16.04.2020, 21:23

İslâm dininde tevhid anlayışı nedir?

Tevhid, birlemek, tek olmak anlamına gelmektedir. Evrenin, canlı cansız bütün varlıkların bir tek yaratanı vardır o da Allah’tır. Allah vardır ve tekdir. Bir anlamda tevhid budur. Diğer bütün her şey onun varlığının (Vacibül Vucud) yansımasından, kürreden zerreye dönüşünden ibarettir. Evrende gördüğümüz her şey, ona aittir ve onun varlığının birer delilidir, O’nun bütün ve tek olan, kül halindeki

Tevhid, birlemek, tek olmak anlamına gelmektedir. Evrenin, canlı cansız bütün varlıkların bir tek yaratanı vardır o da Allah’tır. Allah vardır ve tekdir. Bir anlamda tevhid budur. Diğer bütün her şey onun varlığının (Vacibül Vucud) yansımasından, kürreden zerreye dönüşünden ibarettir. Evrende gördüğümüz her şey, ona aittir ve onun varlığının birer delilidir, O’nun bütün ve tek olan, kül halindeki varlığının yarattıklarına yansımasıdır.         

VACİB-ÜL VUCUD GÖRÜŞÜ NEDİR?

İslam dinine göre Allah vardır ve birdir. O’nun varlığının olması zorunludur.Yani Allah’ın var olmaması  ihtimali yoktur. Çünkü o olmasaydı, hiçbir şey de olmazdı,olamazdı. O bakımdan diyoruz ki Allah vardır ve birdir.Varlığı da zorunludur. Evrende görülen her şey de onun varlığının bir yansımasından ibarettir. O, hiçbir şeye de muhtaç değildir. İşte bu anlayışa Vacib-ül Vucud anlayışı diyoruz.

Yukarıda da izah edildiği gibi evrende olan her şey de ona aittir. Mevcudatın tümünün Allah’a ait olduğu, her şeyin de O’nun varlığının yansımış görüntüsünden ibaret olduğu görüşü hâkimdir. İslam dinindeki geçerli olan görüş budur. Bütün mevcudat, O’nun var olduğunu ve tek yaratıcı olduğunu gösterir.  Allah, Vacib-ül vücut dur, derken bir yönü ile kastedilen budur. 

Vacib-ül Vucud, tek yaratıcı olan Allah’ın Evrende,  zerreden küreye kadar her şeyde zatını gösterdiğine, her şeyin O’nun varlığının birer delili ve görüntüsü olduğuna inanmak anlamına da gelir.Bu sebeple, Dinimizde kişinin, Allah’ın varlığını kabul etmesi yeterli değildir. O’nun varlığının kabulü yanı sıra, Allah’ın tek olduğuna da inanması gerekir. Dinimizde ki bu inanç da, Kelime-i Tevhit ile Yani, (LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜN RESULULLAH )  cümlesi ile ifadelendirilir. Anlamı, “İlah yoktur. Sadece tek olan Allah vardır, birdir. Muhammed O’nun resulüdür”

 KAİNATTAKİ HERŞEYİN BİR DÜZENLEYİCİSİ VARDIR
Kainatta yaratılmış olan canlı cansız her şeye dikkatlice baktığımızda, hepsinde bir ölçünün,bir düzenin olduğunu görürüz. C.Allah’ da Kuran’da  bunun böyle olduğunu bildirmektedir.Kamer Suresi 49.Ayetinde, “Biz Her şeyi bir ölçüye göre yarattık” buyururken Furkan Suresi 2. Ayetinde, “Allah, göklerin ve yeryüzünün mülkü kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde de hiçbir ortağı yoktur. O,her şeyi yaratandır. Ve yarattığı her şeyi de bir ölçü ve  denge üzerine inşa etmiştir.” (Furkan-2)

Uzay bilim adamları bugün eğer bir kuyruklu yıldızın Dünyanın üzerinden hangi gün ve hangi saatte  geçeceğini bilebiliyorlarsa bu, her şeyin bir düzen ve ölçü içinde yaratıldığını çok küçük bir göstergesidir. Bilim adamları diyorlar ki, Eğer Dünyanın meyili bugünkü meyil ölçüsünden (23,5 derece) bir derece bile eksik veya fazla olsaydı, ne mevsimler meydana gelirdi ne de dünya yerinde kalırdı. Savrulur giderdi ve  dünya diye bir şey kalmazdı.Yine mesela dünyanın güneşe uzaklığı bugünkünden  biraz daha fazla olsaydı, Dünyamız kutuplardan farksız olurdu. Veya bugünküden biraz daha yakın  olsaydı.canlıların yaşayamayacağı  sıcaklıkta bir yer olurdu.Sadece söylediğimiz bu olaylar bile, kainatta bulunan her şeyde mutlak surette bir ölçünün var olduğunu gösterir.

Yukarıda verilen ve aşağıda verilecek olan örneklere baktığımızda, kainatta bir düzenleyicinin olduğunu ve o düzenleyicinin de Allah olduğunu anlarız. Dünyaya baktığımız zaman, her şeyin bir yapıcısının,bir sahibinin olduğunu görürüz. Sahipsiz hiçbir şeyin olmadığını,olamayacağını anlarız. Onun için diyoruz ki, Kainatın da bir sahibi ve  bir yaratıcısı vardır o da C. Allah’tır. İhlas Suresinde de Allah Teâla’nın kendisini şöyle tanıttığını görürüz. “Ey Resulüm! İnsanlara söyle.Var olan O Allah, en büyük  tekdir. Hiçbir şeye de muhtaç değildir. Ama her şey O’na muhtaçtır. Doğmamıştır, doğurmamıştır. Kainatta da eşi ve emsali yoktur.”(İhlas Suresi)

ALLAH’IN VARLIĞININ YANSIMASI İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Bu konuda okuduğum kitaplarda genellikle örnek olarak güneş ışığı, hayvanlardaki merhamet, yağan yağmur örnekleri verilmektedir. Ben de bu örneklerden bir ikisini aynen vererek konuya bu örneklerle somutluk kazandırmak istiyorum. 

