İzmirli depremzedeler eylem yaptı, isyan etti

Sisam Adası açıklarında meydana gelen, İzmir’in Bayraklı İlçesi’nde birçok binanın yıkımına sebep olan 6.6 büyüklüğündeki depremde, evlerini kaybeden depremzedeler, AFAD İzmir İl Müdürlüğü önünde toplandı. Depremzedeler adına konuşan Av. Nilsu Karaman, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 7 adet proje alanına ayrılarak tapularımıza el konuldu. Mülkiyetlerimiz bizlerin izni ve bilgisi dışında elimizden alındı, hazineye devroldu. 7 ayrı proje alanı, 7 ayrı firmaya bilmediğimiz şartlarda ihale

Güncel 17.08.2021 - 23:44 17.08.2021 - 23:44

Depremzedeler adına konuşan ve kendisi de depremzede olan Av. Nilsu Karaman, “Bugün 17 Ağustos 2021 – Bugün 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden tam 22 yıl, 30 Ekim 2020 İzmir depreminin üzerinden  tam 9.5 ay geçti. Öncelikle bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm afetlerde yitip giden canlarımızı saygıyla ve rahmetle anıyoruz. Son yaşadığımız depremler yangınlar seller umarız son olsun ancak yaşananlardan gördük ki ülke olarak hala afetlere hazırlıklı değiliz. Bugün AFAD İzmir il binası önünde toplanan bu depremzedeler 1819 bağımsız bölümü temsilen buradayız. İZDEDA derneği değiliz. Bizler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 7 adet proje alanına dahil edilerek Bayraklı’daki diğer depremzedelerden ayrıştırılan aslında en mağdur olan grubuz. Deprem sırasında yıkılan 7 adet bina ve 117 can kaybı proje alanına alınan bu grubun komşuları, yitip giden canlar bugün burada bulunan arkadaşlarımızın yakınlarıdır. Bir kısmımız da göçükler altından çıkarıldık pek çoğumuz da depremde binalarda olup son anlarda canımızı kurtardık. Fakat depremden kısa bir süre sonra unutulduk” açıklamasında bulundu.  

''BAKANLIK TAPULARIMIZA EL KOYDU''

Karaman, “Biz canlarımızla uğraşırken, Çevre ve şehircilik bakanlığı tarafından 7 adet proje alanına ayrılarak tapularımıza el konuldu. Mülkiyetlerimiz bizlerin izni ve bilgisi dışında elimizden alındı, hazineye devroldu. 7 ayrı proje alanı , 7 ayrı firmaya bilmediğimiz şartlarda ihale edildi, katlarımız 8 den 5 e indirildi,  kat indiriminden kaynaklı metrekarelerimiz yarıya düşürüldü, 120-130 metrekare olan evlerimiz ofislerimiz 60-70 metrekare olarak yapılıyor. Üstüne bize satılıyor. Ziraat bankasının boş borçlandırma senetlerine zorla imza attırıldık, atmazsak arsa paramızı alıp gideceğimiz söylendi. Enkaz haline gelen binalarda eşyalarımız, depremde yıkılan binalarda ziynetlerimiz kaldı, hiçbirini alamadık . Katlarımız 8’den 5’e düşüp  konut eksiği ortaya çıkınca zeminlerdeki dükkanları da eve çevirdiler simdi kura ile geri vereceklermiş. 21. Yüzyıl Türkiye’sinde böyle bir hizmet anlayışı olamaz. Bize ‘mülkleriniz değerlendi, eskiydi şimdi yenisini veriyoruz’ diyorlar. Biz depremzedeyiz, ticaret yapmıyoruz. Trilyon da olsa pul da olsa depremden önceki katlarımızı, metrekarelerimizi,  şerefiyelerimizi kısacası yaşam alanlarımızı aynen geri itiyoruz. Depremden önce burada yaşayan 4 kişilik 5 kişilik aileler şimdi 60-70 metrekarelere nasıl sığacaklar? Buralar bizlerin kendi mülklerimizdir. Devlete Toki’ye ait yerler değildir. Bu sebeple TOKİ’nin dar gelirli vatandaşlara kura ile yer tahsis ettiği gibi kuraya tabi olmamız mümkün olamaz.  Kuş uçuşu 50-100 metre ilerde aynı zemindeki Folkart ikiz kuleler, Novus Ventus, Martı Tower, Mistral, Ege Perla , hala yapımı devam etmekte olan Biva gibi gökdelenlere izin ve oturma ruhsatları veren Çevre ve Şehircilik bakanlığı depremzede vatandaşın mülkiyetini 8 kattan 5 kata indirerek birçok mağduriyete sebebiyet vermiştir. ‘Ben yaptım oldu’ mantığı ve bu keyfiyet kabul edilemez. İdari dava süreleri beklenmeden, imar plan değişiklikleri kesinleşmeden kanuna aykırı işler yapılmaktadır” dedi. 

