12.05.2020, 21:35

İslamiyette Emanet ve Önemi

Bugün, Kuran ve hadislere göre İslamiyetteki emanet anlayışı nedir?

İslamiyette Emanet ve Önemi

Bugün, Kuran ve hadislere göre İslamiyetteki emanet anlayışı nedir? Emanet verilecek veya emanet alacak bir kişide bulunması gereken güvenirlilik, emaneti taşıyabilme sorumluluğu nasıl olmalıdır, gibi konular üzerinde duracağız. C.Allah’ın bize verdiği önemli bazı emanetler vardır. Bize verilen bu emanetler nelerdir, biz bu emanetleri acaba amacına uygun kullanabiliyor muyuz,insanlar Allah tarafından verilen bu emanetlerin farkında mıdır? gibi konular üzerinde durmaya çalışacağız. Ve tabi ki bizlere Allah tarafından verilen bu emanetlerin neler olduğunu da tanıtmaya çalışacağız.

Bu arada kendisine peygamberlik görevi verilen Hz. Yunus’un bu peygamberlik görev ve sorumluluğunu taşıyamaması, Allah’ın verdiği emaneti koruyamaması sonunda başına nelerin geldiğini Kuran’a dayanarak anlatmaya çalışacağız. Yunus peygamber, Allah’tan izin almadan görev yerini terk ederek kaçsa da, C. Allah’ın ona gösterdiği ceza şekilleri sonucunda Yunus (as)’ın görevine tekrar nasıl döndürüldüğünü göreceğiz. Daha doğrusu şunu da göreceğiz. Belki C.Allah’ın eli kolu yok ama gücün onda olduğunu, isterse insanlara kendini göstermeden her şeyi yaptırabileceğini çok açık ve çok net bir şekilde göreceğiz.

Kısacası bugün, İslam’da emanetin ne olduğunu, emanete hıyanet etmemek için insanda bulunması gereken güvenirlilik ve emaneti taşıma sorumluluğu dediğimiz özelliklerin nasıl olması gerektiği konuları üzerinde duracağız.

Emanet Nedir? Kuran’da Emanet Konusu İle İlgili Ayetlerde Bildirilenler Nelerdir?

Emanet, güvenilir bir kişiye veya kuruma herhangi bir şeyi, geri almak üzere, geçici bırakmadır. Herhangi bir şeyi diyoruz çünkü emanet bırakılan para olabileceği gibi, araba olabilir, geziye çıkan bir kişinin evindeki çiçek gibi sulanmak üzere bırakılan süs bitkileri olabilir. Emaneten bırakılan çocuk bile olabilir. Ameliyat olacaksın, kendisini emanet edeceğin doktor olabilir. Daha başka şeyler de olabilir. O bakımdan herhangi bir şey ifadesi kullanılmıştır.

Emanet kelimesi Kuran’da 6 yerde geçmektedir. Kuran ve hadisler emanete çok önem verir. Ama emanet sadece, geçici bir süre için para vermek veya arabayı emanet etmek gibi maddi sahalarda olacağı düşünülmemelidir. C.Allah’ın bizim şahsımıza verdiği akıl, fikir, el, kol, göz, kulak, beden, sağlık gibi kutsal emanetler de vardır. O emanetlere bakmamızda, onları da korumamız ve veriliş amacı dışında kullanmamamız da önemlidir. Çünkü Kuran’da bu kutsal emanetlerin amacı dışında kullanılması emanete hıyanet sayılmaktadır. Bilindiği gibi emanette esas olan, emanete hıyanet edilmemesi gerektiğidir.

Allah Tarafından Bize Verilen Emanetler Nelerdir?

C.Allah’ın bize verdiği emanetler konusunu eğer geniş düşünürsek sayısının çok fazla olduğunu söylememiz gerekir. Biz bunlardan bazılarını söyleyelim. 1) İnsan canı,(ruhu), 2)İnsan sağlığı, 3) İnsanın eşi ve evlatları, 4) İnsanın iman ve inancı, 5) Kişiye ait el, kol, göz, kulak, akıl, fikir gibi, organlar ile insan hayatı gibi yaşam süreleri de verilen emanetlerdendir. Kuran’ın ifadesi ile C.Allah’ın verdiği nimetler sayılamayacak kadar fazladır. Kur'an-ı Kerim'e göre insan varlığının içinde bulunan her şey, Allah tarafından bize verilen emanetlerdir. Bu saydıklarımız belli başlılarıdır. Saymaya kalkarsak emanet sayısının çok kabarık olduğunu görürüz. Mesela verilen duygular, hissetmek, düşünmek, hıfzetmek yine akla gelen bazı ilahi emanetlerdir.

