27.09.2021, 14:41

KANAL İSTANBUL (2)

Türkiye’de Devlet Planlama Teşkilatı (gerçi şimdilerde kapatıldı ama) planlamayı, amaçlanan sonuçlara ulaşma yolunda ekonomik ve sosyal yaşama gerçekleştirilen müdahalenin etki alanını ve derecesini gösteren bir araç olarak görmektedir. Bu durumda Türkiye’nin kanal İstanbul planlaması ekonomik, sosyal ve doğal yaşama dev bir müdahale olarak belirli sonuçlar amaçlıyor olmalıdır. Ancak bu amaçların böylesine dev bir müdahaleye kalkışmak için yeterince güçlü olup olmadıkları bir tartışma konusudur.

ÜLKEMİZİ ZOR DURUMA DÜŞÜRECEKTİR

Dünyada daha önce yapılmış olan Süveyş, Panama, Korint gibi kanalların inşa edilme amaçları ortaktır. Hepsi ulaşımın kısalmasını hedefler. Süveyş kanalı 6500 km., Panama kanalı 3200 km. , Korint kanalı 700 km. yolculuk mesafesini kısaltmaktadır. Kanal İstanbul ile gemilerin yolculuk mesafesinde hiçbir kısalma sağlanmamaktadır. Kaldı ki adı geçen o üç kanal, bölgelerindeki tek su yoludur. Oysa Kanal İstanbul boğaza paralel ikinci bir su yoludur. Üstelik Lozan’dan sonra Montrö sözleşmesiyle belli kurallara bağlanmış bir su yolu varken bunda ısrar edilmesi ülkemizi de zor duruma düşürecektir.

YÜK MİKTARI ARTMAKTADIR

Resmi makamlar iki temel söylem geliştirmişlerdir. Birisi boğaz trafiğinin kontrol altına alınması, ikincisi de bir yeni şehir inşasıdır. Boğaz trafiğinden bahsedenler, milli gelirden bahsedenler, gemi kazalarını bahane edenler doğruyu söylememektedirler. Hazırladıkları raporda boğazdan geçiş yapan gemilerin 1930’lu yıllarda yılda 3.000 seviyelerinde olmasına karşın, söz konusu sayının 2017 yılında 44.000’e ulaştığı, bu rakamın önümüzdeki yıllarda katlanarak 2030 yılında 65.000, 2070 yılına gelindiğinde 115.000 gemiye ulaşacağı öngörülmüştür. Oysa istatistiklere bakıldığında son on yılda boğazdan geçen gemi sayısı 104.000’den 86.000’e gerilemiştir. Geçiş yapan gemi sayısındaki azalışta elbette gemi hacimlerinin artmasının payı vardır. Bir başka deyişle, boğazdan geçen gemi sayısı azalsa bile, geçen yük miktarı artmaktadır.

KARŞI DURMAK İNSAKLIK GÖREVİMİZ

Bakanlık İstanbul Boğazına alternatif bir geçiş güzergahının zorunlu olduğunu ileri sürmektedir. Ama bunun böyle olmadığı bilimsel raporlarla açıklanmaktadır. Kanal İstanbul’un inşa edilmesiyle yine bilimin bizlere söylediği kanalın çevresine 7.5 milyon nüfuslu bir kentin inşa edilmesi amaçlanmaktadır. Bu da ek trafik yükü, ek kirlilik, ek hizmetleri beraberinde getirecektir. Havaalanının da bu yörede olduğu düşünülürse kanalın üzerine yapılacak olan köprüleri de katarsak , hele üçüncü boğaz köprüsünden adı geçen yere uzanacak bir yolla şimdiden trafik tıkanıklığı yaşayan İstanbul, duran ve çaresizlikle boğuşan bir kent olacaktır. Kısaca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gerekçeleriyle beraber karşı durduğu bu projeye bizim de karşı durmamız insanlık görevidir.

Yorumlar