Güven GÜNEŞ / YENİGÜN - Devletin kurulacak midye çiftliğinin büyüklüğüne göre değişen miktarda hibe destekleri vermesi çok sayıda kişi ve kurumun ilgisini çekti. Geçtiğimiz aylarda Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü İzmir Körfezi’nde Akdeniz Midyesi yetiştirilebilecek beş alanın koordinatlarını tespit etti. Noter huzurunda gerçekleştirilen ve müteşebbislerin gözlemci olarak katılım sağladığı çekiliş sonucunda asil ve yedek olarak hak kazanan müteşebbisler belirlendi.

KUŞ CENNETİ İÇİN ZARAR

Bölgedeki Ramsar sözleşmesi ile korunan alana dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Sıkı, “Çiğli’de yapılacak olan midye çiftliğinin içinde bulunacağı yer 1. dereceden doğal sit alandır. Kuş cennetinin bulunduğu bölgeye doğrudan veya dolaylı olarak insan eliyle yapılacak en küçük bir müdahale bile buranın doğal yapısına zarar verecektir. Artık bu bölgeyi rahat bıraksınlar, ellemesinler. Geçtiğimiz yılda burada jeotermal enerji santrali yapılmaya çalışılmıştı. Şu anda bu proje durdu. Kurulmak istenen bu çiftlik İzmir’e ve Kuş Cenneti'ne en büyük tehlikenin başında gelmektedir. Kanun ve yönetmelikler buna müsaade etmeyecektir. Bakanlıkça uygulanan bu programın yanlış olduğunu düşünüyorum. Çevreciler yakın zamanda tepkilerini göstereceklerdir”dedi.

midyeMehmetSiki (1)

HALK SAĞLIĞI İÇİN ÖNEMLİ

Kirli ortamlarda yetişen midyelerin tüketicileri olumsuz etkileyeceğine dikkat çeken Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Aynur Lök, “İzmir, midyenin fazlaca bulunması ve aynı ölçüde tüketilmesi de diğer birçok ile göre ilk sıralarda yer almaktadır. Denizde midye oldukça fazla bulunuyor fakat bunların hepsi tüketime uygun değiller. Çünkü midyeler suyu süzerek beslenen canlılardır. Kirli sularda yaşayan midye gibi canlılar kurşun ve kadmiyum gibi ağır metaller başta olmak üzere tüm kirleticileri bünyesinde toplayabiliyorlar. Bu da insan sağlığı açısından riskler doğurmaktadır. Bu nedenle tüketilecek midyelerin temiz sulardan elde edilmesi ve hijyenik koşullarda hazırlanıp satışa sunulması gerekiyor. Evsel ve endüstriyel nitelikli atık suların deşarj edildiği deniz bölgelerinde yetişen midye gibi kabuklular, ağır metalleri ve kimyasal maddeleri bünyelerinde aşırı miktarda konsantre edebiliyorlar. Tüketildiklerinde ise bu kirleticiler insan bünyesine geçerek enzim faaliyetlerine, merkezi sinir sistemine, hücre ve dokulara olumsuz etkiler yapabilir. Bu kriterleri dikkate almayıp denizin farklı yerlerinden rastgele toplanmış midyeler halk sağlığı açısından sorunlar yarattığını görüyoruz. Standartları karşılamayan midyelerin içinde bulunan bazı ağır atıkları pişirseniz bile maalesef bu zararlı atıklar gitmemektedir” dedi.

midyeAynurLok

DÜZENLİ KONTROL EDİLMELİLER

Yetiştiricilik izni veren bakanlığın düzenli denetimler yaptığına vurgu yapan Prof. Dr. Aynur Lök, “Midyenin en büyük özelliği ve balıktan farkı denizdeki suyu süzerek beslenmesidir. Midyenin filtre edip vücudunda biriktireceği ve insan vücuduna olumsuz bir etki etmeyecek bir şekilde bir yetiştiricilik önemlidir. Bu nedenle bu bölgelerde yapılacak yetiştiriciliğine de ayrı bir özen gerekiyor. Midye yetiştiriciliği için izin verilen yerlerde herhangi bir endüstriyel ve evsel atıkların olmaması gerekiyor. Gerekli izinler verildikten sonra o alanı Bakanlıkta düzenli olarak izlemeye alıyor. Burada önemli noktalardan biri de ağır metan, endüstriyel ve ev atıkları var mı? Bu kriterler sağlandığı takdirde insan sağlığını olumsuz etkileyecek faktörlerden arındırılmış bir şekilde üretime izin veriliyor. Çiftliklerde düzenli bir şekilde kontrollerden geçirilen midyelerde böyle bir durum söz konusu olmamaktadır” ifadelerini kullandı.