Allah tarafından verilen bu ve benzeri emanetlerin hepsi de Kuran’da zikredilen emanetlerdendir. Bunlardan bir kaçını zikredelim. Mesela, İsra Suresi 33. ayetiyle Maide Suresi 32. ayetinde insanlara verilen canın, Allah’ın bir emaneti olduğu ve bu can emanetine sahip çıkmak gerektiği Kuran’da geçen emanetlerdendir. İnsan canı, insana verilen bir emanet olduğu için, kendisine bakmayan, organlarına sahip çıkmayan Allah nezdinde suçlu duruma düşer. İntihar ederek hayatlarına son verilenlerin cenaze namazlarının bile kılınmaması bu sebepledir. Bu durumdakiler, emanete hıyanet etmiş muamelesi görür. Hiç kimse canına ölümü isteyemez, canına kıyamaz.İslamiyette bu, büyük bir suç sayılır. Kuran’da, “Size verdiğim can size emanetimdir” buyrulmasının sebebi budur.

Tahrim Suresi 6. ayetinde “Eş ve çocukların ahiret ve dünya ateşinden, kötülüklerinden korunmasının istenmesi, eş ve çocukların birer emanet olarak verldiğinin” bir delilidir. Kısacası Kuran, varlığımızla ilgili her şeyin bize Allah tarafından verilen birer emanet olduğunu bildirmektedir.

Kuran’a Göre Bir Mümin Emanet Verirken veya Alırken Nelere Dikkat Etmelidir?

Kuran’a göre emanet işinde dikkat edilmesi gereken iki yön vardır. Birincisi, emaneti vermeden önce yapılması ya da dikkat edilmesi gerekenlerdir. İkincisi de, emanet verildikten ya da emanet alındıktan sonra yapılması gerekenlerdir. Şimdide dikkat edilmesi gereken o iki yöne bakalım.

1) Emanet vermeden önce yapılması gereken ilk iş, emanetin ehline verilmesinin sağlanmasıdır. Kuran’ın Nisa Suresi 58. ayetinde, bu konu ile ilgili ilk emri, “Emaneti ehline veriniz” şeklindedir. Ehil ne demektir. Ehil, o işin erbabı, ustası, uzmanı demektir. Öyleyse emanet verilecek kişi de bu özellik var mı? yok mu? Bu, araştırılacak ilk konu olacaktır. Gelişi güzel birisine arabanızı teslim eder misiniz? Gelişi güzel birisine evladınızı bakılmak üzere emanet eder misiniz? Öyleyse emaneti ehline vereceğiz. Kuran’ın emri budur.

Ehil dediğimiz kişi de ne aranır ona bakalım. Bir kere güvenirlilik olması şarttır. Güveneceğiniz birisi olmalıdır. Eğer insan güvendiği birisini tercih ederse emanetini de huzur içinde verebilecektir. Ehil kişide olması gereken ikinci aranacak özellik ise “Emaneti taşıma sorumluluğunun idrakiiçinde olacak” bir kişi veya kurum olmasına da bakılacaktır. Yani emanet edilecek kişi veya kurum, sorumluluğu taşıyabilecek kişi veya kurum mudur? Buna da bakılacaktır. Emanet konusu önemlidir. Onun için emanet verilecek veya alınacak kişi o bilgide, görgüde, tahsil ve terbiyede midir? Bu da araştırılmalıdır.

Demek ki emanet verilmeden önce emanetin verileceği kişinin ve kurumun, ehil olup olmadığı araştırılacaktır. Yani güvenirliliği var mı? Verdiğimiz emaneti taşıyacak sorumluluk içinde olacak bir kişi mi, emanetin korunmasını sağlayacak yapıda mı gibi özelliklerin, emanet verilecek kişi ve kurumda var olup olmadığı araştırılacaktır.

