Ekin Arık Özer'in 11 Nisan 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Herkes, Cumhurbaşkanı adayının kim olacağını tartışırken bizler, farklı bir konu konuşalım. Başlıktan da anlayacağınız üzere bir karşılaştırma yapacağız bu yazımızda. 

Öncelikle konuyu kısaca özetleyeyim; İngiliz bir Gazeteci, bir süpermarketin geri dönüşüm için topladığı plastik çöp poşetlerinin nereye gideceğini merak edip çöplerin içine 3 adet GPS yerleştirir. Sonra takip etmeye başlar ve çöpler Hollanda, Almanya, Polonya ve son durak Adana olmak üzere ülkemize gelir. 

Bu haberi okuduğumda aklıma birden fazla şey geldi.  Bizler, neden bu çöpleri ayrıştırmıyoruz da satın alıyoruz, dedim. Çöpler ne kadar çok yer gezmiş, dedim. Neden başıboş orada bırakılmışlar, diye sordum. Sonra, bu çöpleri hangi ülkeler satıyor, hangi ülkeler alıyor, diye merak ettim. Böyle böyle, aklıma çokça soru ve düşünce geldi. 

Bir de adil olmayan bir takas olduğunu düşündüm kendimce. Doktor, mühendis gençleri veriyorsunuz; çöp alıyorsunuz. Yazılımcı gençleri veriyorsunuz çöp alıyorsunuz. Sizce adil mi? Bence, hiç ama hiç değil. "Eee, ama biz vermiyoruz kendileri gidiyorlar" derseniz büyük yanılırsınız. Kim kendi ülkesinde refah, huzur ve kazancı bırakır da başka ülkeye gitme ihtiyacı veya zorunluluğu hisseder? Bence hiçkimse. Yani kendileri falan gitmiyorlar. Bahsettiğim olanakları sağlamayıp gençleri gitmek zorunda bırakırsanız, sırf milliyetçi duygularla burada kalmasını bekleyemezsiniz. 

Gidenleri konuştuk, peki kalanlar. Bahsedilen çöpler Adana'ya gelene kadar 4 farklı ülke gezmiş. Evet, çöpten bahsediyorum, gülmeyin. Peki, hangi genç 4 ülke gezebiliyor? Bırak 4 ülke gezmeyi; deniz görmeden büyüyen çocukların haberlerini izliyor, hayatlarında bir kere de olsa deniz görsünler diye sosyal projeler yapıldığına şahit oluyoruz. Yani bahsedilen çöpler, gençlerimizden daha çok ülke gezip görmüş, sevgili dostlar. 

Bir diğer husus ise; çöpler oradan buraya gelene kadar bir takip sisteminde nerede, ne yapıyor diye kontrol edilmiş? Peki gençler? Bizler hangi yeteneklerimize göre takip edilip, yönlendirilip bugünkü mesleklerimizi seçtik? Şanslı olanlarımızın ilgili rehber öğretmenleri vardı, doğru. Peki, kaçımızın içindeki resim yeteneği, müzik kulağı, heykel becerisi, spor başarısı mesleğe dönüşebildi veya keşfedilebildi? Bunları yapalım yapmasına ama önce öğretmen, mühendis, doktor, avukat olalım, sonra yine hobi olarak sanatsal faliyetler yaparız, değil mi sevgili okurlar(!)?

Buraya kadar çöpler ve gençlerin farklı muameleye maruz kaldığını konuştuk. Şimdi size bir benzerlikten bahsedeyim. Bir kenara atılmaları. Adana'da nerede olduğu belli olmayan, özensizce bir yere bırakılan çöpler, elbet geri dönüşüm zamanı değerli olacak, değil mi? Ee tabi… Enerji üretilecek, plastik olarak değerlendirilecek ve tekrardan sisteme katılacak. 

O zaman size bir yatırım tavsiyesi de vermiş olayım. Altın, dolar, ev, araba falan boşverin. Gençler, her seçim dönemi olduğu gibi yine bir anda değerlenecek. Şimdiden yatırım yapmakta fayda var. Kesin kazanma garantili sayın siyasiler, mis gibi yatırım.