KAT SAYISI 8'DEN 5'E DÜŞTÜ

Depremzedeler adına konuşan Av. Nilsu Karaman sözlerini şöyle sürdürdü: 

1999’dan beri toplanan deprem vergileri bizlere kullanılmamıştır. özellikle binalardan eşyalarınızı almayın eşya bedelleriniz karşılanacak denilmesine rağmen söz verilen 30 bin tl eşya parası ve 13 bin tl taşınma yardımı dahi ben dahil pek çok arkadaşımıza yapılmamıştır. Bir kısmımız hala dask paralarını alamadı. Hala konteynerlarda yaşayan , Büyükşehir belediyesinin tahsis ettiği evlerde yaşayan arkadaşlarımız var . Kiraya çıktık. Depremden önce bir emekli maaşı ile bir asgari ücretle geçinen ailelere 10 aydır kiranızı nasıl ödüyorsunuz ne yiyip ne içiyorsunuz diye sorulmadı . Proje alanları dışındaki depremzedeler depremden önceki belediye imarına tabi oluyorlar 8 katlarını koruyarak kendi yerlerini yapma imkanı tanındı. Aynı depremi yaşayan bizler Çevre ve şehircilik bakanlığının proje alanları içine dahil edilerek sözde hizmet diye mağdur edildik. Bakanlık tarafından gökdelenlere hala daha 30 – 40 kat izni verirken ki 15 gün önce aynı bölgede sanayiye yakın Folkarta 53 kat gökdelen inşaat ruhsatı verirken neden bizim katlarımız 8 den 5 e indirildi ? Bu gökdelenler ile zemin etüdlerimizi karşılaştırmalı görmek istiyoruz.  

“AFET BAKANLIĞI KURULMALIDIR” 

Ülkede acilen bir afet bakanlığı kurulmalıdır. Depremden sonra bizler 3 bakanlık arasında bürokrasiye boğulduk. Bakanlıklar birbirinden koordinesiz birbirinden habersiz. Dönüşüm hizmetleri Toki eliyle Çevre ve şehircilik bakanlığı tarafından yürütülüyor ki hiçbir şeyden haberimiz yok, uygulamalar tamamen bilgimiz ve isteğimiz dışında ve keyfi. Dask yani deprem sigorta ödemeleri Maliye Bakanlığı tarafından yürütülüyor ki orası tam bir fecaat. Çevre ve şehircilik Bakanlığı‘nın hasar tespit raporlarını kabul etmiyorlar. Para ödememek için bin bir dereden su getiriliyor. Arama kurtarma ve sosyal yardımlar İçişleri bakanlığına bağlı AFAD tarafından yürütülüyor ki deprem sonrasında arama kurtarma ekibi en başarılı ekip idi kendilerine teşekkür ediyoruz. Ancak AFAD arama kurtarma dışında , afet sonrası , 7269 sayılı afet kanun anlamında bir takım kamusal sorumlulukları olan bir devlet kurumudur. Örneğin ;  depremden sonra vatandaşların 7269 sayılı kanuna göre hak sahibi olup olmadığını belirliyorlar. Bu kadar saçma bir iş olamaz. Aynı depremi yaşamış vatandaşlar arasında hak sahibi veya değil diye bir ayrım yapılabilir mi ? ama 1959 yılında yürürlüğe giren Afet kanununa göre aynı ilçe sınırları içinde size ve eşinize ait hisseli de olsa hasarsız ya da az hasarlı bir başka mülkünüz varsa depremzede sayılmıyorsunuz, bu sebeple hak sahibi olamıyorsunuz, 7269 sayılı kanunun 18 yıl ve 0 faizli kredi imkanlarından yararlanamıyorsunuz , Kentsel dönüşüm kanununun 10 yıl ve faizli kredi imkanlarından yararlanabilirsiniz yani depremzede değilsiniz .  örneğin Bornovada, Çeşme de  veya Karşıyaka da 5 eviniz, yazlıklarınız olsa da hak sahibi olabiliyorsunuz ama depremde yıkılan eviniz ile aynı ilçe sınırlarında örneğin Bayraklı ‘da size veya eşinize ait , hisseli bile olsa hasarsız veya az hasarlı 1 tane bile başka mülkünüz bile olsa, hak sahibi olamıyorsunuz.  

