15.01.2017, 06:31

Kadınlar ne ister?

Geçen hafta Ankara'da özel bir halk otobüsünde yaşanan dehşet aslında ne kadar da yozlaştığımızı bir kez daha gözler önüne serdi.

Nasıl bir zihniyetle canımızı emanet ettiğimiz bir otobüs şoförü, savunmasız yolcuya tecavüz edebilir?

Ne hallere düştük.

Üstelik ölümün ellerinde iken yalvarması ile kurtulan, ancak kurtulurken bile acı tehditler ile savrulan bir kadın yaşadığı o dehşeti unutabilecek mi?

Bir daha nasıl otobüse binmeye cesaret edebilecek?

İçindeki o yıkıntı şu anda kendini suçlama ile sonuçlanıyor yüzde yüz.

Suçlular ‘köhne zihniyetler’ iken buna rağmen kendini ‘sorguluyor’ kadınlarımız.

Diyebiliyor; ‘Oysa mini etek bile giymemiştim.’

*

‘Mini etek’ giymek,eşittir ‘tecavüz’ müdür ülkemizde?

Oysa, bunlar bizim temel haklarımız içinde.

Giyinme, seyahat etme ve yaşam hakkımız gibidir.

Can güvenliği hakkımız ise işte bu köhne zihniyetteki kişilerce maalesef ki elimizden alınıyor.

*

İnsanca hakların bize sağlanması gerekmez mi?

Sanırım anlayamadığımız bir düzen var da biz mi görmüyoruz?

‘Durun bir yanlışlık var’ bu düzende.

Bizim bütün haklarımız doğru düzgün sağlanamıyorsa bir ucundan tutalım en olur bir yanlışlık var bunda. Peki biz ne isteriz, insanca davranıştan başka?

Hal böyle iken, bir de bizi temsil edenler kavga dövüş içinde çok güzel örnek teşkil ediyor iken, ‘bir yanlışlık’ var demiyor musunuz?

Bizi temsil edenler şiddet içinde iken, hele ki şiddet kadın erkek demeden aleni iken, ‘bir yanlışlık’ var demiyor musunuz?

 

*

İşte bu yanlışlar içinde yine de bu yeni yılın değişimlerinin en istek alanı kuşkusuz kadınların dilekleri. Şimdi bu tecavüz konuları ve davaları bitmek bilmeden, her bir yandan kadınlarımızı sarıyor iken onların dili olayım bugün ve yazayım gönlümce onların aslında zihninden geçenleri.

Umarım bu yıl büyük değişimler kapımızdadır da, şiddetin son bulmasıyla açar içeri alırız o değişimleri.

2017 yılında azıcık değişir belki erkekler diye büyük temenniler içindeyiz kadınlar topluluğu olarak bilin.

Önce, evet ilk önce bu ‘tacizler, tecavüzler ve şiddet’ son bulmalı. En büyük sorunu bu, ülkemizde yaşayan kadınların.

Ve ikinci sınıf olarak toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ile yüzleşmemeleri diğer dileğim.

*

Ve gelelim kadınlar olarak kalbimizin sizden istediklerine.

Zor mu bizi anlamak?

‘Kadınları anlamak zor’dersiniz...

‘Kadınlar komplike yaratıklar’ dersiniz...

Suçlu ararsınız...

Beklentileriniz dağ gibi...

Ancak bilin ki kadınlar ne karmaşık varlıklardır, ne de beklentileri fazladır.

Bizler zannettiğiniz kadar karmaşık varlıklar olmadığımız gibi, dürüstçe kendimizi ifade edebilen kişilik yapısına sahibiz.

Güzelce sorulduğu takdirde...

*

Bir kadın sizden ne ister?

Öncelikle beklentilerimiz çok çok yüksek değil. Önceliğimiz sayılmak.

Sonrasında sevgi olmazsa olmazımız.

Değer verildiğimizi gördüğümüz taktirde, onu bize hissettirdiğiniz müddetçe sorun yok.

Biz sevgiyi derinden hissetmek istiyoruz.

