünya için çalışan daha çok sevaba ulaşır.” Onun için de, dini açıdan çalışmayı tanımlarken, ahiret de devreye girer ve hem dünyamız için hem de ahiret için çalışma söz konusu olur.

Sonra, çalışma bir ibadet midir? İslamiyet’te kadının çalışmasına nasıl bakılır, çalışma ahlakı nedir? İnsanlar dünyaya çalışmak için mi gönderilmiştir? Çalışma yapmadan kazanılan para, mal, mülk niçin helal değildir? Çalışmadan para kazanmak isteyen dilencilere İslam dininin bakışı nedir? gibi değişik ama ilgili olan konular üzerinde de duracağız.

Kuran’a Göre İnsanın Çalışması Hem Dünya Hem Ahiret İçin Olmalıdır

Kuran’a göre insanlar her iki dünya için çalışmalıdır. Bu konu ile ilgili olan pek çok ayet vardır. Biz bunlardan bir kaçını sayalım ve içeriğinden kastedilenin ne olduğunu anlatalım.Mesela Kasas Suresi 77, Cuma Suresi 10, Necm Suresi 41. ayetlerini örnek olarak verebiliriz. Kasas Suresinde C. Allah, “Ey Kulum! Allah’ın sana verdiğinden, ahiretini de, dünyanı da kazanmak için çalış” (Kasas-77) buyuran C. Allah, Cuma Suresi 10. Ayetinde, “(Cuma) namazınızı kıldıktan sonra Yeryüzüne (çalışmak için) dağılın ve Allah’ın lütfünden nasibinizi (rızkınızı) arayın.” (Cuma -10) buyurarak yeryüzünde rızık için, ülke kalkınması için çalışmak gerektiğini ve insanların da bunu yapmak zorunda olduklarını bir tavsiye halinde değil bir emir mahiyetinde bildirmektedir.

Necm Suresi 41. ayetinde de, C. Allah, “Çalışan her mümin kulun çalışması karşılığı kendisine tastamam verilecektir. (o bakımdan çalışın)” buyurarak, çalışan her mümin kula hem dünya da hem de ahirette çalışma karşılığının eksiksiz verileceğini bildirilmektedir. Ayetlerde de görüldüğü gibi mümin kullar, Allah tarafından çalışmaya teşvik edilmektedir.

C. Allah’ın çalışmaya teşvik etmesi, çalışmayı şart koşması, çalışmadan dünya ve ahiretin kazanılamayacağının bir göstergesidir. Bunu unutmamak lazımdır. Yine unutmayalım ki ahiret de dünyadaki çalışmalarımız sonucu kazanılır. Onun için çlışacağız, yine de çalışacağız.

Çünkü, bir ülkenin veya toplumun kalkınması, o toplumu tarihin seyrinde gördüğümüz şekli ile çalışmaları sonucunda olmuştur. Tembellikleri yüzünden de kalkınamayanlar olmuştur. Hiç şüphe edilmemelidir ki, kalkınmanın temel dayanağı tamamen çalışmaya dayanır. Bütün olay verimli çalışmaya bağlıdır. Bu sebeple de İslam dini, insanları durmadan verimli çalışmaya teşvik eder.

Hadis-i Şeriflerde de hem dünya hem de ahiret için çalışmak gerektiğini çok sık bir şekilde görürüz.

Peygamberimizin, “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışın” buyurması da bu sebepledir. Günde beş vakit namaz kılan bir Müslümanın selam verme oturuşunda Rabbena duasını okuyarak, “Allah’ım! Bize dünyada da, ahirette de güzellikleri nasip et,” diye her gün 14 kere bu duayı okuması da bu sebepledir.

Kısacası, insanoğlunun hem dünya hem de ahiret için çalışmasını emreden pek çok ayet ve hadisler vardır. Kuran, bu uyarılarla doludur. Kuran, insan ile hayvanın en büyük farklarından birisinin de, insanın çalışmasını, medeniyet ve uygarlıklar kurmasını göstermektedir.

