İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde örgütlü Tüm Bel-Sen İzmir 1Nolu Şube ve Genel-İş 3Nolu Şube kadın komisyonları bugün Çetin Emeç Toplantı Salonu'nda " İktidarın Kurulma Biçimi Olarak: Kadına Yönelik Şiddet" konulu atölye çalışması gerçekleştirmiştir. Ekonomist Dr. Derya ALTUN yürütücülüğünde gerçekleştirilen etkinlikte birçok iş yeri temsilcisinin yanı sıra karma bir etkinlik olması dolasıyla erkek katılımcılar da etkinliğe katılım sağlamıştır. Tüm bel Sen Kadın Sekreteri Sema Uzun Güneş, Tümbel Sen Şube Başkanı Buse Elbir Genel İş 3 Nolu Şube Mali Sekreteri Serap Yılmaz ve kadın komisyonu basın toplantısı gerçekleştirdi.

Tümbel Sen Şube Başkanı Buse Elbir Genel İş 3 Nolu Şube Mali Sekreteri Serap Yılmaz-1-yenigünTümbel Sen Şube Başkanı Buse Elbir Genel İş 3 Nolu Şube Mali Sekreteri Serap Yılmaz  şunları söyledi: 

11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzalandığı için İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen ve Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni yürürlükten kaldırmaya yönelik girişimleri kabul etmiyoruz. Kadına yönelik şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak için düzenlenmiş, TBMM tarafından oy birliğiyle kabul edilen bir uluslararası sözleşmenin bir gece yarısı kararnamesiyle ortadan kaldırılması Anayasa’ya ve her türlü evrensel demokratik ilkeye aykırıdır. Kadınlar toplumsal hayatın bütününde çok derin bir eşitsizlik ve adaletsizlik ile karşı karşıyadır. Pandemi ile birlikte bu eşitsizlik ve adaletsizlikler derinleşti. Hem kadınların ev içerisindeki yükü arttı, hem kadına yönelik şiddette ciddi şekilde bir artış oldu, hem de kadınlar çalışma hayatından daha fazla çekilmek zorunda kaldı. Covid- 19 etkisiyle geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 43’lere ulaştı. Neredeyse her iki kadından birisi işsiz. Ve Türkiye’de kadının istihdama katılımı yüzde 26 düzeyine geriledi. Yani her dört kadından biri çalışabiliyor. Ve bu eşitsizlikler kadına yönelik şiddeti, kadın cinayetlerini giderek daha fazla arttırıyor. Böylesi bir süreçte kadınlar açısından bu eşitsizlikleri, adaletsizlikleri giderecek politikalar hayata geçirmek gerekirken İstanbul Sözleşmesinin tartışmaya açılması ve daha sonra da yürürlükten kaldırılması asla kabul edilmez. Bu ülkede kadınların İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına değil, şiddete karşı bu sözleşmenin etkin bir şekilde uygulanmasına ihtiyacı vardır. İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasını değil aksine kadına yönelik her türlü şiddetin kaynağı olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı daha etkin önlemler alınmasını, İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 sayılı Yasa’nın uygulanmasını talep ediyoruz. Çalışma yaşamındaki şiddetin önlenmesi için ILO’nun 190 sayılı sözleşmesinin kabul edilmesini istiyoruz. Başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere haklarımızı koruyan ve geliştiren her türlü yasaya, emeğimize, bedenimize, ülkemize ve geleceğimize sahip çıkmak için omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz. ILO 190 sayılı Sözleşmesi’nin onaylanması için kampanyamızı işyeri işyeri, kent kent yürütecek ve mücadelemizi büyüteceğiz. Emeğimize, ekmeğimize ve hayatlarımıza sahip çıkacağız… Çalışma hayatı ve işyerleri de kadınlar için güvenli değildir. İşyerlerinde kadınlar fiziksel, cinsel, psikolojik şiddet ve taciz ile karşı karşıya kalıyor. Biliyoruz ki, çalışma hayatında kadına yönelik şiddet ve taciz evrensel bir sorundur. 2019 yılının haziran ayında Uluslararası Çalışma Konferansı, işyerlerinde toplumsal cinsiyet temelli şiddet başta olmak üzere her türlü şiddetin ortadan kaldırılması için ILO 190 sayılı Sözleşme’yi gündemine almıştı. Sözleşme, 25 Haziran 2021’de yürürlüğe girdi. ILO 190 sayılı Sözleşme, şiddeti tek taraflı ısrarlı takip, tehdit, sözlü kötü muamele gibi geniş kapsamlı olarak tanımlaması ve herkesi kapsamasıyla şiddete ve tacize karşı mücadele için önemli bir yol haritasıdır. Bu nedenle, diyoruz ki; ILO 190 sayılı “İşyerinde Şiddet ve Tacizle Mücadele Sözleşmesi” hükümet tarafından hızla onaylanmalı ve etkin bir biçimde uygulanmalıdır Her alanda inatla ve umutla mücadele eden kadınlar olarak taleplerimiz açıktır ve nettir:

▪ ▪ İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun etkin bir biçimde uygulansın!

▪ ▪ 25 Haziran 2021’de yürürlüğe giren ILO 190 sayılı Sözleşme onaylansın!

▪ ▪ Kadınlara özgü görülen ev içi sorumluluklar için kamusal politikaların hayata geçirilmesi şarttır. Özellikle kamu kurumları ve yerel yönetimler tarafından kreş, gündüz bakım evi, hasta ve yaşlı bakım evleri gibi merkezler açılarak tüm kadın ve erkeklerin ücretsiz yararlanabileceği bir hak olarak tanımlanmalıdır.

▪ ▪ Kamu-özel ayrımı olmaksızın, zorunlu hizmet ve üretim alanında çalışan ebeveynlere dönüşümlü ve eşit olarak ücretli izin verilmelidir.

▪ ▪ İktidarın politikalarında kadın istihdamını artırmak için önerilen esnek çalışma biçimleri yerine kadınlar için tam zamanlı ve güvenceli istihdam olanakları yaratılmalıdır.

▪ ▪ Covid-19 pandemisinin yarattığı iş ve istihdam kayıplarından en çok etkilenen, iş ve gelir kaybına uğrayan kadınlar için özel önlemler alınmalıdır.