20.04.2021, 07:47

Köy enstitüleri aydınlanma ve onun bir neferi

17 Nisan Köy Enstitülerinin 81.kuruluş yıldönümüydü. Köy Enstitüleri Türkiye’nin aydınlanmasıdır, ilerlemesidir ve en önemli eğitimde devrim hamlesidir. Enstitüden kısa bir dönem içerisinde 17.250 kişi mezun olmuş, yurdun dört bir tarafına dağılmışlardır. Bugün çok azı yaşayan enstitü mezunlarının yaşayanlarına uzun ömürler diliyor, ölenleri rahmetle anıyorum. Bu güzel gün için birçok uzman eğitimci kişiler edebi bir dille çeşitli platformlarda yazıyla ve sözlü olarak o güzel günlerden bahsedecekler, bizi de heyecanlarına ortak edeceklerdir. Ben sizlere 1991 yılında  belediye başkanlığı yaptığım dönemde adeta köy enstitülerine benzer bir Bulgaristan vatandaşı olan 1990 yılında duvarlar yıkıldıktan sonra Türkiye’ye- Aliağa’ya gelen bir bayan öğretmenden bahsetmek istiyorum. İsmi Ümmügül Yılmaz olan bu vatandaşımız 1948 yılında doğmuş, 42 yaşına kadar Bulgaristan’da yaşamış lise mezunu bir bayandan söz etmek istiyorum. Bulgaristan’da 7 yıl öğretmenlik yapan, 12 yıl da seramik-cam fabrikasında kalite kontrol görevlisi olarak çalışan Ümmügül hanım Türkiye’ye zorunlu göç eden ailelerdendir. Benim henüz 1 yıllık belediye başkanlığım döneminde eşiyle birlikte Aliağa’ya yerleşmişlerdir. Belediye koridorlarında rastlaştığım bu bayanın çakmaktaşı gibi gözleri beni etkilemişti. Yanıma çağırdım, çay ikram ettim özgeçmişini sordum, anlattı, önce okumayı seviyor musun diye sordum. Olumlu cevap alınca dünya klasiklerinden okudukların var mı dedim. Önce Sefiller’i söyledi. Yazarını sordum , Victor Hugo dedi, Suç ve Ceza’yı okudun mu dedim tabi dedi. Stendal’ı da okudum dedi, Tolstoy’u da okudum dedi, Balzac bizim hemşerimiz gibiydi dedi. Yeter dedim. Her ne iş yapıyorsan o işleri bırakıyorsun ve üç gün içerisinde de belediyenin zemin katında yeni açtığımız “Nadir Nadi Kütüphanesi”’nde işe başlıyorsun dedim. Belediye binasına girerken her yanına uğradığımda önünde iki üç ayrı kitap, etrafında ilkokul ve ortaokul çocukları , onlarla sohbet ediyor ve kitap tavsiye ediyordu. Sorduğumda 15 bin kitabın arasında bulunmak bile beni adeta büyülüyor diye cevap vermişti. 15 yıl devam etti bu süreç. Yine kendisiyle bir gün sohbet ettiğimizde Aliağa halkının ve çocukların ilgisi çok, üye sayımız hızla artıyor. Çocukları felsefeye yönlendirmeye çalışıyorum. Felsefeyi sevenleri de çoğaltırsam görevimi layıkıyla yapmanın mutluluğuna erişirim demişti.
 Dönemimde 400 kişi civarında çalışan belediyede kendimi hep bir eğitim sürecinin içinde kabul ediyordum.
Köy Enstitüleri bizim için aydınlanmaya giden yolda 1000 wattlık bir lambadır, ama onlar(Bulgaristan) için üretim eğitim felsefesinin temelidir.

Yorumlar