Bu konu ile ilgili olarak sahabelerden Muaz ile ilgili yaşanmış bir örnek davranışı vardır. Onu da anlatmakta her halde fayda olacaktır. Bir gün peygamberimiz bir gazve dönüşünde, yorgun ve susuz askerlerini biraz dinlendirmek, susuzluklarını gidermek için etrafa bakınırken sahabelerden muaz’ın, eli kolu çalışmaktan harap olmuş bir vaziyette kendisine doğru koşarak geldiğini görür. Muaz, Peygamberimizin yanına gelince hoşgeldiniz diyerek ellerini sıkmak için Peygamberimize doğru, uzatınca, çalışmaktan çatlayan,nasırlaşan elleri gören Peygamberimiz askerlere doğru dönerek “Esas öpülecek eller bu ellerdir” diyerek Muaz’ın ellerini öper.

Müslüman Ülkeler Allah’ın Çalışma Konusundaki Emirlerini Yerine Getirebiliyor mu?

C. Allah’ın bu isteklerini yerine getirerek istenildiği gibi çalışıyor muyuz? Dünya da ki 63 Müslüman ülkeden kadınlı erkekli çoluklu çocuklu çalışarak medeniyetler kuran, icatlar yapan, keşifler yapan kaç Müslüman ülke var. Bir tane bile yoktur. Şimdi bir öz eleştiri yapalım. Amerika’yı keşfeden, kutupları, Avustralya’yı keşfeden, kuduz mikrobunu bulan Müslümanlar mıdır? Bana icatta bulunan bir tek Müslüman kişi veya ülke gösterebilir misiniz? İnsan bu görüntüye göre dünyada çalışma açısından düşünürsek, İslamiyetin çalışma emrine uyan Müslümanlar mıdır? Yoksa kâfir dediğimiz o insanlar mıdır? Görünüş tam tersi bir durum arzediyor. Sanki kâfir dediğimiz Avrupalılar, çalışma açısından Kuran’a uyanlardır. Biz Müslümanlar da uymayanlardır. Öyle bir görüntü var. Zaten Müslüman devletlerin bu kadar geride kalmalarının en önemli sebeplerinden birisi budur. Öyleyse Müslümanlar bunlar için çalışmalıdır. Ama Müslüman ülkeler yanlış yorumlarla çalışmaktan uzak tutuluyor ve planlı programlı bir çalışma yapamıyorlar. Halbuki C.Allah İnsanları çalışsınlar diye yaratmıştır. Yaratılışımızın ana amacı çalışmak için yaratılmış olmamızdır.

Allah İnsanları Dünyaya Çalışmak İçin Göndermiştir  Çalışmayan Allah’a Çabuk Döner

Kuran’dan anladığımız, insanların yaratılmasının ve dünyaya gönderilişinin birinci sebebinin, çalıştırılmak için gönderilmiş olmamızdır. Mülk Suresi 2. ayetinde Allah-ü Teala’ın “Sizi çalışmanız için yarattım. Hanginizin çalışması daha güzel olacak onu görmek, sizi sınamak için dünyaya gönderdim. Yaşamı ve ölümü de bunun için halk ettim.” Buyurması bunun delilidir.

Yine İnsan Suresi 2. ayetinde de, “Çalışmanız için el, ayak, göz kulak, yapma gücü gibi nimetler verdim. Çalışın” buyurarak, verilen nimetlerin bile çalışmamız için verildiğini, dünyaya da çalışmak için gönderildiğimizi bunun için yaratıldığımızı bildirmektedir.
Demek ki yaratılışımızın birinci sebebi, Zariyat Suresi 56. ayetine göre Allah’ın takdiri olmakla beraber yaratılışımızın esas amacının, çalışmak için gönderilmiş olmamızdır. Mülk Suresi ile insan Suresinin 2. ayetlerinin anlattığı budur. Kuran’dan anladığımız, Kuran’dan anlaşılan bu olmaktadır. İnsan Suresinin 2. Ayetinde, “İnsanın ancak çalışması vardır, ancak geçerli olan çalışmasıdır.” buyrulması bu sebepledir.

