11.05.2020, 21:36

Kıyametin Kopuşu, Ölüm, Mezardan Kalkışlar ve Sonrası

Bugüne kadar ki yazılarımızda sürekli olarak dünya ile ilgili olan dini konular üzerinde durduk. Ama kabul etsek de etmesek de, Müslümanlar olarak inancımız içinde bulunan bir de ahiret hayatımız var. O hayatımızı da ihmal edemeyiz. Kur'an-ı Kerim'e göre ahiret hayatı ile dünya hayatı dengeli gitmek zorundadır.

Onun için istiyoruz ki, Kur'an-ı Kerim'e dayanarak bugün ebedi yaşam yurdumuz olacak olan ahiret hayatımızdan, ahiret hayatımızda karşılaşacağımız durumlardan bahsedelim.

Kabul edelim ki, ölümlü bir dünyadayız. Şu andan itibaren 100 sene sonra dünyada yaşayan hiç kimse kalmayacak.Kısacası, ölüm sonrası bir ahiret hayatımız olacak. Şu üç sebep dolayısı ile ahiret hayatı üzerinde de durmak da fayda görüyoruz. 1) Ölüm sonrası hayatın merak edilmesi. 2) Ahiret hayatı ile ilgili Kuran’a uymayan bilgiler verenlerin olması. 3) Ölüm ve ahiret hayatının anlatılmasında ve hatırlatılmasında faydaların olması. Hepimizin de ölüm sonrası hayatımız hakkında merak ettiklerinin bulunması.

Öncelikle bu merakın, Kuran’a dayanan verilecek bilgilerle giderilmesi, insanlarımızın aydınlatılması gerekiyor. Hiç bir bilim, insanın ölümünden sonra, nasıl bir yaşam içinde olacağı hakkında bilgi veremez. Ne biyoloji, ne psikoloji, ne sosyoloji, ne de fizik ve kimya. Hiçbir bilim kıyamet ve kıyametteki yaşam hakkında bilgi veremez. Sadece din bu bilgiyi verir ve insan için büyük bir boşluğun oluşmasının önüne geçer. Eğer din, ahiret hayatı ile ilgili bilgi vermemiş olsa, insanlar büyük bir boşluk içinde kalırlar. Din bunu önlüyor. Biz de bugün kıyamet ve kıyametteki yaşamla ilgili bu bilgiyi dinimize göre, başka deyişle Kuran’a göre anlatarak bu belirsizlik boşluğunun doldurulmasına çalışacağız. Böyle bir konuyu seçmemizin birinci sebebi budur.

Kıyamete ve Kıyamet Hayatına İnanma, İmanın Şartlarından Birisdir

Bir mümin kişi, kıyametin kopacağına ve bir kıyamet hayatının olacağına inanmak zorundadır. Çünkü kıyamet ve kıyamet sonrası başlayacak ahiret hayatı, imanın şartlarından birisidir. Ve Kuran’da da zamanı gelince kıyametin kopacağı, ahiret hayatının başlayacağı ayetlerle açıklanmaktadır.

Bu sebeplerle, kıyamete ve kıyamet hayatına inanmamak, öldükten sonra dirileceğimize, bir hesap gününün olacağına inanmamak demektir. Bu, inanç açısından yanlış bir yol izlemek anlamına gelir. Çünkü, El Hamdülillah Müslümanız. Ölüp de dirileceğimize inanmak, imanın şartlarından da birisidir. Amentüdeki “Vel bağ sübağdel Mevt” ifadesi, öldükten sonra dirileceğimizi, bir ilahi mizandan geçtikten sonra da, herkesin cennet veya cehennem hayatının başlayacağının işaretini vermektedir.

Eğer kıyametin kopacağı ve kıyamet hayatının olacağı bir iman şartı ise ki öyledir, o zaman buna inanmak zorundayız. İmanın şartlarından bir tanesine bile inanmamak, kişiyi, iman yolundan koparır.

