30.05.2015, 21:00

İsraftayız...

İnsanoğlu, tarihin hiçbir döneminde bugün ulaştığı maddî imkânlara ulaşmadı.

Ekmeğinden suyuna, meyvesinden hububatına, yemek artıklarının hızla arttığı çöp toplumuna kadar ilerledik.

Sınırsız harcama ile tüketim çılgınlığına kadar ulaştık.

Günümüz insanı içinden çıkılmaz bir krize doğru sürüklenirken, israfın had safhaya varmasına, hayat anlayışının değişmesine yol açtı ne yazık ki...

Doyumsuzluğa doğru hızla ilerlememize hiçbir dönemde bu kadar yakın olmamıştık.

İsraf büyük sıkıntıların sebebi ve bana göre felaketler safhasında başı çekmekte.

Ve ülkemizin de artan en büyük derdi maalesef...

Türkiye’nin en büyük israf alanları ‘iç borç faizi’, sosyal güvenlik sistemi, kamu kesimindeki her türlü israf ve evimizde, işyerimizde yaptığımız israflardır.

Enerji israfı ise ülkemizde maalesef had safhaya ulaşmış durumda...

 

*

 

İçinde yaşadığımız topluma ve dünyaya karşı bireysel olarak sorumluluklarımız var.

Bu sorumluluklar içinde tasarruf başta gelmeli ve sahip olduğumuz deneyim ve birikimlerimizin ışığında fark yaratmalıyız diye düşünüyorum.

Kısaca ‘artık tasarruf zamanı’...

Gelişim adına öncelikle evimizde ki her türlü israfı önleyerek tasarufa destek olabilmeliyiz.

Enerji tüketiminde yüzde 25 oranında tasarruf potansiyelimiz var ve bu potansiyel 11.500.000 ton petrole eşdeğer...

Hergün 3 milyon 750 bin kadar ekmek israfımız var ki, bu en önlenebilir israflardan biri.

Bir diğeri de su israfıdır ki her konuta maliyeti 12 milyon lira civarında. Dakikada on damla kaçıran bir musluk ayda 170 litre su akıtır ki, yılda 6 metreküplük su, israftan kurtarılabilir.

Diş fırçalarken, el yıkarken ve tıraş olurken açık bırakılan musluktan akan su 20 litre...

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, bugün dünyanın toplam su rezervi 1,4 milyar m3.

Bu suyun sadece % 0,3 kadarı tatlı su kaynağı. Ülkemiz ise ‘su rezervinde’ maalesef alt sıralarda.

Bugün dünyamızdaki 7 milyar insanın her biri, duşta, el yıkarken, diş fırçalarken, fazladan günde 1 litre su harcamış olsa, bu miktar günde 7 milyar litre veya 7 milyon ton su demek...

BM verilerine göre dünyada 1,4 milyar kişi, temiz sudan mahrum. 2,6 milyar kişi sağlıksız su tüketiyor ki bu su nedeniyle kolera, ishal ve tifo gibi hastalıklardan, 1 dakikada 15 kişi, yani yılda yaklaşık 8 milyon kişi ölmekte...

İşte bu rakamlar suyumuzu nasıl kullanmamız gerektiğini bize apaçık gösteriyor...

Her birey “niçin” sorusunu kendine sorduğunda bu durum çözülecektir.

Herkes “önce toplumsal menfaatler” mantığıyla ile bireysel olarak üzerine düşeni yaparsa israflar yarıya iner. Kaynaklar, zaman ve gereksiz, amaçsız ve yararsız yere yapılan para harcamalarımızı önce bireysel, sonra toplumsal olarak ayarlarsak israf süreçlerini ortadan kaldırırız...

 

*

Şimdi düşünelim...

İsrafımız olmasaydı ülkemiz ne kazanırdı?

Türkiye İsrafı Önleme Vakfı’na göre, 100 watt’lık normal bir ampul ile kompakt fluoresan ampul kullanıldığıda ortaya çıkan aradaki fark 80 kWh...

Konutlarda ısıtma ve aydınlatmada kullanılan enerjinin sağlanabilir tasarrufu % 35,yani yıllık yakıt tüketimi kontrol altına alınırsa %50 tasarruf sağlanabilir.

Çok kısa ve net açıklamak gerekirse her 100 YTL’nin 35 YTL’si israfta.

Türkiye’nin en büyük israf alanlarından iç borç faizi olmasaydı 692 bin konut, 300 yataklı 2.186 hastane, 16 derslikli yaklaşık 33 bin ilköğretim okulu yapılabilirdi.

