22.10.2017, 07:17

Kent bilinci…

Kent bilinci…

Ülkemizde ve şehrimizde kent bilincimizin arttığını söyleyerek ancak kendimi ve sizleri daha çok kandırmış olurum. 
Kent ve kentli bilinci maalesef bir avuç insanla yürütülüyor. Ve bakın görün ki bu yürütülen çabalar rant elinde oyuncak.
Bir avuç insanla ne yapılabilir ki?
Ranta battıkça nasıl çıkılabilir ki?
*
Hoş kime ne?
Kimsenin umurunda olmayan bir dünyanın kapıları aralanmış bile.
Yıllarca göç alan ve almaya devam eden ülkemiz var önümüzde.
Bütün problemleri yok saysak bile hızla betonlaşan bir ülke var önümüzde.
Saymakla bitmez.
Kötü binalar.
Alt yapı problemleri.
Depremle iç içe yaşamak.
Göç kaynaklı gecekondulaşma.
*
Daha o kadar sayabileceğimiz sorun var ki, hepsini düzeltmeye çalışmak hakikaten zor.
Bunun yanında çabalamayanlar da var. Sadece konuşanlarda.
Ancak kent bilinci öyle kolay kolay başarılabilinen bir konu değil.
Alt yapı gerekli.
Eğitim gerekli.
*
Yapılan inşaatların yükseklikleri modernleşmek, iyi yapılaşma mı demek?
Yapılması planlanan bütün yüksek binaların, projelerin çevreye etkisinin değerlendirilmesi acaba nasıl yapıldı?
Canlı yaşamları nasıl araştırıldı?
Sadece rantçılar mı kazanacak?
 Her bölge de satılacak arazi kalmadığını söyleyen emlak işiyle, ‘al- sat’ işiyle uğraşanların, dediğine mi üzülelim, arazilerin binalarla yok edilmesine müsaade edenlerin tavırlarına mı?
*
Şu anda dünyanın birçok ülkesinde ve bilhassa da ülkemizde revaçta olan durum hep alkış, hep kazanana destek yönünde.
Kent bilincinde kentli maalesef ki, karşı tarafın yanlışında bile, zulmünde bile sessiz.
Aşını ve makamını düşünen kenti yönetenlerin ise alkış beklemesi de oldukça normal.
*
Yapılan yanlışa karşı çıkamayan kentliler de ‘menfaatlerim zarar görür’ diyerek bile bile doğruyu söyleyemeyen konumunda.
Bu kentli bilincinde yan yollardan en revaçta olanı adil olmayanı desteklemektir.
İhtiraslar içinde boğulup gitmektir.
*
Kim cesur ki?
Kim kendi fikrini dilediği gibi haykırabilir ki?
Kim idarecisine basit de olsa itiraz edebilir ki?
Bırakın karşı fikir beyan etmeği aynı fikri bile söyleyemez.
*

Hizmetler tüm kamusal alanlara yayılabilirse bilinç gelişmesi etkileri daha fazla görülebilir.
Örneğin projeler, kullanım alışkanlıkları ve tüm çalışmalar bize bir yanıtı işaret eder.
Kentliliği…
Kentleşme bina bahçe gibi fiziki ve estetik açıdan ibaret değildir.
Bunlara duyarlı olmak bir parçasıdır sadece.
Kentleşme tüm bunların eleştirilerini de toplumsal yönden toplayabilmek ve bir çözü sunabilmektir.
*
Kent kültürünün kesişme noktası kentlilik bilincidir. 
Kentleşme, kentlileşme sosyalleşme kente aidiyet, duygusu ile pekişir ve kentteki projelere katılım ile gelişir.
Kentlilik bilincinde tüm olumsuzlukları gerekli mercilere bildirmek bir görev olabilmelidir.
*
Ülkemizin kalkınmasına katkımız modernleşme, yenileşme çapında değil de, bilinçli olma çapında olmalı.
Şayet kalkınmaya katkınızın yararının farkında olmanız, kentli olmanın yenliklere açık olmanın farkında olmanızdır.
*
Kentli, giyimine özen gösteren, temiz olarak karşımıza çıktığında hemen akabinde eğitimi, kültürü, sanatı ile yeni ufukları bize açar.
Kültür, sanat, sosyal, ticaret ve sanayi hayatının içinde kentli olabilmek, projeleri destekleyebilmek toplum refahını düşünmek ana çeperde kalmamızı sağlar.
Kentli olarak toplum refahı için gönüllü çalışmalara destek vermek, şehrimizi tanımak, şehrimizde olan yardıma muhtaçları bilmek önemlidir.
*

