04.07.2015, 21:00

Kardeşlik yok muydu?

Etrafımızda konuşmalar, fısıldamalar...

Gülümsemeler...

‘Gücümüz olsa da herşeyi düzeltsek?’ edası.

Yanlışları düzeltebilir miyiz acaba diye düşünmeyeniz de yoktur hani?

Bir de şu pencereden bakalım...

Ömrümüzü ülkenin sorunlarıyla mı geçireceğiz?

Gazete oku aynı sorunlar...

Televizyon izle aynı sorunlar...

Ülkede sorun...

Dünyada sorun...

"Hükümet kurulacak mı?"...

Savaş konulu ‘Ramazan’...

Tedirginlik...

Komşumuz Yunanistan’ın krizi...

Yanıbaşımızda ki bitmeyen savaş.

Göç sorunumuz...

Hırslar...

Açgözlülükler...

Sonu gelmeyen birbirine çelme takmalar...

 

*

 

Sorumluluktur herşeyin başı. Ülkene, işine, eşine topluma sorumlusundur bir bakıma.

Özlediğin hayata kavuşmak için verilen mücadelenin sorumluluğudur bu. Herşeyi görev saymak yoktur, sorumlulukların bilincinde olmak vardır.

Kendi hayatlarımızı yaşayabilme mücadelesi veriyoruz bir bakıma.

Bir dilim ekmek mücadelesindeyiz.

Ramazan'da bile insanları birbirine düşürmenin anlamı ne peki?

Amaç para mı?

Güç mü?

Düzen mi?

Sığlaşan yaşam mı?

Bugün Türkiye siyasetinde oluşan akımlar dahil tüm temsilcilikler sahnede.

Peki, siyaset sahnesinde belirginleşen ana eğilimler mi bizi şekillendiren?

 

*

 

Kısaca entrikaların bütün hallerini görüyoruz.
Bitmeyen nefreti, azalmayan öfkeyi, atılan kurşunları, ölen çocukları, yok yere yitip giden hayatları görüyoruz.

Kardeşlik yok muydu?

Kocaman hayatın içinde bir bahçemiz olmasın mı düşlerimizle süslediğimiz?

Yoksa kan gölünün, nefretin, öfkenin içinde mi şekillenelim?

Biz öğrenmedik mi kardeşliği, sevgiyi, hele ki Ramazan ayında kucaklaşmayı?

Uçurtma yerine bomba.

Ağaç, çiçek yerine hurda, çöp.

İnsanlığın içinde bulunduğu durum şu an bana göre nüfus cüzdanı denen hüviyet ayrımı...

Tahammülsüz toplumun şekillendirdiği düzen bu.

 

*

 

İnsanlık adına ne yapılıyor, ne ekiliyor ne biçiliyor?

Dehşet mi?

Öfke mi?

Kardeşlik mi?

Dil, din, ırk ayrımı mı?

Yoksa koca bir yalan dünyası mı?

 

*

 

Kardeşlik nedir?

Sevgidir...

Yürektir...

Kardeşlik yok mu, yoksa kardeşlik hiç yok muydu?
Sonuç...

Hep birlikte cahilleşiyor ve duyarsızlaşıyoruz ey halkım...

Ne kaldı artık elimizde?

Varın siz düşünün.

 

Dip notlar;

 

Eskiden...

Çocukluğumda iftar saati büyük hedefti...

Sokakta geçen zaman içinde oruç bozulacak diye sabırsızlıkla o saati beklerdik.

Yaşlı bir dilenci sadaka isterdi ki bizde dilenci "Tanrı misafiri idi".

Hatta sofra açıktı.

Güven vardı...

Yürekler açıktı...

Şimdi sokakta gördüğümüz dilenciye kafa çevirir bir haldeyiz, çünkü hep kandırıldığımızı düşünür olduk.

Hatta kandırıldık da.

Şimdilerde güven duygusu bitti.

