Okumak ne güzel iş! Oku ki sen de değiş!

Konuk Sözcükler/ Özlem Tezcan Dertsiz

İçimdeki Kırk Kadın” adlı kadın öyküleri derlemesi Biz Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı. Selda Kartal’ın derlediği kitabın önsözünü Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel yazmış. Sengel, kendi hikâyesini kendisi yazacak olan kadınlara dikkat çekmiş. “İçimde kırk kadın, kırkı da yabancı. Kırkı da öteki.Frida Kahlo’nun bu sözü de kitabın girişinde yer alıyor.

Kırk iki kadın yazarın öykülerinden oluşan seçkide, kadının dün, bugün yaşadığı ne kadar zorluk varsa dile getiriliyor. Hor görülme, fiziksel ve sözlü şiddet, giyimde, eğitimde özgür olamama, istismara uğrama… Ve tabi öldürülme, yok edilme.

Yazarlar kalemlerini yaralara batırmış. Ama tüm öykülerde -eğer öldürülmemişse- ayağa kalkan, tutunan, yoluna giden, umut arayan kadınlar var. Kadınlar güçlü ve artık ne istediklerini çok iyi biliyorlar.

Kırk iki etkileyici öykü “İçimdeki Kırk Kadın”da okurunu bekliyor.

İçimdeki Kırk Kadın, Der.: Selda Kartal, Biz Kitap, 2022, İzmir

Raftaki Kitap

Akrostiş Şair Portreleri/ Gültekin Emre

 El aldığı, sevdiği şairler için yazmaya başlamış bu şiirleri, akrostiş formunda. Üstelik her birinin birer portre olduğunu da bilmeden, düşünmeden. Yitirdiklerimiz için birer ağıt olsun için belki. Derken ortaya bu yapıtta bir araya gelen şair portreleri çıkıvermiş. Her biri bir saygının, vefa anlayışının ürünü çalışmalar olarak yazılmış. Tevfik Fikret, Yahya Kemal, Ahmet Haşim’le başlayan yolculuğumuz neredeyse çağımıza tanık bütün şairlerin semtine uğrayarak sürüyor. İki “ek”le kapanıyor kapı: İlkinde Gültekin Emre, Arkadaş Z. Önger’le Seyhan Erözçelik’e merhaba derken ikinci ekte Ümit Yıldırım, Gültekin Emre’yi sahneye çıkarıyor. Yüz yıllık varsıl şiir evrenimizde yapacağınız bu büyük yolculukta Gültekin Emre’nin şiirini de daha yakından tanıma olanağı bulacaksınız.

(şiir, Pikaresk Yayınları, 2021, İzmir)

Bir Matematik Hikâyesi/ Sümeyra Güzel-Gökçe Yavaş Önal

Hayatın her alanında iç içe olduğumuz bir gerçeklikten söz açılsa bu, sanırım her şeyden önce matematik olurdu. Korktuğumuz, ürktüğümüz, bir işimize yaramayacağından emin olduğumuz bir şey desek yine matematik çıkar karşımıza, gülümseyerek. Evet, gülümseyerek! Sümeyra Güzel, işte matematiğin o gülümseyişini tanıtıyor bize: bakıp görmediğimiz, gördüğümüzü sanıp ötelere ıradığımız, oflayıp pufladığımız... Aslında kabahatin çoğu da bizim değil; Sümeyra Güzel olsaydı öğretmenimiz ve o güzelim desenleri/ resimleriyle Gökçe Yavaş Önal eşlik etseydi ona hepimiz âşık olurduk matematiğe. “Bir Matematik Hikâyesi”nin daha ilk sayfalarında hak vereceksiniz bana.

(anlatı, Tudem Yayınları, 2. baskı: 2021, İzmir)

İyi ki öğretmen olmuş! İyi ki öğretmen olmuş!

Okuma Notları/ Mehmet Çoban

25 Nisan 2021

Sonra “Woolf’un İzinde”yi okumayı sürdürdüm. Anlatı deniz fenerleri üzerine başlıyor, Woolf’un “Deniz Feneri” romanına doğru yol alıyor.

 Fenerler günümüzde birer yalnızlık anıtına dönüştüler, değil mi? Kullanılmadıklarını sanıyorum artık. Gemiler; yön bulmak, netameli sulara uğramamak için milimetrik duyarlıkta araçlar kullanıyorlar artık. Woolf’un romanında bir simgeye/ metafora dönüşen fener gerçekte var. Adanın güneybatı ucunda, Cornwall’de bir koyda olduğunu öğreniyorum. Ertuğ Uçar; romanla ilgili ilginç, aynı zamanda hoş bir benzetme yapıyor. “Woolf’un ‘Deniz Feneri’ balkabağı kekine benziyor.” diyor. Onu romanın sayfalarında göremez, okuyamazsınız ancak balkabağının kekteki tadı gibi, her yerde hissedilir.