İmanı olan bir Müslüman açısından konuya bakarsak, Kuran’da, yaratılan her şeyin belirli bir zaman süresi için yaratılmış olduğunu görürüz. Ayetlerden, her şeyin ömrünün ancak belli bir süreye kadar devam edebileceği, o şekilde yaratıldığı, sonunda da bir kıyamet olayının mutlaka yaşanacağı anlaşılacaktır.

Kuran’da Kıyametin Kopacağina ve Ahiret Hayatina Dair Ayetler Varmı?

Evet, Kuran’da bu konuyla ilgili pek çok Ayet-i Kerime vardır. Bunlardan bazılarına bakalım. Rum Suresi 8. ayetine baktığımızda C. Allah’ın “Onlar kendi kendilerine düşünmediler mi ki, Allah yerleri gökleri ve onların arasında bulunan canlı cansız her şeyi hak olarak ve muayyen bir süre için yarattı. İnsanların bir çoğu bunu görmemezlikten gelerek, Rablerine kavuşacaklarına inanmamaktadırlar” (Rum.8) buyurarak,yeryüzünü de gökyüzünü de ve ikisi arasında bulunan canlı cansız her şeyi de belli bir süre için yarattığını, her şeyin bir gün eskiyip yıpranacağını, sonuç olarak öleceğini çok açık ve çok net bir şekilde belirttiğini görüyoruz. Konu ile ilgili birkaç ayete daha bakalım.

Nebe, Casiye ve Kehf Surelerinde de şu ifadeler yer alır. “Şüphesiz hüküm günü (Kıyametin koparak ilahi mizanın kurulacağı gün) vakit olarak belirlenmiştir.”(Nebe-17) Casiye Suresi 32. ayet, “Allah’ın vâdi gerçektir. Kıyamet gününde şüphe yoktur.” (Casiye-32) Kehf Suresi 21. ayetinde, “Böylece onları (Kıyametle ilgili olarak) haberdar ettik ki, Allah’ın (Kıyamet konusundaki) vadinin hak olduğunu, Kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler (İstedik).” ( Kehf-21),

Bu Ayet-i Kerime'ler bize kıyametin kesin olduğunu bildirmektedir. Dünyaya ait bütün bunlar dünyanın kader defterinde yazılıdır. Çünkü dünyanın da bir kader defteri vardır. O defterde kıyametin günü saati bellidir. Bunu sadece Allah bilmektedir. Böyle olduğunu da Araf Suresi 187. ayetinden öğreniyoruz. C.Allah ayette,“Ey Resulüm! Sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Onlara de ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Kıyametin vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O, göklere de yere de ağır gelmiştir. O kıyamet, bir gün size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah’ın katındadır. Ama insanların çoğu bunu bilmezler.” (Araf-187) buyurarak, kıyametin mutlak geleceğini ve hiç beklenmedik bir zamanda da insanların anîden kıyametle karşı karşıya kalacaklarını bildirmektedir. Bir mümin için kıyametin kopması ile ilgili olan bu ayetleri görmek yeterlidir. Çünkü mümin, Kuran’a inanan kişidir. Bir Müslüman için başka bir delile gerek kalmaz.

İlahi Mizan Ne Zaman ve Nerede Kurulacaktır? İlahi Mizanda Amaç Nedir?

İlahi mizan, insanların günah ve sevaplarını tartan terazi ile o tartı düzenine verilen isim olmaktadır. Kur'an-ı Kerim'den anlaşıldığına göre, kıyametin kopuşu ile ikinci sur’anın üflenişine kadar geçen sürede, başka bir ifade ile kıyametin kopuşu ile ölen bütün insanların diriliş borazanının üflenişine kadar geçen sürede, ilahi mizan düzeninin kurulması ile ilgili hazırlıklar yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu sürede mahşer alanının kurulduğu cehennemin üzerine Sırat Köprüsü'nün monte edildiği, ilahi tartıların da, Sırat Köprüsü yanına yerleştirildiği anlaşılmaktadır.