Komşu dahi kendini saklar oldu. Bir görmemezlik toplumda hüküm sürmeye başladı.

"Sofraya buyursun" dönemi bitti. Kapılar kapansın dönemi başladı.

Güvensizlik artınca kapıları çalanlar da, açanlarda kalmadı, gelen de giden de...

Koptuk, nefretle sarıldık...

Şimdilerde moda görkemli iftar sofraları.

Kimler gidiyor fakirler mi?

30 çeşit yemek ile kandırılırken, çaresizlere sahte üzüntüler yaşıyoruz.

Bu kolay paranın getirdiği kolay hayatlar ne yazık ki. Kolay hayatların da tahammülü yarıya kadardır.

Ancak gariban sofraları hala açık, hala beklentisiz, hala paylaşım sonsuz, hala tevazulu.

 

Beslenme ve hafıza...

Yemek yemek nedir?

Amaç sadece karın doyurmak mı?

Yokda yediklerimizle sağlığımızın sürdürülebilmesi mi?

Yoksa hayatın geleceğe bir yatırımı mı?

Beslenmenin hafıza ve konsantrasyon üzerine çok büyük etkileri olduğu uzun yıllardan beri bilinmekte. Avakado, limon, balık, havuç, ısırgan otu, yaban mersini, badem, fındık, yer fıstığı, yumurta, yoğurt, pekmez, kepekli tahıl ürünleri ve süt, algılama düzeyi ve hafıza üzerinde olumlu etkilere sahip...

Bu konuda bir çok bilimsel araştırma var...

Düzenli kahvaltı iş konsantrasyonu açısından oldukça önemli iken besin çeşitliliğine önem verilmesi de tek tip beslenmenin sakıncalarını ortadan kaldırıyor.

Aynı zamanda da obezitenin de önünü kesen bir düzen. Hafif ve çeşitli bir kahvaltı türü, yumurta, peynir, meyve, yoğurt, çorba, balık, etli sebze yemeği, salata, taze sıkılmış meyve suyu, pekmez, ceviz içi, yeşil biber, maydanoz, ızgara ve fırın yemekleri, yeşillik, bitki çayı ve kuru meyve ile beslenme, hafızamız ve beynimiz açısından tüketilmesi gereken yiyecekler...

Her tür besin grubundan yeterli miktarda almak, haftada en az iki kez balık tüketmek beyin faaliyetlerimiz için çok önemli...

Özellikle içinde bulunduğumuz şu dönem oruç dönemi...

Yaz sıcağına denk gelen bu dönem de ‘beslenme’ arkaya atılması gereken bir durum değil, bilakis çok önem verilmesi gereken ve sağlıklı besinler tüketilmesi gereken bir dönem.

Çay, kola, kahve gibi kafein içeriği yüksek olan içecekler, yağ, tuz, şeker içeriği yüksek olan besinler, gazlı içecekler, hazır ve dondurulmuş besinler son tercihler olmalı...

Yiyecekler daha da özenle seçilmeli.

 

Fıkra;

Temel köyde imamlık yapıyormuş.
İftar saati yaklaşmış, bütün köylü de oturmuş iftar açmak için ezanı bekliyormuş.
Temel minareye çıkmış "Allahu Ekber","Allahu Ekber" diye seslenmiş.
Köylü Temelin sesini duyunca Bismillah deyip oruçlarını açmışlar.
Biraz sonra minareden Temelin sesi gelmiş;
"Allahu Ekber","Allahu Ekber", ses deneme 1,2,3 ses deneme...

 

Günün sözü;

Kalbim, sevgi ve güzelliğin çocukları olan hikmete yaklaşarak şöyle dedi;
Bana hikmeti ver ki insanlara götüreyim onu.
O da karşılık verdi;
De ki o ruhun mabedlerinde başlayan saadettir, dışarıdan gelmez.
Halil Cibran 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@