2) Emanetin ikinci yönü ise, emanetin alınmasından veya verilmesinden sonraki yapılacak olanlar yönüdür. Emaneti alan kişi veya kurum, geçici bir süre için bırakılan o emanete iyi bakmak ve zamanında da sahibine sağ salim teslim etmek zorunluluğu içinde olduğunu bilecektir. Emaneten para mı aldınız, zamanında ve eksiksiz olarak, alınan yere teslim edilmelidir. Eşya mı aldınız zamanında ve eksiksiz sahibine teslim edilmelidir. C. Allah bu konuda Bakara Suresi 283. ayetinde, “Birbirinize emanet bırakırsanız, birbirinizden emanet alırsanız, zamanı gelince emaneti sahibine eksiksiz iade edin. Bunu yapamayacaksanız, emanet almayınız”(Bakara-283) buyurarak bu durumu bildirmektedir.

Bunu bir iki örnekle anlatırsak herhalde daha faydalı olacaktır. Daha ziyade yazlıklarda karşılaşılan bir iki olayı kısaca anlatmak isteriz. Komşunuz size geliyor ve bahçesindeki çimleri biçmek için çim makinenizi istiyor. Veriyorsunuz. Verirken bir de deneme yaparak nasıl çalıştıracağını anlatıyorsunuz. Ertesi günü sizin olmadığınız bir zamanda çim makinesini bahçenize sessizce bırakıp gidiyor. Baktığınızda çim makinesinin yanmış olduğunu görüyorsunuz. Veya Hilti istiyor. Hilti darbeli kırıcı demektir. Verirken de “Yarım saatten fazla çalıştırmayın yanar diyerek uyarıyor ve işinizi yarım saatte bitirin ya da yarım saat sonra bir yarım saatte ara vererek motoru soğutun yoksa motor yanar” diyorsunuz. Ertesi günü getiriyor ve ben bunu çalıştıramadım diyor. Bakıyorsunuz motor yanık. Bu gibi durumlar yanlıştır. Emanete hıyanete girer. Alındığı gibi geri iade edilmeyen her şey, hıyanete girer.

Kuran’da, Emanetin Yere, Göğe, Dağa, Taşa Teklif Edildiği Ama Onların Almadığı Söyleniyor Bu Ne Demektir?

Bu Ayeti Kerime'den anlaşılan şu olmalıdır. C.Allah dünyayı ve dünya ile ilgili olan her şeyi önce, gökyüzüne, yeryüzüne, dağlara, taşlara emanet teklifi götürüyor. Demek ki C. Allah yeryüzü, gökyüzü, dağlar taşlar gibi yerlerle konuşuyor. Bu konuşma olayı Kuran’la sabit olan bir olaydır. Evet konuşuyor. Ancak dağlar taşlar, yeryüzü ve gökyüzü bu konuda yeterli akıl ve mantığa, o yeteneğe sahip olmadığı için, sanki özür dileyerek kabul edemiyorlar. Tabi ki onlar da insandaki kabiliyet yoktur. O bakımdan kabul edemiyorlar. Yoksa emredilmiş de buna rağmen onlar bunu reddetmiş değildir. Allah’a karşı böyle bir tutum, hiç kimsenin ve hiç bir yerin haddine değildir.

Müfessirler dağlarla taşlarla konuşarak onlara teklif götürmesini, onların gönlünü almak ve böyle bir emaneti üstlenemeyeceklerini de göstermek istediği için yapılan bir teklif olarak görüyorlar. Demek ki C.Allah böyle bir şeyi düşünmüş ve teklif götürmüş ama onlar o kabiliyette olmadıkları için kabul edememişler. C. Allah bende diyor. Dünyayı ve dünya ile ilgili olan her şeyi insana emanet ettim. İnsan da onu yüklendi.

Dağın, Taşın Kabul Etmeyip de İnsanın Kabul Ettiği Emanet Nedir?

