Okumak ne güzel iş! Oku ki sen de değiş!

Bir kenti yakından tanımanın, onun gerçeğine vakıf olmanın en kestirme yolu o kentte yaşamak olarak değerlendirilse de yaşama olanağı bulamadığımız/ bulamayacağımız kentleri tanımanın başka bir yolu da elbette edebiyattır. Öyle ki yıllarca yaşadığımız, birçok anını paylaştığımız ama çoğu/ kimi yüzlerini tanımadığımız, tanıyamadığımız kentleri de bize edebiyat tanıtır. Anılar, anlatılar, öyküler, romanlar, şiirler sahici bir aynadır kente/ hayata tutulan.

Burada doğup büyüdüğü halde deniz görmemiş, antikçağın izlerini merak etmemiş ya da çoğu semtine uğrak vermemiş İzmirlileri duyunca yadırgadığımız olur bu durumu. Oysa kentin bütün sakinleri hayatın gündelik telaşı içinde hiç umulmadık anlarda, yerlerde temas ederler birbirleriyle...

Barış İnce yeni romanı “Köksüzler”de, işte çoğumuzun daha az, belki de hiç bilmediği yüzüyle tanıştırıyor bizi.

Bin bir boyaya giren, oradan oraya savrulan insanın öyküsüne gün geçtikçe aşınan toplumsal/ insancıl değerler de eşlik ediyor “Köksüzler”de.

Umutlarının, kendini bulmanın ardında yurtdışına savrulmuş, bir yere ait olamamış, derin denizlerden define avcılığına hayallerini açmazlara yem etmiş insanların dünyasını sıcak ve akıcı bir dille sahneye taşırken burnumuzun dibindeki gecekondulardan, oralara sığınan hayatlardan da insan manzaraları sunuyor. Şaşırtıcı bir gözlem gücü, kentin kılcal damarlarına değin incelikle uzanma becerisiyle.

köksüzler

Köksüzler”den seslenen, Barış İnce’nin başarıyla sahneye taşıdığı kimliklerle gün içinde yolunuzun ne çok kesiştiğine şaşıracaksınız.

Köksüzler, Barış İnce, roman, İnkılap Yayınevi, Haziran 2022, İstanbul

İnfilak eden şiirler: Çürüntü İnfilak eden şiirler: Çürüntü

Raftaki Kitap

UnutMADIMAKlımda-25 Yıllık Ağıt/ Eren Aysan-Zeynep Altıok

Ne acılar çektik zaten vardılar.../ Bu sızı yirmi beş yıllık değil./ Babalarımız göz göre göre yandılar!” Böyle sesleniyor iki acılı ama onca saldırganlığa bir gün boyun eğmemiş iki dirençli evlat; Eren Aysan-Zeynep Altıok. Sahneyi, sanatı, hayatı bilen 37 insanımızın Sivas’ta, Madımak Otelinde yakılarak öldürülmesinin 30. yılındayız. Bu, yalnızca ülkemizin değil, tarihte benzerlerini aynı nedenlerle binlerce/ milyonlarca insana yaşatmış bütün bir insanlığın suçudur, utancıdır.

Biri hekim-şair Behçet Aysan; biri öğretmen-felsefeci-şair Metin Altıok... Onların hayata emeğinin kızlarının kaleminden dile gelişi hem ülkemizi hem bu utancı, zulmü daha yakından tanımak ve unutmamak/ unutturmamak için de yeniden okunmalı.

(anı-inceleme, Kırmızı Kedi Yayınları, 2018, İstanbul)

unutmadımaklımda

Zeytin Masalı/ Ahmet Günbaş

Edebiyatımızın uzun yollar yolcusudur Ahmet Günbaş. Yetişkinlere seslendiği kadar çocuklar için de işletti yorgun kalemini. Kurtuluş Savaşını çocuklarımız için dizelerin kılavuzluğunda anlattığı “Mustafa Kemaller Erken Büyük” (2000) dedi ilkin. Ardından birer “Şiir Cebi” (2010) armağan etti onlara. Sonra “Aykırı Çocuk”larla (2013) “Balkonumda Kuşlar” oyunu oynadı. Şimdi de son yıllarda ardı arkası kesilmeyen saldırılarla karşı karşıya kalan ölümsüz ağacın dilinden, ezberinden yine çocuklarla yeni bir oyuna duruyor, yeni oyunlar kuruyor. Özlemi, oyunu, düşleri, umudu, sevinci... kısacası hayatı ve onu gülerek yaşamak hakkına doğuştan sahip çocuklarımızı zeytinin barış sularıyla yıkıyor. Zeytinli oyunlara çağırıyor.