Demek ki kıyametin kopuşundan sonra insanlar diriltilmeden önce, mahşer alanı kurulması, sırat köprüsünün ve ilahi tartıların yerleştirilmesi, peygamberlerin kendi sancaklarını açarak ümmetlerini toplayacağı alanların oluşturulması gibi bir hazırlık döneminin yaşanacağı anlaşılmaktadır. İlahi mizanın o zaman kurulduğu ve tartıların Sırat Köprüsü yanına yerleştirildiği anlaşılmaktadır. İlahi mizandan amaç nedir diye bakarsak, Kuran’dan anlaşılan, bütün canlıların dünyada yaptıklarının hesabının görülmesi, sevap ve günahların tartılması amacını taşıdığı anlaşılmaktadır. Ama insanların yaptıkları iyi ya da kötü şeylerin en küçüğüne kadar, kurulan bu ilahi nizamda yer alacağı bir düzenin oluşturulacağı anlaşılmaktadır. Peygamberimizin bir hadisinden bunu anlıyoruz.

İlahi mizan sırasında günah ve sevabı ölçen terazilerin, Sırat Köprüsü yakınına yerleştirilecek olması da bu sebepledir. İlahi tartılar günahlarla sevapları tartan terazilerdir. Onların görevi de odur. Günah yada sevabın ağır gelişine göre ahiret hayatındaki yerlerini alacaklardır. Bunu da Kuran’dan öğreniyoruz. Araf Suresi 8. ve 9. ayetinde C. Allah, “Kıyamet günü tartı haktır. Tartıda kimin sevabı ağır gelirse kurtuluşa onlar erecektir. (Araf-8) Kimin de sevap tartısı hafif (Günahı ağır gelirse),onlar da kendi kendini ziyana sokanlardır.” (Araf-9)

İlahi Mizana, Tartıya Küçük, Büyük Her Türlü İyilik ve Kötülükler Girecekmi?

Evet günah ve sevabın en küçüğünden en büyüğüne kadar he türlü davranışımız, günah sevap terazisine girecek. İşin bu şekilde yürüyeceği Kuran’da bildiriliyor. Hadislerde de açıklayıcı bilgiler veriliyor.

Kuran’da, böyle olmasının üç sebebi olduğu anlaşılıyor.

1) Çok küçük bir haksızlık bile yapılmış olsa anlaşılsın için ilahi mizan kuruluyor.

2) Gizli kalmış bütün suçların ortaya çıkması, kimin yaptığının teşhir edilmesi için ilahi mizan kuruluyor.

3) Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaması için ilahi mizan kuruluyor.

Kuran’da, yalan söyleyerek çalışmadan dilencilikle para kazananlara bile hesap sorulacağı, ahirette alınlarında “DİLENCİ” yazılı olarak dolaşacakları bildirilmektedir ki dilencilere para verenler, acıdıkları için kendi rızaları ile vermektedirler. Ama buna rağmen vicdan sömürüsü yaparak istedikleri için haksız kazanca girmektedir. “Dilenciler, yüzsüzlük yaparak insanlardan isteyenlerdir. Dilenenler, kıyamet günü (cezalarını görecekler) ve alınlarında dilenci lekesiyle ortaya çıkacaklardır.”(Bakara-273)

Kısacası, herkes ceza ve mükâfatını, görecektir.

1)Çok küçük de olsaher suçun tartıya getirilecek olmasıdır. Ebu Hureyre’den nakledilen bir Hadis-i Şerif bunu anlatıyor.Peygamberimiz bu hadisi şerifinde, “Boynuzlu koç, boynuzsuz koyunu haksız yere toslamışsa, haksızlığa uğrayan koyun, haksız yere toslayan koyundan hakkını alacaktır.” buyurduğu ve en küçük bir haksızlığın bile tartıya geleceği anlaşılmaktadır. Bu hadis bile tek başına niçin bir ilahi mizan kurulduğunu anlatmaya yeter. Çünkü bu hadisten anlıyoruz ki, kurulacak ilahi mizanda, hayvan bile olsa, çok küçük bir haksızlık bile olsa, bütün canlılar yaptıkları hataların, işledikleri günahların hesabını mutlaka vereceklerdir. Dediğim gibi çok küçük bir kusur bile olsa ilahi tartıya mutlak girecektir.
2) Hırsızlık, yolsuzluk, adam öldürme gibi gizli yapılmış suçlar da ortaya çıkarılarak suçlular teşhir edilecektir. Bunu da Lokman Suresi 16. ayetinden öğreniyoruz. Bu ayette C. Allah, “Yaptığın iş, bir hardal tanesi kadar ağırlıkta bile olsa, bir kayanın içinde saklansa veya göklerde ya da yerin dibinde de olsa yine de Allah onu açığa çıkarır. İlahi mizanda hesabı da görülür” buyurarak mahşerde hiçbir şeyin gizli kalmayacağını ve her şeyin açığa döküleceğini bildirmektedir.

