10.05.2021, 09:00

Kıyametin kopuşu ,ölüm, mezardan kalkışlar ve sonrası

“Şüphesiz ki göklerin ve yeryüzünün yaratılışında,gece ile gündüzün birbiri arkasına gelişinde, aklı selim sahipleri için,Allah’ın varlığını,azametini gösteren deliler vardır.”(Âli İmran-190)

 

“Allah Teâla, göklere ve yere eğer konuşma izni verseydi, elbette Ramazan orucu tutanları cennetle müjdelerlerdi.”(Hz. Enes)                                                                                                                                                

 

Bugüne kadarki yazılarımızda sürekli olarak Dünya ile ilgili olan dini konular üzerinde durduk. Ama kabul etsek de etmesek de, Müslümanlar olarak inancımız içinde bulunan bir de Ahret hayatımız vardır.O hayatımızı da  ihmal edemeyiz.Kuran-i Kerime göre  Ahret hayatı ile Dünya hayatı dengeli gitmek zorundadır.Onun için  istiyoruz ki, Kuran-i Kerime dayanarak bugün, ebedi yaşam yurdumuz  olacak olan Ahret hayatımızdan,Ahret hayatımızda karşılaşacağımız durumlardan bahsedelim.

Kabul edelim ki, ölümlü bir dünyadayız. Şuandan itibaren 100 sene sonra Dünyada  yaşayan hiç kimse kalmayacaktır.Kısacası,ölüm sonrası bir Ahret hayatımız olacak. Şu üç sebep dolayısı ile Ahret hayatı üzerinde de durmak da fayda görüyoruz.

            1) ölüm sonrası hayatın merak edilmesi.

2) Ahret hayatı ile ilgili Kuran’a uymayan bilgiler verilerek insanların yanlış bilgilendirir

    olması

3) Ölüm ve Ahret hayatının anlatılmasında ve hatırlatılmasında faydaların olması.Hepimizin

    de   ölüm sonrası hayatımız  hakkında merak ettiklerinin  bulunması.

Öncelikle bu merakın, Kuran’a dayanan verilecek bilgilerle giderilmesi, insanlarımızın aydınlatılması gerekiyor.Hiç bir bilim, İnsanın ölümünden sonra, nasıl bir yaşam içinde olacağı hakkında bilgi veremez. Ne Biyoloji, ne psikoloji ve sosyoloji, ne de fizik ,kimya. Hiçbir bilim Kıyamet ve kıyametteki yaşam hakkında bilgi veremez. Sadece  Din, bu bilgiyi verir ve İnsan için büyük bir  boşluğun oluşmasının önüne geçer Eğer din, Ahret hayatı ile ilgili bilgi vermemiş olsa, insanlar büyük bir boşluk içinde kalırlar. Din bunu önlüyor.Biz de bugün  Kıyamet ve kıyametteki yaşamla ilgili bu bilgiyi dinimize göre,başka deyişle Kuran’a göre anlatarak bu belirsizlik boşluğunun doldurulmasına çalışacağız. Böyle bir konuyu seçmemizin birinci sebebi budur.

KIYAMETE VE KIYAMET HAYATINA  İNANMA, İMANIN ŞARTLARINDAN BİRİSİDİR

            Bir Mümin kişi, Kıyametin kopacağına ve bir kıyamet hayatının olacağına inanmak zorundadır. Çünkü  Kıyamet ve Kıyamet sonrası başlayacak Ahret hayatı, imanın şartlarından birisidir. Ve Kuran’da da zamanı gelince kıyametin kopacağı,Ahret hayatının başlayacağı Ayetlerle açıklanmaktadır.

Bu sebeplerle, Kıyamete ve Kıyamet hayatına inanmamak,  öldükten sonra dirileceğimize,bir hesap gününün  olacağına inanmamak demektir.Bu, inanç açısından yanlış bir yol izlemek anlamına gelir.Çünkü, El hamdülillah Müslümanız. Ölüp dedirileceğimize  inanmak,imanın şartlarından da birisidir.Amentüdeki “Vel bağ sübağdel Mevt” ifadesi, öldükten sonra dirileceğimizi,bir ilahi mizandan geçtikten sonra da,her kesin cennet veya cehennem hayatının başlayacağının işaretini vermektedir.

