07.03.2020, 07:26

Kadının farkı

Ülkemizde ilk kez 1921 yılında kutlanmaya başlanan Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri; Amerika’nın New York Kenti’nde yaşanan kadın dokuma işçilerinin dramı ile başlamıştır…

Ülkemizde ilk kez 1921 yılında kutlanmaya başlanan Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri; Amerika’nın New York Kenti’nde yaşanan kadın dokuma işçilerinin dramı ile başlamıştır…
Ülkemizde 1921 yılında yapılan etkinlikten sonra bu kutlamalara izin verilmedi. 1975 yılında “Türkiye Kadın Yılı Kongresi”nin sonucunda ülkemizde de yeniden kutlamalar başladı. “Dünya Kadınlar Günü” ismi verilen bu kutlamaların öyküsü ise her zaman yürekleri sızlatır. 
İşte O öykünün kısa bir özeti.
8 Mart 1857 tarihinde 40 bin dokuma işçisi çalışma şartlarının kötü olması nedeniyle çalıştıkları tekstil fabrikasında greve başlar. Grev alanına gelen polis, bu eyleme son verilmesini ister. Göstericilerden “ret” cevabı gelince polis saldırıya geçer. Arbede sırasında fabrikanın içine kaçan işçilerin üzerine polis, kapıyı kilitler. Olaylar sırasında fabrikanın içinde de yangın başlar. Dışarıya çıkmaya çalışan işçiler; polisin fabrikanın önüne kurduğu barikatı aşamaz. Yangın ve barikat nedeniyle 120 kadın işçi hayatını kaybeder. Kadın işçilerin cenaze törenine 10 binden fazla kişi katılır… 
Aradan geçen 53 yıldan sonra; 1910 yılının 27 Ağustos günü, Danimarka’nın Kopenhag Kenti’nde yapılan toplantıda, Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına “8 Mart Günü”nün “International Women's Day”, yani “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılması önerisini getirir. Bu öneri de toplantıda oy birliğiyle kabul edilir…
Uluslararası Kadınlar Konferansı'nın 3’üncüsü 1921 yılında Rusya’nın Moskova Kenti’nde yapılır. Bu toplantıda Sovyetler Birliği’nin kurucusu Vladimir Lenin’in teklifi ile 8 Mart; “Dünya Emekçi Kadınlar” günü olarak kabul edilir. Birleşmiş Millet Genel Kurulu da 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya kadınlar Günü” olarak kutlanmasını kabul etti…
Ancak Birleşmiş Milletler'in resmi internet sayfasında, 8 Mart bölümünde kutlamanın New York'ta ölen kadın işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır!..
Türk kadını ne kadar fedakar ne kadar güçlü olduğunu zaten “İstiklal Savaşı” sırasında ispatlamıştır. Atatürk; kadınlarımıza cumhuriyet yıllarının başlangıcında dünyada kendini “modern” olarak gösterdiği pek çok ülkeden daha önce seçme ve seçilme hakkı vermiştir. Seçilen kadınlar da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, kentlerin belediye meclislerinde hatta mahalle muhtarı olarak çok başarılı çalışmalar yapmışlardır…
Kadınlar “anaçtır, doğurgandır” bu nedenle erkeklerden çok daha fazla “önsezileri” vardır. Bu nedenle de kadınların; üretime, yönetime katkı koyduğu ülkelerde, toplumsal gelişme ve başarı daha hızlı olmuştur...
Her yıl kutlanan “Dünya Kadınlar Günü’ne, şiddet ve istismar mağduru” kadınların gölgesi düşüyor…
Bugün; bütün dünyada ülkelerin “modernliğinin ve çağdaşlığı”nın ölçüsü “kazandırılmış ve kazanılmış” kadın haklarıdır…
Kadını korumaya yönelik yasal düzenlemeler var, fakat şiddeti önlemek amacıyla “Sivil Toplum Kuruluşları” daha duyarlı, daha köklü eylemlerde bulunulmalıdır…
Kısacas; kadın demek, güç demek, sevgi demek, hoşgörü demektir. Bizler, halkın en fedakâr, çalışkan ve üreten bireyleriyiz. Bunlara karşılık da toplumdan sevgi ve saygı beklemek de hakkımızdır…
Hayatın her anında varlığımız hissedilir, ailemiz için ne istediğimizi biliriz. Erkeğimize her zaman destek veririz, çocuklarımızı koruyup kollarız…
Biliyor musunuz?
Bunları yaparken de en ufak bir beklenti içine girmeyiz. İşte aslında kadının farkı da buradan kaynaklanıyor. 
Bütün kadınlarımızın “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nü kutluyorum…

Yorumlar