Biz insan olarak her haksızlığı göremeyiz ve bilemeyiz. Çok gizli yapılan hırsızlık ve yolsuzluklar olmuştur. C. Allah istiyor ki, herkes, kendisine veya başka insanlara kötülük yapılan kötülükler ne ise onu görsün kişinin yaptığı kötülükler, yanına kalmasın isteniyor. Herkes hakkını alsın, suç işleyenin de, kul hakkı yiyenin de, hissettirmeden yapılan haksızlıklar ve hırsızlıklar, yolsuzluklar ortaya çıksın. Hissettirmeden yapılması dolayısı ile insanlar bunu bilmiyorlar. Ama Allah, o haksızlığı yapanların suçlarını teşhir etmek ve haksızlığa uğrayan mükâfatını, haksızlık yapan da cezasını alsın diye ilahi mizan kurulmaktadır. Affetmeyecektir.

3) İlahi mizanın kurulmasının üçüncü sebebi, herkesin yaptığının yanına kâr olarak kalmasına engel olmaktır. Eğer gizli kapaklı adam öldürenin hırsızlık yapanın yaptığı yanına kâr olarak kalırsa bu, ilahi bir adalet olamaz. Herkes ettiğini bulacaktır. İlahi mizan bunun için kuruluyor. İlahi mizandan amaç budur. Lokman Suresi 16. ayetinde C. Allah “Yaptığın iş, bir hardal tanesi kadar ağırlıkta bile olsa, bir kayanın içinde saklansa veya göklerde ya da yerin dibinde de olsa yine de Allah onu açığa çıkarır. Hesabı da görülür” buyrulması bundandır. Kısacası bir ilahi mizana ihtiyaç vardır. Zaten Allah Teâla da böyle hükmetmektedir.

Ayet-i Kerimeler'den anlıyoruz ki, kıyamet sonrası bir ilahi mizan kurulacak ve haklı haksız mutlaka ayırt edilecektir. Yani sevabı fazla olanlar mükafatlandırılırken günahı ağır gelenler de cezasını çekecektir. “İnsanoğlu dünyada iken yaptıklarının mükafat veya cezasını mutlaka görecektir.” (İnfitar3,4,5)” Büyük hesap gününde insanlar diriltilecekler. O gün öyle bir gün ki, o günde herkes, Âlemlerin rabbi huzurun da divan durarak hesap vereceklerdir.” (Mutaffin 4,5,6)

İnsanlar Kıyamette İlahi Mizan Kurulacak Olmasına Rağmen Niçin Suç İşliyor?

Evet insanlar bir kıyamet olmasına ve kıyamette ilahi mizandan geçecek olmasına rağmen yine de suç işliyorlar. Bu durum çok farklı düşünceleri ortaya koymaktadır. Bir insan, kıyamete inansa ve ebedi yaşayacağı kıyametteki cezadan korksa kolay kolay suç işleyemez. Çünkü Kuran’ın bildirdiğine göre, ahirette çok korkunç cezalandırmalar olacaktır. Ebedi olarak cehennemde kalacaklar olacağı bile bildiriliyor. Nebe Suresinde, “Onlar kıyameti ve ayetlerimizi, inkâr ettikleri için cehennemde çağlarboyu kalırlar” (Nebe-23,24) buyrulurken Hac Suresi'nde de kıyametin korkunçluğu şöyle anlatılır. “Ey insanlar! Rabbinizden korkun. Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir.” (Hac-1) “Kıyamet anının gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğunu unutur. Her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir.” (Hac-2) Görüldüğü gibi kıyamet müthiş bir şeydir. Bunların bilen, okuyan bir insan suç işlemekten, ahiretini kaybetmekten korkar. Ahiretin bu korkunçluğu, suç işlemekten insanları vazgeçirir. Ama ahirete ve ahirette olacaklara inanırsa suç işlemekten vazgeçer. İnanmazsa her türlü suçu işler. Kıyamete rağmen suç işleyenler acaba kıyamete inanmıyorlar mı. Akla gelen bu olmaktadır. Ya da herkesle gelen düğün bayram mı diye düşünüyorlar. Hangi halde olursa olsun, her iki düşünüş de Kuran’a göre yanlıştır.

