31.05.2019, 14:47

İslâmiyet'in en kutsal günü Kadir Gecesi

Kadir Gecesi önemli ve değerlendirilmesi gereken mübarek bir gecedir. Müminin, Allah’tan hayırlı olan her şeyi isteyebileceği ve isteklerinin de kabul olacağının bildirildiği bir gecedir...

Kadir Gecesi önemli ve değerlendirilmesi gereken mübarek bir gecedir. Müminin, Allah’tan hayırlı olan her şeyi isteyebileceği ve isteklerinin de kabul olacağının bildirildiği bir gecedir...

Kadir Gecesi İslâmiyet’in doğduğu, insanlığın İslâmiyet’le şereflendirildiği, Peygamberimizin de peygamberlik ile ödüllendirildiği, Kur’an’ın inmeye başladığı çok mübarek bir gecedir. Kısacası İslâmiyet bu gece doğmuştur.İnsanlık  İslamın nuru ile bu gece karşılaşmıştır

İslâmiyet’in en kutsal gecesi olarak gördüğümüz Kadir gecesi, Ramazan ayı için de olan bir gecedir. Ancak Ramazan Ayı'nın hangi gecesinin Kadir Gecesi olduğu çok net bir şekilde belirtilmemiştir. Peygamberimiz, Kadir Gecesi'nin, Ramazan Ayı'nın son 10 gününde olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirttiği için İslâm uleması Ramazan ayının 26.gününü geride bırakarak 27.gününe ulaşmak üzere olduğumuz bu gece, bizi Ramazan Ayı'nın en kutsal gecesine, yani Kadir gecesine kavuşturmaktadır. Kadir Gecesi İslâmiyet’in doğduğu, insanlığın İslâmiyet’le şereflendirildiği, Peygamberimizin de peygamberlik ile ödüllendirildiği, Kur’an’ın inmeye başladığı çok mübarek bir gecedir. Kısacası İslâmiyet bu gece doğmuştur. Kur’an’ın, bildirdiğine göre bu mübarek gecede, insanların yazılı olan kader çizgileri de gözden geçirilmektedir. O bakımdan insanlar için önemi büyük olan bir gecedir. Duhan Suresi 4 ve 5. Âyetlerinde C. Allah; "Katımızdan bir emirle, her hikmetli işe o gece de hükmedilir" buyurarak, Kadir Gecesi'nde insanlarla ilgili pek çok konunun karara bağlandığı bilgisi verilmektedir.

HAYIRLI İSTEKLER

Kur’an-ı Kerim'in genel anlayışı ve Peygamberimizin hadislerinden çıkarılan bir sonuca göre, içten yapılacak samimi duaların, kesin kabul edileceği Kadir Gecesi'nde, samimi dualar, yapılacak iyilikler, verilecek sadakalar boşa gitmeyecektir. Mümin kardeşlerimizin günahlarının af olmasına,  kişilerin işlerinin rast gitmesine, pek çok sıkıntı ve kederden de kurtulmasına, hatta ömürlerinin bile uzamasına sebep olabilecektir.

C. Allah Bakara Suresi 186.Âyet’inde; "Kulum bana dua edip de benden bir şey istediği zaman, dua edenin dilek ve isteğine cevap veririm" buyuran C. Allah’tır. Bu. O’nun bir vaadidir.

Onun için diyoruz ki; Kadir Gecesi önemli ve değerlendirilmesi gereken mübarek bir gecedir. Müminin, Allah’tan hayırlı olan her şeyi isteyebileceği ve isteklerinin de kabul olacağının bildirildiği bir gecedir. Bu bakımdan Kadir Gecesi, bir Müslüman'ın hayatında çok önemi olan bir gecedir. Elbette ki; insanın ecel kaderi değişmez. Ama sevgili Peygamberimiz duaların, verilecek sadakaların, yapılan iyiliklerin insan ömrünü uzatabileceğini haber vermektedir. O bakımdan bu geceyi boş geçirmemek ve yapılacak zikirlerle dualarla, kılınacak nafile namazları ile Kadir Gecesi'ni en güzel şekilde değerlendirmeye çalışmak gerekir.