MİDYE DENİZİN FİLTRESİDİR

İnsanların bazı yanlış uygulamalar nedeniyle uzun zamandır midyelere karşı belli ön yargıların olduğunu belirten Prof. Dr. Aynur Lök, “Bunların başında midyelerin denizdeki her şeyi filtre edip zararlı şeyleri de içinde tutarak barındırdığı düşüncesidir. Tabi böyle bir durum söz konusu değil. Midyeler yiyecek kaynağı olarak denizde gözle görülemeyecek kadar küçük mikro ölçekteki besinler ile gelişimlerini sağlamaktadırlar. İnsan sağlığını tehdit edecek herhangi bir zararlı bir oluşum da içermemektedirler. Ayrıca bu beslenme şekillerinden dolayı da denizde filtre görevi görmektedir. İnsanlarda, zamanında istenmeyen bölgelerden toplanan ve satılan bu midyelerin bazı sağlık sorunlarına neden olmasından dolayı böyle bir yargı oluşmuş durumda. Avrupa’da midyeler için denizin meyveleri diye bir söz vardır. Protein kaynağı ve besleyici özelliği olması ön plana çıkarmaktadır. Diğer her alanda olduğu gibi düzgün ve standartları sağladığınız sürece midye sağlık ve ekonomik açıdan yararlı bir yetiştiriciliktir” diye konuştu.

YEM DESTEĞİNE İHTİYAÇ DUYULMAZ

Akuakültür ve Denizcilik firma sahibi Semira Çakaloz, “Midye yetiştiriciliği ülkemizde henüz bir kaç yıllık mazisiyle yer alsa da su ürünleri sektörünün temel taşlarından biri olma doğrultusundadır. Marmara Bölgesi Kapıdağ Yarımadası bölgesinde başlayan midye üretimi günümüzde Bakanlığında destekleriyle ülkemizin muhtelif kıyılarına yayılmakta, lisanslı midye üretim sahaları olarak işaretlenmektedir. Dünyada balık çiftlikleri ve midye çiftliklerini iç içe kullanıp doğası gereği suyu süzen omurgasız bir canlı olan midyeden üretim sahasındaki suyu filtreleyerek temiz tutmasına ve bu sayede balıklar için su kalitesini doğal yolla yükseltmesine yönelik entegre çalışmalar başlamıştır. Midye, hariçten yem desteği sağlanmasına gerek duyulmayan dolayısıyla işletmeye yem maliyeti barındırmayan bir canlıdır. Belirli bir su akıntısı ve suda beslenebileceği organik yük olan yerde midye yaşar. Midye bulunduğu habitatın karakteristiğini taşır. Bir zemine bağımlı olarak hareketsiz bir yaşam sürer” dedi.

medyeSemiraCakaloz

YILDA 2 KERE HASAT YAPILABİLİR

İzmir'in midye tüketiminde en üst sıralarda olan bir şehir olduğunu belirten su ürünleri mühendisi Ata Burak Çakaloz “Gastronomik bir değer olarak midye çiftliklerinin de sayılarının artması gerekmektedir. Devlet desteği, üretim sektörünün her alanında önemlidir. Bahsetmiş olduğumuz gibi devletin tahsis etmiş olduğu lisanslı üretim sahalarında işbaşı yapan üreticiler pek çok üretim desteğinden faydalanmaktadırlar. Midye aynı zamanda pazarı çok geniş olan bir ihracat ürünüdür. Yetiştiriciliği yapılacak olan tür ülkemiz su havzası için yerel bir türdür ve ete dönüşme hızı ülkemiz su ve hava koşullarında gayet hızlıdır. İyi bir işletme yönetimi, kalifiye eleman çalıştırılmasıyla birlikte bir yıl içerisinde iki midye hasadı yapılabilmektedir. Bu da yapılacak olan çiftlik yatırımının kendini amorti etmesi süresini kısaltıp ve yetiştiricilik yapılmasını çok cazip kılmaktadır. İzmir'de hali hazırda bulunan çiftlik sayısı henüz yeterli değildir. Ancak önümüzdeki yıl ve takibinde bu sayı yükselecektir. Şu an midye çiftliği için İzmir ikinci planda kalan bir şehirdir. Esas odak Marmara Bölgesi, Kuzey Ege ve Karadeniz Bölgesi'ndedir. Esas üretim Marmara Bölgesi'nde gerçekleşmektedir. Sektör henüz çok yeni olduğu için bütün gelişmeler takip edilmektedir. Tesis, bulunduğu bölge koşulları, dip yapısı, coğrafi konum, hava ve su koşullarına göre inceleme ve hesaplamaları yapıldıktan sonra o bölgede yetiştiriciliğin uygun olup olmadığına karar verilir. Bulunduğu konuma göre Her proje birbirinden farklı ve kendine özgü olacak şekilde tasarlanmaktadır” diye konuştu.

midyeAtaBurakCakaloz