Bu kafatası ayrıca, yakınındaki eserler veya materyaller kullanarak bir yaş tahmin etmek yerine, kafatasının bir parçası analiz edilerek, radyokarbon kullanılarak doğrudan tarihlenen tek kişi olma özelliğini taşıyor. Arkeolog Scott Fitzpatrick liderliğindeki bir ekip, kemiklerin 18. yüzyılın sonları veya 19. yüzyılın başlarına ait olduğunu bildirdi.

Fitzpatrick’in, baş yazar ve iskelet biyoloğu Greg Nelson’ı da içeren ekibi, bulgularını International Journal of Paleopathology’de çevrimiçi olarak yayınlanan bir makalede detaylandırdı.

Örnek, engebeli ve ıssız bir ada olan Petite Mustique’de bulundu. Tarihsel kayıtlar, adanın 1800’lerin başlarında, cüzzamlı insanların hastalığın yayılmasını önlemek için izole edilebildiği bir cüzzam yeri olabileceğini gösteriyor.

Aynı zamanda Doğa ve Kültür Tarihi Müzesi’nde araştırma direktör yardımcısı olan Fitzpatrick, “Karayipler ve Pasifik’te, Hawaii’deki Molokai gibi, cüzzamlı insanları uzaklaştırmak için daha küçük adaların kullanıldığı birkaç tane oldukça iyi bilinen vaka var.” diyor.

Ancak, 17. yüzyılın ortalarından başlayarak Karayipler’de cüzzamın varlığı yazılı kanıtlarla belgelenmiş olsa da, bu raporlar oldukça eksik. Arkeologlar, hastalığın yayılma modelini izlemeye yardımcı olabilecek çok az iskelet kanıtı buldular. Yeni keşif, bu bölgedeki cüzzamın varlığına ve izlediği yayılım modelinin anlaşılmasına katkıda bulunuyor.

Cüzzam; ellerde, ayaklarda ve yüzde dramatik şekil bozukluklarına neden olur ve bu değişiklikler kemiklerde kendini gösterir. Nelson, burun ve kafatasının üst çenesindeki iskelet deformasyonu paternine dayanarak kişinin cüzzamlı olduğunu belirledi.

Hastalık, hasta biriyle uzun süreli yakın temas yoluyla yayılır, ancak cüzzamın ayrıca ellerin, ayakların ve özellikle yüzün belirgin şekilde şekil bozukluğuna yol açabilmesi, onu çok korkutucu bir hastalık haline getirdi ve muhtemelen cüzzamlı insanları izole etmek için yapılan hamleleri hızlandırdı.