Yazar, fenerlere merak sarınca, önce bu konuda yazılanları; metinleri, kitapları, meteoroloji, oşinografi kurumlarının yayınlarını okuyor, inceliyor. Sonra bu okumaların fenerlere gitmeden, dokunmadan bir anlamı olmadığını söylüyor. Ve İstanbul, Çanakkale ve Antalya’daki fenerleri ziyaret ediyor. Bu fenerlerin bazılarına ait çok güzel çizimler var kitapta. Sonra yazar Britanya’daki “Beach Head”i görmek için yollara düşüyor. Neden bu fenere gidiyor?

Yazı uzadı, haftaya anlatmaya devam ederiz.

Wolf’un İzinide, Ertuğ Uçar, anlatı, Can Yayınları, 2017, İstanbul

Unutulmayan Anlar!

Köyde Otel Olsa

Bir dönem öyle çok dolaşır ki Âşık Veysel, neredeyse her günü yollarda geçer. Otellere de alışmıştır. İşte o günlerden birinde şöyle söylemekten alamaz kendini:

- Köyde otel olsa evde değil, otelde kalırdım.

Beşibiryerde

Süreyya Berfe (1943’te İstanbul’da doğdu. Çanakkale Lisesinin ardından iki yıl İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde, dört yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde okudu. İlk şiiri 1961’de “Zeren” dergisinde yer aldı. Çok sayıda dergi ve gazetelerde şiir ve yazıları yayımlandı. 1966’da “Kasaba” adlı şiiriyle TMTF Kültür Yarışması birincilik ödülünü kazandı. Çocuklar için de yazdı. Yaşamını İzmir’de sürdürüyor.)

(Fotoğraf: Mehmet Bardakçı)

İlk okuduğunuz kitap?

Söyleyeceklerim bugünkü hafızamladır. J. Steinbeck’in “İnci”si olmalı. Orta 3’teyim. Günlük 25 kuruş harçlığım var. Dört gün biriktirip “Okullar Pazarı”nda alıyorum soluğu. O yıllarda Çanakkale’de kitap satılan tek yer. Kitapçı Salih Zeki tembihliyor beni, gazete kâğıdına sardığı kitabı uzatırken, “Sakın kimseye, hele babana hiç söyleme!” diyor. Sanki uyuşturucu! Kitabı gizlice sokuyorum eve.

Okuduğum ilk şiir kitabı da aklımdadır. Annemin arada kabul günleri olurdu. İki göz oda, derme çatma bir ev. Kalabalık... Evden kaçardım. Doğruca okulun kütüphanesine. Bir kadıncağız çalışırdı orada. Gelen yok, giden yok. Arada benim gibi uğrayanlar... Bir gün, “Kitaplara bakabilir miyim?” dedim. “Geç bak.” dedi. Şiir dolabındakilerin adlarına bakıyorum. “Elem Çiçekleri” ilişti gözüme. Bu nasıl bir şey, nasıl bir ad! Yazarı, Charles Baudelaire (Yazıldığı gibi okudum.)! Kitabı alıp bir masaya geçtim. Nasıl dalmışım, nasıl okuyorum! İçinde kadın resimleri de var, kimileri çıplak; elleri ya da ayakları bağlı kadınlar... Fark etmemişim, kadın tepemde dikilmiş ne okuduğuma bakarmış. Birden çıkıştı:

“Ne okuyorsun sen? Başka kitap mı bulamadın!”

“Adı hoşuma gitti, çok güzel şiirler var.” diyecek oldum, “Terbiyesiz!” dedi. “Pis bir şey bu, ahlaksız bir kitap.” Aldı elimden. “Git bunun hesabını babana ver!”

Çok sinirlenmiştim. “Buranın altını üstüne getiririm. Her şeyi yıkarım başına!” diye bağırdım. Babama söylemiş. O da çıkıştı bana. Okuyacak başka şey bulamamış mıydım?

Unutamadığınız kitap(lar)?

Ooo, oh, oh! Birini söylesem ötekinin hatırı kalır. 65 yıllık bir kütüphane devirmiş biri olarak söylüyorum; unutamadıklarım, bütün iyi kitaplar.

Okumakta olduğunuz kitap?

Mine Söğüt’ün, “Başkalarının Tanrısı” kitabını okuyorum. Sana da tavsiye ederim. Mutlaka okumalısın.

Bu aralar ne yazmaktasınız?

Bu arası, o arası yok ki! Hep şiir, hep şiir. Beş on güne kadar yeni şiir kitabım çıkıyor.

İlk yayımlanan kitabınız?

Gün Ola” (şiir), 1969’da FKF tarafından yayımlanmıştı.

