19.04.2021, 04:01

Kaza, kader ve özgür İrade konusu ile ilgili görüşler

Bugün Allah nasip ederse,kaza ve kader üzerinde duracağız.Kaza nedir,Kader nedir? Kaza ile Kaderin ilişkisi ne şekilde yürür. Kaza ve Kader hakkında farklı görüşler nelerdir,Kuran ve Hadislerde Kaza ve Kader hakkında neler söyleniyor,neler anlatılıyor gibi benzeri konuları, Kuran ve Hadisler ışığında anlamaya ve anlatmaya çalışacağız. İşleyeceğimiz konuda önemli gördüğümüz iki konuya ağırlık vereceğiz:

1)Kader anlayışında yazgılarımız, Yani yaşayacağımız bütün iyi ve kötü olaylar, tamamen Allah tarafından mı yaptırılıyor,yoksa bu eylem ve işlemleri insanlar kendileri mi yapıyor ?

2)Ayrıca kaderin icrası olan kazaya, çok kısa bir şekilde de olsa değinceğiz.

 

ÖNCE EHLİ SÜNNETE GÖRE KAZA VE KADER NEDİR KISACA TANIMLARINI YAPALIM

Ehli Sünnet mezheplerine göre kaza ve kaderin kısaca tanımlarını yapacak olursak kaza, Allah-ü Teâla’nın daha insanlar doğmadan kader defterimize takdir ederek kayıt altına aldığı her türlü eylem ve işlemin, zamanı gelince tecelli etmesidir.Yani zuhur etmesi,daha başka bir ifade ile, eylem ve işleme dönüşmesidir. Kader ise, Allah Teâla’nın ilmi ezelisiyle ya da başka ifade ile ilmi ilahisiyle Evrenin ve Evren de bulunan her şeyin,tabi insan ve Dünya dahil başlangıcından sonuna kadar yapacağı ve uğrayacağı her türlü eylem ve işlemin yazgısıdır. Öyleyse kader, yazgıdır. Bu tanıma göre ve tabi ki Kuran’a göre, Evren, Dünya ve insan dahil canlı cansız her şeyin, başından geçecek bütün eylem ve işlemlerinin tümü,Kader defterlerinde yazılıdır.İşte bu yazılı olma hali kaderi oluşturur.Halk arasında kadere alın yazısı da denilir.

Dediğim gibi sadece insanın değil her şeyin bir kaderi ve kazası vardır. Kuran ve hadislerden öğrendiğimize göre İnsanın da,hayvanın da dağın taşında, yağmurun da yani akla gelen her şeyin de bir kaderi yani bir yazgısı vardır. Tekrarlayarak söylersek kader,Yazgı demektir.Kaderde yazılı olanın eyle ve işleme dönüştürülmesi olayı ise,işin kaza yönünü oluşturur.

 

KURAN/DA BULUNAN KADERLE İLGİLİ AYETLERE BAKIŞ

Kuran’da geçtiğine göre kaza ve kader, vahiy yolu ile gelen ve inanılması zorunlu olan İmanın şartlarından birisidir.Ayetlere baktığımızda da zaten böyle olduğunu görüyoruz.Hatta sadece insanların değil,yukarıda da dediğimiz gibi canlı cansız bütün nesnelerin kaderlerinin bulunduğunu da görüyoruz.Ayetlerden anladığımız budur.

Öyle anlaşılıyor ki:Kuran’a göre, AllahDünyayı yaratırken, Dünyada olacak her şeyin düzenlemesini yapmış, kurallarını koymuş ve yaratacağı canlı cansız her şeyin kaderini, yani neler yaşayacağını ve hangi ölçüler içinde de kalacağını tespit etmiştir.Canlı cansız her şeyin de bir kaderinin olduğunu Tevbe, Rad ve Zümer Surelerindeki Ayetlerden anlıyoruz. Bu Ayetlerde, “Her şeyi yaratıp,yarattıklarına bir nizam veren ve her şeyin mukadderatını (Kaderini) yazan Allah’tır.(Furkan-2))buyruluyor.

