Prof. Dr. İ. Pelin Dündar'ın 2 Temmuz 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

İşletmelerde yönetim süreci planlama ile başlar, organizasyon ile aşama kaydeder ve yöneltme sayesinde de anlam bulur.  Yöneltme süreci, planlama aşamasında altı çizilen hususların ne derece anlam kazandığını belirleyen olması nedeniyle yönetim sürecinin dinamik bir yapıya bürünmesinde başat bir rol üstlenmektedir.

İşletmelerde etkin bir yöneltme sisteminin olabilirliğini mümkün kılmak için öncelikle takım ruhunu gerçekleştirmek son derece önem taşımaktadır. Bunun için de etkin bir liderlik anlayışı gereklilik arz etmektedir. Etkin liderliğin işletmelerde doğal olarak işlevselliğini mümkün kılmak için ise bir vizyonu benimsemek ve bunu çalışanlarla paylaşmak, çalışanlar ile kişisel olarak ilgilenmek, bilgiyi paylaşmak, zamanı ve de kaynakları doğru kullanma becerisine sahip olmak ve tüm bunların ötesinde de güvenilir olmak gerekmektedir. Çalışan bireylerin aynı amaç etrafında bütünleşmeleri, motive olmaları, birbirlerine hoşgörü ile yaklaşmaları ve destek olmaları işin zamanında tamamlanma sürecinde yaşanabilecek olumsuzlukları ortadan kaldırmakta ve yapılan işin kalitesini de olumlu yönde etkilemektedir. Tüm bunların oluşumunu daimi kılmak istihdam edilen çalışanın iyi tanınmasından geçmektedir. Bunu kolaylaştırmak için işin tamamlanma sürecine yönelik olarak beyin fırtınaları,  çalışanların kendilerini kolaylıkla ifade etmelerine olanak sağlamakta  ve yetenek ve becerilerini deşifre etmeye yardımcı olmaktadır. Bütün bunlar gerçekleştirilirken; görev anlayışından uzak olan çalışanı işletmeden uzaklaştırmak da kalite açısından işin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.

Aktif  bir yöneltme sürecini işletmelerde var edebilmek için altı çizilen etkin liderliğin dışında farklı temel taşlara da ihtiyaç bulunmaktadır. Bunlardan ilkini; motivasyon oluşturmaktadır. Motivasyon, bireylerin saptanmış bir amaca yönelik olarak harekete geçmeye yönelik  gösterdiği çabaların toplamını ifade etmektedir.  İşte tam da bu noktada; yöneticilerin çalışanların yetenek ve becerilerini kullanmaya yönelik olarak sağlayacakları atmosfer son derece dikkate değerdir.

 Çalışanları ortak vizyon etrafında toplayabilmek, işin tamamlanma sürecine yönelik motivasyonu sağlamak ve gerektiğinde değişim sürecini tüm çalışanlar nezdinde süratle başlatabilmek, yöneltme sürecinin devamlılığını sekteye uğratmamak açısından önemlidir ki; tüm bunlar yukarıda da vurgulandığı üzere etkin bir liderlik paralelinde mümkündür.

Temel taşlardan bir diğeri de etkin iletişimdir. Kurum içimde yapılan işin kalitesini artırmak adına; iletişimden kaynaklı engelleri kaldırmak bir gerekliliktir. Buna ilişkin olarak da dolaysız ilişkilerin kurulabildiği bir ortamın hakimiyeti, hem çalışanların kendi aralarında hem de çalışanlar ile yönetici kesim arasında haberleşme sürecini kolaylaştıracaktır.

Yöneltme sürecinin etkinliğini sağlayabilmek adına bir diğer temel taş da güç olarak ifade edilmektedir. İşletmelerde çalışanları etkileme yeteneği olarak görülen gücün hissettirmeden takım çalışması paralelinde; yapılan beyin fırtınaları eşliğinde işlevsel kılınması,  otoriter bir yönetim anlayışından ziyade destekleyici bir yönetim anlayışının vücut bulmasına kapıları aralamaktadır. İşletmelerde sağlıklı bir yöneltmenin hakimiyetini egemen kılmanın yolu da buradan geçmektedir.