Kılıçdaroğlu ESİAD Yüksek İstişare Konseyinde partisinin vizyonunu anlattı

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çeşme’de düzenlenen ESİAD 35. Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı’na katıldı.

Güncel 11.09.2021 - 13:13 12.09.2021 - 00:37

Kılıçdaroğlu sanayicilerin sorularına şu şekilde yanıt verdi:

'GEÇEN YÜZYILDAN DERS ÇIKARARAK...'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sanayicilerle olan toplantıda yaptığı konuşmada 13 maddelik İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi'ni hatırlatarak, “Ülkenin büyümesi kalkınması için emek veren dostlarla beraberiz. Konuşmaları dikkatle dinledim. Hepimizin kafasında olan, sorularımızı, beklentilerimizi, hatta çözümleri dile getirdiler. Konuşmama başlamadan önce İdlip’te 2 şehidimiz var, Allah’tan rahmet ediliyorum. Dış politikaya değineceğim, faturasının en kadar ağır olduğunu görüşeceğiz. Siz siyaseti belli kitlenin çıkarları üzerine inşa ederseniz, kenti dar alana hapseden bir politika izlerseniz Türkiye bu hale gelir. Bizim hedef olarak gördüğümüz çağdaş uygarlığa kilitlenmeliyiz. Bizim 2. Yüzyıla Çağrı Neyannamemiz var. 13 madde halinde. Bu yüzyılda acılarımız, savaşlarımız, depremlerimiz, hastalıklarımız, idamlarımız var. Geçen bir yüzyıldan ders çıkararak gelecek yüzyılı inşa etmek zorundayız. Eğer biz yüzyılın ilk 25 yılında uçak yapan, bu uçakları ihraç eden 5 ülkeden birisiysek bunu neden kaybettik düşünmemiz lazım” ifadelerini kullandı.  

'GAZETECİ İSTEDİĞİNİ YAZMALI'

Politikacının alkışa değil, eleştiriye ihtiyacı var. Belki hatanı oradan öğreneceksin. Gazeteci istediğini yazmalı, varsa yanlışı açarsın telefon, belgesini gönderirsin. Kimse konuşmayacak, beni eleştirmeyecek derseniz başka bir Türkiye ortaya çıkar. Son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan parti CHP’dir. Türkiye’de kimin, kimlerin ne sorunu varsa çözümü ürettik. Bu söylediğim 4 aşamalı vizyon, birbirini tamamlayan halkalardır. Biz bunu yapabiliriz. Karşılıklı güveni sağlamak zorundayız. Her şeyi hayata geçirmek mümkün. Hayata geçirdiğiniz her şeyin, her kuruşun hesabını vermek mümkün. Bunu yapacağız.

'ÜÇÜNCÜ SINIFTA STAJ BAŞLAYACAK, SGK'SINI DEVLET ÖDEYECEK'

Ara eleman, nitelikli eleman sıkıntısı var. Bütün organize sanayi bölgelerinde yatılı teknoloji liseleri kuracağız. Üçüncü sınıfta staj başlayacak, SGK’sını devlet ödeyecek, mezun olduğu zaman da işi hazır olacak. Eğer üniversiteye gitmek istiyorsa artı puanla gidecek. Teknoloji liseleri ara eleman ihtiyacını karşılayacak. Ne üreteceğiz, katma değeri yüksek ürün, bunu üretmenin yolu da üniversitelerden geçiyor. Üniversitenin ürettiği bilgiyi sanayici metaya dönüştürüyor. Yazılım sektörü neden bizde gelişmiyor. Hindistan’da gelişmiş, biz Hindistan’a bir ekip gönderdik. Yazılım sektöründe neden Hindistan bu kadar ileride diye araştırdık. Okul öncesi eğitimde oyun içinde çocuklara matematiği öğretiyormuşlar. Biz bunu yapabiliriz. En nitelikli elemanlarımız yurtdışına gidiyorlar, çünkü Türkiye’de çalışmak istemiyorlar. Kendi eğitimlerine uygun sanayi alanı bulamadıkları için. Bunu aşmamız lazım. Katma değeri yüksek ürün üretemezseniz, Pazar konumuna gelirsiniz. Cep telefonlarına olduğu gibi. Çip üretmeliyiz, Zorlu grubu üreteceğim ama 1 milyar dolara ihtiyacım var demişti, ben olsam verirdim. Bu işi yapacak firmalara her türlü desteği vermek zorundasınız. Siz makine üretmek istiyorsanız, üretmek zorundasınız, sınıf atlamak için. Bunun yapılması lazım. Bu açıdan üniversiteler çok önemli. Üniversitelerin rektörünü ben tayin edeceğim derseniz mahvedersiniz. Her üniversitenin kendi kültürü vardır. Üniversiteler sıcak siyasetin konusu olmaz. Orada her türlü düşünce özgürce tartışılmalıdır. En aykırı düşüncelere imkan sağlamalısınız. Üniversite dediğiniz kuruma büyük önem vermek zorundasınız. 