(çocuk şiirleri, Klaros Yayınları, Mart 2022, Ankara)

zeytin masalı

Okuma Notları/ Mehmet Çoban

Sevdiğim yazarlar kâğıt üzerinde -romanda, öyküde, günlüklerde- buluşunca seviniyorum. Uzun yıllar görüşmeyen akrabaların, dostların yenide kavuşması gibi. Ben de onlarla aynı duyguları paylaştığım, aynı kitapları okuduğum aynı kentlerde yaşamışsam, ruhsal ortaklıklar kuruyorum.

Enis Batur, 90’lı yılların başlarında Fransa’nın Bordeaux kentine yaptığı gezide civarı dolaşıp fotoğraf çekiyor, notlar alıyor, ortaya bir seyahatname çıkıyor. Ortak duygulardan kastettiğim şu satırlar:

O an eski bir fantazyayı canlandırıyor zihnimde: Tül’le yerleşiyoruz buraya, kimseye izimizi bulma izni vermeyecek ölçüde kayboluyor, yaşayıp ölüyoruz sessizce. Ben bir Pessoa sandığı bırakıyorum ardımda, o birkaç yüz tablo. Çocuksu, romantik düşlemler mi, evet, bir sakıncası var mıdır?

İki Deniz Arası Siyah Topraklar, Enis Batur, gezi, Remzi Kitabevi, 2014, İstanbul, s.146

İki Deniz Arası Siyah Topraklar

Unutulmayan Anlar!

İyi Zam!

Ozan Yolcu Bilginç’in, bir konserde, iki türkü arasında yönelttiği, “Kaç yaşındasın abi?” sorusuna yanıtı şöyle Rıza Konyalı’nın:

“84 şükür.” deyip gülümsüyor. “Allah bana iyi zam yapmış!”

Beşibiryerde

Derya Çolpan (1967’de Aydın’da doğdu. Kuleli Askeri Lisesinin ardından Boğaziçi Üniversitesinden mezun oldu. Bilkent Üniversitesinde yüksek lisans ve DEÜ’de doktora yaptı. İlk şiiri 1991 yılında Varlık Dergisi'nde yayımlandı. Şiirin yanı sıra denemeler de yazıyor. Halen Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.)

Derya Çolpan

İlk okuduğunuz kitap?

Hayatımda?.. Sanırım “Cin Ali”dir. Başka da vardır ne ki anımsamak zor. Aziz Nesin’den “Şimdiki Çocuklar Harika”yı ilkokulda okudum.

Unutamadığınız kitap(lar)?

Bilge Karasu’dan “Göçmüş Kediler Bahçesi”, Dönüp dönüp okumuşumdur. Bugün de okurum. Sonra yine Karasu’nun “Gece”si. Turgut Uyar’dan “Kayayı Delen İncir”, Cemal Süreya’nın “Üvercinka”sı... O kadar çok ki! Cortazar’ın öykülerini çok severim. Çehov’un, Edgar Allan Poe’nun, bir de Raymond Carver’in öyküleri... hemen aklıma gelenler.

Okumakta olduğunuz kitap?

James Joyce’un “Dublinliler”ini okuyorum. Sonra Güven Turan’ın şiirlerini... ve TDK ödüllü romanı “Dalyan”ı.

Bu aralar ne yazmaktasınız?

Bazen şiirler, yayımlıyorum da dergilerde. Arada küçük küçük yazılar da -evet, denemeler- yazıyorum genellikle şiir üzerine.

İlk yayımlanan kitabınız?

Ses Sözden Eksilince” (şiir), Hera Yayın etiketiyle 1997’de çıktı.

Bizim Güncel Kitaplarımız

Çocuk-Gençlik

1 Bozuk Pusula, İsmet Bertan, roman, Günışığı Kitaplığı

2 Sevgili Ucube, Sevgi Saygı, roman, Günışığı Kitaplığı

3 Uçan Hipopotamı Düşünme, Hanzade Servi, roman, Kırmızı Kedi

4 Ben Bu Problemleri Çatır Çatır Çözerim, Sümeyra Güzel, anlatı, Tudem

5 Güvercin Düşü, Ahmet Günbaş, öykü, Klaros

6 Pardon Sizi Duyamadım, Tuğba Güven Alkan, öykü, Yakın

7 Zeytin Masalı, Ahmet Günbaş, şiir, Klaros

Yetişkin

1 Çürüntü, Ahmet Günbaş, şiir, Hayal

2 Yarası Olan, Mustafa Torun, şiir, Mayıs

3 Dulhane, Duygu Ö. Yayman, öykü, Yakın

4 Köksüzler, Barış İnce, roman, İnkılap

5 Lahanistan, Feyza Hepçilingirler, roman, Kırmızı Kedi

6 Hipokrat’ın Romanı, B. Suat Çağlayan, roman, Bilgi

7 Unutulmayan Anlar, Y. Bekir Yurdakul, anı/ anlatı, Klaros

Altını Çizdiğim Satırlar

Son ‘Sivas olayları’ toplumumuzun, geleneksel zihniyetiyle, geleneksel kurumları ile, dünyanın yaşadığı dönemleri anlamakta yavaşladığını gösteriyor. Dünyanın hızla yeniden biçimlendiği bir dönemde bu durum, korkunun, yılgınlığın daha da yaygınlaşmasına neden olabilecek gibi görünüyor.