Kadir Gecesi, Peygamberimizin duaları sonucunda, Allah tarafından halk edilen bir gecedir. Bir insanın bin ay yaşayarak kazanacağı sevabın, bir gecede kazanılmasını sağlayacak kadar önemli olan bu gece, Peygamberimizin ümmetine sağladığı bir fırsat gecesidir. Bir af ve mağfiret gecesidir. Aynı zamanda da C. Allah’ın, bir rahmet ve bereket gecesi olarak halk ettiği bu gece, insanların "Kader çizgileri ile ilgili olan “her hikmetli işe hükmedileceği, yeni düzenlemelerin yapılacağı bir gecedir." (Duhan/4-5)

ÖMÜR SÜRELERİ

Onun için Müslümanın bu geceyi iyi değerlendirmesi O’nun rahmetinden ve bereketinden yararlanmayı düşünmesi,  dua ve ibadetini yapması gerekiyor. Rivayet olunduğuna göre, Peygamberinize geçmiş ümmetlerin yaşamları, ömür süreleri gösteriliyor. Peygamberimiz, gösterilen geçmiş ümmetler içinde, kendi ümmetinden daha uzun yaşayan ümmetlerin olduğunu görünce, o uzun yaşayan ümmetlerin, uzun yaşamaları sayesinde, daha fazla sevaba ulaşabileceklerini düşünüyor ve buna üzülüyor. Kendi ümmetinden daha uzun yaşayan o ümmetlerin, daha fazla sevap işleyecek olması dolayısı ile üzüldüğünden, C. Allah Kadr Suresi'ni indirerek Peygamberimiz için ve ümmeti olarak bizler için, bir gecede bin aydan (yaklaşık 84 yıl yaşamaya bedel) daha hayırlı olan bu geceyi, yani Kadir gecesini halk ediyor ve Allah (cc) Peygamberimiz vasıtası ile de bu müjdeli haberi kullalarına iletiyor.

"Kadir Gecesi"nin günü belli değildir

Kadir Gecesi'nin, Ramazan Ayı'nın hangi gecesi olduğu belli değildir. Bu derece önem arz eden Kadir Gecesi'nin bulunup da, o gece de Allah’a hulusi kalple dua edilmesi, Allah’tan hayırlı bir istek de bulunulması, C. Allah’ın katında kabul göreceği için, dua ve isteklerin Kadir gecesi'ne rast getirilmesi önem arz eder. C. Allah Kadir Gecesinin hangi gece olduğunu Peygamberimize dahi bildirmemiş ve bu mübarek gece gizli tutulmuştur. Ancak peygamberimizin, Kadir Gecesini, Ramazanın son 10 gününde arayın ifadesi, İslâm uleması ile Müslüman toplumunu, Ramazan’ın 27. Gecesinin Kadir Gecesi olabileceği fikrinde birleştirmiştir. Ve bu sebeple de asırlardır Ramazanın 27. Gecesi Kadir Gecesi olarak kutlanmaktadır.

Değerli okuyucularım, derdi, sıkıntısı, hastalığı olmayan insanlar belki Kadir Gecesi'ni sıradan bir gece gibi geçirebilirler. Ama durum herkes için aynı değildir. Toplumumuz içinde sıkıntıda olan, hasta olup da şifa arayan, borçlu olup da çare arayan, aklımıza hayalimize gelmeyen bin türlü sıkıntı ve üzüntü içinde sıkışıp kalan, kendisini günahkâr görüp de af olabilmek için günlerdir aylardır sıkıntı içinde kıvranan çok insan vardır. Gazetemiz Yenigün aracılığı ile O insanlara seslenmek istiyorum; Kardeşlerim! Allah’a güvenin. Allah, kendisine inanan kullarını kesinlikle üzmez. Allah’a yönelin ve o akşam iki rekât nafile namazı (hayır için, isteğiniz için) kılın. Açın iki elinizi Allah’a ve; “Allah’ım! Sen isteyin vereyim diyen yüce Rab’bimizsin. Allah’ım! Beni şu şu sıkıntılarımdan kurtar, Annem, babam, eşim ve çocuklarımla birlikte huzurlu bir yaşam nasip et! Bizleri salih kulların arasına dâhil et ya Rab’bi" Deyin. Ama O’na inanın, güvenin ve C. Allah’ın lütfunun sizi bulacağına da yürekten inanın. Bekleyin görün. Hiç ummadığınız bir anda O’nun lütfunun size ulaştığını inşallah göreceksiniz. 