Eğer kıyametin kopacağı ve kıyamet hayatının olacağı bir iman şartı ise ki öyledir, o zaman  buna inanmak zorundayız.İmanın şartlarından bir tanesine bile inanmamak,  kişiyi, iman yolundan koparır.

            İmanı olan bir Müslüman açısından konuya bakarsak, Kuran’da,yaratılan her şeyin belirli bir zaman süresi için yaratılmış olduğunu görürüz.Ayetlerden, her şeyin ömrünün ancak belli bir süreye kadar devam edebileceği, o şekilde yaratıldığı, sonunda da bir kıyamet olayının mutlaka yaşanacağı  anlaşılacaktır.

 

KURAN’DA KIYAMET VE AHRETE DAİR AYETLER VAR MI?

Evet, Kuran’da  bu konuyla ilgili pek çok  Ayet-i Kerime vardır.Bunlardan bazılarına bakalım.Rum  Suresi 8.Ayetine baktığımızda C.Allah’ın“Onlar kendi kendilerine düşünmediler mi ki,Allah yerle  gökle-

ri ve onların arasında bulunan canlı cansız her şeyi  hak olarak ve muayyen bir süre için yarattı.İnsan-

ların birçoğu bunu görmemezlikten gelerek,Rablerine kavuşacaklarına inanmamaktadır.”(Rum-8)buy

rularak,yeryüzünü de gökyüzünü de ve ikisi arasında bulunan canlı cansız her şeyi de belli bir süre için ya-

rattığını, her şeyin bir gün eskiyip yıpranacağını, sonuç olarak öleceğini çok açık ve çok net bir şekilde belirttiğini görüyoruz.Konu ile ilgili birkaç Ayete daha bakalım.Nebe, Casiye ve Kehf Surelerinde de,şu ifadeler yer alır. “Şüphesiz hüküm günü (Kıyametin koparak İlahi mizanın kurulacağı gün)vakit olarak belirlenmiştir.”(Nebe-17) Casiye Suresi 32.Ayet, “Allah’ın vâdi gerçektir. Kıyamet gününde şüphe yoktur.” (Casiye-32)Kehf Suresi 21.Ayetinde,“Böylece onları (Kıyametle ilgili olarak)haberdar ettik ki, Allah’ın (Kıyamet konusundaki) vadinin hak olduğunu, Kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler (İstedik).” ( Kehf-21),

         Bu Ayet-i Kerimeler bize kıyametin kesin olduğunu bildirmektedir.Dünyaya ait bütün bunlar Dünyanın kader defterinde yazılıdır. Çünkü Dünyanın da bir kader defteri  vardır.O defterde Kıyametin günü saati bellidir.Bunu sadece Allah bilmektedir.Böyle olduğunu da  Araf Suresi 187.Ayetinden öğreniyoruz.C.Allah Ayette,“Ey Resulüm! Sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar.Onlara deki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Kıyametin vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O, göklere de yere de ağır gelmiştir. O kıyamet, bir gün  size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. Deki: Onun bilgisi ancak Allah’ın katındadır. Ama insanların çoğu bunu bilmezler.”(Araf-187)buyurarak, kıyametin mutlak geleceğini ve hiç beklenmedik bir zamanda da insanların anîden Kıyametle karşı karşıya kalacaklarını bildirmektedir. Bir Mümin için kıyametin kopması ile ilgili olan bu Ayetleri görmek yeterlidir. Çünkü  Mümin, Kuran’a inanan  kişidir. Bir Müslüman için başka bir delile gerek   kalmaz.

İLAHİ MİZAN NE ZAMAN VE NEREDE KURALACAKTIR, İLAHİ MİZANDAN AMAÇ NEDİR? 

            İlahi mizan, insanların günah ve sevaplarını tartan terazi ile  o tartı düzenine verilen isim olmaktadır.Kuran-i Kerimden anlaşıldığına göre, kıyametin kopuşu ile  ikinci sur’anın üflenişine kadar geçen sürede, Başka bir ifade ile kıyametin kopuşu ile ölen bütün insanların diriliş borazanının üflenişine kadar geçen sürede, ilahi mizan düzeninin kurulması ile ilgili  hazırlıklar yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu sürede Mahşer alanının kurulduğu Cehennemin üzerine Sırat köprüsünün monte edildiği, İlahi tartıların da, Sırat köprüsü yanına yerleştirildiği anlaşılmaktadır.