28 bin km otoyol yapılabilirdi.

KOBİ’lere destek ile 276.000 işletmeye kredi sağlanabilirdi.

Dar gelirliye mikrokredi verilebilirdi.

Ekmek israfıyla heba olan 1,5 milyar TL ile 500 km yol, 500 okul, 80 hastane, binlerce konut yapılabilirdi.

*

 

Dünya Gıda Örgütü verilerine göre, yılda 870 milyon insan yetersiz beslenirken, yaklaşık 10 milyon insan açlık ve yetersiz beslenmeden dolayı ölürken, dünyamızda, yıllık 1,3 milyar ton gıdanın israf edildiği aklımı donduruyor.

Bu israfın ekonomik değeri 1 trilyon dolar iken, bu rakam Türkiye’nin gayri safi millî hâsılasından daha yüksek iken hala neyi konuşuyoruz beni üzüyor.

Toplumun her kesimini ilgilendiren bir konuda belirli kurum ve kuruluşlardan çok toplumun tüm kesimleri böylesi önemli konuyu gözardı etmemeli.

Kampanyalar yapılmalı.

Eğer dünyada ki herkesin boşa harcadığı zaman, enerji ve emek hesaplansa, dünyada açlık ve yokluk içinde kıvranan milyonlarca insanın ihtiyaçları giderilebilir.

Küçük sanılan şeyler, yan yana geldiği zaman büyük rakamlar oluşturur ve büyük kayıplar...

İsrafın miktarı ne olursa olsun zararı çok büyük.

Ancak bilmeliyiz ki;

İsraf yoksunluğa, kanaatsizliğe, şikâyete, doyumsuzluğa, çanak tutar...

İsraf, bir taraftan insanı hırsa iterken, diğer taraftan da sonunu getirir ki, sonumuz geliyor hızla açlığa doğru gidiyoruz...

Lütfen dikkat...

 

 

Dip not;

 

Örnek yasa...

Lokantardan yemek artmışsa, marketlerde paketlenmiş hazır yemeğin son kullanım tarihi bitmeye yakınsa çözümü ne?

Çöpe atmak mı?

Atıklara sahip çıkmak mı?

Bir kaç hafta önce, Fransız Millet Meclisi yürütülen kampanya dahilinde 200 bin kişinin imza verdiği yemek üreten yerler ile ilgili bir kararı yasallaştırdı.

Atıklar gübreye dönüştürülmeleri için bu işi yapan yerlere teslim edilecek, hayvanların besin maddesi olmaları sağlanacak ya da yoksullara parasız yemek dağıtan aşevlerine verilecek.

Yeni yasa bu tür yerlerin aşevi işleten örgütlü toplum kuruluşlarıyla uzun vadeli anlaşma yapmalarını zorunlu kılıyor.

Neden mi? Çünkü Fransızlar 12-20 milyar avro tutan bir yılda kişi başına 20-30 kilo tutan yemeği çöpe gönderiyor.

 

Örnek uygulamalar...

Bir de başka uygulamalar var ki bize büyük örnek olmalı...

Paris’tebir gönüllü derneği haftanın iki günü lokantalardan artıkları topluyor ve bunları aşevlerine dağıtıyor...

Çarpık çurpuk sebze ve meyveler biçimleri bozuk diye atılmıyor,espirili afişler ile yarı fiyatına satılıyor.

‘Disco Soupe’ denilen bayram ise ‘Avrupa’da 10 ülkede 86 kentte yapılıyor.

Elbirliğiyle, işe yaramaz denmiş malzemeyle çorba yapılıyor ve bunlar aşevlerine dağıtılıyor. Böylece 25 ton sebze ve meyve çöpe atılmaktan kurtuluyor.

Bir de Berlin’de bir dernek sokaklara buzdolapları koymuş ki artan yemekler sokakta yaşayanlar ve fakirler için bu dolaplara konuyor.

Artan bilinç ne güzel.

Mutlu kalın...

 

 

Fıkra;

Temel bir kıza aşık olur, aşkından da şu şiiri yazar:
Sabahları yemek yiyemiyrum; çünkü seni düşuniyrum,
Öğlenleri yemek yiyemiyrum; çünkü seni düşuniyrum,
Akşamları yemek yiyemiyrum; çünkü seni düşuniyrum,
Geceleri uyuyamıyrum;
Çünkü açum da!..

 

Günün sözü;

İsraf ve kibirden sakının! Buhari

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@