28.11.2015, 22:00

Kadının darbesi bitmez mi?

4 yıl önce bir olay yaşandı...

15 yaşındayken Hatay'ın İskenderun ilçesinde cinsel istismara uğrayan bir kadının hikayesi bu...

Aslında darbe üstüne darbe alan kadınların hikayesi.

Hoş, ülkemizde durmadan bir çok konuda sıkıntı, üzüntü, bir kaos yaşamıyor da değiliz.

Ancak geçtiğimiz günlerde bir Yargıtay kararı aslında kadınların ne kadar da büyük, gizli döngünün içine hapsolduğunu bir kez daha bize gösterdi.

Kısaca her yönden sıkıntı yetmiyormuş gibi kadınlara bir darbe de Yargıtay'dan geldi.

*

Yargıtay ne mi yaptı?

Cinsel istismar olayını öğrendikten sonra boşanma davası açan eşi haklı buldu.

Bu darbe, kadının bazı engellere takılıp sanki ‘gizli suçlu’ gibi gösterilmesidir bana göre.

Bir derinden yaralamadır.

Bu karar kadının halen kişiliksiz gösterilmesidir.

*

Olayı hatırlatmak isterim ki ne denli ağır olduğu bir kez daha anlaşılsın.

Yıl 2011...

Yer köy yeri...

Ve cinsel istismara maruz kalan 15 yaşındaki bir çocuk...

İstismarcı, bir işçi...

*

Olay nasıl mı ortaya çıktı.

Şikâyetle mi sanıyorsunuz?

Hayır.

Olay mağdur çocuk intihara teşebbüs edince ortaya çıktı. 

İşte darbenin ilk ayağı bu.

*

İkinci darbe ise davanın uzun sürmesi.

Açılan dava 4 yıldır sonuçlanmadı. 

Şimdi gelelim üçüncü darbeye.
2012 yılında istismar mağduru 16 yaşına girince mahkeme izniyle kendisinden 18 yaş büyük uzaktan bir akrabasıyla evlendirildi.

Ülkemizde olan en iğrenç evlendirme yöntemlerinden biri.

Kişiyi değersiz hissettiren bu yöntemin daha da beteri tecavüzcüsü ile evlendirme yöntemidir ki, mutlaka önlenmelidir çünkü ağır kişilik hasarı bırakır.

Ve bir kadına en büyük hakarettir.

*

Ve dördüncü darbe eşinin cinsel istismar olayını öğrenen kişinin boşanma ve manevi tazminat davası açmasıdır ki, yine kadının ‘sen suçlusun’ psikolojisi altında ezilmesidir.

Daha bunu atlatamadan çift boşanır.

Ancak kocanın tazminat isteğini ise kabul edilmez.

*

Gelelim son darbeye.

Kadına vurulan en büyük darbedir bu bana göre.

Karar nedir biliyor musunuz?

Yargıtay kadının tamamen kusurlu olduğuna hükmetti, boşanma kararını onadı.

Suçlu kadındır diyen erkeklerin isteği oldu.

Kadını utanmalı diye ezen erkeklerin isteği oldu.

Kadın kuyruk sallıyor diyen erkeklerin isteği oldu.

*

Şimdi gelelim öze.

Cinsel istismara uğrayan çocuk...

Suçsuz günahsız olan çocuk...

Büyüdü sözde lekelenen çocuk...

 

*

Kadın ya bu ülkede, ne olursa olsun.

Hep suçludur, kuyruk sallar.

Aman erkeğe nazar değmesin, hep haklıdır vesselam.

Boşar da, sever de, döver de zihniyetinde.

*

İşte bu zihniyet içinde çürüyoruz.

Bu zihniyet bizi bitiriyor.

Bu zihniyette olan ve kadınlara acımasızca hükmeden kendini erkek zanneden erkekler, tüm acı çeken kadınların ahları sizin boynunuzda ve o ‘ah’lar sizi bırakmayacak.

Bunu da bir köşeye yazın lütfen...

 

 

 

Dip notlar;

 

Gerçek özgürlüğü bulalım!

 

İnsan; sevgi ve gönüle verilen değer neticesinde anlamını bulmaya çalışır.

O nedenle âlem içinde insan farklı bir yerdedir.

Bunun örneği Yunus Emre’nin sözünde gizlidir.

Gönül için, Hakk'ın tahtı der Yunus Emre.

Bu yaşanılası dünyanın yaşanamayacak düzene sürüklenmesi, toplumu oluşturan her bir bireyin sorumluluğundadır aslında.