Tabi bu soru, üzerinde düşünülmesi gereken bir sorudur. İslam uleması da bu konuda değişik görüşler ortaya atmıştır. Şimdi biz de düşünelim. Acaba dağın taşın kabul edemeyip de insanın kabul ettiği emanet ne olabilir? Bunun cevabını yine Kuran’dan alıyoruz. Çünkü C.Allah’ın Kuran’da “Allah, göklerde ve yerde ne varsa hepsini bir lütfu olarak insana vermiştir.” (Casiye-13) buyurduğunu, yine Enam Suresi 165. ayetinde de, “İnsanı yeryüzünün halifesi kılan, nimetler veren Allah’tır.” (Enam-165) bilgisini verdiğini görüyoruz. Tabi C. Allah’ın verdiği bu bilgiler de bize, insanoğluna emanet edilenin dünya ve dünyada yaratılan her şey olduğuna işaret etmektedir. Ve dolayısı ile de dünyanın idare edilmesiyle ilgili gönderdiği kurallar sistemi, yani yazılı emirlerini taşıyan ilahi kitaplar, başka bir ifade ile ilahi dinler bu emanetin içinde olmaktadır. Böyle olunca da, dünyada yaşamımıza giren her şeyin, bize emanet edilmiş ve sorumluluğumuza bırakılmış olduğunu göstermektedir.

Allah (CC)Kurduğu Dünya Düzeninin Bozulmamasi İçin Her Şeyi İnsana Emanet Etmiştir

Kuran’daki verilen bilgilerden anlaşılan şudur. C.Allah, dünyada bir düzen kurmuş. Bunun bozulmasını istemiyor. Kurduğu düzeni koruyabilecek ve dünyayı daha da gelişmiş hale getirtebilmek için koruyucu arıyor. Ve bu sebeple de, dağa taşa teklif götürüyor. Ama isteklerinin ancak insan tarafından yapılabileceğini bildiği için de bu görevi insana veriyor. Ve yine bu sebeple insanı dünyanın halifesi olarak ilan ediyor.

C. Allah’ın düzenin bozulmaması ile ilgili olarak bir örnek verirsek herhalde daha iyi anlaşılacaktır. Denizleri okyanusları yaratan Allah, onlarda da sayısız su canlıları halk etmiştir. C. Hak, bütün bu canlıları zehirleyip de onların ölümüne sebep olmayacak yönetici aramıştır. Dağlara taşlara teklifi bunu gösteriyor. Bu işi başaracak olanın da insan olması sebebi ile dünya ve dünyada halk edilen her şeyi insanın emrine vermiştir. Tabi sadece deniz ve okyanuslar değil, mesela atmosferdeki oksijenin, karbondioksidin, karbonmonoksidin oran ve özelliklerini bozmayacak, bir delilik yapıp da dünyadaki insanların hepsini bir çırpıda öldürmeyecek bir emanetçi aramıştır. Neticede de bu iş için aklı başında, dünyadaki düzenin farkında olan insanı seçmiştir. Tabi ki bu, büyük bir şereftir. Ve bunun insana getireceği çok büyük olmuştur.

Böyle olunca C. Allah’ın insanı, Ahseni takvim üzerine ve üstün yaratmasının bir sebebi de bu olduğu görülüyor. İnsanı, dünyayı ve dünyadaki her şeyi, her türlü düzeni, emanet edilebilecek güçte ve doğrulukta ve üstünlükte yarattığı için de, insanı emanetçi kılmıştır. Kuran’dan anlaşılan bu olmaktadır.

Öyleyse biz insanlar olarak, C.Allah’ın emanetçileriyiz. Bu durum da şunu gösterir. Allah-ü Teâla kullarına güveniyor. Ve insan olarak bizleri, O’nun verdiği emaneti koruma sorumluluğu ve idraki içinde olacağımızı biliyor. Tekrarlarsak tabi ki bu, insan için büyük bir mutluluktur, büyük bir şereftir.

Kuran’a Göre, Dünyada Olan Her Şeyin İnsana Verilmesinin Sebepleri Nelerdir?