Nasıl kentlilik bilincini geliştirebiliriz? Sorusu önemlidir. Bu soru eşliğinde kentli ve kentliliği iyi algılayabilmeliyiz.
Kentte yaşamak nedir?
Uzun süreli kentli olmak nasıldır?
Sorumlulukları nelerdir?
Denetimi nedir, planı nedir? Bilinmeli.
Planlı yaşamanın ne olduğuna dair bir standardınız yoksa şayet modern evlerde, kentlerde yine cahil yaşamaya mahkûmsunuzdur.
Kentli olmaya inanmak, kentli olmanın tanımını iyi kavramak öncelikle bize sunulanları iyi anlamak anlamındadır.
*
Hepimizin bir aidiyet duygusu içinde olması şarttır ki ‘Kentlilik Bilinci’ tam olarak şekillensin ve kentimizin bize sunduğu hizmetler daha çok anlaşılabilsin.
Kentli bilinci aslında saf dışı kalmaktan korkmamaktır. 
Zengini, fakiri ayırmamaktır.
Saygı ve sevgi ile adil yönetilen ve yönetendir.
Hiç bir şekilde yanlışa alkış tutmamaktır.
Eşitsizliğin yanında durmamaktır. 
Zalimle aynı kefede olmamaktır.
*

Kendinizi geliştirin…
Önce kendi algınızı geliştirin.
Sonra kente dair yaşam sınırlarınızı belirleyin. 
Kentinize gösterdiğiniz özen size geri dönecektir. 
Unutmayalım!
Kent büyük ölçekli bir evimizdir…
Sokaklar odamız…


Dip not;
 
Kentli olabilmek…

Öncelikle;
Temizlik, çevre duyarlık, yeşile önem, kaçak elektrik-su kulalımı, toplu taşım kuralları çok büyük önem taşır şehirlerde.
İçki, sigara ve uyuşturucu maddelerin özendirilmemesi, çocukların korunması büyük önem arz eder kentte. 
Sokak çocuklarının korunması ve kazandırılması çok çok önemlidir.
Kişisel bakımlar, bireysel aktiviteler geri planda görünse de büyük önem arz eder.
Kentli nasıl olmalı? 
Öncelikle Kültürel ve sosyal yaşama saygılı olmalıdır.
Şehirlerdeki tarihi dokuya saygılı olmalıdır, korumalıdır.
Toplumsal kurallara uymalıdır.
Nedir bu kurallar?
Trafik kurları, yere çöp, izmarit atmamak, tükürmemek, yüksek ses ile rahatsız etmemek, küfürlü konuşmamaktır.
Oysa her an korna sesinden, davul sesinden duyulan rahatsızlıklar artmakta, öfke patlamaları, küfürlü kavgalar yaygınlaşmakta.
Şehrin ortak kullanım alanlarını temiz tutmak, kent tuvaletlerini pis bırakmamak önemlidir.
Kentli olan aile içi şiddete olanak vermez. Kadın haklarına ve kadınlara saygılıdır kentli.
Doğal afetlere karşı bilgilidir. Acil durumlarda nereleri arayacağını bilmelidir.
Kentin kalkınmasına, toplum düzeninin sağlanmasına, çevreye faydalıdır.
Toplumsal hak ve sorumluluklarını bilendir kentli.
Engellilere, yaşlılara saygılı ve yardımcı olandır.
Kentinin imajını bozan tüm etkinliklerden kaçınır gerçek kentli..
Çöplerini cam, metal, kağıt, plastik ve diğer katı atıklar olarak ayırmalıdır. Çevreyi rahatsız etmeyecek şekilde davranmalıdır.
Suyunu, enerji kaynaklarını israf etmeyen ve tasarrufu bilendir.
Her türlü gürültü kirliliğinden kaçınır.
Çevre, tasarruf ve her türlü tüketim konusunda çocuklarını bilgilendirir.
Kendisi gibi düşünmeyen, yaşamayan ve giyinmeyen insanlara saygı göstererek eğitimlerine katkıda bulunur.
İçinde yaşadığı toplumun dini ve ahlaki değerlerine saygılıdır.
Toplu taşıma araçlarına biniş, inişlerde saygılıdır.
Her türlü iletişimde nezaket kurallarına uyar.
Ölçülüdür.
Kaba hareketler ve öfkeden kaçınır, argo ve küfürden kaçınır.
Araçlarında seyir halinde iken başkalarını rahatsız edecek şiddette olan sesle müzik dinlemez.
Onların güvenliğini tehlikeye düşürecek hareketlerden kaçınır
Otopark alanlarını düzgün kullanır.
Kentin spor, orman ve yeşil alanlarını temiz kullanır ve korunmasına yardımcı olur.
Daha çok sayabiliriz kentli olmanın gereklerini. 
Şimdi tüm bunları okuduğunuzda acaba kaçta kaçını kentlimiz uyguluyor bir düşünün?
Cevabınız üzücü olacak.
Kendimizi işte bu nedenle kentli sınıfında sayamıyorum. Kentli olmak büyük meziyet…
Sanırım ülkemizde bu aşamaya daha çok var.

Mutlu kalın…

Fıkra; 
Kaynanası kaybolan Temel gazeteye ilan verir. 
İlanda şu yazıyordur:
“Kaynanam dün akşam saat sekiz sularında kaybolmuştur, görenlerin görmezlikten gelmesi rica olunur.”
 Günün sözü; 
Öyle bir an gelir ki: Bazı yolların dönüşü, Bazı hataların özrü, Bazı insanların anlamı olmaz. I.S. Turgenew

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@