Madenlerde tehlikeli ve zehirli kimyasalların taşınması ve depolanması sırasında meydana gelebilecek muhtelif kazalar hem doğa hem de madende çalışanlar için olduğu kadar çevre yerleşim yerlerinde yaşayanlar için de çok büyük tehditler barındırıyor.

Altın çıkarmak isteyen şirket, maden faaliyetlerine başlamadan önce, işletme yapacağı yerde verimli tarım toprağı varsa, daha sonra madenin kapatılması ve rehabilitasyon aşamasında tekrar kullanılmak üzere zarar görmeyeceği bir yerde saklar. Madencilik faaliyetleri yüzünden kesilen her ağaç için maden şirketi Orman Genel Müdürlüğü'ne 10 ağaç parası verir. Bu para tekrar ağaçlandırma için ayrılan bütçeye eklenir. Şirketin yaptığı açıklamada, vermekle yükümlü olduğu parayı verdiğini ve ağaç kesiminin Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yapıldığını söylüyor. Şirket ve devlete göre her şey usulüne göre yapılmış. Bu işin yasal kısmı. Peki doğa açısından durum ne?

Kirazlı Altın Madeni'nin yüzde 98,7'si ormanlık alandan meydana geliyor. Bölge; 18 memeli, 41 kuş, 10 sürüngen ve 117 böcek türünün yanında 56 familyaya ait yedisi endemik, 283 tür bitkinin de yaşam alanı aynı zamanda. Ormanın ortadan kaldırılması ile sadece ağaçlar ortadan kaldırılmıyor, bütün bu canlılar da bir anda evsiz barksız kalıyor. Habitat bölünmesi ile alıştıkları yaşam değişiyor, bir yerden bir yere gitmeleri zorlaşıyor; yaşam alanları daralıyor. Suları, havaları, besinleri tozlanıyor, kirleniyor ya da tamamen yok oluyor. Neticesinde, bitkilerde beslenme ve büyüme sorunları baş gösteriyor ve bir kısmı dayanamayarak hayata veda ediyor. Örneğin; daha çok nemin düşük olduğu zamanlarda, her mevsim yeşilini koruyan bir meyve ağacı olan zeytinin bu gibi tesislerin çıkaracağı toz ve atık kimyasallarla başa çıkması çok zor. Yapraklarına yapışan maddeler ağacın solunum ve fotosentez yapmasını engelliyor. Zeytin ağaçlarının çiçek tomurcuklarının gelişimi de aynı şekilde olumsuz yönde etkileniyor. Bu sebeplerden ötürü zeytin ağaçlarına üç kilometreden daha yakına maden ocağı açılması 4086 numaralı kanuna göre yasaklanmış durumdadır ama ne yazık ki bu yasanın sıklıkla çiğnendiğine şahit oluyoruz. Maden ömrünü tamamladıktan sonra doğa eski haline dönebilecek mi, ne kadar sürede dönecek, siyanür çukurlarından nasıl bir ekosistem ortaya çıkacak sorularının yanıtları ise oldukça belirsiz.

kirazli2(Kiraz Altın Madeni)


Yüksek su ihtiyacı ve su kirliliği
Altın madenlerinin su ihtiyacı bir hayli yüksektir; bir gram altın için 4 tona yakın su gerekir. Bu yüksek su ihtiyacının karşılanabilmesi için ise Devlet Su İşleri (DSİ) ve maden şirketleri arasında ortaklıklar kurulup gölet ve barajlar inşa ediliyor. Benzer bir olay; Kirazlı'ya yakın Çanakkale, Kumarlar Köyü sınırları içerisindeki Altın Zeybek 2 Göleti'nin neredeyse tamamının sadece madene su sağlama amacı ile kurulduğunun anlaşılması üzerine de yaşandı. Köy sakinleri 4 bin dönümlük tarım arazisi yerine, göletin suyunun maden şirketine verilmesine isyan edip evlerinde, ahırlarında suyun kesik olduğunu belirttiler ve "Madene verecek suyumuz yok", "Kumarlar suyuyla Çanakkale zehirlenmesin" diyerek durumu protesto ettiler.