'YOKSUL İNSANLARIN ONURU KORUNMUYOR'

Üçüncü bir vizyona daha ihtiyacınız var. Güçlü bir sosyal devlet, bu yoksa barışı, iç huzuru sağlayamazsınız. Hiç kimsenin aç ve açıkta kalmadığı bir Türkiye inşa etmek zorundasınız. Güçlü sosyal devlet iç barışı sağlamış bir devlettir. O nedenle Türkiye Cumhuriyeti demokratik laik sosyal hukuk devletidir diyoruz. Atalarımız ne demiş biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar. Bunun için aile destekleri sigortasını getireceğiz. Bunu biz bulmadık gelişmiş bütün ülkelerde uygulanıyor. Ülkemizde yoksulluk siyasete malzeme ediliyor. Yoksul insanların onuru korunmuyor. Onun yoksulluğunu teşhir ediyoruz. Onları TV kanallarına çağırıyoruz. Bu  yoksulluğu nedeni ne demiyoruz.  

“Çağdaş demokrasiyi getireceğiz”

Demokrasinin olmadığı adeletin olmadığı mahkemelern bağımsız olmadığı bir ülke büyüyemez güçlenemez. Dünya da bir örneği yok. Çağdaş demokratik ilkeleri hakım kılmadığımız yerde üretemezsiniz. Can ve mal güvenliği olmayan bir ülkeye yatırım gelmez.


“Sosyal devlet olacağız” 
Devlet kaynaklarını doğru kullanacağız. Şeffaf olacağız. Nereye ne harcıyoruz denetlenecek. Denetleme yetkisini muhalefete vereceğiz. 

“Sürdürülebilirlik önemli”

Tüm bunları sürekli kılabilmek lazım. Eskiden devlet planlama teşkilatı vardı kaldırdılar. Biz stratejik planlama teşkilatı kuracağız. Kaynaklarımızı nasıl değerlendireceğimizi planlayacağız. Teknik eleman sorunu yaşıyorsunuz biliyoruz. Organize sanayilerin içerisine teknoloji liseleri kuracağız. Bu liseleri MEB ile sanayi bölgeleri yönetimleri yönetecek. Teknoloji üreteceğiz.

"Siyasiler İyilikte Yarışırsa  Ülke Kalkınır"
Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girilirken siyasetin eski alışkanlarını bir kenara bıurakarak yeniden şekil alması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, Eğer siz siyaseti bireysel çıkar üzerine inşa etmezseniz veya siyasette çağdaş uygarlığı seviyesine ulaşmayı bırakıp kendi dar politikanıza hapsedersiniz Türkiye’yi bu hale getirirsiniz. İkinci yüzyıla çağrı beyannamemiz var. 13 madde halinde. İkinci yüzyılda neler yapmamız lazım? Bir yüzyılda acılarımız, savaşlarımız depremlerimiz var. Siyasi idamlarımız var. Geçen bir yüzyıldan ders çıkararak gelecek yüzyılı inşa etmeliyiz.  Bu ülkenin iş inşaları nasıl politikacı istiyorlar? Yarış iyilikte yarış olur. Biz iyilikte yarışırsak Türkiye hızla büyür ve kalkınır. Nüfusumuz genç ve dinamik. Maalesef zenginliğimizi kullanamıyoruz ve hatta bunu kavga nedeni olarak bile görüyoruz” diye konuştu.

