Pandemi, kamu sektöründe istihdam edilen kadın işçi sayısını adeta eritti. Salgın öncesinde yüzde 29 olan istihdam, yüzde 18’e düştü. İzmirli kadın temsilcileri duruma sert tepki gösterdi.

FADİME ALTANHAN/YENİGÜN- Türkiye nüfusunun yüzde 49,9'unu oluşturan kadınlar, kendilerine iş hayatında aynı oranda yer bulamıyor. İş hayatında var olmaya çalışan kadınların istihdam oranı erkeklerin yarısından bile daha az. Türkiye, kadın istihdamında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında yer alıyor. 2020 yılında kamu sektöründe istihdam edilen kadın işçilerin oranı yüzde 29 iken, bu oran 2022 yılında yüzde 18'lere düştü. Pandemi sürecinden ekonomik hayatta ilk gözden çıkarılan yine kadınlar oldu. İzmir'in önde gelen kadın dernekleri başkanları bu düşüşe tepki gösterdi.

"İlk darbeyi kadınlar aldı"

Pandemi'de ilk darbeyi kadınların aldığını vurgulayan Girişimci İş Kadınları Federasyonu (GİFED) Başkanı Huriye Serter, "Pandemi sürecinde işini ilk kaybedenler kadınlar oldu. İlk darbeyi kadınlar yemesine rağmen istihdamda kadının artırılmasına yönelik bir program bir strateji yok. Pandemide sadece istihdamda değil kayıt dışı çalışan kadın sayısı da arttı. Pandemide işlerinde çıkarılan kadınlar başka iş bulamadıkları için kayıt dışı çalışmaya razı oldular. Bildiğim kadarıyla şu anda Türkiye'de İzmir nüfusu kadar kadın kayıt dışı çalışmak zorunda kaldı. Girişimci kadınların oranı ise bu süreçte yüzde 2'lik bir yükselme gösterdi. Girişimci kadın oranı yüzde 12'den yüzde 14'e yükseldi. Ben bu artışta işten çıkarılıp ev içinde yaptıkları işlerle kazanç elde etmek isteyen kadınların etkisi olduğunu düşünüyorum. Kadınlar pandemide işlerini kaybedip eve kapanmak zorunda kaldıkları için ev ekonomisine katkı koymak için evden birşeyler üretmeye başladılar" dedi.

huriye serter yenigün(1)

"Kadınların yükselebilmeleri lazım"

Kamu sektöründe kadın işçi oranının yüzde 29 olmasının bile yeterli değilken yüzde 18'le düşmesinin kabul edilebilir olmadığını belirten Serter, "Biz kadınların iyi ve insana yakışır işlerde çalışmasını istiyoruz. Ekonomiye katkılarının daha fazla olacağını düşünüyoruz. Çünkü kadınlarda böyle bir potansiyel var. Nüfusun yarısı kadın ama ekonominin değerlendirilemeyen en büyük kaynağı yine kadınlar. O yüzden istihdamda kadın oranının düşmesini bekliyorduk ancak önemli olan bundan sonra kadınlar için neler yapılacağı. Türkiye'de bir kadın bakanlığı bile yok. Bundan sonraki süreçte kadınların yaşadığı sıkıntılar nasıl toparlanır asıl kaygımız bundan. Kadınlarımızın kayıt dışı çalışmalarını istemiyoruz. Kadınların sadece istihdam edilmesi de yeterli değil. Onların yükselebilmeleri lazım. Bu oranın bu kadar düşmesi bizleri yaralıyor" diye konuştu.

"Kadınları yeni çağa hazırlamalıyız"