            Demek ki kıyametin kopuşundan sonra insanlar diriltilmeden önce, mahşer alanı kurulması,sırat köprüsünün ve ilahi tartıların yerleştirilmesi,Peygamberlerin kendi sancaklarını açarak ümmetlerini toplayacağı alanların oluşturulması gibi  bir hazırlık döneminin yaşanacağı anlaşılmaktadır.İlahi mizanın o zaman kurulduğu ve tartıların Sırat köprüsü yanına  yerleştirildiği anlaşılmaktadır.İlahi mizandan amaç nedir diye bakarsak,Kuran’dan anlaşılan,bütün canlıların Dünyada yaptıklarının Allah tarafından hesabının  görülmesi,sevap ve günahların tartılması ve insanların Cennet veya Cehennemden hangisine gidecekse onların belirlenmesi işlemlerine,daha kısa söylersek,bütün insanların Allah’a hesap verme işine ilahi mizan   adı verilir.

İlahi mizanın gerçekleşmesi,insanların yaptıkları iyi ya da kötü şeylerin tümünün göden geçirilmesi anlamına gelmektedir.Sırat köprüsü yanda,günah ve sevabı tartan  ilahi terazilerin kurularak ilahi mizanın gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır. Demek ki bütün İnsanlar bu kurulacak terazilerden geçirilecektir.Böyle o-

lacağını da Kuran’dan anlıyoruz.Araf Suresi 8 ve 9.Ayetinde C. Allah, .“Kıyamet günü tartı haktır.Tartıda kimin sevabı ağır gelirse  kurtuluşa onlar erecektir.(Araf-8)”Kimin de sevap tartısı hafif (Günahı ağır gelirse),onlar da kendi kendini ziyana sokanlardır.”(Araf-9) Bu Ayetler de bize İlahi mizanın bu ilahi teraziler aracılığı ile yapılacağını göstermektedir.Ve bunda şüphe yoktur.

 

İLAHİ MİZANA, YANİ TARTIYA KÜÇÜK,BÜYÜK  HER TÜRLÜ İYİLİK  VE KÖTÜLÜKLER GİRECEKTİR.         

Evet  günah ve sevabın  en küçüğünden en büyüğüne kadar he türlü  davranışımız, Günah sevap  terazisine girecektir. İşin bu şekilde yürüyeceği Kuran’da bildiriliyor.Hadislerde de açıklayıcı bilgiler veriliyor.Kuran’an, böyle olmasının  üç sebebi olduğu anlaşılıyor.

1). Çok küçük bir haksızlık bile yapılmış olsa anlaşılsın için ilahi mizan kuruluyor.

2).Gizli kalmış bütün suçların ortaya çıkması,kimin yaptığının teşhir edilmesi için          ilahi mizan

    kuruluyor.

3) Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaması için ilahi mizan kuruluyor. 

Kuran’da, yalan söyleyerek çalışmadan dilencilikle para kazananlara bile hesap sorulacağı, Ahrette alınlarında “DİLENCİ” yazılı olarak dolaşacakları bildirilmektedir ki dilencilere para verenler, acıdıkları için kendi rızaları ile vermektedirler.Ama buna rağmen  vicdan sömürüsü yaparak istedikleri  için haksız kazanca girmektedir.“Dilenciler, yüzsüzlük yaparak insanlardan isteyenlerdir. Dilenenler, Kıyamet günü  (cezalarını görecekler) ve alınlarında dilenci lekesiyle  ortaya çıkacaklardır.”(Bakara-273)

Kısacası, Ahrette kurulacak İlahi mizan sisteminde herkes ceza ve mükâfatını, görecektir. İlahi Mizanın kurulmasının sebebi budur.

            Ayet-i Kerimelerden anlıyoruz ki,Kıyamet sonrası bir ilahi mizan kurulacak ve  haklı haksız mutlaka ayırt edilecektir. Yani  sevabı fazla olanlar mükafatlandırılırken  günahı ağır gelenler de  cezasını  çekecektir.

“İnsanoğlu Dünyada iken yaptıklarının mükafat veya cezasını mutlaka görecektir.” (İnfitar3,4,5) “Büyük hesap gününde insanlar diriltilecekler.O gün Öyle bir gün ki, o günde herkes, Âlemlerin Rabbi huzurun da divan durarak hesap vereceklerdir.” (Mutaffin 4,5,6),

Yorumlar