Ahiret Hayatı İnsan Ölür Ölmez Başliyormu? Ne Zaman Başlayacak?

Hayır. İnsan ölür ölmez ahire hayatı başlamaz. Kur'an-ı Kerim’de ahiret hayatının başlaması için şu aşamalardan geçilmesi gerektiği bildiriliyor.

1) İnsanları tek tek ölmeleri sonunda ruhumuz, Allah’a dönecektir ve orada ikinci Sura üfürülüşünü bekleyecektir. (Enam-62)

Sura’nın 1. üfürülüşünde ise, kıyamet kopacak ve bütün canlılar da o anda ölecek ve Allah’a rucu edecektir. (Enam-62) Bu ilk Sura üfürüşü ile birlikte canlılar öldüğü gibi (Zümer-68), yer, gök, tamamen tahrip olarak, yok olacak ve yeni bir yeryüzü, yeni bir gökyüzü oluşacaktır. (Tekvir ve Zilzal Sureleri) Ruhlar Allah katında ikinci Sura üfürülüşünü bekleyecektir. (Enam-62)

2) Sura’nın ikinci üfürülüşünden hemen sonra canlıları diriltecek ikinci Sura üfürülüşü hemen olmayacak ve mahşer alanının hazırlanması, ilahi mizan tartılarını yerleştirilmesi, cehennemin faaliyete geçirilmesinin, yaklaştırılması, cehennem üzerine Sırat Köprüsü'nün monte edilmesi, peygamberlerin ümmetlerini toplayacakları alanların düzenlenmesi gibi hazırlıkların yapılacağı bir hazırlık dönemi yaşanacaktır. Zilzal ve Tekvir Sureleri'nden anlaşılan budur. O bakımdan iki Sura üfürülüşü arasındaki geçen zamana, bekleme ve hazırlık dönemi olarak bakıyoruz.

İsrafilin İlk Üfürüşünde Neler Olacağının Ayetlerdeki Anlatılış Şekli

Kur'an-ı Kerim'in belirttiğine göre kıyamet borazanı dediğimiz Sura’nın ilk üfürülüşünde aşağıdaki yedi olayın olacağı anlaşılıyor.

1) Kıyamet gelip çattığında ilk önce kulakları sağır edecek güçte bir ses duyulacak, (Abese-33)

2) Bütün canlılar ölecek ve ruhları Allah’a dönecektir. (Zümer-68)

3) Yer korkunç şekilde sallanmaya başlayacak. Dünya yarılacak, içindekiler dışarı, dışındakiler içeri, yani dağlar taşlar yer altına girecek. Bugünkü yeryüzü olmayacak. (Zilzal- Tekvir Su-Sureleri)

4) Gök yarılacak, yıldızlar, gezegenler yere dökülmeye başlayacak. Yeryüzü gökyüzü yok olacak ve Allah tarafından ahiretin yeri ve göğü yeniden halk edilecek. (Hud-107,108)

5) Cennet insanlara yaklaştırılacak (Tekvir-13)

6) Cehennem ateşi tutuşturularak faaliyete geçirilecek. (Tekvir-12)

7) Mahşer alanı (Arasat) düzenlemesi yapılarak her ümmetin toplanacağı alan belirlenecek.

Kıyamet Borazanınınİkinci Üfürülüşünden Sonra Ne Olacak?