Bunların yanında, maden alanının açılmasıyla toprakta suyu tutacak herhangi bir şey kalmadığından araziler erozyona açık hale gelir. Kirazlı ve civar bölgenin yeraltı suları asidik karakter taşıdığı gibi alüminyum, demir, mangan ve kurşun gibi metaller de suda yüksek miktarlarda bulunuyor. Yani maden ocağının işletilmesi halinde cevherin bulunduğu katmana inerken altının yanında bu ağır, zehirli metaller de gün yüzüne çıkacak ve erozyonla bu metaller başka bölgelere taşınacak ve yeraltı sularına karışacak. Bu konuda Çanakkale Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kenan Kaynaş'a kulak verelim: ''Kaz Dağları'nın zirvesinde, karların erimesiyle ya da yağışlarla gelen su toprak parçaları arasından süzülerek yerin dibine kadar ulaşabiliyor. Bu sular yerin bin metre dibine kadar gidebiliyor. Bunlar da yer altı suyu kaynaklarını oluşturuyor. Yer altı suları da kendilerine açtıkları kanallar vasıtasıyla adalara kadar uzanıyor. O nedenle, Kaz Dağları'nda yapılacak bir madencilik çalışması, orman tahribatının izleri Gökçeada, Midilli, Balıkesir ve Çanakkale'de yaşayanları etkileyebilecek."


Su konusunda bir başka tepki Türk Tabipler Birliği (TTB), Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)'nin 2012 yılında Kaz Dağları Yöresi için yaptıkları ortak basın açıklamasıyla geldi: "Şimdilik planlanan altı adet metalik maden işletmesinin her birinde milyonlarca tonluk toprak ve kaya çıkarılacak, bunlar öğütülecek ve siyanürle işlenerek altına dönüştürülecektir. Bu işlem sırasında yine milyarlarca metreküp su kullanılacaktır. Devasa çukurlar açılacak, yüzlerce metre yükseklikte pasa ve liç yığınları bırakılacak, çevreye kaya, silis ve ağır metalli tozlar yayılacak, önlem de alınsa bu yığınlardan doğaya asitli sular yayılacaktır. Kirletilen yer altı suları ile birlikte, bölgenin suyu tüketilecek hatta başka havzalarda yapılacak barajlarla bölgeye su taşınacaktır. Milyar tona yaklaşan kaya kazılacak ve coğrafya değiştirilecektir. Ormanlık alanlar ve bölgenin kendini besleyebilen tarım sistemi yok edilecektir. Çanakkale ve köyleri susuz kalacak ya da su kaynakları ağır metal zengini asidik sulara dönüşecektir. Tarım ve ormancılığın çökmesi ile yöre insanı bölgeyi terk etmek zorunda kalacaktır. Su ve toprak kirliliği, bu bölgeden beslenmek zorunda olan insanların kanser ya da başka kronik hastalıklara yakalanmasına neden olabilecektir. "
 

Madenlerde tehlikeli ve zehirli kimyasalların taşınması ve depolanması sırasında meydana gelebilecek muhtelif kazalar ise hem doğa hem de insan sağlığı, hem madende çalışanlar hem de çevre yerleşim yerlerinde yaşayanlar için çok büyük tehditler barındırıyor. Örneğin; Türkiye’de 2021 yılının Kasım ayında Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde bulunan kurşun-bakır-çinko madeninin atık havuzunun çökmesi sebebi ile 4 bin 500 tondan fazla kimyasal atık çevre felaketine sebep oldu. Drone görüntülerinden de net bir şekilde görülebildiği gibi atıklar toprağın hemen yanındaki Darabul Deresi ile birlikte beş kilometre mesafedeki Kılıçkaya Barajı’na kadar ulaştı.

giresun maden kazası2(Giresun maden kazası)

giresun4(Giresun maden kazası)