Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) İzmir İl Koordinasyon Kurulu, Pasaport'ta yapılmak istenen ve belediye başkanının deyimiyle kente ‘bıçak’ gibi saplanmaya çalışılan gökdelen projesi ruhsatındaki hukuka aykırılıklar için İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne resmi yazı ile başvurduğunu açıkladı. Bu vesile ile “kent suçu” ve “kent rantı” kavramları bir kez daha gündeme geldi.

Peki nedir kent suçu?

Nedir kent rantı?

***

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Ekim 2019’da İzmir Kent Suçları Haritasını açıklamıştı. Bu açıklamada kent suçu şöyle tanımlanmıştı: “Kent Suçu: toprak üzerinde yapılan her türlü insan yapımı faaliyetin; canlı yaşamı, ekolojik döngüler, kentsel yaşanabilirlik ve sağlıklı bir çevre üzerinde yarattığı veya yaratacağı tahribat ve bozulmanın ortaya çıkmasına neden olarak işlenen suç.”

Bu tanıma göre İzmir’de 72 kent suçu dökümü verildi. Mühendisler, mimarlar, jeoloji bilim insanları dinlenmediğinde ne oluyor? 1999 Gölcük ve Düzce depremleri eğer bilimin sesi dinlenseydi böylesine yıkıma, acılara, drama ve felakete yol açmayabilirdi! Depremi önleyemeyebiliriz ama felakete dönüşmesini önleyebiliriz!

İzmir’de yeni bir kent suçu işlenmesin diye TMMOB çağrı yapıyor. Konak Belediye Başkanı Abdül Batur’un daha önce söyledikleri hatırlatılıyor:

Meclis'te alacağımız kararı Büyükşehir Belediyesi'ne yollayacağız. Oradan gelecek karara göre de Pasaport’ta yapılması planlanan projenin geleceği netleşecek. Kent estetiği kurulumuzun öngördüğü şekilde bina yapılmasına izin vereceğiz. Ama bu gökdelen olmayacak”.

Kente ve değerlerine sahip çıkacağız; vatandaşımız bizi bu konuda görevlendirdi. Özellikle bu bina kentin en önemli yapısının önüne geçiyor. Kadifekale eteklerinde 20 bin kişilik antik tiyatro çalışması var. Konak, her önüne gelenin binasını istediği yükseklikte yapacağı bir yer değil. Bizim savunduğumuz şey kent estetiği, kent değerleridir. Belli bölgelerde yüksek binalara karşı olduğumuzu belirtiyoruz. Kanun, yönetmelik ne diyorsa onu uyguluyoruz. Ve ben bunu yapmak için, bu kenti korumak için bu görevdeyim.(Abdül Batur-Konak Belediye Başkanı)

Bu gökdelen olmayacak!” söyleminden “bir kat azalması, bağımsız bölüm değişikliği yapılarak tadilat ruhsatı…” verilmesi sürecine nasıl gelindi?

***

Sayın Abdül Batur ruhsat verilmesini “Verilen bir hak var. Onun belediyeye getireceği bir tazminat yükü var” diye savunurken, TMMOB da tam aksine ruhsat verilmesinden doğan zararların “rücu” edileceğini iddia ediyor!

Yani başkan her iki açıdan da ikilemde. Ya ruhsat vererek olası zararların kendisine rücu edilmesini göze alacak ya da ruhsat vermeyerek olası tazminatları göğüsleyecek.

***

İstanbul-Taksim’de gökdelene karşı çıkan ve kent suçu işlenmesine karşı duran 12 Eylül sonrası SHP’den belediye başkanı seçilen Nurettin Sözen’in bir daha seçilmemesini sağlayanların, kendi deyimleriyle İstanbul’a ihanet eden dev inşaat şirketlerinin şimdi İzmir’e ihanet noktasında oldukları görülmüyor mu?

Yarın kendileri itiraf ederlerse çok geç olmuş olmayacak mı?

2019 yılında gazetem Yenigün’de yazdığım yazıda ‘rant’ı şöyle anlatmışım: “Türk Dil Kurumu "rant" ı şöyle tanımlıyor: "Getirim"
Cümle içinde kullanıyor, sevgili Aydın Boysan'dan alıntıyla: "Fırlayan arsa rantları, oy ticareti hissesi olarak paylaşıldı".
İktisatçılar rantın tanımını "doğanın getirisi" olarak yaparlar. Başka bir tanımla, daha dürüstçe olanı; rant, hiç emek harcamadan elde edilen kazanımdır!

***

Türkiye uzun zamandır bu yol ayrımındaydı. Üretken ekonomi mi, rant ekonomisi mi?”

Hiç emek harcamadan elde ettiğiniz kazançlardan doymadınız mı!?

Eğer bir kentte kent rantı oluşuyorsa o kentte yaşayan herkes bu ranttan yararlanmalıdır, bu rant bir avuç kişinin imtiyazına bırakılmamalıdır!


 

***

Sonuç olarak TMMOB-İzmir Koordinasyonu ne diyor ona bakalım: “Sonuç itibariyle süreç içerisinde ayrıcalıklı plan kararı getiren plan değişikliklerini onaylayanlar, imar planları arasındaki uyumsuzlukları gidermeyenler, plan notlarını parsel malikinin lehine değiştirerek onaylayanlar, usule aykırı yapı ruhsatı düzenleyenler, mevzuata aykırı ruhsatı iptal etmeyenler, mevzuata aykırı bir şekilde yapı ruhsatı düzenleyenler, ruhsata dayanak olacak imar planı değişikliği onaylayanlar, çevre imar bütünlüğüne aykırı kat yüksekliği ve üst ölçekli plan kararına aykırı plan değişikliğini onaylayanların bu suça ortak olduklarını yeniden hatırlatıyor ve sürecin takipçisi olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”