07.06.2021, 05:28

Kovid-19 kadar “cesur değiliz!”

Geçen cumartesi günü yani “5 Haziran” tarihinde Birleşmiş Milletler'e üye ülkelerde “Dünya Çevre Günü” kutlandı…
Bu günün ve kutlamaların en önemli nedeni; 1960’lı yıllarda “kendilerini çağdaş olarak gören bir grubun, beton binalar ile petrol yan ürünlerinden geliştirilen “asfalt hayranlığına” dikkat çekmektir…
Birleşmiş Milletler, 60’lı yıllarda başlayan bu oluşumun çevreye verdiği zararlara ve tehlikelere ancak “10-12 yıl gecikmeyle” farkına vardı. 1972 yılında İsveç'in başkenti Stockholm'de 133 ülkenin katılımı ile yaptığı oturumda “5 Haziran'ın Dünya Çevre Günü” olarak kutlanmasına karar verdi…
Aslında daha önceleri de yazdığım gibi çevre kirliliğinin ilk farkına varan “Bu gün Amerika Birleşik Devletleri’nin kurulduğu topraklarda yaşayan Kızılderililerdi!.”
Bunu; “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak” sözleri ile ifade ettiğini daha önce de yazmıştım…
İnsanoğlu hiçbir şeyden ders almıyor…
Yıllar sonra; “doğaya ve çevreye karşı acımasız kirletme, yıpratma tutumu” da bütün dünya insanlarının sosyal hayatına “kısıtlamalar” getirdi…
Şu anda kovid-19 virüsü, Marmara Denizi’ni kaplayan “salya” bilim dilindeki “Müsilaj” bu gün insanlık kabusu oldu...
Aşılması çok zor olan Çin Seddi!. Gibi de karşımızda duruyor…
Ancak yarın; başka ne tür felaketler yaşayacağız bilmiyoruz.
Kovid-19’dan dolayı sokak kısıtlamaları kalmayacak; normal hayata dönebileceğiz. Ancak; çok kısa zaman sonra Marmara’da denize girilemeyecek, bir tek balık bile tutulamayacak. Yağmurlar ile denize sürüklenen, insanoğlun sokaklara döktüğü atıklar nedeniyle oluşan ”deniz salyası” bir müddet sonra diğer denizlere de yayılacak. Denizlerin üstünü de altını da zehirlemeye devam edecek…
İlk defa “Korona” ismi ile tanıştığımız virüs de canlı. Hayatta kalabilmek, insan vücudunda yaşamak için kaç defa “mutasyona uğradı” şu anda bilinmiyor…
Bizler; bundan bile ders almadık. Bu virüs kadar hayatta kalabilmek için cesur davranmıyoruz. Maske takmadık, mesafeyi ve hijyeni unuttuk, “paranın peşine takıldık” kaldık. Sokakları, caddeleri kullanılmış maskeler, kullanıldıktan sonra yere atılan kağıt mendiller, sigara izmaritleri, pet şişeler, naylon torbalar ile doldurduk…
Bu gün yaşadığımız çevre sorunlarına karşı, 1749-1832 yılları arasında yaşayan Alman siyasetçi, ressam ve doğa bilimci Johann Wolfgang Von Goethe; “Doğa! En küçük bir çaba harcamadan ve mükemmel bir kusursuzlukla en basit maddeden son derece farklı şeyler yaratıyor. Hepsinin üzerine de ince bir tül örtüyor. Yarattığı her bir parçanın kendine has özellikleri, her bir durumun ayrı açıklaması var ama sonuçta hepsi birlikte bir bütünü oluşturuyorlar” sözleri ile herkesin dikkatini çekmeye çalışmıştır…
Bunları anlamak için biraz çaba gösterelim ve sakın unutmayalım; biz doğayı ne kadar korursak, doğa da bizi o kadar korur…
Haftaya buluşmak dileği ile…

Yorumlar