Salim Çetin'in 5 Ağustos 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Yerel yönetimlerle az buçuk ilgilenenler, Terzi Fikri olarak anılan Fikri Sönmez’in 1979’da Fatsa ilçesinde, 8-9 ay içinde ortaya koyduğu belediye uygulamalarıyla bir model yarattığını bilir.

Örnek olacaksa eğer bugünkü Tunceli, öncesi Ovacık Belediye Başkanı'na benzer bunlar…

Nasıl bugün her kesim Başkan Fatih Maçoğlu’nun halkı katarak üretim yaptığını, pek çok hizmeti yöre halkıyla birlikte kotardığını ilgiyle izliyorsa, o gün de Terzi Fikri öyleydi.

Peki, ne yapmıştır Terzi Fikri?

O günkü koşullarda baş edilmesi zor olan ilçenin yollarındaki çamuru ve altyapı sorununu, işin içine Fatsa halkını katarak çözmüştür.

Mahallelerde komiteler oluşturarak insanların her alanda yönetime katılımı konusunda yeni yollar açmıştır.

Temel suçu bunlar görünüyor.

Ancak iyi şeyleri kotarmak zordur.

O tarihlerde Terzi Fikri’nin karşısında Milliyetçi Cephe Hükümeti vardır.

Onların da yerel yönetimlerde yeni söylemlere ne ufukları yetiyor ne de dünya görüşleri.

Zaten, Türk sağının yerel yönetimlerde sosyal belediyeciliği ve katılımcı anlayışı zenginleştirecek bir noktaya gelmemesi, ne yazık ki o tarihlerde de öyleydi bana göre bugün de öyle.

Sosyal belediyecilik hâlâ sadaka derekesinde, katılım ise tek adamın ‘kanaat alma’ keyfiyeti noktasındadır onlar için.

Oysa dünyada epeydir “Katılımcı Bütçeleme Anlayışı”nın konuşulduğu noktalar tartışılıyor, kentin bütçesi yapılırken halk, vergisiyle verdiği paranın nereye harcanacağı konusunda düşüncesini bildiriyor, kararlara katılıyor.

Zira günümüzdeki Kent Konseyleri de kısmen bu katılımcı anlayışı, yani Terzi Fikri anlayışını savunan çeşitli biçimlerde hayata geçiren yapılar değil midir?

Tabii o günlerde bir de hızla 12 Eylül Askeri Darbesi’ne giden koşullar hâkimdir her yere.

Sol’un demokratik değerleri savunması, yerel yönetimlerde yeni yolları denemesi Türk sağı için; ‘kökü dışarda, üst akla hizmet eden ve gayri milli’ bir çabadır ne yazık ki.

Onlara göre herkes, tabii ki Terzi Fikri de, ‘kökü dışarda’dır, vatan hainidir.

Mesela Mahir Çayan’la birlikte NATO’ya, ABD’ye karşı olması hiç önemli değildir.

Sevilen bir belediye başkanı olarak aldığı oylar, Fatsalılarla birlikte hizmet üretmesi de önem arz etmiyordu.

İşte bu düşünceler, 12 Eylül 1980 Darbesi’nin ilk provalarını Terzi Fikri’ye operasyona kadar vardırmıştı.

Nitekim Fatsa, 12 Eylül’ün darbesini ilk hisseden ilçelerden biri olmuş; daha 1980 darbesi olmadan 1979’un sonlarında ordu operasyon yapmış, Başkan tutuklanmış, işkencelerle 1985’te hapishanede kalp krizinden ölmesi âdeta sağlanmıştır.

**

Bu yazıyı tabii ki Cumhurbaşkanı'nın Fatsa’da yaptığı konuşma bana yazdırdı.

Siyasetçilerin tarihin derinliklerinden olayları çıkarıp önümüze koymalarına epeydir alıştık ama bu örnek bana göre ‘kötü’ bir örnek.

Darbelere karşı olduğunu her iki cümlesinin birinde dinlediğimiz Cumhurbaşkanı'nın darbeyle görevinden yalan yanlış alınmış bir insanı, üstelik Fatsalıların oylarıyla seçilmiş bir Başkan’ı böyle nitelemesi yazık!

Mesela Terzi Fikri, Fatsa’da ya da Ordu’da hangi terör eylemlerini gerçekleştirmiş?

Buradan Mahir Çayan bağlantısı ima ediliyorsa, bana göre bu da çok dolaylı bir bağlantıdır derim!

Üstelik bu örneklerden gidilecek olunursa İslami hareketlerin içinde olanların böyle binlerce bağlantısı keşfedilir ki o da ayrı bir cadı avına dönüşür.

Oysa geçmişte kente hizmet etmiş birini politik malzeme etmemesi beklenir. Çünkü aynı yoldan gelenlerden biri de Cumhurbaşkanı'nın kendisidir.

O da yerel yönetimlerdeki başarısıyla bu mevkiye gelmiştir.

Ama neylersiniz alışkanlıklar kolay bırakılmıyor.

Bu bakımdan, belki de bazı değiniler hayra da neden olabilir ki yeni bir tartışma zemini buradan başlar, sol belediyecilikle İslami belediyecilik anlayışı arasındaki benzerlikler ve farklılıklar tartışılır.

Bu da fena bir şey değildir, en azından ak koyun kara koyun ortaya çıkmış olur!

Ne dersiniz, belki de her kötülüğün içinde aynı zamanda bir de iyilik olduğunu büyüklerimiz boşuna söylememiştir?

Ben bile bu haftaki yazımın konusunu bürokrasiyi anlatmaktan buna çevirdiğime göre.