Allah(cc) böyle buyurduğuna göre bunda şüphe olabilir mi? tabi ki Olamaz.Her şeyi yaratan O’dur. Ama yaratması da tesadüf ve ya amaçsız değildir. Mutlak bir sebebi hem de önemli bir sebebi vardır. Rad Suresi 8. Ayetine baktığımızda da bunu görürüz. “Rabbinizin katında, her şey bir ölçü ve düzen içinde yaratılmıştır.” (Rad-8) Demek ki kaza ve kader konusu Kuran’da geçmektedir.Kuran’da, kaza ve kaderle ilgili daha pek çok Ayet vardır. Biz bunlardan bir ikisini daha aktaralım. Mesela Tevbe Suresi 51.Ayetinde, “Başınıza Ancak Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. “(Tevbe-51)buyrulmaktadır.Bu Ayetten anlaşıldığı kadarı ile insanların başına gelenler, kaderinde yazılı olanlardan başka bir şey değildir.

 

KURAN, TAKDİR DIŞINDAKİ BÜTÜN EYLEMLERİN SORUMLUSU OLARAK KİŞİYİ GÖRÜR

Kuran’da, “Başınıza gelenler Allah’ın yazdıklarıdır” buyrulmaktadır.Tabi ki bu doğrudur.İnsanın başına gelenler elbette ki kaderinde yazılı olanlardır ama, buna sebep olan da kuldur. Allah öyle yapın dememiştir. Demez de. Şöyle düşünelim. Yolda yürüyoruz ayağımızı bir taşa çarptık. Bu da kaderimizde yazılı mı? Evet yazılı. Bunda hiç şüphe yok. Ama kişi bunu kendisi yapıyor. Dikkatsizlik sebebiyle yapıyor. Çünkü Allah kuluna git ayağını karşındaki taşa çarp demez. Niye kuluna kötülük etsin. Allah, zulmedici, eza cefa verici bir yaratıcı değil ki. Senin ayağını taşa niye çarptırıp da sana acı verdirsin. Bununla ilgili bilgi Şura Suresi 30.Ayetinde vardır. Şura Suresi 30.Ayetinde, Allah’ın bizim için yazdığı şeylerin,Allah’ın(cc) öyle yapmamızı istediğinden değil de,bizim kendi yaptıklarımız yüzünden başımıza geldiği çok açık bir şekilde bildirilir. “Başınıza her ne musibet gelirse, bilin ki kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir.” (Şura-30) buyrulması bu sebepledir.Demek ki Allah illa öyle yapın demiyor.O başımıza gelen musibet, tamamen kendi aklımız,kendi varlığımız ile yaptıklarımız yüzünden başımıza gelmektedir. Kuran’ın bildirdiği budur. Bu Ayete destek veren bir Ayet de, Fussilet 46.Ayetidir.“Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim kötü bir iş yaparsa, kendi aleyhinedir.” (Fussilet-46) buyrulması bunu göstermektedir. Bu Ayetten de şunu anlıyoruz. İyi bir iş yaparsak kendi lehimize, kötü bir iş yaparsak o da aleyhimize olacak bir iştir. Anlıyoruz ki, Kaderde rol oynayan kişinin kendisidir.Başına iyiliği getiren de kendisi, kötülüğü getiren de kendisidir.Bu Ayetle sabittir.

 

KADER HAKKINDAKİ FARKLI GÖRÜŞLER

Kader konusu İslam âlimlerini çok meşgul eden bir konudur. Bu bakımdan kelam,tasavvuf ve İslam

kader konusunu ele alınmış ve çok derince incelemeye tabi tutulmuştur. Sonuç olarak söylersek birbiriden farklı üç görüş ortaya çıkmıştır.

1) Birinci görüş, Cebriye’ye dayanan ve kulun, eylem ve işlemlerinde hiçbir iradesinin olmadığını savunanların görüşüdür. Bu görüşte,insan eylem ve işlemlerinin tamamı Allah’a izafe edilir.Bu bakımdan Eylem ve işlemlerde kişinin kudret ve iradesinin olmadığına inanılır. Cebriyeye göre her türlü yönlendirme Allah’a aittir.

