Bu Corona Virüsü öyle ya da böyle tüm dünyayı eve tıkadı, belki de durup düşünmemizi sağladı bu çetrefilli hayat koşuşturmasında….

 

Her şerde bir hayır vardır diyenler var. Benim üstün polyannacılık  performansım  bile bulamadı bu  salgına bir hayır… Şimdi olanlara göz atalım…

 

Tıp doktorları, hemşireler tıp alanındaki personel şu an çok fazla çalışıyor. Tanrı güç versin.

Tüm çalışanlara …Dualarımız onlarla…

 

Ama bir de eve kapanan çekirdek aileler var ki Tanrı onların da psikolojisine zeval vermesin!

 

Ev kadınlarından bahsediyorum özellikle …Çocuklar yirmi dört saat evde. Eşler yirmi dört saat evde… Bu demek oluyor ki;

 

Anne sabah erkenden kalkacak, enerjisini atamamış, en erken saat: 12 00 de yatan çocukları bağırış çağırış kahvaltılarını ettirip, bilgisayar ya da televizyon başına oturmaları için çaba sarf edecek (uzaktan eğitim) Sonra kahvaltı masasını toplayıp evi havalandırıp (sırasıyla yatak odalarını düzeltip) ve dün geceden dağılan evi toparlayacak. Eviniz azıcık büyükse iyi. Yani herkese bir oda düşüyorsa şükür edin. Kaçacak bir yerleriniz var. Karantinanın etkisi ve geçim stresiyle uyanan eşlere de ayrı bir muamele gerekiyor tabii. Kadın   beyinin, psikolojisini ve sağlığını iyi tutacak ki, ailenin direğine bir şey olmasın.

Evi toparlayıp, kahvaltı masasını (malum herkesin kalkış sırası farklı!) anca kaldıran anne, bir fincan kahvesini yudumlayacakken, çocukların ekrandaki dersleri biter ve hepsi yeni toplanan mutfağa açlıkla hücum ederler.  Hemen pratik zekaya sahip anne tekrar yemek masasına bir şeyler hazırlamaya koyulur. Şanslıysa dolaptaki dünden kalan yiyecekleri isteyecekler değilse sil baştan yemek yapmaya…

 Çocuklardan sonra yemek masasını kaldıran anne, televizyondan seyrettiği hijyen kurallarını duyunca aşka gelip her yeri dezenfekte eder. Sabahtan beri dinlenemeyen bu kadın yine tam evi steril  etmiş, çocukları doyurmuş , içi rahat oturmuşken ; geçim stresi ile ekonomi haberlerini  seyredip  önündeki 2 ayın ekonomik durumunu göremeyen;  evin direğinin, stres içinde mutfaktaki buzdolabına saldırdığına şahit olur. Direk, can sıkıntısı ile yine televizyondan gördüğü mutfağı alt üst edecek değişik yemek tariflerini uygulamak için eşine seslenir. Adam yemeği kendi yapacaktır ama tuzu bile eşinden ister. Yine   mutfağa giren kadın eşinin istediği   yemeği   yapmasına (daha yeni temizlenmiş mutfağı yağ içinde kalmasını içi acıyarak seyreder) razı her an elinde bez ,  yaptığı yemeğin  malzemesini   temin eder.Yemek bitip her yeri batan mutfak temizlendikten sonra çocuklar gelir acıkmışlardır…

 

Baba koltuğa geçer, yediklerini sindirmeye çalışırken, mutfakta yine hareket başlar!

Birkaç saat sonra çocukları yatırmış, mutfağı ve evi toplayan  ve ancak oturabilen kadına, adam sarılmak istemiştir. Sonra   malum   sevdiği   kadını istemiştir canı…Kadın yorgun, kadın kendine bir saat bile zaman ayıramamış, kadın sevdiği programı seyretmek istiyor…Haliyle adamı itekliyor … 

Sonrası mı?  Sonrası, üçüncü dünya savaşının minyatürü, kimyasal değil psikolojik savaş!

Üstelik dışarı çıkılmıyor! Corona günlerinde aşk çekilmiyor…