Nur Yılmaz'ın 27 Haziran 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Halkın üzerinden güçlenen her zümre, o ihtişamlı borusunu tek nefeste üfleyebilir ancak zamanı geldiğinde o ihtişamlar alaşağı da olabilir.

Bir ülkede sömüren gücün borusu ötüyorsa halk perişandır.

Bir ülkede, dünya siyaseti içinde küresel güçler tarafından durumunuz belirleniyorsa halk geri plandadır, unutulmuştur.

Rol sürekli olarak küresel güçler tarafından belirlenir.

Roller aynıdır, oyuncular değişir. Hep aynı senaryo bunlar.

*

Bir ülkenin eğitimi yok ediliyorsa durun ve düşünün.

Bir ülkenin toprak sistemi yok ediliyorsa durun ve düşünün.

Bir ülkenin dışa bağımlılığı sağlanıyor, üretimi bitiriliyor ise tarımı yok ediliyor ise durun ve düşünün.

En önemlisi bir ülkenin anaları, kadınları hiçe sayılıyor ise durun ve düşünün. Daha birçok şey sıralayabilirim size, durup düşünmeniz gereken.

*

Bir ülkenin topraklarının çölleşmesi demek kendi hayatını idame edememesi demektir.

O ülke sefaletine çare bulamaz.

Yetemez. Daha korkuncu başlar. Daha beterleri halka musallat edilir.

Hele ki o ülke halen sorunlarına çare aramıyorsa nasıl bir ülkeden söz edebilirsin ki?

*

İrade sahibi ülke olabilmek zor, değil mi?

Eli ermeyen, ezilen ülke olmak kolay. Kolay olmayan yokluk içinde eli tutabilen ülke olabilmek.

Kolay olmayan ülke olarak, halk olarak verdiğimiz her savaşta olduğu gibi yokluk içinde de iradeni, sevgini, merhametini, gücünü koruyabilmek.

İnancını koruyabilmek.

Zor olan bu. Emperyalizmin pençesinde ilerleyenler o irade gücünü nereden bilsin?

*

Türkiye'nin uykusu veya uykuda olması, sanılmasın ki o gücü içinde barındırmıyor.

Ayağını bu ülkeye basmak istemezsin.

İrade ve inanç sahibi halk kaplan olur bir anda bu ülkede, bu coğrafyada.

Pantolonlarda kocaman yamalarla, aç savaşarak onbeşlik gençler aldı o iradeyi. Böyle bir Türkiye'ye eller dokunamaz. O nedenle sadece bu konuda korkun olmasın.

Korkunla korkutmasınlar seni.

Önce bu ülkede yaşayan herkesin bunu özümsemesi şart.

*

Biz bu hayat tarzını daima inşa etmek zorundayız.

Birinci sınıf vatandaş olarak o sonsuz gücü irademizde, kalbimizde, yüreğimizde hissetmek zorundayız.

Bu eksikliğe yol açan her ne varsa silmelisiniz. Korkularınızı da.

Ülke dışında gerçekleştirilmek istenen her şey, o irade karşısında, emin olun erir gider.

*

Bu alanda Türkiye'nin önünü tıkayanlar zamanı geldiğinde eriyip gidecektir. Rolleri biçenler, oynatanlar, sahneleyenler eriyip gidecektir.

Payidar olan sadece ‘Cumhuriyet’tir ve ilelebet de payidar olacaktır.

Bu konuda pazarlık bile yapılamaz.

Bir çizgimiz var ve bu ülke insanı o hassas çizgidedir. Bu çizgi emin olun yolun yürünmesini kolaylaştıracaktır.

Ülke insanı, ülke meselelerinin tam içinde ve siyasi gerçeğinin ortasındadır.

Uyanık olmalıyız.

Kavramalıyız ve korkmamalıyız.

*

 “Gerçek babayiğit, güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olabilen kimsedir.” diye rivayet edilir Buhari ve Müslim dilinden, efendimizin yüreğinden.

Yani yiğit dediğin, güreşte rakibini yenen kimse değildir; bu ülke içinde de bu biline. Gerçek yiğit kızdığı zaman öfkesini yenebilen kimsedir.

*

Biz ülke olarak hiçbir zaman öfke ile hareket etmedik.

Verdiğimiz savaşlar öfke ile olmadı hiç. Biz hep akılla, akılcı ilerledik.

Korku almadık içimize.

Sünmedik.

Ancak sahte yiğitlik ile yol almadık.

Biz aklımızı kulandık ve yine de aklımızı kullanırız. Genlerimizde bu var... Emin olun...

Ne demiş Atalarımız: “Öfkeyle kalkan zararla oturur.”

Mutlu kalın...

Dip notlar;

Kendinize hayrınız dokunsun...

Biz vatandaş olarak bu ülkede, önce kendimize hayrımız dokunsun diye yola çıkmalıyız. Sebebi ise kendine hayrı dokunmayanın komşusuna, arkadaşına, eşine dostuna, evladına hayrı dokunur mu? Tabii dokunmaz. Dokunamaz.

Her fert bu ülkede ekmek peşinde, iyi gıdaya ulaşma peşinde...

Üretimin verimliliği peşinde, toprak ve iyi tarım peşinde... Destek peşinde...

İyi yaşam peşinde...

İyi eğitim peşinde...

İyi ulaşım peşinde...

İyi sosyal güvence ve sağlık hizmeti peşinde...

Sosyal devletin olmazsa olmazların peşinde...

İşte bir seferberlik olacaksa tüm bunlarda olmalı. Dönüşüm bunlarda olmalı. Dönüşüm sağlanamadığı takdirde ülkenin o bahsettiğimiz iyilere ulaşması hayli zorlaşır. Zorlaşıyor ve zorlaşacakta.

Uyur ve gezer...

Bakın etrafınıza. Uyuyan mı yoksa gezen mi dolu? Yoksa her ikisi de mi?

Birbiri içine girmiş gibiler sanki.

Onlar sadece uyumuyor veya onlar sadece gezmiyorlar. Kanat çırpıyorlar adeta. Sanki dünyanın merkezinde gibiler. Değişimin merkezi uyumamak her an uyanık olmak. Gezdiğinizde ise uyur halde gezmemek. Ülkemizin bugünü ekonomik yapısı adeta bizi uyurgezer yaptı. Bu ülkede enflasyonu durdurmayı başaracak bir güç olmalı ve bu halkı uyurgezerlikten kurtarmalı.

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Adamın biri iş başvurusunda bulunmuş.
Görüşmeye çağırmışlar; görüşme esnasında yönetici sormuş;
– Peki beklentilerin ne? Seni ne tatmin eder?
Arkadaş saymaya başlamış;
– Öncelikli olarak bir araba istiyorum, ayrıca şu anda bulunduğum dairenin kirası biraz fazla onu da şirketin karşılaması iyi olur, maaş olarak da 3000 dolardan aşağı çalışmam…
Şirket yöneticisi, dinler ve
– Biz sana son model bir Cherokee ve Tarabya’da bir villa vereceğiz, ayrıca bizim bu pozisyonumuz için planladığımız maaş 6000 dolardı, demiş.
Bizim elemanın gözleri fırlamış;
– Şaka yapıyorsunuz, demiş.
Şirket yöneticisi yapıştırmış;
– Önce siz başlattınız…

Günün sözü;

Bilinçaltının farkında olmayan kişi, başına her geleni “kader” zanneder… (Carl Gustav Jung)