06.03.2015, 22:00

İstiyoruz...

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, her yıl olduğu gibi bu yıl da hüzünlü, buruk, bilinmezlik ile dolu ne yazık ki...

Kadınlar Günü’nü kutlamak istiyoruz ancak içimizden hiç coşku gelmiyor...

Emeğin tam karşılığını bulamayan kadınımız hala hunharca öldürülüyor, şiddet görüyor, aşağılanıyor ise nasıl bir kutlama yapabiliriz ki...

Ben ve benim gibi düşünen birçok kadın hüzünlü...

Çünkü

Dünyamızda 100 milyona yakın kadın erkeklerle eşit haklara sahip değil…

Hüzünlüyüz çünkü

Fuhuş yapmaya zorlanan kadın sayısı yılda 4 milyon...

Hüzünlüyüz çünkü

Halen kadının aşağılanmasını konuşuyoruz...

Hüzünlüyüz çünkü

Erkeklerden gördüğü şiddet yüzünden sakat kalan var, annesiz kalan çocuklar var.

Hüzünlüyüz çünkü

Her 3 kadından biri cinsel istismara uğruyor…

Hüzünlüyüz çünkü;

Her gün kadınlara yönelik şiddet olayları gazetelerin 3. sayfalarını dolduruyor...

Hüzünlüyüz çünkü

Hala kadına yönelik şiddeti konuşuyoruz ve hala çözüm bulamıyoruz...

 

*

Yaşamak istiyoruz ama inadına öldürülüyoruz...

Taciz edilmek istemiyoruz ama her yerde ayrı bir taciz, üstelik sadece elle değil, sözle değil, baskıcı beyinle taciz altındayız...

8 Mart’ı yaşatmak istiyoruz ama engelleniyoruz...

Kadınız ama çaresiz bırakılıyoruz...

Artık öldürülmemek istiyoruz.

Artık bizi de görmenizi istiyoruz.

Annelik, kadınlık haklarımızı istiyoruz...

Sevgi, şevkat istiyoruz…

Biz sadece güzellikleri istiyoruz, şiddeti değil, saygısızlığı değil, sevmeyi sevilmeyi istiyoruz...

Sokak ortasında boylu boyunca yatmayı değil, çocuklarından koparılmayı değil, ikinci sınıf vatandaş olmayı değil insan olmayı istiyoruz...

*

 

Türkiye'de kadınların yüzde 45'i fiziksel, yüzde 40'ı ise cinsel şiddete maruz kalıyor...

Peki, neden kadınlarımız cinsel ve fiziksel şiddete maruz kalıyor?

Cinsel şiddete uğrayan kadınların ise yüzde 60’ı evli ise bu saygı, sevgi rafa kalktı demektir...

Kocalarından bunu yaşayan kadınlarımızın susması ise derin acının içerilerde daha da dallanması, budaklanması demektir...

Yüzde 20'si boşanmış ise bu boşanmışlık hala ülkemizde derin acı veren bir yerde demektir...

 

*

Arzu ediyorum...

Kadınlarımızın sessiz kalması, toplumumuzda ‘kadın kuyruk sallamazsa olmaz’ inancının yıkılmasını içtenlikle arzu ediyorum...

Mini etek giyen kadınlarımıza bakış açısının değişmesini, kaçırılarak tecavüze uğrayan ve ailesinin zoruyla evlendirilen kadınların artık son bulmasını içtenlikle arzu ediyorum...

Çocuk gelinlerin, ömür boyu taciz ile yüz yüze kalan kızlarımızın tramvalarının bitmesini...

Fiziksel ve cinsel şiddetle iç içe yaşamak zorunda kalan tüm genç kızlarımızın ve kadınlarımızın acısının dinmesini içtenlikle arzu ediyorum...

Tecavüzcüsü ile evlendirilmek zorunda kalan kızlarımızın kalplerinin gerçek sevgiyle dolmasını, şiddet sonrası psikolojik yıkımın bitmesini içtenlikle arzu ediyorum...

Ve yıkımın ardından, ayağa kalkmanın en yücesini yaşayan kadınımızın yüzünün gülmesini arzu ediyorum...

Kendine güvenen, yalnızlık duymayan, güçlü, hayata karşı umutlu, korkmayan, içine kapanmayan, kendini suçlamayan, susmayan kadınlarımızın artmasını çok çok arzu ediyorum...

İşte gerçek 8 Mart’ı bu arzularım gerçekleştiğinde kutlayacağım...

Unutmayalım!

Biz kadınlar oldukça güçlü yaratılmış varlıklarız…

Umudumuz her 8 Mart’da değil, her ‘an’da saklı...

 

Dip notlar;

 

Kadınlarımız neden sessiz?

Cinsel ve fiziksel şiddete uğrayan kadınların sadece yüzde 15 ve yüzde 12 gibi bir kesimi mahkemeye başvuruyorsa geri kalanı nerede?

Neden sessizler?

“Ekonomik nedenler ve geçim sıkıntısı...

Aile baskısı ve korkusu...

Toplum baskısı...

‘Kadınsan toplumda mağdursun’ zihniyeti...

Masumiyetin ispatlanamaması...

Erkek herşeyi yapar imajı...

Kadının dışlanma endişesi”...

 

İşte susma sebepleri...

İşte sessizlik nedenleri...

Ve kadın sessiz kalarak, çocukları var diye susarak bu yaşama devam etmek zorunda.

Susan kadına ise daha çok taciz, daha çok işkence, daha çok şiddet...

"Yeni yasal düzenlemeler yapılmalıdır" görüşü hep havada...

Kadın kutsaldır görüşü maalesef artık havada asılı kaldı kabul edelim...

 

Erkekler neden şiddeti seçiyor?...

Erkeklik egosu bu yolu seçmede ilk önder...

Alkol, uyuşturucu ve öfke patlamaları.

Ani çıkış ve inişler...

Sert, sinirli ve tehdit edici konuşmalar...

Aşırı ve nedensiz yere kıskançlıklar...

Aşağılayıcı davranışlar...

Topluma iyi görünme...

Hepsi birleştiğinde ise acı ve derin izler kadınlarımızın kaderi...

Mutlu kalın…

 

Fıkra;

Temel ile Dursun borç para yüzünden mahkemelik olmuşlar.
Hakim Temel’e sormuş:
-"Oğlum, nedir konu anlat bakalım!"
-"Haçum pey. Pen ha bu Tursun’a geçen sene 100 lira verdum penim paramu bi türlü vermez da."
Hakim Dursun’a dönmüş:
-"Siz ne diyorsun bu iddiaya?"
-Kim? Ha o adam mu bağa para vermuş? Valla pen oni tanımayrum bile, Haçum bey."
Bunu duyan Temel iyice şaşırmıştır. Dursuna dönerek:
-"Tursun, ha sen şimdu peni tanımaymusun?"
Dursun:
-"I-ıh,"
Temel:
-"Haçan, sen peni tanımaysan pen seni hiç tanımayrum da."

 

Günün sözü;

Kadın; bilene "nefes", bilmeyene "nefs"tir. Şems-i Tebrizi...

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@