“FERYAT ETMEYE GELDİK” 

Bugün buraya, bu adaletsizliklere karşı feryat etmeye sesimizi duyurmaya geldik. hak sahipliği tanınmayan arkadaşlarımızla ilgili gerekli siyasi düzenlemelerin kanunen yapılmasını ve onlara da hak sahipliği tanınmasını istiyoruz. Ayrıca hepimiz depremzede olduğumuz için Afet kanunu uyarınca , afet kanunu şartlarına , maliyet hesabına göre ve 7269 sayılı kanuna uygun geri ödeme koşullarında bize de proje alanı dışında kalan depremzedelere tanınan hakların tanınmasını istemeye geldik. Depremzedeler proje alanı içi dışı , hak sahibi veya değil diye ayrışamaz. Bu anayasa önünde eşitlik ilkesine de aykırıdır. Proje alanı dışında kalan depremzedeler kendi yerlerini kendileri yaparken ve kentsel dönüşüm kredisinden yararlanırken aynı zamanda AFAD tarafından , şehir hastanesinin üstünde yapılmakta olan yerlerden de 7269 sayılı kanuna göre hak sahibi yapıldılar. Proje alanında kalan depremzedelerin yerlerini ise çevre ve şehircilik bakanlığı , 6a şartlarına ve hesabına göre yapıyor. AFAD’a göstermelik bir hak sahipliği tanıtarak sadece geri ödemeleri 20 yıl yapacaklar. Adı size de AFAD yer yaptı olacak. Bu durumda proje alanları dışındaki depremzedelere hem kentsel dönüşüm kanunundan kendi yerlerini yapma hem de şehir hastanesinin üstüne yapılan 8.500 konuttan AFAD‘dan yer alma şeklinde 2 hak tanınmış oluyor. Depremzedeler arasında proje alanı içi dışı diye böyle bir ayrım yapılamaz. Bizim suçumuz çevre ve şehircilik bakanlığının yerlerimize el koyması mıdır ? Bizler kentsel dönüşümcü değiliz. 6306 sayılı kentsel dönüşüm kanununun ağır borçlandırma hesap ve geri ödeme şartlarına tabi olmamalıyız. 7269 sayılı afet kanuna tabi olmalıyız. AFAD bize 7269 sayılı afet kanunun uyarınca yer yapmalı, bu kanuna göre hesap çıkarmalı, bu kanuna göre geri ödeme imkanı tanıyarak konut ve dükkan tahsis etmelidir. 

“BUGÜN BİZE YARIN SİZE” 

 Çevre ve şehircilik bakanlığının 6 A’ya göre bize yer yapması , hesabını 6a ya göre çıkararak bize sunması sadece geri ödeme anlamında AFAD’ın 7269 sayılı kanununa tabi kılınmamız, AFAD’ın 7269 sayılı kanun anlamında kanunun emredici hükmü ile düzenlenmiş sosyal devlet ilkesi gereği bize yer yapma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bunu biz söylemiyoruz kanun söylüyor. Bu AFAD için , 7269 sayılı kanundan kaynaklı bir zorunluluk ve sorumluluktur. AFAD ise depremden beri aradan geçen 10 ayda kanunen proje alanları depremzedeleri için konut/ dükkan tahsis etme sorumluluğunu yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Üstelik bizzat AFAD Başkanlığı’nın 12.11.2020 tarihli Bayraklı ilçesini de kapsayan 30 Ekim 2020 İzmir depreminin genel hayata etkili afet olduğuna dair kendi kararı mevcuttur. Bu karar fiili durum itibariyle afet bölgesi anlamına gelmektedir. Zira ne Afet kanununda ne de başka bir kanunda afet bölgesi tanımı ve kavramı yoktur. Uydurma kavramlarla daha önce Rize, Düzce , Artvin ve şimdi Kastamonu illerimizdeki haklı olarak afetzedelere tanınan bir takım ayrıcalık ve haklar 117 canını kaybetmiş İzmir ‘e tanınmamıştır. Oysa bu illerimiz gibi İzmir de AFAD Genel Müdürlüğü tarafından genel hayata etkili afet bölgesi kararı alınmış bir ildir. Diğer illerimiz gibi İzmir de kanunda olmadığına göre siyaseten ekstra yardım ve ayrıcalık yapılmak için kullanılan afet bölgesi tanımını sonuna kadar hak etmiştir. Afetler özellikle de deprem kuşağında olan ülkemizde depremler hepimizin karşılaşabileceği bir afettir. Bugün bizim başımıza gelen yarın herkesin başına gelebilir.   

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@