2) ikinci görüş, Kaderiyye ve Mutezile görüşüdür.Bu mezhepler,ihtiyar görüşüne meyillidirler.Bun-

lara göre de Allah, insanlara eylem ve işlemlerinde her türlü işi yapma gücü vermiştir.Allah’ın hiçbir müdahalesi yoktur ve müdahalesi de olamaz. Çünkü Allah insanları yaratırken akıl fikir ve irade gücü vererek onu eylem ve işlemlerinde özgür bırakmış ve kendisini devreden çıkarmıştır. Bu özelliklerle yarattığı insanın hiçbir işine,hiçbir düşünüşüne ve hiçbir davranışına karışmamaktadır.

Kaderiye ve Mutezile mezhepleri,bu düşünceleri dolayısı ile kaza ve kader konusunda Allah’ı devreden çıkarırlar. Kader diye de bir şeyi kabul etmezler.Yani Alın yazısı diye bir şey yok görüşündedirler.

Her şeyin insan iradesiyle gerçekleştiği inancı vardır.

3) Üçüncü görüş ise, bir orta yol tutarak eylem ve işlemler de Allah’a ve insana eşit görevler veren Ehli Sünnet mezheplerinin görüşüdür.Ehli sünnet mezheplerine göre Kaza ve Kader konusunda,Allah’ın takdir ettiği eylem ve işlemler de vardır,kişinin özgür iradesinin rol oynadığı eylem ve işlemler de vardır. Ehli Sünnet mezheplerinin bu konudaki görüşlerinin özeti budur.Ülkemizde bu görüş sahiplerinin ağırlığı bulunması nedeni ile Ehli Sünnet mezheplerinin görüşünün biraz daha açılmasında fayda olacaktır.

KAZA VE KADERDE EHLİ SÜNNET MEZHEPLERİNİN GÖRÜŞLERİ NELERDİR?

Ehli sünnet mezheplerinin de farklı yönleri olmakla beraber,daha çok ortak yönlerinin olduğundan

bahsedilir. Bu görüşe göre Kader,ne tamamen Allah tarafından takdir edilir. Ne de, insanlar tarafından tecelli ettirilir. Ehli Sünnete göre Kaderi yazan Allah’tır.Ama Allah’ın takdiri dışındaki yazgıları, kulun kendi cüzi iradesi ile,kendi akıl ve fikri ile tamamen kendisinin yazılmasına sebep olduğu yazgılardır.

Kuran’a göre insanların önce ruhları yaratılmıştır. Adem’den, kıyamete kadar Dünyaya ne kadar insan gelip geçecekse öncelikle onların ruhları yaratılmış ve hepsi de cennette levh-i mahfuz denilen muhafaza levhasında koruma altına alınmıştır. Daha sonra da sırası geldikçe bedenleri yaratılan insanların ruhları da, yaşamları için dünyadaki bedenlerine gönderilmiştir.

 

İNSANLARIN KADERİ NE ZAMAN YARATILMIŞTIR. KADER DFTERLERİ NEREDEDİR?

Kuran’a göre,yukarıda da belirtildiği gibi, Adem(as)’n ruhu yaratıldığı anda kıyamete kadar Dünyaya gelerek yaşayacak bütün insanların da ruhları yaratılmıştır.İşte o ruhların yaratıldığı anda,İnsanların kaderleri de yaratılmış ve Cennetteki levh-i Mahfuz adı verilen muhafaza levhasında,Dünyaya geliş sırasına göre sıralanarak koruma altına alınmıştır.Yani ruhlarla beraber kaderler de yaratılarak cennette muhafaza altına alınmıştır.

İnsanı yaratan Allah(cc), kaderi yaratan da Allah’tır.Bunu Zümer Suresi 62. Ayetinde görüyoruz. Bu Ayette Allah(cc), “Allah(kader dahil) her şeyin yaratıcısıdır. O her şeyi bilen ve yapandır” buyurarak kader dahil her şeyin yaratıcısının kendisi olduğunu bildirmektedir.Kuran’a göre kişinin bir ömür boyu başına gelecek her türlü iyilik ve kötülüklerin kayda alınması tümüyle Allah’ın takdirindedir.