"Rekabet Edemeyeceksiniz "
Akkuyu’da yapılacak olan nükleer santralin sanayiciyi zor durumda bırakacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Sanayici arkadaşlarımız çok pahalı elektrik kullanıyor. Akkuyu’da nükleer santral devreye girdiğinde kilowat başına 12 cent ödeyeceksiniz. KDV hariç… Rakip ülkeler 3 sente bunu kullanacak. Rekabet edemeyeceksiniz. Bu durumu sizin yüzünüze söylediler, sesiniz çıkmadı. Bu yanlışı niye yüksek sesle dillendirmeniz? Paris İklim Değişikliği Sözleşmesi imzalanmalı. TÜSİAD’ın çalışması var bu konuda. Eğer imzalanmazasa 2 milyar dolarlık ek yük gelecek sanayiciye. Paris Sözleşmesi’nin imzalanmadığı durumda Türkiye’den AB’ye mal ihracatı yapacak sanayiciden ek ücret alınacak. Bir önlem, çalışma yok. Bütün bunlara rağmen karamsar değilim. Bu ülke bu sorunu çözebilecek kapasiteye sahip” ifadelerini kullandı.

"AB ile Fasıl Açmadan Demokratikleşmeyi  Sağlayamayız"
Avrupa Birliği ile ilgili olarak konuşan Kılıçdaroğlu, yeni fasılların açılmasına gerek duyulmadan demokratikleşme yolunda adımlar atılmasının önemine dikkat çekti. Kılıçdaroğlu “AB bizi kabul eder etmez, bu ayrı bir şey. AB’nin bize yeni bir fasıl açmasını beklemeden çağdaş uygarlığı aşmak istiyorsak oradaki tüm kuralları kendi ülkemizde uygulamak zorundayız. Binali Bey’in başbakanlık yaptığı dönemde ona şunu söyledim: Biz niye fasıl açılmasını bekliyoruz, bizim irademiz, aklımız yok mu? Onların öngördüğü bütün adımları atalım. Bu ülkenin siyasetçileri, bu ülkenin insanlarını üçüncü Sınıf demokrasiye mahkum etmemelidir. Biz birinci sınıf demokrasiyi ülkemize getirmeliyiz. Bunun için çabalamalıyız. AB’ni fasıl açmasını beklemeyelim” şeklinde konuştu.

"Devleti Yönetmek Aslında Kolay"
Devletin bürokrasiye müdahalesinin zararları ile ilgili konuşan Kılıçdaroğlu, “Ekonomide istikrar yok, demokraside yok, normal yaşantımızda, yönetimde istikrar yok. Kararlılık nerede? Hem siyaset hem bürokratik yaşamda en çok duyduğum söz istikrardır. Diğer ülkelerle kendimizi kıyaslıyoruz. Devleti yönetmek aslında çok kolaydır. En kolay şeydir. Buna itiraz etmişlerdi. Hayır efendim, devlet yönetmek kolay. Çünkü devletin her kesimi yasalarla, kurallarla belirlenmiştir. Sorunun kaynaklandığı nokta şu: Siyaset kurumu yasa ve kurallara aykırı talimat verirse sorun çıkıyor. İhaleyi ona değil buna ver… O zaman liyakat sorunu ortaya çıkıyor. Belçika’da uzun süre hükümet kurulmadı. Ne basın ne vatandaş ‘eyvah hükümet kurulmadı’ demedi. Çünkü kurumlar işliyor. Biz de en ufak şeye siyaset müdahale ettiği için sorunlar çıkıyor. Kötü yönetiliyoruz” dedi.

"Sorun Yönetimsel "
Merkez Bankası ve Ekonomik Sosyal Konsey üzerinden konuyu örneklendiren Kılıçdaroğlu, “Örneğin Merkez Bankası’nın yasası var. Merkez Bankası fiyat istikrarını belirleyen kurumdur. 2021’de bir kararname çıktı. Cumhurbaşkanlığı Fiyat İstikrarı Komitesi kuruldu. Merkez Bankası’nda değil Merkez Bankası dışında. Bu ne anlama geliyor? Parlemento’nun MB’ye verdiği yetkinin Cumhurbaşkanlığı tarafından elinden alınmasıdır. Devletin istikrarı böyle olur mu olmaz? İki tarafta kendisini sorumlu görecek. Bu durumda fiyat istikrarı nasıl sağlanacak? Temelde yönetimsel sorunumuz var. Ekonomik Sosyal Konsey kuruldu ve referandum ile anayasal kurum haline geldi. Kuruluş amacı ekonomik ve sosyal yaşamda sorun çıkarsa işin aktörleri olan iş insanları ile siyaset kurumunun bir araya gelmesini sağlamak ve sorun büyümeden politikalar oluşturulmaktı. Yasaya göre 3 ayda bir toplanacaktı ve başkanlığını başbakan yapacaktı. Bu kalktı. En son 5 Şubat 2019’da toplandı” açıklamasında bulundu.

Yorumlar