04.01.2013, 22:00

Ismarlama hayatlar, ısmarlama zamanlar...

Çoluk, çocuk...¶

Ana, kız...

Baba, oğul...

Teyze, hala...

Arkadaş, dost...

Bayram, seyran, yılbaşı...

Hediyeler... Bir araya gelmeler... Ağırlanmalar...

Dükkân dükkân gezmeler...

Alışveriş çılgınlığı ve gönül almalar...

Ismarlama zamanlar...

Ismarlama hayatlar...

Birbirlerine layık olmak için çırpınan kişiler...

‘Aman almasam olmaz şimdi darılır’, ‘Aman davet etmesem olmaz, şimdi alınır’...

Hep bir şart...

Hep bir yetişme... Koşma... Gönül yapma telaşı...

Hep bir ısmarlama...

Nereye gidiyoruz?

Nereye yetişiyoruz?

‘Nasıl planlıyoruz’ ile geçti yeni yıla girişler...

Bir zamanlar kaliteli alınan hediyeler... Şimdilerde japon pazarları, çin pazarlarında bulunan kalitesiz, kısa sürede bozulan hediyelikler ile geçti yeni yıla girişler...

Hep yeni yıldan ısmarlandı zamanlar, istekler... Hep bir geçiştirme, hep bir özenti ile kaynadı...

31 Aralığa kadar süren koşuşturmaya değdi mi?

Veya gerçekten sevgi için mi yapılan güzellikler hayatımızı şekillendirmekte?

Yoksa zorunluluklar mı? Ismarlama hayatlar mı?

Fısıltılar... Fısıltılar... Beğenemezlikler... Ne yaparsan yap yaranamazlıklar...

Sonuç yine hüsran...

Oysa bir yudum sevgi ekilemez mi?..

Küçük hediyelerle gönül alınarak aslında sevginin gücü sunulamaz mı?

Veya kalpten gelen bir gülücük verilemez mi tek güne sığmadan?

Barışseverlik sunulamaz mı?

Gönülen dua edilemez mi?

Yeni dünya düzeninde sevgi kalplerde yeşeremez mi?

Elbette ki yeşerir...

Elbette ki içimizdeki eşsi ışık bizi bulur.

Yeterki istemesini bilelim.

Yeterki sevmesini bilelim.

Yeterki ekmesini bilelim.

2013’ü bir hafta geçtik... Sıra ile kovalayacağız her bir günü...

Her bir gün belki acı ile, sevgi ile, belki hasret ile, neşe ile, belki de beklentilerle dolu geçecek...

Tek bildiğim her bir günden umudun eksik olmamasını beklemek...

Çünkü umut olmadan hiçbir şey yeşeremez...

Umudu kaybetmediğimiz günlere ve ısmarlamadığımız zamanlara...

 

 

 

Dip not:

Son yıllarda işyerlerinde yaşanan çatışmalar oldukça artmış durumda...

Ve bu artışın en büyük nedeni ise, ihtiyaçların artması, zamanın kısıtlanması, kişisel zamanların da azalması...

Bu nedenle de çatışmalar oluşmakta... Ve verimlilik düşmekte...

Daha da kötüsü işten ayrılmalar artmakta...

Liderlik çatışmaları, bir türlü belirlenemeyen işler, çalışma sitillerinin uyuşmaması, iletişimsizlik büyük bir stres doğurmakta... Ve sonucu, ‘öfke patlamaları’...

Oluşan şu; Çözüm yok, erteleme bol...

 

Fıkra:

Delinin biri doktora gider.

Doktor adamı tepeden tırnağa kontrol ettikten sonra teşhisini bir bir sıralar:
"Karnında su toplanıyor. Adelelerinde kireçlenme var.

Böbreklerinde kum var. Kanında da demir fazla..."
Deli çok şaşırarak: "ha…tiiirrr! işe bak. Yahu doktor ben beton gibiyim"

 

Günün sözü;

Hiçbir şey yapmamak, yapılanların en yaygın olanıdır....Jerry Brown

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@