Girişimci İş Kadınları Federasyonu olarak 8 şehirde örgütlendiklerini ve dernek sayısını artırmaya devam edeceklerini belirten Serter, "2030 yılı hedefimizde hem istihdamda olan hem de girişimci kadın sayısını OECD ülkelerinin oranına ulaştırmaya çalışacağız. Stratejimizi, lobicilik faaliyetlerimizi bunun üzerine kurgulayacağız. BPW'nin Sürdürülebilir Kalkınma Planı hedefleri var. Bu hedeflerin 5,8 ve 10'uncu hedefler dahilinde ki bunlar, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, insana yakışır iş ve büyüme ve eşitsizliklerin azaltılması hedefleri dahilinde gerek istihdamda olan gerekse girişimci olan kadınların sayısını artırmak istiyoruz. Girişimciliği sadece evde yapılmış oyalar, tarhanalar, bulgurlar ve bunların satılması olarak görmüyoruz. Kadınların ve kız çocuklarının daha donanımlı daha eğitimli bir şekilde yetiştirilmesini istiyoruz. Çünkü önümüzde tekonolojik bir dünya var. Bu dünya gitgide daha çok büyüyor ve her şey artık teknoloji üzerinden yapılmaya başlanmışken eğer kadınları eğitmez, gerçek değeri vermezsek, bu yüzyılda hala ne gerek var okumalarına diye düşünürsek, bu teknoloji çağına hazırlamazsak iyice evlerine kapatmış olacağız. O yüzden bizim Federasyon olarak amacımız istihdamda ve girişimci olan kadınları bu yeni çağa hazırlamak ve hak ettikleri işlerde çalışmalarını sağlamak" açıklamalarında bulundu. 

"Kadınların kamusal alandaki varlığı azalıyor"

İzmir İş Kadınları Derneği olarak kuruluş amaçlarının ve yürüttükleri çalışmaların ana hedefinin kadınları iş hayatında görünür kılmak olduğunu belirten İzmir İş Kadınları Derneği (İZİKAD) Başkanı Betül Sezgin, "Türkiye Cumhuriyeti, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çağının ötesinde vizyonu sayesinde, kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkını dünyanın bir çok gelişmiş ülkesinden çok önce verdi. Ancak özellikle 1980’lerden sonra kadının kamusal alandaki varlığı her geçen yıl azalmaya devam etti. Hem iş hem de sosyal yaşamda kadının varlığı oransal olarak azalırken, kız çocuklarının eğitime ulaşma oranının da benzer şekilde sürekli düştüğünü görüyoruz. Bu sebeple İZİKAD olarak kız çocuklarına burs sağlayan projelere de önem verdik, veriyoruz" dedi.

Devlet hastanesi bakımsızlık kurbanı Devlet hastanesi bakımsızlık kurbanı

betül sezgin yenigün

"Kadını eve mahkum eden algıyı kırmalıyız"

Kamu sektöründe kadın işçilerin oranının yüzde 29'lardan yüzde 18'lere düşmesinin iç karartıcı bir tablo oluşturduğunu vurgulayan Sezgin, "Pandemi ile beraber ilk gözden çıkarılan kadınların olması da bu tabloya etki eden unsurlardan biri. Bunun için bizim öncelikle kız çocuklarının okuma, eğitim alma oranlarını yükseltmemiz gerekiyor. Bir dönüşüm, bir değişim olacaksa bunun yolu eğitimli kadınlar yaratmaktan geçiyor. Özgüvenli, eğitimli, kimseye muhtaç olmadan, kendi ayakları üzerinde durabilen kadın profili bu ülke kadının temel özellikleri arasında yer almak zorunda.

Kadını eve mahkum eden, ev içi iş bölüşümünde kadının yükünü erkeğe göre yüzde 100 arttıran “ev işleri kadının sorumluluğudur” algısını kırmakla işe başlayabiliriz. Kadın erkek eşitliğine inanan, toplumsal cinsiyet eşitliğine samimi bir inanç besleyen erkeklerin, babaların, eşlerin de bu konuda kendilerini dönüştürmesi, kendi hayatlarında bu fikirlerine uygun bir davranış değişikliğine gitmesi gerekiyor. Sözde değil özde dönüşüme ihtiyacımız var" şeklinde konuştu.

