11.01.2021, 05:36

İzmir’de işler pek iyi gitmiyor!

İzmir’de işler pek iyi gitmiyor!

Deprem oldu sallandık, yıkıldık, öldük ama yine de unuttuk. Resmi kayıtlara göre 2020 yılında irili ufaklı Türkiye’de 20 binin üzerinde deprem gerçekleşmiş. Dünya’daki deprem kayıtlarına baktığınızda 6.5 şiddetinin üzerindeki depremler arasında İzmir depremi 116 kayıpla birinci sıraya oturmuş. Deprem sonrasında en büyük mağduriyet yaşayan Manavkuyu-Mansuroğlu ve Adalet Mahallelerini içine alan Bayraklı başta olmak üzere Karşıyaka, Bornova, Çiğli, Konak gibi yerlerde binlerce kişi ilgili kurumlara koştu. İnsanlar evlerinin depreme dayanıklı olup olmadığının tespit edilmesini istedi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un yaptığı son açıklamadaysa deprem sonrası 61 bin binada hasar tespiti yaptıklarını 5 bine yakın binanın az-orta ve ağır gibi tanımlamalarla kayıtlara geçirildiğini açıklamıştı. Hep birlikte “deprem öldürmez bina öldürür” dedik. Kentsel dönüşüm projelerinin ne aşamada olduğunu, stok konut alanlarını, rezerv bölgeleri, mevcut yapıları tartışır olduk. Eskiden kentsel dönüşümü için binasını müteahhide veren vatandaş kapının markasını, tuvaletin fayansını, boyanın ismini şart koşuyordu. Şimdi bir anda herkes yer bilimci, jeoloji mühendisi, müteahhit oldu. Depremde evleri yıkılan ve sonrasında hasarlı olduğu için ortadan kaldırılan bazı binalar için 7 adet örnek proje alanı belirlendi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı buralardaki inşaat çalışmalarına başladı. Evinin olduğu yerde 3+1 dairesi olana 2+1 daire verilecek. Buradan hakkını istemeyen vatandaş dilerse aynı büyüklükte dairesine Bayraklı Şehir Hastanesi’nin yakınında yapılacak yeni rezerv alandan kavuşabilecek. Bunun için ödeme planları, banka kredileri de ayarlandı.

PLAN NOTU ÖNERİLERİ

Asıl tartışma bu ekonomik koşullarda insanların nasıl kentsel dönüşüme kaynak aktaracağı. Bugün binlerce insan çektikleri 10 yıllık kredileri ödemekle meşgulken bir de deprem gerçeğinden dolayı yeni evlere, güvenli yapılara taşınmak zorunda kaldılar. Maddi durumu iyi olanlar deprem bölgesini terk ederken olmayanlar ise kaderleriyle baş başa mı kalacak? Ülkede her şeyin üzerinde bir kanun var. 3194 Sayılı İmar Kanunu ve bunun alt çalışma koşullarını belirleyen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin etrafında her şey şekilleniyor. İzmir’de depreme maruz kalan alanlar içinde plansız, imarsız yer yok. Bu yüzden yeni yönetmeliklerin de getirdiği kısıtlamalar yüzünden bir bina yıkıldığında yenisini yapamıyorsunuz. İşte her şey de burada düğümleniyor. Vatandaş, kentsel dönüşüm kanunun uygulandığı bölgelerde emsal artışı yani bir kat fazla talepte bulunarak onu müteahhit payı vermek ve böylece ödeyeceği parayı daha aza indirmek istiyor. Bu konuda “gökyüzünün tapusu olmadığı için sorun olmaz” diyenler ile “bir kat verirsek daha fazlasının da önünü açarız” diyenler çatışıyor. Bu sebeple İzmir Büyükşehir Belediyesi bir çalışma yaptı. Teknik birimlerin hazırladığı, ilgili ihtisas komisyonlarının gündeminde olan plan notu önerileri kısa süre içinde netleşecek. Şehir Plancıları, Mimarlar, İnşaat, Jeofizik ve Jeoloji Mühendisleri Odaları’nın görüş bildirdiği yeni düzenlemeye birçok belediye de meclisten kararlar alarak önerilerde bulunmuştu.

HİBE VE DESTEK ŞART

Ortaya çıkan taslak çalışma öncesinde kooperatiflere yüzde 10 inşaat hakkı verilmesi talebi vardı. Çünkü depremde yıkımın gerçekleştiği bölgelerde 90’lı yıllarda başlayan inşaatlarda bu haklar dönemin belediyeleri tarafından kooperatiflere teşvik amacıyla verilmişti. Ayrıca, teras olan ve çatı kat olarak tanımlanan yarım katların tam kata çevrilerek kazanım elde edilmesi, eğilimli arazilerde kottan kat kazanma gibi konular İzmir’in genel problemleri olarak masaya yatırılmıştı. Özellikle deniz kenarı yerleşim bölgelerinde ve şehir merkezindeki Konak-Karşıyaka gibi sahil kısımlarda kat sıkıştırmadan kaynaklı kazanımlar da yıkılan bina yeniden yapıldığında artık olmayacaktı. Zaten bu konuya Şehir Plancıları Odası geçtiğimiz günlerde dava açtı. Gelinen son durum itibariyle düzenlemede bu konulara ilişkin hiçbir çalışma bulunmuyor. Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı yeni plan notları konusunda uzman görüşleri de bu yönde. Vatandaşın yapacağı yeni bina için kullanacağı kredilerde bankalara mahkum kalmaması için yeni hibe ve mali destek programlarının da şart olduğunu herkes biliyor. Son olarak bu konuda bir “süre” tartışması var. Depremin ne zaman ve hangi şiddette yaşanacağını bilemeyeceğimize göre sallandıkça belediyelerin kapısına gidemeyiz. Vatandaşı teşvik için alınacak kararların 3-5 yıl arasında bir zaman diliminde sınırlandırılması öngörülüyor. Tabi ki her şeyin gerçekleşmesi için elle tutulur bir şeylerin olması lazım. Ne yazık ki birinci derece deprem bölgesinde olan İzmir’de işler pek de iyi gitmiyor.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@