Zaten bunun böyle olduğunu dünyayı ve insanları izlediğimizde de anlarız. Çünkü görüyoruz ki, çalışırsak dünyada kalabiliyoruz. Çalışarak yaşamımızı sürdürebiliyoruz. Daha doğrusu, çalışma gücümüz olduğu sürece dünya da tutuluyoruz. Çalışma gücümüzü kaybedip de ihtiyarladığımız an, C.Allah bizi hemen yanına alıyor.

İhtiyarlayıp da iş yapamaz hâle gelince, dünyaya geliş sebebimiz ortadan kalkıyor. Niye dünyaya gönderilmişiz. Çalışmak için. O, ortadan kalktığına göre dünyada kalmamız için geçerli bir sebep kalmıyor. Onun için de C.Allah işe yaramaz hale gelen çalışamaz hale gelen insanı yanına alıyor.

Bunu ispat etmemiz mi gerekiyor? Çok açık bir görüntü var ortada. Siz dünyada 150 yaşında 250 yaşında yaşayan hiç insan gördünüz mü? O yaşlarda da insanlar yaşasa olmaz mı? Ama yaşamıyor. Çünkü işe yaramayacak hale geliyor. Çalışma gücünü kaybederek dünyaya gönderiliş amacından uzaklaşıyor.

Belki biraz latifeli yazıyorum ama gerçek budur. Onun için dostlarıma sürekli şunu söylerim. “Artık ben 76 yaşına geldim. Bundan sonra çalışmam. Yeter biraz da rahat bir emeklilik dönemi geçireyim demeyin. Hiç bir işiniz olmasa dahi, deyin ki Allah’ım! Ben torunlara bakıyorum. Bir işim gücüm var. Müsaade et biraz torunlarıma bakıyım. Veya kendinize bir iş bulun. Mesela bağ ile bahçe ile uğraşın. Onu söyleyin. Zaten söylemeseniz de o sizi bizi görüyor.

Bakın bu sohbetimiz de insanlara bir sırrı vermiş oluyoruz. Kabul ederler etmezler. O, kendi takdirleridir.

Peki biz C. Allah’tan isteyince verecek mi? Bizce verecektir. Çünkü, Kuran’da diyor ki,(İSTEYİN VEREYİM.) C.Allah’ın ortada isteyin vereyim diye bir vaadi var. Sonra biz bir isteyelim bakalım. Hazinesinde yok değil ki. İsterse verir. Kulluğumuzu yaptıktan sonra C. Hak’tan istemek hakkımız olmaktadır.

İSLAMİYETTE ÇALIŞMA İBADETTEN SAYILIR MI? KURAN'DA, HADİSLERDE BU İFADELENDİRME VAR MI?

Evet Kuran ve hadislerde bunun bahsi vardır. Kur'an-ı Kerim'de çalışın emri, olduğu için çalışan bir insan öncelikle Allah’ın emrini tutmuş, onun yoluna girmiş olur. Demek ki çalışan insan, Allah’ın yoluna girmiş insandır. Allah’ın yolunda olan bir insan da elbette ki sevaba girecektir. Elbette ki çalışması ibadetten sayılacaktır.

Peygamberimiz de bir Hadisi Şerifi'nde, “Hiçbir şey, kişinin eliyle çalışarak kazandığından daha kutsal, daha sevap getirici, daha güzel değildir.” buyurması bu sebepledir. Yine bir Hadis-i Şerifte, “Ailen için yaptığın çalışma ve sarf ettiğin para, diğer çalışma ve sarf ettiklerinin hepsinden daha hayırlıdır, daha sevaptır.” (Müslim) buyrulması da bu sebepledir.

