Emre Sarıgedik'in 4 Temmuz 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Tarihten denize kadar geniş bir turizm skalasına sahip olan İzmir'de uzun yıllardır kentimizin bu alandaki potansiyelinin yeterince değerlendirilemediğini konuşur dururuz. Özellikle, Özal dönemiyle birlikte Antalya'nın turizm atağı karşısında İzmir'in yarışta geri kaldığını düşünenler de var, her şey dahil konseptini ve otelden çıkmayan turist profilini İzmir'de istemeyenler de var. İkinci seçenek ağır basmış olacak ki İzmir'de bu tarz otel bulmak Antalya ve Muğla'ya göre çok daha zor.

Peki, İzmir turizminde şu dönem hissiyat ne? Bana göre bunu ifade edecek kelime, ümittir. Mart 2020'de hayatımıza giren koronavirüs ile birlikte en çok darbe alan sektörlerden biri olan turizmde bugünse ümit hakim. Kurban Bayramı tatili için konuştuğum birçok otel işletmecisi, odalarının şimdiden dolduğunu söylerken, görünen o ki turist de İzmir'i ve dolayısıyla kentimizin tatil ilçelerini özlemiş durumda.

Sadece deniz, kum ve güneş mi turizmi canlanıyor? Hayır... Yıllar sonra İzmir'de, geçtiğimiz günlerde aynı anda üç turist gemisi Alsancak'a demirledi. Üç gemideki yaklaşık 2500 turist, kent merkezine de uzun zaman sonra turizm rüzgarı estirdi ve esnafımızın yüzü güldü. Ben açıkçası bu konuda en başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Tunç Soyer'i tebrik etmek istiyorum. İzmir turizmini geliştirebilmek adına yaptığı çalışmalar ve kurduğu bağlantılar, bugün yavaş yavaş ilk meyvelerini verebilecek noktaya geldiyse, gelecekte bunların çok daha iyi noktaya ulaşacağından hiç şüphem yok.

Açık söylemek gerekirse İzmir, bir örtünün ardına saklanmış bir mücevhere benziyor ve örtünün de artık yavaş yavaş kalkmasının vakti geldi. Neyimiz eksik? Kentin bir tarafında Bergama, diğer tarafında Efes Antik Kenti ile birlikte birçok kente nasip olmayacak kadar büyük bir tarih turizmi potansiyelimiz var mı? Var... Çeşme'den Foça'ya, Karaburun'dan Seferihar'a ve Dikili'ye kadar her keseye, her zevke uygun deniz turizmi ilçelerimiz var mı? Var. O halde, geriye ne kalıyor? Kent merkezi... Bu konuda da Başkan Soyer başta olmak üzere yerel yöneticilerimize, bürokratlarımıza, milletvekillerimize, iş dünyamızın çatı örgütlerine çok büyük görev düşüyor. Kent merkezine ruhu olan yeni restoranların kazandırılmasından tutun da kent mobilyalarının albenili hale getirilmesine kadar, İzmir'e katılabilecek çok fazla değer var. Yeter ki isteyelim, yeter ki kentimiz için tartışmak yerine birlikte hareket etmeyi becerebilelim. Ben bu kez başaracağımıza inanıyorum.