Kuran, insanoğluna sorumluluk duygusunun verilmesinin sebebini Ahzap Suresi'nin 72. ayetinde açıklamaktadır. Bu ayette C.Allah, “Biz emaneti dağlara taşlara teklif ettik, onlar bu emaneti taşımaktan korktukları için yanaşmadılar. O sorumluluktan korktular. Bunu insan üstlendi.” (Ahzap-72) Ayet’i Kerimesi'nden anlıyoruz ki Allah bazı önemli şeyleri taşıması için önce dağlara taşlara teklifte bulunmuş ama onlar korktukları, çekindikleri için yapamayacaklarını ve Allah’a karşı da mahçup olmamak, günaha girmekten korktukları için kabul etmemişlerdir. Anlaşılan bu olmaktadır.

Böyle olunca dünyanın ve dünya yönetiminin insana verilmesinin sebepleri şunlar olabilir:

  • Dünyadaki hiçbir canlı cansız hiç bir varlık, dünyayı yönetme gücünü kendinde görememiştir.
  • Melekler dahil, evrendeki bütün varlıkların en üstünü insan olduğu için dünya ve dünyadaki her şey ile dünyanın yönetimi insana verilmiştir. Bundan anlıyoruz ki, evrende Allah’tan sonra en üstün varlık insandır.

  • İnsanların Nefsani arzulara karşı çok meyyal yaratılmış olması, suç işlemeyen bir insanın olamayacağı olgusunu ortaya çıkardığından C.Allah, Mümin kullarının affını sağlayacak imkânları da ona, yani insana vermek istemiştir. İnsanın, dünyanın sorumluluğunu üstlenmesi de ona bir artı puan kazandırdığından, Allah da, Ahzap Suresi 73. ayetinde belirttiği gibi, “Emaneti insanın yüklenmesini, Müminlerin dua ve tövbelerini kabul etme fırsatına çevirmiştir.” Üçüncü bir sebep de C.Allah’ın böyle olmasını istemesinden dolayı da dünyanın ve dünyadaki her şeyin insanın emrine verilmesinin sebebi olmuştur.

Demek ki dünya yönetim emanetinin insan tarafından kabul edilmesi, canlı cansız hiçbir varlığın kabul edemeyişi, insanın evrende Allah’tan sonra en üstün varlık olduğunu gösterir. C.Allah da zaten bu sebeple insanı dünyanın halifesi ilan etmiştir. Tekrarlarsak, Kuran’dan anlaşılan budur.

Kuran’daki Emanet İle İlgili Olarak Anlatılan Hz. Yunus Kıssası

Hz. Yunus, Kuran’da geçen 25 peygamberden birisidir. M.Ö. 850 ilâ 783 yılları arasında yaşadığı ve

nüfusu yüz binin üzerinde olan Ninova şehrinde ikamet ettiği ve bu bölgenin insanlarına peygamber olarak gönderildiği anlaşılmaktadır. Kuran’da bu konu ile ilgili olarak verilen bilgi şöyledir. “Biz Yunus’u, yüz binin üzerinde nüfusu olan Ninova’daki kişilere peygamber olarak gönderdik” (Saffat-147)

Peygamber olduğu Kuran ile de ilan edilen Yunus Peygamber, gönderildiği Ninova halkını 5 sene uğraşmasına rağmen hiçbir kişiyi dinine katamamıştı. Bu durum O’nu çok üzmüştü. Ancak Kuran’dan anladığımıza göre C. Hak, Hz. Yunus'u yalnız bırakmamış ve teselli ederek görevine devam etmesini istemişti. Bunu Enam Suresi'nden anlıyoruz. “(Ey Yunus!) Onların (Ninova halkının) söylediklerinin hakikaten seni üzmekte olduğunu biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar. Fakat o zalimler açıkça Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar.” (Enam-33) "(Ey Resulüm!) “Sabret. Senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme. Kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma.” (Nahl-97) “Onların söyledikleri şeyler yüzünden senin canının sıkıldığını and olsun biliyoruz.” (Hicr-97)

Yukarıdaki üç Ayeti Kerime’de de C. Allah’ın, Yunus Peygamber’i teselli ettiği görülüyor. Buna rağmen Hz. Yunus yaymaya çalıştığı tevhid dinine 5 yılda kimseyi katamadığı için çok üzülüyordu.Ve bu durumu kendince bir başarısızlık olarak gördüğü için de C. Allah'a haber vermeden acele ile peygamberliği bırakmaya ve Ninova şehrini terk etmeye karar vermişti. Aceleyle karar verdiği bu düşünceler sebebi ile bölgesini terk etmiştir.