İnsan, hayvan, doğa, evren sevgi neticesinde birbirini kucaklar.

Kalbimizi her an sağlam sevgi ile çevrelediğimizde, her türlü şart içinde ne şiddete, ne olumsuzluğa ne ayırıma yer açmayız.

Ve tam aksi insanlığa her türlü iyiliği yapmak için fırsat kollarız.

Her türlü zorluğu defederiz.

Yardım edebilme fırsatı çıktığında teşekkür ederiz, minnettar oluruz.

Yalnız yaşayan yaşlıların, kimsesizlerin, fakirlerin ihtiyaçlarını gözetiriz.

Kin, nefret, kırgınlık, öfke, kıskançlık taşımaya fırsatımız bile olmaz.

Kalbimiz sevgisizlik hastalığı ile yanacağına, merhamet ve sevgi ile kurtuluşa ermeli.

İşte tam da burada gerçek özgürlük ortaya çıkar.

İnsan olmak, sevgi ile olgunlaşmaktır. Başkalarına eziyet ederek olgunlaşılmaz.

Dengesiz olarak, zulmederek, küçümseyerek, ezerek, şiddet içine atarak olgunlaşılmaz, hak kazanılmaz...

Anlayalım...

İzleyelim...

Dengeli olalım, yürüyelim...

Eziyetten, fitneden, kötü davranıştan kaçınalım.

Gerçek özgürlüğü bulalım!

Ayrıca küçük bir not;

#Yarınlar güzel olsun...

Herkes için bir sınav dönemine girdik.
Cumhuriyet, bugünler için var.

 

Doğaçlama tiyatro...

 

Her yıl geleneksel olarak düzenlenen “İzmir Doğaçlama Tiyatro Festivali” 4-5-6 Aralık tarihlerinde 5. kez bizimle buluşacak bilginize...

Açılış ise 4 Aralık Cuma günü Sabancı Kültür Merkezi’nde...

 

“Biz Eskiden de Doğaçlardık” diyerek yapılacak olan festival, Türkiye’nin dört bir yanından gelen doğaçlama tiyatro oyuncuları ve kuramcılarını Oyun Hamuru Tiyatrosu önderliğinde İzmir’de ağırlayacak. Gruplar üç gün boyunca farklı formatlarda doğaçlama oyunlar sergileyecekler. 
Festival kapsamında ki programı size sunuyorum...

04 Aralık 2015 "Doğaçlama Fabrikası" Gösteri
05 Aralık 2015 Atölye A 10.00-17.00: Darrel Aldrige&William Collins "Laban Doğaçlama Teknikleri"
Atölye B 10.00-17.00: Kadir Çevik "Doğaçlama ve Kendiliğindenlik"
Atölye C 10.00-17.00: Nurhan Tekerek "Gelenekselden Çağdaşa Tavır Oyunculuğu ve Taklit"
Atölye D 10.00-13.00: Sıla Akdeniz "Doğaçlama Masal Atölyesi"
20.00: "Meddah-ı İftihar" Gösteri
06 Aralık 2015 "Eski Zaman Hikayesi"

Mutlu kalın...

 

 

Fıkra;

 

Bir İngiliz, bir Fransız, bir Türk gümrük kapısından geçmek için bekliyorlarmış.

Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış.

Önce İngiliz'in valizine bakmışlar. İçinden 7 adet don çıkmış. "Niye 7 tane?" diye İngiliz'e sormuşlar. O da "Haftanın yedi gün var. Hepsi için bir tane. Pazartesi, Salı, Çarşamba..." demiş.

"Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamlardaki."

Sıra Fransız'ın valizine gelmiş. Açmışlar bakmışlar 8 tane don. "7'yi anladık da niye 8?" diye sormuşlar.

Fransız "Pazartesi, Salı, Çarşamba…Her gün için bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım" demiş. "Vay be! Adamlardaki temizliğe, medeniyete bak!" demiş görevliler.

Sıra Temel'e gelince açmışlar bakmışlar tam 12 adet don.

"Vay be! Ne varsa bizim insanımızda var.

Şu medeniyete, şu temizliğe bak!" Sormuşlar "Neden 12 adet?"

Bizimki cevap vermiş "Ocak, Şubat, Mart,.."

 

 

Günün sözü;

Gönül Çalab’ın tahtı, gönüle Çalab baktı,

İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkarsa. Yunus Emre.

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@