Önce ‘saygı, sevgi’ ama bir de ne olur ‘söz’ünüzü de tutun.


*

Ve sırada ‘sadıklık’ var tabii ki.
Ne olur sadık kalın.

Biz kadınlar sizlere sonsuz güvenmek istiyoruz.

Bu ‘güven’ ne yazık ki kolay kazanılmıyor. Önce hata yaparsınız görmezden geliriz. Yalan söylediğinizde duymazdan geliriz.

Affederiz.

Ancak unutmayız.

Biriktiririz.

Yapılanları görmüyormuş gibi davranmak, ‘görmüyoruz’ anlamına gelmez.

 

*

Ve azıcık ‘centilmen’ olun.

Ufak centilmenliklerle emin olun kalbimizi kazanabilirsiniz.

İlgi isteriz evet ama boğulmak da istemeyiz.

Her şey kıvamında güzeldir. Nefes almak iyi gelir bize.

‘Bahane’ üretmeyin. Klişe bahaneleri kullanmayın.

Düşünceli olun. Dürüst olun. Kaba olmayın, kibar olun.

*

Kimseyi aptal yerine koymayın. Yalan yerine doğruyu söyleyin. ‘Hastayım’ diye iptal ettiğiniz randevuyu erkek arkadaşınızla yapmayın.

Ayıptır.

‘Sosyal medya’ denen bir olay var artık kaçamazsınız.

Er geç sosyal medya esir alır sizi de.

*

Hesaplar sizi kasıyorsa illa ki pahalı mekanla kadınların gönlünü almaya çalışmayın.

Kadınların “Hesabı erkek öder” mantığından kaçının. Ödeme gücü olan kadın da paylaşabilir.

Plan yapmaktan korkmayın lütfen.

Yaptığınız planlar kadına değer verdiğinizi gösterir.

Her şeyi kadından beklemeyin.

*

Ve en önemlisi kendinize ‘özen’ gösterin. Özen demek saygı demektir.

Ve başkalarının yanında lütfen bizimle ‘dikkatli’ konuşun.

Aşağılamayın.

Küçük düşürmeyin.

Kavga etmeyin.

Ve en önemlisi kibar olun ki naziklik görün kadınlardan. Bir de çok önemli olan detaylardır. İlişkinizin detaylarını kimse bilmemeli. ‘Mahremiyet’ önemlidir.

İşte kadınlar bu yılda sizden şiddetin bitmesinin yanı sıra bunları bekliyor.

*

Kısa ve öz erkeklerden istenilenler.

Ben bir kadın olarak erkeklerin istediklerini bir nebze duyduklarımdan ve iletilen isteklerden bilebilirim.

O nedenle sıralamada erkeklerin isteklerinde ‘kadınların daha az konuşması’ başı çekiyor bu da ek olarak sunulur...

*

Son olarak...

Şiddet dolu bir dünyada yaşıyoruz bu tarih döneminde.

Kaçınılmaz bir kaos, savaş hakim bu günlerde hemen hemen her yerde.

Ancak bireyler olarak gönlümüze ektiğimiz ‘sevgi’ ise er geç karşılığını alırız. Bu konuda sonsuz güven duymalıyız sevgiye.

Şiddetin her türlüsüne “hayır”ı önce kendinize şiddet uygulamayı bırakarak bitirmelisiniz ki, içsel dönüşümünüz dışarıda da gerçekleşsin.

Lütfen kendinizden ‘nefret’ etmeyi bırakın...

 

 

Dip notlar;

 

İzmir beyaza büründü! 

 

Özlediğimiz bir görüntüydü...

Sevindik...

Çocuklar, büyükler hepimiz şendik. Sosyal medyayı salladık.

İzmir'de tam 50 yıl sonra ilk kez sıcaklıklar -4 dereceyi gördü ki, güzel şehrimiz beyaza büründü.

Şehrimize en son 2012 yılının Şubat ayında kar yağmıştı. Ancak başka bir konu var ki, kentimiz son olarak 18 Ocak 1964 yılında kaydedilen eksi 4-8 derecelerine ulaştı. O yıllarda

Güzelyalı'da hava sıcaklığı eksi 6.4 olarak ölçülmüş.