Bizim Güncel Kitaplarımız

Çocuk-Gençlik

1 Ben Bu Problemleri Çatır Çatır Çözerim, Sümeyra Güzel, roman, Tudem

2 ‘Oğlum Mustafa’, Haluk Işık, roman, Smirna

3 Uçan Hipopotamı Düşünme, Hanzade Servi, roman, Kırmızı Kedi

4 Sırsayar, Mavisel Yener, roman, Bilgi

5 Ezber Bozan Hatice Teyze, Feyza Hepçilingirler, roman, Doğan Egmont

6 Saatim Tik Ka Tik Ka, Dilge Güney, öykü, Altın Kitaplar

7 Bir Matematik Hikâyesi, Sümeyra Güzel, anlatı, Tudem

Yetişkin

1 Günışığı Demeti, Hülya Soyşekerci, deneme, Pagos

2 Şiirlerde İstanbul, Ahmet Bozkurt, seçki, İstanbul BB Yay.

3 Yeni Tarım Düzeni, Ali Ekber Yıldırım, inceleme, Sia Kitap

4 Tiamat, İhsan Oktay Anar, roman, Everest

5 Akrostiş Şair Portreleri, Gültekin Emre, şiir, Pikaresk

6 Dulhane, Duygu Ö. Yayman, öykü, Yakın

7 İncelikler Tarihi-Gülten Akın Şiiri, A. Susam-D. Kankaytsın, inceleme, YKY

Okudum/ Saime Bircan Sak

Büyümek İstedim

Ali Balkız’ın bu ilk romanı 2021 Çiğli Belediyesi Fakir Baykurt Roman Ödülünü almış. Bir an önce büyüyüp hayata katılmak isteyen bir ilkokul öğrencisinin gözüyle anlatılıyor olaylar. Biri Alevi, diğeri Sünni iki komşu köyün arasındaki insani ilişkiler ortak kullanılan su sorunuyla çatışmaya dönüşüyor. İki ağanın rekabetiyle alevleniyor. 27 Mayıs öncesi ülkedeki siyasi ortam arka planı oluşturuyor.

Farklı inanç ve yaşam biçimleri, gelenek ve göreneklere karşın yine de bir dayanışmanın varlığından söz ediyor yazar. Sert doğa koşulları güzel betimlemelerle anlatılmış. Ödülü hak eden okunmaya değer bir roman. Ali Balkız’ı, seçici kurulu kutluyor. Çiğli Belediyesine de bu güzel romanı yazınımıza kazandırdığı için teşekkür ediyoruz.

Büyümek İstedim, Ali Balkız, roman, Literatür Yayınları, Eylül 2021, İstanbul

Güncel

Turgut Özakman İlk Roman Yarışması

Bilgi Yayınevi, edebiyatımıza yeni adlar kazandırmak amacıyla Turgut Özakman İlk Roman Yarışması düzenledi. Son katılım tarihi 31 Temmuz 2022 olan yarışmanın ayrıntılarına 2022 Turgut Özakman İlk Roman Yarışması adresinden ulaşılabilir.

Tadımlık

 Daha çok başarılı gazeteciliğiyle tanıdığımız Duygu Özsüphandağ Yayman, edebiyat alanından da seslenmeyi sürdürüyor. Ustaca kaleme aldığı kısa öykülerinde bizi kadınların hüzünlü, kederli, acılı ne ki bir o kadar da kararlı ve dirençli dünyasına davet ediyor. “Dulhane”nin hangi kapısından girseniz bütün öykülerin odalarında konaklamadan çıkamazsınız dışarı. Yapıtın “Dün Gece” öyküsünden tadımlık bir bölüm:

Çıtır çıtır balık, ağzımda ‘pufff’ diyor. Bayılırım barbuna. Balıkçıya sipariş verirken mutlaka isterdi, kırmızı kırmızı. Rakıyı suyla içer, ben sek seviyorum. Sessizce dalıp çıkıyorum mezelere, deniz börülcesinden ayrılamıyorum. O da çok sever ama şimdi kendim için yiyorum. Bundan sonra böyle... Önceki gece karar verdim. Birdenbire. Hayır, bir şey olmadı. Olmuşlar geri tepti sadece.

Masada herkes çok neşeli. Gülücüklerini bana da üleştiriyorlar, yanlarında somurtan birine tahammül edemezler. Tüm yüzümle sırıtıyorum. Neyse ki gülünce gözlerim çizgiye dönüşüyor, içi görünmüyor. Önceki gecenin ağrısı sızlıyor dışarı.

 

Dulhane, Duygu Özsüphandağ Yayman, öykü, Yakın Yayınları, Mart 2022, İzmir

Taş

İnsan ve yaşam gerçeğini edebiyat söyler bize.” Prof. Dr. Sedat Sever