Pazar gecesi bir haber takıldı gözüme. Yaklaşık 100 bin adet kaçak ilaç ele geçirildiğini yazıyordu.

Kaçak kelimesini başlıkta görünce içki diye tamamladım aklımdan. Son günlerde en çok gördüğümüz haberlerden ne de olsa. Ya da kaçak göçmen. Ajanslardan bu konularla ilgili haber düşmesi an meselesi.

Ama kaçak ilaç konusuna pek aşina değiliz. Hayatımıza hoş geldin kaçak ilaç!

Ne kadar çok kaçak varmış hayatımızda. Kayıp kaçak bedelleri var mesela elektrik faturalarımızda. Çok alışkın olduğumuz bir yöntemle bizden alınan bir para. Birileri çalıyor, halk ödüyor. Böyle olunca yadırgamıyoruz memleket olarak. Bir ara gözümüze batar gibi oldu bu bedeller ama hemen kanun, düzenleme falan derken 2016'da yasal hale geldi. Kanun olmadan tahsil edilmeye başlandı, kanun arkadan geldi. Bu da kimimizin en sevdiği hukuk mekanizması.

Kaçak mazot vardı bir ara. Otobüsler, kamyonlar yollarda yanmaya başlayınca üzerine gidildi. Uzun zamandır duymuyorduk. Yakında yine duymaya başlarız. Akaryakıt fiyatlarındaki istikrarlı artış, beraberinde daha ucuzunu aramayı çoktan getirmiştir. Yine kaçak içki tüketmek nasıl ölüm riski taşıyorsa kaçak mazot kullanmak da yüksek oranda tehlike içeriyor.

Daha bütünleşik bir kaçakçılık var. Kaçak tütün ve makaron. Tütünü, saracak makaronla birlikte satmaya çalışmak ticari bir başarı aynı zamanda. İçkiyi satan yanında bardak satamayabilir ama kağıtsız tütün hiç bir işe yaramaz. Üstelik sarılmış halde bir paketini markettekinin neredeyse 3'te biri fiyatına alabiliyorsunuz. Fiyatı öyle olduktan sonra kağıda ne sarıldığının pek de önemi yok. Maksat cüzdan ekonomisi rahatlasın.

Çarşı pazarda kaçak parfümler var. Kullanmadım dersem yalan olur. Bir ara orijinal marka fiyatlarıyla yarışınca ben biraz mesafe koydum kendileriyle arama. Ama bu mesafeyi korumaya pek niyetim yok. Yeni kalite politikamız net son tüketici olarak: Ucuz olsun, çamurdan olsun.

Bu kadar kaçak üründen bahsederken kaçak yapılardan bahsetmemek olmaz. Muteber kişilerdir bunu yapanlar. Bir çok bürokrat ve siyasetçinin de gelir kapısıdır. Akşam eve giderken kaçak olan bina, mesai başlamadan gereken şartları taşımış olur mu olur. Hiç olmadı imar barışı yapıp sarılıp öpüşürüz. 'İşi kendi aramızda çözelim de, para yabancıya gitmesin' der yetkili makamlar.

Gri pasaportla insan kaçakçılığı, kaçak elektronik eşya, kaçak işyeri, kaçak çay, asker kaçağı... Saymaya başlarsak sonumuz akıl kaçıklığı.

Yaşam şartlarının dayatmasıyla geldiğimiz noktada, insanlar kanunen karşılaşacakları cezai yaptırımları göze alıyorlar. Hatta tüketiciler hayati riskleri bile umursamayacak duruma geldiler. Yaşamla ölüm arasındaki mesafenin çok da uzak olmadığı günler bunlar. Ucuz olsun da sağlıklı olmayıversin.

Yazının en başına dönersek, kaçakçılığın boyutu ilaçlara kadar geldiyse durumun ciddiyeti yazıp çizdiklerimizden çok daha fazla demektir. Aldığımız ilaçla ilgili bile aklımızda soru işaretleri olacaksa, ya da sağlığımız üzerinden birileri vurgun yapacak kadar gözünü kararttıysa durumun vehametini anlatmaya kelimeler yetmez demektir.

Hepsi hallolur da vicdanı kaçmasın yeter ki insanın.