30.09.2019, 07:17

İstanbul depremi

Geçen haftayı "İstanbul depremi" sonrası eksiklerimizi, yapmamız gerekenleri, "konuşarak veya yazarak" geçirdik...

Geçen haftayı "İstanbul depremi" sonrası eksiklerimizi, yapmamız gerekenleri, "konuşarak veya yazarak" geçirdik...
Bugün Pazartesi; yeni bir haftaya başlıyoruz. Geçen hafta içinde yaşadıklarımızı unutacağız gibi bir his var içimde. Ancak; ben "ilk yardım" dahil "deprem" hakkındaki bilgilerimizi tekrar sorgulamakta yarar olduğunu düşünüyorum...
Öncelikli olarak, deprem sonrası "herkesin kendi başına kalacağı" gerçeğini kabullenmemiz gerekiyor. Özellikle ilk 3 günü "altın saatler" olarak değerlendiren uzmanlar; bu zaman diliminde vatandaşları kendi bilgilerinin koruyacağı konusunda fikir birliğindeler. Dışarıdan yardım gelmesinin zor olacağı bu saatlerde, bilgileriniz sadece kendinizin değil, sevdiğiniz kişilerin de hayata tutunmasını sağlayacaktır. Bu nedenle az da olsa "ilk yardım" konusunda bilgi sahibi olmalıyız...
Eksik kaldığımız bir diğer konu da "Deprem Toplanma Alanları"dır. Bu toplanma alanları hakkında zaman zaman tartışmalar oldu. Bazen, çocuk parkları, site halindeki apartmanların bahçeleri, boş arsalar "toplanma alanı" olarak belirlenmiştir. Bu alanların seçilme şekli doğru olduğu kadar yanlışlıkları da vardır. 
Doğru olanını da, "Toplanma Alanı"na çadır kentler kurulabilmelidir. Elektriği olmalı, çevre aydınlanması yapılabilmelidir. İçme suyu olmalı, ısınma sorun olmamalıdır. Bu "toplanma alanı"nda duş ve tuvalet gibi temel ihtiyaçlar karşılanmalıdır" şeklinde sıralayabliriz
Bir diğer önemli konuda çürük, depreme dayanıksız binalardır. Ülkemizin her kentinde, her bölgesinde bu tip binalara rastlamak mümkündür. Hepsini bir anda "yıkarak, yerine yenisini yapmamız" maddi olarak da, zaman olarak da mümkün değildir. Bu binalar tespit edildikten, "acil" sıralaması yapılmalı. "Yerinde veya başka bir bölgede kentsel dönüşüme" gidilmelidir. Ancak bu şekilde daha sağlıklı yapılara kavuşmuş oluruz...
Marmara Denizi'nde çok uzun yıllardır "hareket etmeyen" ve uzmanlar tarafından "kilitli fay"lar olarak isimlendirilen bir grup var. Bunlardan bir tanesi de "Kemerburgaz"ın karşısındaki faydır. Uzmanlara göre arka arkaya yaşanan iki depremin bu fayı harekete geçirme olasılığı çok yüksek. Bir diğer varsayım da "yaşanan sarsıntıların" Marmara Denizi'nde beklenen büyük depremin tarihini daha yakına çektiğidir.
İzmir'de 12 aktif fay var. Böyle büyük bir sarsıntı beklenmese de; bizler öncelikli olarak oturduğumuz binaların tetkikini yaptırmalıyız...
Şunu unutmayalım; insanları deprem değil, çürük binalar öldürür...
Haftaya buluşmak dileği ile...   

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@