Güneş ışığı dünyayı aydınlatan, ısıtan dünyamızın aydınlanma ve ısınma kaynağıdır. İnsanların hepsinin güneşi her zaman görmeleri mümkün değildir. Kapalı bir mekânda olan güneşi göremez. Ama kapalı mekânı, evi veya iş yerini aydınlatanın güneş olduğundan da hiç şüphe etmez.

Dünyamızı bu kadar güçlü bir şekilde başka ne aydınlatabilir ki. Bütün dünyanın insanları birleşse yine de dünyamızı, güneş gibi aydınlatamaz. Bunu bilen insan, güneşi görmese de, gelen ışığın güneşe ait olduğunu, onun verdiği ışığın bir yansıması olduğunu çok iyi bilir. Dünyada ve tabi ki evrende gördüğümüz her şey de aynen böyledir. Yani onun sonsuz kudret ve gücünün, varlığının birer görüntüsünden, yansımasından ibarettir. Allah’ı görmesek de evrendeki eserleri onun varlığının birer delilidir.

VACİB-ÜL VÜCUDUN HAYVANLARA YANSIMASI

İnsanlarda tevhit anlayışını zaten hep görüp geliyoruz. Bu anlayış insanlar da en güzel şekilde kendini gösterir. Zekâya ve düşünceye sahip olduğu için insan bu anlayışı hem çabucak çözer hem de görüntü verir. O bakımdan biz, zekâ ve düşünceden yoksun olan hayvanlara bakalım diyoruz. Öncelikle, hayvanlarda gördüğümüz merhamet duygusuna bakalım: Dağlarda doğup büyüyen oralarda ölen bir fil, o koca hayvan, yavrusu yaralandığı zaman yavrusunu kendi haline bırakmaz. Hortumu ile  onun yarasını tedavi etmeye  okşayarak, yavrusunu iyileştirmeye, ayağa kaldırmaya çalışır. Buradaki filin merhameti, C. Allah’ın kül halindeki merhamet duygusunun zerre halinde de olsa, o hayvana verilmiş olmasının bir görüntüsüdür.

Bu, yaratanın Allah olduğunu, merhamet ve acıma, koruma gibi o güzel duyguları da, o hayvana verenin yine Allah olduğunu gösterir. Hayvanlarda bile olan bu merhametin, Allah’a ait o kül halindeki sonsuz merhametten bir file, Allah tarafından,  zerre halinde verilmesi halidir.

Bir başka örnek olarak da Gurk tavuğunu düşünelim. Civcivlere saldıran bir köpek bile olsa, gurk tavuğu, yavrularını korumak için vücudunu şişirerek köpeğin üzerine atlar ve yavrularını korumaya çalışır. Bunu pek çoğumuz görmüşüzdür.

Son olarak, fil örneğinden sonra, küçük bir serçeye bakarsak. yumurtadan çıkardığı yavrularını besleyip büyütmek için onlara yiyecek aramaya çıktığını, topladığı gıdaları ağzında taşıyarak yavrularına getirdiğini ve bu getirdiği yiyeceği de gagası ile yavrularının ağızlarına bırakarak onlara baktığını, bir tehlike anında da onları korumak amacı ile başka yerlere taşıdığını hepimiz biliriz. Serçe, zekâdan düşünceden belki yoksundur ama Allah’ın verdiği o merhamet duygusundan koruma kollama duygusundan yoksun değildir. Serçenin bu durumu yine, Allah’a ait o sonsuz merhametin, küçük serçeye, zerre kadar da olsa verildiğini, fıtratlarında böyle bir duygunun var olduğunu gösterir.

Kuran-ı Kerim’de bildirildiğine göre, merhametin sonsuz şekli Allah’a aittir. En büyük Rahman da O’dur, en büyük Rahim’de yine O’dur. Bütün yarattığı varlıklarına,  Rahim ve Rahman gibi güzellikleri,  yansıtan şüphesiz ki O’dur. Allah’ın merhametini yansıtmadığı bir tek canlı bile gösterilemez. Her canlının daha yaratılışında bu özellikler Allah tarafından onlara verilmiştir. Yani canlıların fıtratlarında bu güzel duygular vardır.

Bütün bu örnekler, İslam dininde Tevhid anlayışının hâkim olduğunu gösteren örneklerdir. Zaten C. Allah’ ihlas suresinde: “Ya Muhammed söyle insanlara, Allah vardır ve birdir.” diyerek inananlara peygamberimiz vasıtası ile bu tebligatı yapmıştır. Yine Kuran’da, Evrendeki her şeyi yaratanın da o olduğu bildirilir.

C. Allah,  Ahzap Suresi 73.Ayetinde, “Yüzünü Tevhid dinine döndür. Sakın müşriklerden olma” buyurarak, İslam dininin bir tevhid dini olduğunu da bizlere tebliğ etmiştir.

Özet olarak söylersek, Allah vardır ve birdir. Dinimiz de bu anlayış üzerine kurulu olan bir tevhid dinidir. İslamiyet’teki Tevhid anlayışı da La ilahe illallah Muhammedün resulullah” (İlah yoktur sadece tek olan Allah vardır. Muhammed de O’nun resulüdür) ifadesi ile dillendirilir

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@