Böyle bir gidişatı durdurabilecek çözümlerse basınıyla, üniversitesiyle; televizyonu, radyosu, sendikaları, dernekleri, siyasal partileriyle bütün bir toplumun dünyayı anlamanı şart olduğunu anlamamızla bulunmaya başlayacaktır.

Ünsal Oskay (Sivas Kitabı-Bir Topluöldürümün Öyküsü, Haz.: Attila Aşut, Edebiyatçılar Derneği Yayını, Haziran 1994, Ankara, s.126)

Sivas Kitabı-Bir Topluöldürümün Öyküsü

Tadımlık

Biyografik yapıtlarıyla da tanıdığımız, hekim, siyasetçi, yazar Suat ÇağlayanUmut Yarım Kaldı Aristonikos”, “Sinopeli Diogenes”, “Tıbbiyeli Hikmet” yapıtlarıyla hepimizi, antikçağdan günümüze belleğimizde önemli yeri olan adlarla buluşturmuştu. “Hipokrat’ın Romanı”yla bir yandan yeniden antikçağa uzanırken bir yandan da tıp biliminin babası sayılan Hipokrat’la yeniden tanıştırıyor bizi. Kitaptan tadımlık bir bölüm:

 “Hekimliği, hekim olan babasından öğrenen Hipokrat, onun erken ölümüyle önceleri büyük bir boşluk içine düştü. Çünkü babası, daha iyi yetişmesi için onu başka yörelerde bulunan hekim filozofların yanına göndermeyi düşünmüş ve onlarla bağlantılar kurmuştu. Hipokrat da hekim olarak başlamış olduğu yaşam yolculuğunda yeni deneyimler kazanmanın heyecanı içindeydi.

“Babası her ne kadar hekimlik uygulamasını ona kendisi öğretiyorsa da hekimlik mesleğinin bir felsefe olduğunu, bunu da en iyi Alkmayon ve Empedokles’ten öğrenebileceğini söylüyordu. Bu nedenle de Hipokrat’ı onların yanına göndermek istiyordu. Ancak şimdi, babasının ölümüyle bu umutlarını yitirmiş olmanın düş kırıklığı içindeydi.”

Hipokrat’ın Romanı, B. Suat Çağlayan, roman, Bilgi Yayınevi, 2022, Ankara, s.18

Hipokrat’ın Romanı

Dizeler Arasında

2 Temmez 1993’ü

unutmadımaklımda

Durmadan avuçlarım terliyor,/ İnildiyor ardımdan/ Girdiğim çıktığım kapılar./ Trenim gecikmeli, yüreğim bungun,/ Bir bir uzaklaşıyor sevdiğim insanlar./ Ne zaman bir dosta gitsem,/ Evde yoklar...

Metin Altıok

Dergilik

 bizimizmir magazin 6 yaşında

Gazeteci Mehmet Kurt’un emeğiyle yayımlanan “bizimizmir magazin”, Mayıs 2022 tarihli 49. sayısıyla altıncı yaşına erişti. İzmir’in sosyal yaşamından ilginç anları, kentin kültürel birikimini, dünden yarına düşlerini/ hayallerini sayfalarına taşıyan “bizimizmir magazin”, alanında dikkat çeken, başarı kazanmış/ kente emeği geçmiş kimi adları daha yakından tanıtan röportajlarıyla da merak uyandırıyor.

Bizim İzmir haber portalının 20, derginin 6. yılını kutlama gecesinde sahiplerine ulaştırılan Homeros Ödüllerinin haberi de dergi sayfaları arasında yer alıyor.

İzmirli gazeteci dostların da yazılarıyla yer aldığı “bizimizmir magazin”e internet ortamında da erişilebiliyor.

bizimizmir magazin

Taş

Okunan bir kitap insan zekâsını genişletir. Onun içindir ki bir kitabı okumadan önceki halimize dönmek olanaksızdır.O. W. Holmes

Çizgilik/ Murteza Albayrak

çizgilik-murteza albayrak