Kadir Gecesi'nde yapılacak dualar

Kur’an-ı Kerim'e baktığımız zaman, yılın 12 ayından sadece Ramazan Ayının zikredildiğini,  geceler içinde de sadece Kadir Gecesinin zikredildiğini görürüz. Kadr Suresi’nde de Kadir Gecesine yer verilmektedir: “Biz O’nu(Kur’an’ı) kadir gecesinde indirdik.(Kadr-1),”Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? (Kadr-2),“Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.”(Kadr-3), “O gecede Rablerinin izni ile melekler ve Ruh(Cebrail) her iş için iner dururlar.”(Kadr-4),”O gecede esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar. (Kadr-5) Görüldüğü gibi Ramazan Ayı ve Kadir Gecesi, Kur’an’da yer bulan, zikri geçen ay ve gecedir. Bu durum bile Kadir Gecesinin öneminin kat kat artmasına sebep olmaktadır. İslâm Dini'nde Allah’a ulaşmak isteyen herkes, hiç bir aracıya, hiçbir cemaata veya cemaat temsilcisine ihtiyaç kalmadan doğrudan kendisi ulaşabilir. Allah-ü Teâla, Bakara Suresinde “Bana dua ederek ulaşmak isteyen kullarımın isteklerine karşılık veririm.” buyurarak Allah’a ulaşmak isteyenlere doğrudan karşılık vereceğini bildirerek, aracıya ihtiyaç olmadığını vurguluyor.

Onun için Müminler Kadir Gecesinde kendilerini doğrudan Allah Karşısında hissederek dualarını yapabileceklerdir. Tam bir inançla ve hulusi kalple yapacağı duanın her çeşidi Allah katında makbuldür. Allah rızası için İki rekât namaz kılması, kendisi, aile efradı ve ülkesi için dualar eşliğinde isteklerde bulunması, düşünülen ibadetlerdendir. Ayrıca, Kur’an’ın bu gecede nazil olması sebebiyle ibadetler arasına Kur’an okunması da dâhil edilmelidir. Bol bol da Allah’tan af ve mağfiret dilenmelidir. Hz. Aişe Validemiz, Peygamberimize, Kadir Gecesi'nde nasıl bir dua yapılması gerektiğini sorduğunda peygamberimizin: “Allah’ım’ Sen affedicisin, affetmeyi seversin. Beni de affeyle Yarabbi” şeklinde dua edebileceğini bildirmiştir. Bizlerin de duaları, bu veya benzeri bir şekilde olabilir.

PEYGAMBERLİKLE ŞEREFLENDİRME VE KUR’ANIN NUZULÜ:

Kadr Suresi’nde de görüldüğü gibi Kur’an, o gecede inmeye başlamış ve Peygamberimiz de o gece Peygamberlikle şereflendirilmiştir.  İslâmiyet’in de doğuşunu sağlayan bu iki olayın meydana geliş şeklini yani Peygamberimizin peygamberlikle şereflendirilmesinin nasıl olduğunu, Kur’an’ın iniş şeklinin nasıl zuhur ettiğini anlatmadan geçmek olamaz. O bakımdan hem Peygamberimizin, peygamberlikle şereflendirilmesini hem de Kur’an’ın nüzulünü çok kısa bir şekilde nakledelim istiyoruz. 

Peygamberimizin zaman zaman ibadet etmek, Allah’a zikirde bulunmak için çekildiği Nur Dağındaki Hıra Mağarasında bulunduğu bir gece(Kadir gecesi) Allah’ı zikrederek tam kendinden geçtiği bir sıra bu şerefli iki olay meydana gelmiştir Şimdi bu olayların meydana geliş şeklini, aktarmak istiyorum.