"Kadını desteklerken aleyhine dönüşüyor"

Kadınları korumak, desteklemek, iş yaşamına kazandırmak adına atılan adımların üzerinde çok düşünülmeden atıldığını söyleyen Sezgin, "Bunun neticesinde kadın aleyhine dönüşen uygulamalarla da karşı karşıya kalıyoruz.  Örneğin, belli sayıda kadın çalışan olan işyerine kreş açma zorunluluğu, kadın istihdamının aleyhine gelişmelere neden oluyor. İşveren kreş açmamak için asla o kadın çalışan sayısını geçmiyor, yeni istihdamda kadına yer vermeyi tercih etmiyor. Bunun yerine “erkek kadın fark etmez, çalışan sayısı 150’yi geçen her işyeri kreş açmak zorundadır” şeklinde o madde revize edilse, işini geliştirmek, büyütmek, daha fazla istihdam sağlamak durumunda kalan her işveren kreş açmak zorunda olacağını bilecek. Ancak bunu kadınla sınırladığınızda kadını destekleyen bir madde kadın aleyhine dönüşmüş oluyor. Samimi bir şekilde kadını ve erkeği gerçekten eşit gören bir anlayışla hareket edersek kadın istihdamını arttırmamız mümkün. Aksi takdirde kaş yapayım derken göz çıkarılan uygulamalar ile karşı karşıya kalıyoruz. Sözün özü, zihniyet değişikliğine ve toplumsal bir mutabakat ile kadın erkek eşitliğini gözeten bir anlayışa ihtiyacımız var. Bu sağlandığında göreceksiniz kadın iş yaşamında çok hızlı söz sahibi olacaktır" ifadelerini kullandı.

"Kadınların yeri evi anlayışı son bulmalı"

OECD ülkeleri arasında Türkiye'nin kadın istihdamında son sırada yer almasını değerlendiren Ege İş Kadınları Derneği Başkanı  Emre Pınar Kılıç, "Pandemiyle birlikte kadın istihdamında yaşanan düşüş bize kadınlara toplumumuzda kadına verilen değeri gösteriyor. Herhangi bir olumsuzlukta kadınlar ilk olarak işten çıkarılıyor. 2020 yılında kamu sektöründe kadın çalışanların oranının yüzde 29 iken, 2022 yılına geldiğimizde bu oranın yüzde 18'lere düşmesi de bize bunu gösteriyor. Kadınlar Türkiye nüfusunun yarısını oluşturuyor ve aynı oranda iş hayatında da var olması gerekiyor. 'Kadınların yeri evidir' anlayışının artık son bulması gerekiyor. Kadınların her alanda var olduğu kabul edilmeli ve kadınlar ha ettikleri işlerde çalışmalıdır. Biz Ege İş Kadınları Derneği olarak kadınların iş hayatında önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyoruz. Bir toplumun ilerlemesi ve bir ülkenin gelişmesi için kadınlar iş hayatında yer almalılar. Kadınları geri plana atan bir toplumun ve ülkenin gelişmesi mümkün değildir.  Ülke ekonomisinin iyileşmesinde kadınların önemli bir role sahip olduğunu ve kadınların önemli işlere imza atacağını düşünüyorum. Çünkü kadınların büyük bir potansiyeli var. Bunu pandemi ve ekonomik krizle işten çıkarılan kadınların pes etmeden evden ürettiklerini satarak ev ekonomisine katkı koymaya çalışmalarından da anlayabiliriz. Tüm bunlar bize gösteriyor ki kadınlara imkan verildiğinde başaramayacakları hiçbir iş yoktur. Kadınların işten çıkarılmaya değil daha fazla istihdam edilmesine ihtiyaç vardır" açıklamalarında bulundu.

emre pınar kılıç yenigün(1)

"Kadınlara yönelik engeller kaldırılmalı"

İş hayatında kadınlara yönelik tutumların toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirdiğini söyleyen Kılıç, "Kadınların iş hayatında ikinci planda tutulmaları, ücret eşitsizliği, karar mekanizmalarında dışlamaları, cinsiyetçi istihdam politikaları ve istihdam biçimleri ekonomik hayatta toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinleşmesine neden oluyor. Aynı zamanda pandemi ile birlikte hijyen ihtiyacının daha da artması iş hayatından çekilmesine ve istihdam oranlarının artmasına sebep olmuştur.  Bu nedenle iş hayatında kadınlara yönelik uygulanan bu engellerin kaldırılması gerekmektedir. Ayrıca kadınların istihdamını engelleyen ev işleri, çocuk bakımı, varsa eğer  yaşlı bakımı gibi sorumluluklarında ona destek olacak sosyal politikalarında uygulanması kadın istihdamının artmasını sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.