İnci Vakfı Güç Kaynağı Ece Elbirlik Ürkmez, Kitap Kardeşim ile Köy okullarına kütüphane açıyor

Üçüncü nesil olarak şirket yönetiminde aktif olarak rol alan İnci Vakfı Güç Kaynağı Ece Elbirlik Ürkmez, “Kitap Kardeşim projesiyle 6 okula 6 bin kitap hedefimiz var. Şimdiden 1 okulumuzu bin kitapla buluşturduk” dedi

Güncel 08.08.2021 - 23:16 19.10.2021 - 14:51

Peyvend ÖKSÜZ / YENİGÜN - Peyvend’le İş Dünyası’nın bu haftaki konuğu İnci Vakfı Güç Kaynağı Ece Elbirlik Ürkmez oldu. Ürkmez, çalışma prensiplerinden aile hayatına, şirket politikalarından projelere kadar her şeyi  Yenigün için anlattı.

P: Ece’yi Ece yapan aslında ilk önce ailen ve aile içi kültürünüz, aile içi yaşam tarzınız, gelenek ve görenekleriniz diye düşünüyorum, bu yüzden Ece’nin ilk önce ailesi nereli, kökleri nereden geliyor onu merak ediyorum.

E: Aile olarak çok şanslıyım. Çünkü, çok sevgi dolu bir ortamda yetiştim ve büyüdüm. Ben doğduktan hemen sonra Ayvalık’a yerleşmişiz. İlkokulu bitirene kadar Ayvalık’ta kalmışız. Orası zaten Ege’nin en güzel kasabası bence. Arkadaşlıklarımız, denize yakın olması, doğa içinde olması beni en çok geliştiren etkenlerden biridir. Ailenin size verdiği güveni hem sonra kendi içinizde hem de çevrenizdekilere karşı çıkarsız bir şekilde hissettiriyor olmanız aileden gelen bir değer. Biz de şimdi oğlumuza aynı güven duygusunu aşılıyoruz. İlkokulun sonuna geldiğimde İzmir’e gelmek ve Amerikan Lisesi’ni kazanmak üzere hedef koymuştum. Amerikan Lisesi’ni kazandım. Her hafta Ayvalık’tan İzmir’e otobüsle okula gidip gelmeye başlamıştım. Sonra İzmir’e taşındık. Annem de babam da mimardır. Hep çalışan bir aileyle büyüdüm. Biz de küçük büyük farketmez herkes çalışır, çalışmak zorunda.

P: Ailedeki ebeveynlerinin mimar olması seni etkiledi mi sence Ece?

E: Mimar bir ailede olmanın şöyle bir etkileşimi oldu bende, her detaya çok dikkat ediyorsun. Hem yaşadığımız ortamda çok dikkatlilerdi. O yüzden evde yaşayış şekli ve herhangi bir sunumda onlardan etkilendim bu doğru. Lise sona geldiğimde de mimar olmaya karar verdim.

P: Birbirinize çok bağlı, sırtınızı asla birbirinize dönmeyen, krizleri en hasarsız şekilde nasıl aşacağınızı çok iyi bilerek davrandığınız, aile içinde sevgi dolu bir alanda büyüyüp yetiştiğiniz bir ortam var. Güzel bir aile tablosu görüyoruz. Aile şirketlerinde şöyle bir genelleme var senelerdir, erkek egemenliğin de olduğu bir durum da vardır ama sizin ailede sadece kız çocukları olduğu için mecburen şirketin başına geçmiş ama çok da başarılı, düzgün ve sahip çıkarak yaptıkları güzel bir kadın yönetim kurulu tarafının olduğu, ezberleri bozdurduğunuz bir tablo ortaya çıkıyor. Sen Ece olarak bunu neye bağlıyorsun, aileden biri olarak? Babalarından aldıkları kültür mü farklıydı ya da neydi?

E: Onlar bence hep küçüklükten beri çalışarak büyüdükleri için başarıya ulaşmışlar. Herkes üretti çünkü bizde. Babalarından Cevdet Bey’den aldıkları görgü, kültür ve çok çalışma azmi de onları bu yolda doğru yürümeye itmiş olabilir. En çok ben aslında bazı duruşlarını anneanneme bağlarım. Çünkü anneannem özellikle 5 kızı için varını yoğunu onlar için harcamış. Hep demiş ki; ‘’Sizin çeyiziniz diplomanızdır, benden başka bir şey beklemeyin’’. Biz çok birbirimize bağlıyızdır ama birbirimize de karışmayız. Ama ihtiyacımız olduğunda da biliriz ki hemen yanımızda birileri vardır. Bu yüzden aynı kültürde büyüdükleri için çalışma ortamında da aynı şekilde başarıyı yakalamaları tesadüf değil tabii ki.