 

Kuran’dan anladığımıza göre, mahşer alanı ve ilahi mizan kuruluşu ve diğer hazırlıklar tamamlanınca C. Allah’ın emri ile Melek İsrafil Sura'yı ikinci sefer üfürecektir.

1) Kamer Suresi'nin 7. ve 8. ayetlerinde bildirdiğine göre, Melek İsrafil, 2. Sura'yı, yani kıyamet borazanını, üflediği zaman bütün canlıların ruhları kabirlerinde yatan sahiplerinin baş ucunda olacaklar ve süratle ait oldukları bedene gireceklerdir. Ve böylece bütün insanlar kabirlerinden dirilerek ayağa kalkacaklardır.

2) Kabirlerin baş ucunda 2. bir bekleyen daha olacak. O, 2. bekleyen de, Kuran’a göre, kişinin amel defterini yazan, yazıcı melekleri olacaktır. Herkes baş ucunda bekleyen Kiramen katibin meleklerinden, kitap haline getirilen Amel defterlerini alacak ve dünyadaki iyi kötü bütün amellerinin yazılı olduğunu görecektir.

İkinci Sura'nın üfürülüşünden sonra olacaklar şunlardır:

1) Ruhlar bedenlerinin olduğu yere dönerek insanları diriltecek ve ayağa kaldıracaktır.(Kamer-7,8)

2) Mezarlar başında bekleyen melekler amel defterlerini kişilere mezarları başında vereceklerdir.

3) İnsanlar mahşer alanına koşar adımlarla gidecek, peygamberimizin sancağı altında toplanacak.

4) İnsanlar, kuruluşu tamamlanan ilahi mizandan, sırası geldikçe geçeceklerdir. İlahi tartılar, Sırat Köprüsü'nün hemen önünde yer alacak ve sorgulama başlayacaktır. (Enbiya-47)

5) Sorgulama Allah’ın huzurunda peygamber, kiramen katipleri, amel defterleri insan uzuvları şahitlik yapacaklar. (Zümer-69)

Kuran’da, Kıyametin Ne Zaman Kopacağına Dair Bir Bilgi Varmı?

1) Evet tabi ki kıyametin ne zaman kopacağı, Kuran’a göre kesin bellidir. Ama insanlar için belli değildir. Bu zamanı, peygamberler, melekler dahil hiç kimse bilmemektedir. Tek bilen Allah’tır. Bu durum Kuran’da Araf Suresi 187. ayetinde şöyle bildirilir: “Ey Resulüm! Sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Onlara de ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Kıyametin vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O, göklere de yere de ağır gelmiştir. O (Kıyamet, bir gün) size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah’ın katındadır. Ama insanların çoğu bunu bilmezler.” (Araf-187)

2) Kuran’ın bildirdiğine göre, İsrafil meleğinin 1. Sura’yı üfürmesinden, yani kıyamet işareti olan borazanın üflenmesinden sonra kıyamet kopmaya başlayacaktır.

Mezarından kalkanlar ahirette olduğunu nasıl anlayacaklar?

Mezarında yatan kişi, kendi ruhu bedenine girdiği andan itibaren her şeyi:

1) Ruhun kendisine hissettirdiği bilgi ile ahirette olduğunu anlayacak (C.Hak’kın böyle programlaması sonucu)

2) Kiramen katipleri, amel defterini kişiye teslim ederken, ahirette olduğunu ve mahşer alanına gitmesi gerektiğini bildirecek.

3) Aynı zamanda Allah da (cc) telkinlerle mahşer alanına yönlendirecektir. Bu cevapları alan kişi, İsrafil’in önceden yaptığı çağrıya uyarak mahşer alanına doğru yönelecek ve peygamberimizin sancağı şerifi altında toplanmak üzere koşar adımlarla yola çıkacaktır

AYET

Şüphesiz ki göklerin ve yeryüzünün yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri arkasına gelişinde, aklı selim sahipleri için, Allah’ın varlığını, azametini gösteren deliler vardır.” (Âli İmran-190),

HADİS

Allah-ü Teâla, göklere ve yere eğer konuşma izni verseydi, elbette Ramazan orucu tutanları cennetle müjdelerlerdi.” (Hz. Enes)

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@