Bir gün peygamberimiz sahabelerle konuşurken onlara yakın bir yerden bir genç koşar adımlarla oradan geçiyor. Sahabeler, Ya Rasulullah! Şu genç boş boş dolaşıyor çağıralım da şuraya sizden bir şeyler öğrensin” deyince peygamberimiz. “Nereye gittiğini bilmiyoruz. Belki çoluk çocuğunun rızkı için, işine yetişmek amacı ile koşarak gidiyordur. Eğer işine gidiyorsa, attığı her adım ibadetten sayılır” buyuruyor.

Demek ki İslamiyette çalışma ibadetten sayılıyor ve çalışmanın da ibadetten sayılması Kuran ile hadislere dayanıyor.

Ama tabi çalışmanın ibadetten sayılması, diğer farz olan ibadetleri o kişi üzerinden kaldırmaz. İslam ulemasının görüşü budur. Yani “Ben çoluk çocuğumun rızkını kazanmak için gece gündüz çalışıyorum. Dolayısı ile Allah’a karşı ibadetimi yapıyorum. Namaz kılmasam, oruç tutmasam da olur” diyemez. Böyle yapılması ve düşünülmesi tabi ki doğru olmaz. Ancak bir gerçeği de dile getirmemiz gerekiyor. İslamiyette çalışmak, helalından ve rızkın temizinden kazanarak ehli altında bulunanları kimseye muhtaç etmemek için çalışmak tabi ki bir ibadettir. Sadece aile geçimi için yapılan çalışmalar değil kişinin kendisi, milleti ve ülkesi için yaptığı çalışmalarda ibadetten sayılır.

MÜSLÜMAN ÜLKELERDE KADINLAR ÇALIŞMIYOR. İSLAMİYETTE KADINLARIN ÇALIŞMASI YASAK MI?

Kuran’da, kadın çalışamaz diye bir Ayet-i Kerime yoktur. Bana hiç kimse, hiç bir kurum, Kuran’da kadının çalışmasının yasak olduğuna dair bir ayet gösteremez. Çünkü yok öyle bir şey. Kuran’a göre kadın hem seçme hem de seçilme hakkına sahip olduğu gibi, çalışma hakkına da sahiptir. Kadın isterse çalışır. Devlet memuru da olabilir, devlet başkanı da olabilir. Aksine çalışması gerektiğine dair ayetler var. Örnekler verecek olursak, “Ben, erkek olsun kadın olsun –ki hep birbirinizdensiniz- içinizden, çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkartmayacağım. Yeter ki çalışın” (Âli İmran-195) buyuran C. Allah’tır. Allah-ü Zül Celal Hazretleri bu ayetinde kadın erkek ayırımı yapıyor mu? Yapmıyor. O zaman niye kadın erkekten ayrılsın. Ve bu devirde, bütün dünyanın kadınları çalışırken İslamiyette kadın niçin çalışmasın. Böyle bir savunma insanları dinden soğutmaz mı? Böyle bir şeye asla gerek yoktur.

Kadının çalışması ile ilgili iki ayeti daha görelim; “Erkeklerin de çalışarak kazandıklarından nasipleri vardır. Kadınların da çalışarak kazandıklarından nasipleri vardır. Kadın erkek çalışan herkesin hakkı teslim edilecektir” (Nisa-32) Bu okuduklarım Kuran’da yer alan C. Allah’ın sözleridir. Allah Teâla kadının da erkeğin de çalışabileceğini ve çalıştıkları takdirde de kadının da erkeğin de hakkının tam olarak verileceğini vaat etmektedir. Son kez bir de Necm Suresi 39. ayetine bakalım. “(Müslümanlar) Bilsin ki, insan için kendi çalışmasından başka (Allah katında) önemli olan hiç bir şey yoktur.” (Necm-39)