Yunus Peygamberin Bölgesini Terketmesi ve Sonuçları

Başarısızlık sonucu bölgesinden ve peygamberlikten uzaklaşmak isteyen Yunus Peygamber bir yük gemisine binerek bölgesini terk ediyor. Kuran’da, “Yunus, dolu bir gemiye binerek kaçmıştı.” (Saffat-140) ifadesi ile bu anlatılır.

Ancak bindiği yük gemisi, çıkan fırtına yüzünden, denizin ortasında batma tehlikesi geçirince, gemi

yöneticileri geminin yüklerinden bir kısmı ile yolculardan kura ile belirlenen bazılarını, motor ve kayıklarla denize indiriyorlar. Atılanlardan birisi de Yunus Peygamberdir. Tabi bu arada Yunus Peygamber hata işlediğini anlayarak Allah’a dua etmeye, affı için yalvarmaya başlıyor. Ancak denize atılan Yunus’u aç bir balık anında yutuyor. Bu durum da Kuran da şöyle anlatılır. “Yunus kendini suçlayarak kınayıp dururken bir balık onu yuttu.” (Saffat-142)

Balığın karnında karanlık bir ortamda kalan Yunus Peygamber Allah’a duaya devam ediyordu. “Yunus Peygamber, balığın karnındaki karanlık ortamda hâlâ yaşadığını fark edince bütün bunların, hatalı oluşundan başına geldiğini anlıyor ve Allah’ım! Senden başka ilâh yoktur. Ben kusur işledim, zalimlerden oldum. Beni bağışla, affet yarabbi!” diyerek duasına devam eden Yunus’u C. Hak,Enbiya Suresi 88. ayetten öğrendiğimize göre affediyor. "Bunun üzerine O’nun duasını kabul ettik ve O’nu kederden kurtardık. İşte biz Müminleri böyle kurtarırız.” (Enbiya-88) buyrulması bunu gösteriyor.

Müfessirlerin ifadesine göre C.Allah, balığa verdiği emirle, Yunus’u kıyıya bıraktırıyor ve O’nun balık tarafından yenmesine mani oluyor.

İslam uleması ve Müfessirlerin ifadelerine göre Hz. Yunus’un başına gelenler, kendisine verilen Peygamberlik emanetini taşımaktan kaçması sebebiyledir. Sonradan kusur işlediğini anlayan Hz. Yunus’un dua ederek af dilemesi O’nu kurtarmıştır. C. Hak bunu da Kuran da şöyle açıklamaktadır. “Eğer Yunus, Allah’ı tesbih edenlerden olmasaydı tekrar dirilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı.” (Saffat-143,144)

Demek ki emanet konusu herkes için geçerlidir ve emanete de asla hıyanetlik yapmamak gerekir. Aksi takdirde kişi, dünyada veya ahirette onun cezasını çekmekten kurtulamaz. Anlamamız gereken bu olmalıdır.

Allah yere, göğe, dağa, taşa emanet teklifini ne zaman yapmış olabilir?

Kur'an-ı Kerim'den anladığımıza göre dünya yaratılıp her şeyin kaderi çizildiği anda bu teklifi yapıyor. Önce yeryüzüne, gökyüzüne, dağa taşa yapıyor. Oradan olumsuz cevap alınca da insanlara yapıyor. Ahzap Suresi 72. ayetinde bu konu şöyle açıklanır: “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi.” İslam ulemasının görüşüne göre, C.Allah insanların ruhları ile görüşerek bu teklifi yapıyor. Ve ruhların toplu halde kabul edişlerinden sonra da onların kaderlerine bu emaneti kabul etme işini bir görev olarak yazıyor. Bu sebeple de, insan dünyadan sorumlu hale geliyor.

AYET

Ey iman edenler! Şeytana uymaktan kaçının. Çünkü şüphesiz sizin apaçık bir düşmanınızdır.” (Bakara-208)

HADİS

“Oruçlu, yatağı üzerinde uyusa da ibadettir.” (Deylemi)

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@