Uğur Şimdi'nin 19 Temmuz 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Sizlere, Adnan Menderes zamanında Aydın’a deniz getirileceği vaadinin sonucu olarak, İzmir’den alınan Kuşadası’ndan yazıyorum. Bu yaz, çok şükür terör belası ve Covid'den uzak, sahil beldelerimiz dopdolu. Oteller, evler, plajlar heryer tıklım tıklım. Hiç şüphesiz, aldığı maaştan biriktirdiği ile denize sıfır bir mekanda yiyip içebilmek her yiğidin harcı değil. Tabi felekten bir gün çalalım maksadı ile kredi kartına yüklenip, yıl boyu borcunu ödemek zorunda olanlar hariç.

Ev, araba, yazlık, giyinme ve birçok şey ülkede lüks sayılır oldu. Tatil yapabilmek de buna eklendi pek tabi. İnsanlar tüm yılın stres ve yorgunluğunu tatil merkezlerinde geçirmekten de imtina eder oldular. Bu yüzden, yüksek enflasyon darbeleri ile mücadele eden yurdum insanı yerine, işsizlik maaşı veya biriktirdiği bozukluklarla tatile gelen yabancı turist doldu ortalık.

Bu yazı, kesinlikle yabancı düşmanlığı veya turizmin gelişmemesi ile ilgili değil. Kendim de turizm hizmetlerinden para kazanıyorum. İrlanda’da çiftçilik yapan bir kişinin ailesi ile 4.5-5 saatte uçakla 20 gün tatile gelip, dilediği gibi eğlenirken benim vatandaşımın 20-30 km uzaktan gelmeyi başarabildiyse şayet, sahilde karpuz-peynir-ekmek üçlemesinden çıkamamasıdır benim derdim. Plajdaki restaurantlarda oturması lüks görülüp evdeki kısırı, köfteyi taşımasıdır. Kendi sahip olduğu kaynaklara erişememesi, yakıştırılmamasıdır.“Parası yoksa almasın, parası yoksa gezmesin” diye cümle kuran ithal vatandaşlaradır tepkim. Lise yıllarından bir hocam “zengin ülkenin fakir çocukları” diye selamlardı bizleri. Peki soruyorum, daha ne kadar sürecek bu fakirlik, ruh fukaralığı? Derdim, başka ülkenin vatandaşının yaşadığı cenneti, bizim adeta bir camın ardından izlememizdir. Parayla mülk alıp vatandaşlık kazanmaktır mesela. “Ben milletime her şeyi öğrettim, ancak uşaklık etmeyi öğretemedim.” diyen Lider'den sonra, bayağı bir turist hizmetkarlığına dönmektir. Bunun yanında Bodrum, Çeşme, Kuşadası, Antalya’da beach adisyonu paylaşan, kulüplerde viski ile elini yıkayan, görgü ve ahlaktan zerre nasip almamış nesiller yetişmesidir derdim.

Çocukluğumun emekli ikramiyesiyle bir ev bir araba alınabiliyorken ya da bir yazlık, bugün peşinat bile sayılamayacak rakamlarla ifade ediliyor yılların emeği. Her gün, iyi ki almışımlar çevrelerken etrafımızı, kendimize yabancılaşmamızdır derdim.

Bu cennet vatan için çok mücadele edildi, çok bedeller ödendi. Ancak bugün buraları kendi elimizle bizden çıkarıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının yemek yiyemediği restaurant, kalamadığı otel, alamadığı ev varsa buralar bizim değil. Erişemiyorsak, ulaşılmazsa bizimdir de diyemeyiz artık. Acil bir düzenleme, belki turiste ayrı fiyat tarifesi gerekli. Vizelere sınırlama ya da ek ücret uygulaması. Vatandaşıma pozitif ayrıcalık istiyorum ve de hakkımızdır. Bu ülkenin vatandaşları da en az dışarıdan gelen turistler gibi bu ülkenin nimetlerinden faydalanacaktır.

***Yaz geldi, maalesef yine yangınlar başladı. Daha önceki yıllardan daha tecrübeli ve tedbirli olmak durumundayız. Ormanımızı yakan, evimizi yakandır. Misli ile karşılığı alınsın; orman yakanlar terörden, ihanetten yargılansın.

Derdimiz çok, dert çok dinlemek isteyene. Dert yok, gözü görmeyen kulağı işitmeyenlere…

Bu haftaki iyi şey, Gazi Beğendi Tesisleri, Kuşadası’na hakim manzarası ile bir hafta sonu kaçamağına eklenmesi gereken bir nokta.