Yine Nisa Suresi 124. ayetinde “Erkek olsun kadın olsun, kim mümin olarak hayırlı ve iyi işler yaparsa, çalışırsa işte onlar cennetliktir ve onlar zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.”(Nisa-124)

Bu Ayet’i Kerimeler'den anlaşılan, kadın da erkek de çalışır ve bu çalışmalarından dolayı da hem dünyada hem de ahirette, Allah nezdinde hak ettikleri kendilerine verilir. Bu duruma göre çalışan, kadın da olsa, Allah katında bu davranışın, takdir bulan bir davranış olarak kabul edileceği anlaşılmaktadır. Burada önemli olanın, Kuran’da kadına çalışma hakkının verilmiş olmasıdır. Bazı din adına konuşanların anlattığı gibi, Kuran kadına çalışma yasağı getirmiş değildir.

14 asır evvel ki İslam âlimleri hemen hemen tümüyle, kadının çalışmasını dine uygun bulmadılar. İçlerinden bazıları kadının çalışmasını haram bir girişim olarak gördü. Ancak bugün artık kadın bu görüşü çoktan aşmış durumdadır. Bu görüşte olan din adamları ve ortaya attıkları yasaklayıcı düşünceleri, kadınlar çalışmalarını sürdürdüğü için askıda kalmış ve hiçbir geçerliliği olmayan düşünce hâline gelmiştir.

Bu kafayı taşırsak kalkınmamıza imkân ve ihtimal olmaz. Nedenine gelince. Bir Müslüman Arap ülkesini ve başka bir İslam ülkesini ele alalım. 40 Milyon nüfusu olsun. Bu 40 milyonun 20 milyonu kadın olduğu için çalışmayacak ve sadece tüketici durumunda olacaktır. 7 milyonu da çocuk olsun. Kalan 20 milyondan 7 milyonu da çıkartalım geride 13 milyon kalır. Kalan 13 milyon nüfustan 3 Milyon yaşlı nüfusu da çıkaralım. Özürsüz çalışabilecek 10 milyon insan kalır. Bu durumda 40 Milyon insana, çalışabilecek 10 milyon insan bakacaktır. Çalışan 10 milyon 40 milyona mı bakacak, kalkınmayı mı sağlayacak? İslam ülkelerinin kalkınamamalarının bir sebebi de budur.

Nüfusun yarısını çalıştırmayan ülkenin kalkınması bugünkü şartlarda hiç mümkün değildir. Böyle olunca, üzülerek söylüyorum, 14 asır evvelki kafayı taşıyan din adamlarımız, baktılar ki belli bir kesim dışında kendilerini hiç dinleyen yok. Onun için de hafif hafif dönmeye başladılar ve “Kadının çalışmasında bir yasaklama yok ama şu şartları taşıması lazım” gibi tevil yollarına kaymaya başladılar. Şimdi de aşağıda bazılarını zikredeceğimiz şekillerde konuşarak, yine de kadının çalışmamasını savunmaya çalışırlar. Ama bu fikirleri tümüyle yanlıştır. Ortaya attıkları iddiaları şunlardır. Diyorlar ki, “Kadının bedeni narin olduğu için yıpranır. Çalışmaması daha iyi.” “Çalışan kadın evine kocasına tam hizmet edemez. Bu da Allah’ın emrine ters düşer” “Çalışan kadın az çocuk yapar. Dolayısı ile peygamberimizin emri dışına çıkılmış olur.” “Çalışan kadın çocuk doğursa ona bakamaz. Çalışmaması daha iyi.” “Çalışan kadın diğer erkeklerle beraber çalışacağı için kandırılabilir. Netice de aile yıkılması facialarına sebep olur. Bu bakımdan çalışmaması çok daha iyi derler.” Kısacası mevcut dini yazar ve din adamlarımızın bir kısmı, kadının çalışmasına hâlen karşıdır. Ama bu karşı olmaları, Kuran'a dayandığından değildir. Müslüman erkekler kadınlarını kaybetmekten, bir ahlaksızlık yapacağından korktuğu için kadının çalışmasına karşı çıkarlar. Şimdi de açıktan söyleyemedikleri için, dolaylı yollardan engel olmaya çalışırlar.

