Birol Keskin'in 20 Nisan 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Sevgili Hıncal Uluç Sabah Gazetesinde 17 Nisan Pazar günü yazısına “Muhteşem Çeşme projesi ve istemezükçüler” başlığı atınca iş bu yazıyı yazma ihtiyacı doğdu.

Çünkü kim istemezükçü, kim isterükçü ortaya çıkması lazımdı. Türkiye’de ben bildim bileli maalesef yanlış giden şeylere karşı “yanlış yapmayın” diye uyaranlara hep “istemezükçü” gözü ile bakılmış. Çeşme’de yapılmak istenen, Çılgın Kanal İstanbul projesinde olduğu gibi içinde kanal olan Çılgın Kanal İzmir Projesi tartışılmaya devam ediyor. Maalesef tartışma bilimsel-kültürel boyutta değil kısır, sığ suçlama sıkışıklığına kıstırıldı.

Sevgili Hıncal Uluç üstadım kendisinin bizzat katılamadığı geziyi katılanlardan aktardığı yazısında projeyi “İzmir'in bereketli yarımadası Çeşme'ye, Birleşmiş Milletler sürdürülebilir kalkınma hedefleri olan Ege Turizm Merkezi kurulacak” diye sunuyor. Ve konuyu maalesef projeye karşı itirazlarını dile getirenlere karşı “istemezükçü” kolaycılığına bağlıyor. Hıncal Uluç bir genellemeyle şöyle diyor: 

“İzmir, bugünkü İzmir'in tahmin edemezsiniz kaç misli muhteşem, kaç misli güzel bir ili olurdu.. Ama orada, çeşitli sivil toplum örgütlerini ele geçirmiş bir "İstemezükçü" gurup var.. Her güzel projeye karşı çıkıyor, dava açıyorlar. Anında da "yürütmeyi durdurma / Ya da iptal" kararı..”

                            *   *   *

Ben aşağıda alıntılayacağım yazımda projenin sakıncalarını anlatanlara karşı hemen “istemezükçüler” denileceğini yazmıştım. Maalesef yanılmadım, keşke yanılsaydım da konu istiyorsun-istemiyorsun ikilemine sıkıştırılmadan nedenleri, niçinleri, katkıları, zararları, faydaları, lüzümluluğu, lüzümsuzluğu, sağlıklılığı, sağlıksızlığı vs. üzerinden tartışılsaydı. Bakın önceki yazımda bu konuda ne demişim: 

“Kanal İstanbul mu Kanal İzmir mi daha çılgın” başlıklı yazımın sonunu şöyle bağlamıştım: “Sevgili okurlar, şimdi yine uluslararası rantçılar, mühendis ve mimarları “istemezükçüler” diye suçlayacaklardır. Doğru; onlar doğanın talan edilmesini istemiyorlar. Hem küresel ısınmadan bahsedeceksin hem de küresel ısınmayı körükleyen çılgın projeler yapacaksın! Şunun çılgını olmayanı yok mu? İlla mı çılgın olmak zorundasın? Esas “istemezükçüler” aslında uluslararası rantçılar. Onlar dünyanın herkes için yaşamsal olmasını istemiyorlar, onlar doğanın yeşil kalmasını istemiyorlar, onlar suyun, havanın temiz olmasını istemiyorlar,vs.; böyle de bakılabilir değil mi konuya? (Konu, daha çok bilimsel-kültürel ele alınması gerektiren, yaşamsal bir konu, değil mi? En iyisi bir yazıda bırakmayıp bütün tarafların görüşleri ile devam edelim.-devam edecek) (30 Mart 2022 Yenigün Gazetesi)

                                   *   *   *

Bugüne kadar benzer çevre felaketine yol açacak çılgın projeler konusunda sadece çevreciler karşı çıkmadılar. Bilirkişi heyetleri rapor verdiler ve bağımsız mahkemeler yürütmeyi durdurma ve iptal kararı verdiler. Şimdi yanlışa dur diyenlere hemen yafta takanlar Bilim İnsanlarından oluşan Bilirkişi kurullarına ve bağımsız mahkemelere de ne hakla “istemezükçüler” diyorlar.

Asıl istemezükçüler kim? diye bakış açısı değiştirilip bakılsa ne görünür acaba. İsterükçülerin aslında nasıl bir histeri ile (h)isterükçüye dönüştüğü görülür. Sürekli birileri tarafından onaylanma isteği, reddedilmekten korkmaları, ani sinirlenmeleri, karşı çıkanlara taşkınlık yapmaları, aşırı hayal güçleri ile ruh sağlıklarının bozukluğundan habersiz halleri ile talandan başka gözlerinin bir şey görmediği uluslararası kaynağı belli olmayan sermayenin uzantıları (h)isterükçü değil de nedir peki?! Hıncal ağabey istemezükçü konusuna bir de bu açıdan bakabilir mi acaba? O zaman gerçek istemezükçülerin kimler olduğunu görebilir mi acaba?

                                     *   *   *

Açılan iptal davasında bilirkişi heyeti projenin sakıncalı olduğuna kanaatini rapor olarak sundu. Bir sözü olan bu raporu bilimsel olarak tartışmalı. Hıncal abi bilirkişinin bu raporundan da bahsetmiş. Ne güzel. “ODTÜ, Gazi ve Ankara üniversitelerine mensup 5 değerli profesörden oluşan bilirkişi heyeti, projenin tarım-orman alanlarına, flora-fauna ve ekosisteme, su kaynaklarına ve kültürel mirasa vereceği zararları ve yaratacağı etkileri inceleyerek Çeşme Projesi'ni planlama ilkelerine ve kamu yararına aykırı bulmuş.
Bilirkişi heyeti ayrıca, 16 bin hektarın proje alanına girdiğini, bu alanların koruma altına alınmış ve yapı yasağı getirilmiş alanlar olduğunu belirterek, özetle şu hususların altını çizmiş..
"- Proje alanının yüzde 65'i koruma alanında kalıyor.
Yatırımlar doğal çevre tahribatına yol açacak. Su kaynakları ve altyapı yetersiz kalacak. Koruma kullanma dengesi, koruma alanları aleyhine bozulacaktır.”

En iyisi bilimsel-toplumsal-kültürel tartışma ile yol almak. Bu yolda da havadan, sudan, karıncadan, çimenden, insandan yana tavır almak.