P: Çünkü Ececim aile şirketleri genelde ikinci nesil aile şirketine kadar geliyorlar ama üçüncü nesile gelince bir kırılmalar oluyor. O yüzden siz belki de aile anayasası ile bunu kırmış bir ailesiniz, çünkü üçüncü nesil de şirket içinde aktif olarak çalışmakta. Bunu nasıl tarif edersin?

E: Aslında doğru söylüyorsun, bu bir tesadüf değil, tamamen çalışarak ve azimle buralara gelindi. Annelerimiz 90’lı yılların sonlarında Cevdet Bey ile çalışmaya başlamışlar. Aile meclisi yapısını kurmak üzere. Aile meclisi yapısı dediğimiz hep birlikte düzenli aralıklarla bir araya geldiğimiz belli konuları ele aldığımız ve konuştuğumuz ama artık aile meclisinde özellikle iş konuşmadığımız çünkü herkes işin içerisinde değil ve iş konuşulsun istemiyorlar haklı olarak dolayısıyla keyifli vakit geçiriyoruz. Ben biliyorum ki; bir kuzenim neye dikkat eder, hangi konuda hassastır bilirim, herkes de beni bilir. Büyüklerimiz her zaman bizi dinlediler, şimdi biz de küçüklerimizi dinliyoruz. Biz de 14 yaşından itibaren aile meclisine girilir. O yüzden ikinci ve üçüncü nesil beraber çalıştık. Bu güzel bir şey.

Kitap Kardeşim projesinde hedef 6000 kitap

P: Şimdi birazcık Cevdet İnci Eğitim Vakfı’nı konuşmak isterim. Buralarda çok güzel ödüllü projeler de oluyor. Sosyal sorumluluk projeleri de oluyor. Biraz bahseder misin?

E: İnci Vakfı’nda asıl ana konumuz eğitim, 36 sene önce 1985’de Cevdet İnci tarafından kurulmuş, o zaman onun açık politikası varmış, yanında çalışanların bir fikri olduğu zaman dinler ve bazılarını uygulamaya geçirmiş. Çalışanlarımızın çocuklarına da burs sağlamak adına kurulan da bir vakıf. 2007 yılından itibaren de Şerife Eren başkanlığında çok güzel işler oldu. Şerife teyzemi de bilenler bilirler, yerinde duramayan çok aktif bir kadındır. Şerife Hanım zamanından kalan İnci Vakfı Orkestramız var, çocukların eğitimine müfredat dışındaki zamanlarında sosyal becerilerini güçlendirici etkinlikler yapıyoruz. Kitap okuma alışkanlığını kazandırmak ve yaymak için gezici kütüphanemiz var. Bu kütüphaneyi mobil araçla bütün okullara taşıyoruz. Bornova İlçe Kütüphanesi ile beraber kitapları yerleştirdik. Pandemi döneminde de ‘’Kitap Kardeşim’’projemiz var. Hedefimiz 6 okul 6000 kitap. Şimdilik 1 okul yani 1000 kitabı tamamladık. İsteyenler İncivakfı.org sitemizden bizlere ulaşabilirler. Şerife Hanım’dan sonra başkanlığı ben devraldım. Yönetim Kurulu Başkanlığı değil unvanımızı Güç Kaynağı olarak değiştirdik. Aslında amacımız kurumsal hafızamızı tam olarak oturtmak. Çünkü genlerimizle gelen bazı değerlerimiz var. Her kararın içinde Şerife Hanım’ın ve ailenin değerleri ve genlerini taşımasını istediğimiz için kurumsal hafızamızı iyice oturtmak temel hedefimiz. Olabildiğince şeffaf olmak bizim için çok önemli. Biz ailede şöyle büyüdük: Bu şirketler sizin değil, sizler sadece burada onları en sağlıklı şekilde teslim alarak ve yürüterek devam ettirmek için varsınız. Bu şirketler toplumun, çalışanların şirketleri”. Şirketlerimizin sürdürülebilir olması bizim toplumuza olan borcumuz.

P:  Birçok STK’ya üyesin, iç yapılarında gerçekten neden varsın, varolma sebebin nedir?

E: Farklı konularla ilgilenmeyi seviyorum. Şirketlerde öğrendiklerimi STK’larda paylaşabiliyorum, oralarda öğrendiklerimi de şirketlere taşıyorum. EGİAD’da şirketimizi temsilen bulunuyorum. TAİDER’de aile işletmesi derneği, şirketimizi temsilen yine. Tarkem’de de hem yatırımcı hem de teknik komitede yer alıyorum. Ve tabii ki Kadın Yelkenciler Spor Kulübü Derneği var, orada daha da aktif olmayı çok isterim.

P: Çok teşekkür ederim bu keyifli ve verimli röportaj için.

E: Ben teşekkür ederim.

Yorumlar