Hüseyin Küçükdemirci'nin 15 Haziran 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Bugünlerde en çok konuştuğumuz konulardan bir tanesi, yüksek enflasyon ve bununla nasıl mücadele edeceğimiz.

Kur ve akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş devam ederken gayrimenkul fiyatları ve kira artışları da geride kalır değil.

Avukat arkadaşlarımız ile görüştüğümüzde, bugünlerde en çok sorulan soru “mevcut kiracının kirasını nasıl artırırım ya da evden, iş yerinden kiracıyı en kolay nasıl çıkartırım?” şeklinde.

O kadar ayyuka çıkmış bir konu ki Devlet,  kamu gücünü kullanarak müdahale etmek zorunda kaldı.

11 Haziran 2022 tarih ve 31863 sayılı Resmi Gazete ile “11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na” aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

1-      Konut kiraları bakımından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih ilâ 1.7.2023 (bu tarih dâhil) tarihleri arasında yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmalar, bir önceki kira yılına ait kira bedelinin yüzde yirmi beşini geçmemek koşuluyla geçerlidir.

2-      Bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranının yüzde yirmi beşin altında kalması halinde değişim oranı geçerlidir.

3-      Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.

4-      Bu oranları geçecek şekilde yapılan sözleşmeler, fazla miktar yönünden geçersizdir.

5-      Bu fıkra hükmü, 344’üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca hâkim tarafından verilecek kararlar bakımından da uygulanır.”

Bu kanun 11.06.2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

İlgili Kanun’un ile konut kiralarındaki kiracı ve kiraya veren arasındaki çatışmayı azaltmak, haksız kira artışının önüne geçmek ve zor ekonomik koşullar altında kiracı mağduriyetine engel olmak amaçlanmış.

Kiracı için makul ve güzel bir haber ancak kiraya veren ev sahipleri için can sıkıcı.

Enflasyon oranının %25’in üzerinde olduğu aşikâr. Bu nedenle, gayrimenkul kira geliri ile geçinenler için şartları zorlaştıracak bir gelişme.

Enflasyon oranları ve kur dalgalanmasının stabil hale gelmesi ve ekonominin rayına oturması sürecinde zaman zaman dezavantajlı gurupların, sermayenin gücü altında ezilmemesi için koruyucu ve piyasa yapıcı düzenlemeler yapılabilmekte.

Küresel piyasalarda yaşanan olumsuz gelişmeler, Ukrayna-Rusya Savaşı ve pandemi sonrası oluşan yenidünya düzeni, ülkemiz üzerinde etkisini çok ciddi hissettirmekte. Bunu, İzmir depreminin en çok etkilendiği ilçe olan Bayraklı gibi, küresel ekonomik krizin etkisi de Türkiye de hissedilmekte, diyebiliriz.

Bu sürecin sağlıklı ve hızlı bir şekilde atlatılabilmesi için, yapısal ve kalıcı çözümlerin hızlı bir şekilde getirilmesinin, tüm tarafların faydasına olacağına inanmaktayım.