Peygamberimiz, 40 yaşına geldiği 610 yılının bir Ramazan ayında ve bir Kadir gecesinde yine günlerce inzivada kaldığı Hıra mağarasında ve tam derin bir tefekküre daldığı sırada, sinek uçsa belli olacak kadar sessiz olan mağarada peygamberimiz, alışık olmadığı bazı sesler duymaya başlıyor. Etrafa bakıyor ama kimseyi göremiyor. (Müfessirlerin ifadesine göre Hz. Muhammed henüz Cebrail’i görecek yapıda olmadığı için görememiştir.)Çok geçmeden, O  “Ya Muhammed” sesi tekrarlanmıştır. Dönüp bakınca da o karanlık Hıra mağarasını, bir nurun kapladığını ve Vahiy Meleği Cebrail’in de yanında olduğunu görüyor.

Cebrail Aleyhisselam’ın o andaki “Ya Muhammed Oku”    ifadesine, Hz. Muhammed, bütün varlığını kaplayan o heyecan dolayısı ile düştüğü dehşet içinde, “ben okuma bilmem” diyebilmiştir.

PEYGAMBERİMİZİN BESMELE ÇEKME ZAMANI

Peygamberimizin ben okuma bilmem lafı üzerine, yine Allah’ın emri ile Cebrail Aleyhisselam, Peygamberimizi kolları arasına alarak üç kere sıkıp bırakıyor. Daha sonra emri tekrarlıyor “ Ya Muhammed,  yaradan Rabbinin adı ile Oku O, İnsanı alaktan (aşılanmış yumurtadan) yarattı. Oku! Kalem ile  (yazmayı) öğreten, insana bilmediğini belleten Rabb’in sonsuz kerem sahibidir.(Onun ismi ile oku!)”(Alak suresi-1 ila 5. Ayetler)

Cebrail Aleyhisselam’ın peygamberimizi kolları arasına alarak üç kez sıkıp bırakmasından sonra Besmele çekerek okumaya başlıyor. Ama büyük bir heyecanlanma  ve endişe içinde olduğu için de o anda hiçbir şeyi tam algılayamıyor. Ancak o duyduğu şiddetli heyecan kendisini çok etkiliyor. Peygamberimiz O kadar çok etkileniyor ki o heyecanla ve de yıldırım hızı ile mağaradan çıkarak evine, eşi Hatice validemizin yanına koşuyor. Ama Peygamberimiz, evine varmadan yolda Cebrail gökyüzünde O’na tekrar görünerek, “Ya Muhammed, Allah tarafından peygamberlikle görevlendirildin. Ben de Vahiy Meleği Cebrail’im. Sana Allah’ın emirlerini iletmekle görevliyim” dediğini duyuyor. Ve şaşkınlığı iyice artıyor.  

Heyecanı iyice artan peygamberimiz evine, eşine zor da olsa ulaşıyor ve eşine, “beni ört, kalın örtülerle ört. Üşüyorum, titriyorum,” diyor. Ve Hatice validemiz de peygamberimizin heyecandan, endişelerinden büyük bir titremeye tutulduğunu gördüğü için üzerini sıkıca örterek yatırıyor.

Ancak bu sefer C. Allah katından bir ses onu ayağa kaldırıyor. Duyduğu ses, “Ey bürünüp sarılan Resulüm, kalk ve insanları uyar. Sadece Rabb’ini büyük tanı. Elbiseni temiz tut, kötü şeyleri terk et. Yaptığın iyilikleri çok görerek başa kalkma. Rabb’inin rızasına ermek için de sabret.” (Müddessir-1,2,3,4,4,6,7) diyerek O’nu yattığı yerden ayağa kaldırıyor. Peygamberimiz o anda Peygamberlikle şereflendirildiğini ancak anlayabiliyor ve durumu Hatice validemize anlatıyor.

