İzmir'de yaşanan büyük depremin ardından 19 ay geçti ama depremzedelerin yürüyeceği yol haritası netleşebilmiş değil. Şimdi depremzedelerin yeni gündeminde kooperatifleşmek var

Faillerin çaldığı insanlık onurudur Faillerin çaldığı insanlık onurudur

Güven Güneş / YENİGÜN - Bir değil iki değil İzmir’de yaşanan büyük depremin ardından tam 19 ay geçti ama depremzedelerin gönlünü fetheden bir proje hala ortaya konulamadı. Çare kendileri mi?

‘Çaresizseniz Çare Sizsiniz!’ sözüne inanan İzmirli depremzedeler kooperatifleşerek yaralarını sarmak için kolları sıvamak üzere. Geçmişte bazı kooperatiflerde yaşanan olumsuzlukları göz önünde bulunduran depremzedelerin aklında deli sorular var. Türkiye’nin farklı il ve ilçelerindeki deprem ve kentsel dönüşümlerinde verdikleri danışmanlık hizmetleriyle önemli bir misyonu yerine getiren İzmir Kentsel Dönüşüm Bilgilendirme ve Dayanışma Derneği (İZKENDER) kooperatifleşmenin tek çıkış yolu olduğu görüşünü dile getiriyor.

İzmir Kentsel Dönüşüm Bilgilendirme ve Dayanışma Derneği (İZKENDER) Başkanı ve İnşaat Mühendisi Cem Şeker (2)

DÖNÜŞÜM İÇİN KOOPERATİFLEŞME

Dönüşüm için kooperatifleşmeyi tercih eden vatandaşların süreç boyunca projenin her aşamasında söz ve müdahale hakkı olduğunu belirten İzmir Kentsel Dönüşüm Bilgilendirme ve Dayanışma Derneği (İZKENDER) Başkanı ve İnşaat Mühendisi Cem Şeker, “Kooperatifler kar amacı gütmeyen ve küçük gelirli insanların bir araya gelerek yaptıkları bir iştir. Kooperatifleşerek dönüşümün tercih edilmesi durumunda her bir hak sahibi dönüşümün bizzat içinde yer almaktadırlar. Vatandaşların dönüşüm içinde aktif rol alması dönüşümü hızlandırdığı gibi yaşanabilecek mağduriyetlerin de önüne geçmektedir. Denetlenebilir, şeffaf ve hesap verilebilir olmasını göz önüne aldığımızda dönüşüm için en uygun yolun kooperatifleşme olduğunu görüyoruz” dedi.

VERGİ VE KDV AVANTAJI

Kooperatiflerin vergi ve kredi konularında avantajları olduğunu belirten Cem Şeker, “Şirket ya da müteahhit yapılan işten elde ettikleri karı kendi hanelerine yazarken kooperatifte kazanılan her şey ortaklara aittir. Kooperatiflerden gelir vergisinin alınmaması, mal alımlarında düşük KDV uygulanması, kooperatif kredilerinin daha hesaplı olması maliyetleri ciddi anlamda düşürmektedir. Son dönemlerde değişen piyasa şartlarından dolayı müteahhitler maliyet hesabı yapamadığı gibi dairelere fiyat biçmekte zorlanıyorlar. Bu nedenle de müteahhitler işe girmekten çekiniyor. Birçok kentsel dönüşüm projesi de bu nedenle gerçekleşmemiştir. Bunun bir sonucu olarak kentsel dönüşüm mağduru binlerce insan ortaya çıkmıştır. Kooperatifte bir rant söz konusu olmadığı için hak sahiplerinin öz kaynakları da koruma altında oluyor. İzmir’in yakın tarihine bakacak olursak, kooperatif model ile çok sayıda projeyi sorunsuz olarak gerçekleştirilmiş ve günümüze kadarda örnekte gösterilmiştir.    Piyasa şartları da göz önüne alınınca uygun ve hızlı şekilde dönüşüm için kooperatifleşmenin şart olduğunu görebiliyoruz” dedi.

Av. Mustafa Boğa

GEÇMİŞTEN GELEN ÇEKİNCELER

Kentsel dönüşüm süreçlerinin olması gereken yerden bir hayli geride olduğunu, bu durumun da mağduriyetleri giderek arttırdığını belirten Av. Mustafa Boğa, “Burada en önemli faktörlerden biri de vatandaşların haklarını tam olarak bilememesi ve kulaktan dolma bilgilerle yanlış yönlendirilmesidir. Bu konuda topluma fayda sağlayabilmek adına, gücümüz yettiğince çalışmalar yaptık. Başkanımız Cem Bey bu yolda öncü oldu. İzkender bünyesinde birçok panel düzenledik. Özellikle 30 Ekim Depremi’nden sonra mağduriyet yaşamış vatandaşlarımızın bulunduğu mahalleler de toplantılar yaptık. Bu tecrübeler gösterdi ki vatandaşlarımız adım atmaya korkuyor. Korkuyor çünkü tek bir şansa sahip olduğunun, yaşayacağı bir aksilik sonucu sağlam ve yaşanabilir bir konuta sahip olma imkânının ya çok gecikeceğinin ya da imkânsızlaşacağının farkındalar” ifadelerini kullandı

HAK SAHİPLERİ AKTİF ROL ALACAK

Sürecin hızlandırılarak vatandaşların doğru bilgiye ulaştırılması gerektiğini vurgulayan Boğa, “Bu nokta da vatandaşların bilgiye olan erişiminin kolaylaştırılması, uzman desteği sağlanması çok önemlidir. Nasıl ki bir otomobil alırken tarafsız bir eksperin raporuna ihtiyaç duyuyorsak, konut inşa ettirirken de buna gereksinim duymalı, bunu talep etmeliyiz. Oysa günümüzde yükleniciler süreci tek başına yürütüyor ve inşa sürecinde hak sahiplerinin denetimi ya hiç olmuyor ya da çok zayıf kalıyor. Gelinen aşamada denetimin en sağlıklı yapıldığı ve bütçenin en iyi kullanıldığı modelin kooperatif modeli olduğunu bir kez daha görüyoruz. Bu modelde hem hak sahipleri süreci birebir yönetiyor hem de kar amacı gütmeden yapacağı bu işi en makul bütçe ile tamamlamayı başarıyor. Bu modelde işin patronu hak sahipleridir. Eğer doğru bir kadro oluşturur, inşaat mühendisi, mimar, hukukçu, mali müşavir gibi profesyonellerden destek alırlarsa hata payı da en aza inecektir” dedi.

Mimar Özmen Kırbaş

PİYASA DENEYİMİ ÖNEMLİ

Uzun süredir yurtdışında büyük projelerde yönetici olarak çalıştığını belirten Mimar Özmen Kırbaş, “Deprem sonrası onlarca site ve binaya, İZKENDER Derneği ile beraber proje çözümleri ürettik. Yapım alternatifleri geliştirdik. Depremzedelere çözüm önerileri sunduk. Bu enflasyonist ortamda, en doğru yolu, uzmanların nezaretinde maliklerin ortak olduğu bir şirket şeklinde yapılmasını tavsiye ettik. Bu konuda vatandaşlara hizmet vereceğimizi de taahhüt ettik. Son zamanlarda belediyeler bu model üzerinde çalışmalar yaptı. Benim tecrübelerime göre, piyasa deneyimi olmayan memurların nezaret edeceği böyle büyük bütçeli projelerin tamamlanması zor olacaktır. Eksikleri olsa da sonuçta depremzedeler bir an önce bir yol bulup inşaatlarına başlaması gerekmektedir” diye konuştu.