Yani, İzmir'de son yıllarda görülmüş en soğuk hava kütlelerinden birini yaşadık.

Ve soğuk havadan en çok etkilenenler ise, yalnız yaşayanlar, kimsesizler ve sokakta kalanlar ile sokak hayvanları.

Ancak duyarlı şehrimizin duyarları insanları bu en soğuk günlerde onlar için elinden geleni yaptı. Bu konuda sokakta yaşayan kimsesizleri ve hayvanları doyuran, koruyan, kanat açan her bilinçli bireye kapten teşekkür ediyorum.Bir kap suyumuz, bir kap yemeğimiz ve şen şakrak kuşlarımız için bir kap buğdayımızı esirgemeyelim lütfen dostlarımızdan.

 

Kış depresyonu...

 

Yılın tam da bu zamanlarında sizde halsizlik, yorgunluk, isteksizlik mi var?

Kasvet ve karanlık yönü çok olan bu ayların sizi değişik duygu durumlarına aniden atması aklımıza “kış depresyonu”nu getiriyor.

Depresif duygu durumunuz soğuk hava, az sosyallik, güneşten mahrumiyet, kapalı ortamlarda uzun kalma ile ruh halini olumsuz yönde etkiler ve siz kendinizi bilmeden bir depresyonun içinde bulabilirsiniz.

Tüm bunlara ek olarak uyku isteğiniz artar, evden çıkmaz olursunuz, karamsarlık sizi kuşatır ve mutsuzluk hemen sizi ele geçirir.

Ve tuzu biberi dediğimiz çok fazla da yemek yemeğe başlarsanız bilin ki sizin “biyolojik saatiniz” bozulmuştur.

Kısaca mutluluk hormonlarınız çalışmıyor, karamsar ve depresifler. Ve siz depresyona girdiğinizin farkında bile olamazsınız, ortalığı kırıp geçirirsiniz. Bu hal, aile ilşkilerinizi etkiler. Sosyal yaşamınıza ket vurur. İş hayatınızı olumsuz etkiler. Kaygınız artar. Ve hatta daha ileri safhalarda panik atağa bile yakalanabilirsiniz.

Ve hava sıcaklığındaki bu ani düşüşlerin ruhsal,gribal, viral ve bakteriyel enfeksiyonların yanı sıra kalbimize de zararı olduğunu unutmayalım lütfen.

Tüm bu yukarıda saydıklarımız sizde var ise tedbirinizi almalısınız.

Öncelikle güneş gördüğünüz an çıkın...

Işık alın...

Yürüyüş yapın...

Sosyalleşin...

Alkol ve kafein gibi içecekleri azaltın...

Taze sebze ve meyve tüketin...

Ve en önemlisi sevdiklerinizle beraber olun, sohbet etmeği unuttuğumuz bu devirde biraz sohbet, muhabbet edin...

 

Fıkra;

Bir TV kanalı her ülkeden bir kadın seçerek karı koca aldatması üzerine bir araştırma yapmak ister.
Soru şudur :

Kocanızı başka bir kadınla yakalarsanız ne yaparsınız?
İşte çeşitli cevaplar :
İsveç’ten katılan kadın: ‘Benim neyimi beğenmedin diye sorardım’ der.
Rusya’dan katılan kadın: ‘Hiç bir şey sormam ve direkt evi terk ederim’ der.
Fransa’dan katılan kadın : ‘Sevgilime gider beni teselli etmesini söylerim’ der.
İtalyan kadın: ‘Kadını öldürürüm’ der.
Yunanlı kadın: ‘Kocamı da onunla birlikte olan kadını da öldürürüm’ demiş.
İspanyol kadın : ‘Kocamı alnından vururum’ der.
Türkiye’den katılan kadın : ‘Benim herif yapmaz’ der.

 

Günün sözü;

Cehaletin tek korkusu kadındır. Çünkü kadın öğrenirse çocuklarına da öğretir.

Emine Supçin

 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@