Yine Şura Suresi 30.Ayetinde, “başınıza gelen her hangi bir musibet,(her hangi bir hayır, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.(Buna rağmen Allah(cc)) bunların bir çoğunu affeder.”(Şura-30)buyrularak kişinin başına gelecek her şeyin, yine kişi tarafından ve kişininkendi iradesi ile yapacağıeylem ve işlemlerden ibaret olduğu bildirilmektedir.Yani Allah’ın takdiri dışındaki bütün her şeyi yapanın kul olduğu,Allah Teâla’nn kimseye zorla bir iş yaptırmadığı anlatılıyor.Yani Allah şu adamı öldür, şu hırsızlığı yap veya filancaya şu iyiliği yap demediğini.her şeyin kararın verenin de,eylem ve işleme dönüştürenin de kul olduğu anlatılıyor.

Bu görüşün diğer Ayetlerdeki anlatımı da şu şekildedir.Necm Suresi 39,40 ve 41. Ayetlerinde,. “Herkes bilsin ki,İnsan için kendi çalışmasından başka hiçbir şey yoktur.” “Ve kişinin bu çalışması da, ahrette görülecektir” “Sonra da ona (Bu çalışmasının) karşılığı tastamam verilecektir.” (Necm-39,40,41)buyrularak, her şeyin, kişinin kendi çalışması ile ilgili olduğu tekraren bildirmektedir.

Ancak Tabi ki Allah(cc)’ın da takdiri vardır.O inkar edilemez.mesela kişinin annesin babasın kim olacağı,nerde ve ne şekilde yaşayacağı, yarın nelerle karşılaşacağı ne zaman öleceği ve ne şekilde öleceği gibi konular da Allah(cc)'ın takdirine dayanan olaylardır.Yani kişinin eylem ve işlemler dışındaki genel takdirler Allah(cc)'a mahsustur.Ebetteki C.Allah’ın takdiri de söz konusudur.

HZ.ÖMER’İN TAKDİR İLE İLGİLİ VERDİĞİ KARAR VE ALINACAK DERSLER

Bu Ayetler dışında, her şeye sebep olacak kişi iradesi ile ilgili olarak Hz. Ömer’e atfedilen bir olay anlatılır. O olay da, Kaderde kişi rolünün olduğunu göstermesi açısından İslami yazarlar tarafından örnek olarak gösterilir.

Rivayet edildiğine göre bir gün Hz. Ömer Şam valisini ziyarete gider. Şam Valisi, Hz. Ömer’i bir mola verilen yerde karşılamak için yola çıkar ve Şam’a yakın bir yerde karşılaşırlar.Hemen orada Vali Hz. Ömer’e şu bilgiyi verir. “Ey Halifem! Şam şehrinde veba hastalığı yaygın haldedir. Şam ziyaretinizde Siz şimdi halka temas edeceksiniz. Ola ki bir tehlike doğarsa üzülürüz. Takdir sizindir.” Diyerek Hz. Ömer’i bilgilendirir. Bunun üzerine,o veba tehlikesinden etkilenmemek için Hz. Ömer Şama çok yaklaştığı halde,seyahatinden vazgeçerek Medine’ye döndüğü İslami kayıtlarda geçer.Hatta bu konu ile ilgili sahabelerden birisinin yaptığı bir tenkitte aktarılır.

Nakledildiğine göre,Hz. Ömer’in Şam’a gitmekten vaz geçtiğini gören Ebu Ubeyde ismindeki sahabe,Hz. Ömer’e, “Ya Ömer! Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun” Deyince Hz. Ömer,”Evet ya Ebu Ubeyde. Ben Allah’ın bir kaderinden yine Allah’ın diğer bir kaderine geçiyorum.” şeklinde karşılık verdiği söylenir. Kısacası,Hz. Ömer,kaderin tayininde, kişi iradesinin rol oynadığına işaret eder. Bu görüşe göre kader yazılıdır ama yazılanlar bizim yaptıklarımız ve yapacaklarımızdır.Ancak hangi halde olursa olsun yapılan bütün eylem ve işlemler, Allah’ın bilgisi dahilindedir. Allah, kişi iradesi ile de yapılsa, bunları ilmi ilahisi ile bildiği için kişinin kaderine yazmıştır.

Günün ayeti:

“Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah’ın her şeye gücü yeter.”(Âli İmran-189)


Günün hadisi

Bir insan az ibadet etse de, güzel ahlakı sayesinde, en yüksek dereceye kavuşur.” (taberanî)

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@