HATİCE VALİDEMİZİN DEDİKLERİ

Hatice validemiz zaten son günlerde eşi Hz. Muhammed’deki değişiklikleri fark ettiğini söyleyerek.(Korkma, sakın korkma. Bizleri yaratan O Allah, seni resul olarak, peygamber olarak seçiyor. Müjdeler olsun sana) diyor ve ilk Müslüman olan kişi şerefine de ulaşıyor.

BİR İNSANIN PEYGAMBER OLDUĞUNA NASIL İNANILIR?

Değerli okuyucularım, hepimiz kabul ederiz ki, bir insanı en iyi tanıyan eşidir. Bu, hepimiz için geçerli olan bir durumdur. Müfessirlerin anlattığına göre Hatice Validemiz, peygamberimizden o heyecanıyla olayı anlatmaya başladığı anda ve anında olağanüstü bir durum olduğunu anlıyor. Ve de Peygamberlikle şereflendirildiğini kavrıyor. 

Zaten peygamberimizi en yakından takip eden kişi olarak son günlerde, O’ndaki insanüstü meziyetlerin geliştiğini hissederek bir şeyler olmasını beklemeye bile başlıyor. Onun için tereddütsüz ona inanıyor ve ilk Müslümanlardan oluyor.

Ayyaş, sözüne, davranış ve tutumlarına dikkat etmeyen savruk bir kişi kalksa da peygamber olduğunu söylese,  kim inanır. Önce eşi inanmaz, eşine bile inandıramaz, kimse ciddiye almaz. Ama Hz. Muhammed gibi, daha peygamberlik gelmeden Muhammed-ül Emin olarak isimlendirilen birisi olursa, eşi de, herkes de O’na inanır. Hatice Validemizin inancı bunun en güzel örneğidir.

Görüldüğü gibi, hem peygamberliğin gelişi hem de Kur’an’ın inişi ve dolayısı ile İslâmiyet’in doğuşu, Kadir Gecesinde vukua gelmiştir. Bu geceyi mübarek yapan bu olaylardır. Bu bakımdan Müslümanlar bu geceyi, kendisi için en hayırlı olacak şekilde ibadet ve taatla geçirmelidir.

KADR SURESİ, İNSAN ORTALAMA YAŞ HADDİNİ Mİ BİLDİRİYOR?

Tevrat’ı incelediğim bir sıra Tevrat’ın “İnsanın hak ettiği yaşın 120 yaş olduğu kaydını” görmüştüm. Tabi bu yaşa ulaşabilmek için de pek çok şartın beraberliği de gerekiyor.

Dinimizde, “Ölüm vakti geldiğinde bunun kesinlikle uzamayacağı ya da kısalmayacağı” inancı bulunmaktadır. Âyet’lerde de açıklanan bu ecel inancına Müminler hiç şüphe duymadan inanırlar. Ancak buna rağmen de ömürlerini uzatabilmek için her türlü gayreti gösterirler. Yürüyüşler, kültürfizik hareketleri, alınan vitamin hapları hep bunun içindir.

Her ne kadar İnanç bu olsa da insanlar ömürlerini uzutmanın gayretleri içinde olduklarını, eskiye göre bu konu da daha bilinçli hareket ettiklerini sürekli göstermektedirler. Devlet İstatistik Enstitüsü de, Türkiye’deki yaş ortalamasının da 78 ulaştığını duyurmaktadır.

Bütün bunlar, Kadr Suresi 3. Âyet’indeki, “Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır” ifadesini hatırlatmaktadır. Acaba C. Allah 1000 ay ifadesini, insanların ömürlerine bir işaret olarak mı söylemiştir. Çünkü Alla(cc) haşa boş bir laf etmez. 1000 Ayı 12 aya bölerek sene hesabına bakarsak, 1000 ayın 83,5 yıla işaret ettiği görülür. Demek ki Kur’an’a göre ortalama yaş ömrü 84 yaş cıvarı olmaktadır. Bu da, Allah-ü âlem insanların ulaşabileceği bir yaş işareti olabilir. Allah-ü Âlem 1000 ay ifadesinden kastedilen, insanların ulaşabileceği yaşın bir işaretidir.

Yorumlar