Ancak düşünceleri, engellemeleri millet ve devletleri için zarar vericidir. Bugün Müslüman devletlerin kalkınamamasının en önemli sebeplerinden birisi, kadını çalıştırmamalarıdır. Bir ülkenin nüfusunun yarısı çalışmazsa ve dolayısı ile üretim dışında kalırsa, bir ülkenin nüfusunun yarısı sadece tüketici olursa o ülke kalkınamaz. Bu mümkün değildir. Önümüzde örnek olacak pek çok İslam devleti vardır. Örneklerin düşünülmesini kişilere bırakıyoruz.

Çalışma konusunda Kuran’ın emri nedir?

Kur'an-ı Kerim insanları, kendisini tanımak, çalışarak hem dünyalarını hem de ahiretlerini kazanmaları için yarattığını Ayet-i Kerimelerle bildirir.(Zariyat-56) Öyleyse diyebiliriz ki insan, Allah emrettiği ve öyle programladığı için,Dünya ve ahiretini kazanmak için yaratılmıştır. Kuran’dan öğrendiğimize göre,ahirette hiç çalışma yok. Sürekli olarak sonsuza kadar zevki sefa var. Bunlar C.Allah’ın kurduğu düzenin gereği olan şeylerdir. Allah’ın programlaması ile ilgili olan şeylerdir.Eğer Allah bizi Su içinde yaşayacaksınız veya toprak altında yaşayacaksınız diye programlasaydı, öyle yaşardık. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Yılanlar, fareler, solucanlar niye toprak altına kaçıyorlar? Öyle programlandıkları için kaçıyorlar. Öyleyse bizler de Allah öyle istediği için çalışıyoruz. Ama bazı düşünceleri de kafamıza yerleştirmiş. Yaşamak için, ailemizi geçindirmek için çalışıyoruz diyoruz. Dünyada ve ahirette güzel olan, iyi ve hayırlı olan şeyleri kazanmak için, çalışırız diyoruz. Daha başka bir ifade ile, dünya ve ahiret saadetini kazanabilmek için, C. Hak çalışın dediği için çalışıyoruz.

Yani bir Müslüman’ın dünya ve ahiret saadetini kazanabilmesi için sadece dua etmesi, sadece dini görevleri yerine getirmesi yeterli değildir. Çalışması da gerekir.

Bütün bunlar göz önüne alarak konuyu toparlarsak, C.Allah’ın, insanların şu beş amacı gerçekleştirmek için çalışmaya sevk ettiğini görürüz.

1) Allah çalışmamızı emrettiği için çalışılmalıdır. (Mülk-2)

2) Dünyaya imtihan için gönderildiğinden çalışmalıdır. (İnsan-2)

3) Kendisinin ve ailesinin geçimini,ve yaşamını sağlamak için çalışılmalıdır. (Tahrim-6)

4)İçinde yaşadığımız topluma faydalıolacak işler, yapmak için çalışılacaktır. (Bakara-82)

5) Üzerinde yaşadığımız toprağı işlemek, kendimizden sonra gelecek kuşaklara daha güzel bir dünya bırakmak, dünya medeniyetinin, dünya uygarlığının küçücük bir parçası olabilmek için çalışacağız. Yani Kuran, sadece kendisi için yaşayan, sadece kendisini düşünen bir insanı asla kabul etmez.

AYET

Eğer biz Kuran’ı bir dağa indirseydik, Muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş bir halde görürdün.” (Haşr-21)

/HADİS

“Eğer kullar, ramazanda neler olduğunu bilselerdi, elbette ümmetim, bütün senenin ramazan olmasını isterdi.” (İbni Huzeyme)

Yorumlar