Geçen gün bir televizyon programında Hollanda’da bir köy gösteriliyordu; mantar üretimi yapılan bir köy.

Evler lüks, her yer tertemiz, herkesin arabası garajında, bahçeleri iç mimar elinden çıkmış gibi bakımlı bir yer.

Ve de üstelik köyde işsizlik diye bir sorun da yok.

Devlet baştan planlamış yetiştirilecek mantar miktarını, standardını da koymuş.

Sen yeter ki üret, alınıyor ve pazarlanıyor.

Zaten kredilerle desteklenen mantar işleme atölyesi o kadar modern ki...

***

Her neyse, bir an Urla’nın köylerini düşündüm.

Geçen ay Yağcılar ve Demircili köyüne yolum düşmüştü (Kasım 2021).

Sonra da gözlemlerimi bir dergi için yazmıştım.

Köyleri dolaşırken bir yandan da Hollanda’daki köy aklımdaydı; bizimkilerin de onlara benzemesini ne kadar istiyoruz.

Yani modern bir işletme ve onun etrafında çalışanlar, yaşayanların mutlu olduğu bir köy…

Demircili’de tanıştığım bir köylü; köylerinde zeytin, enginar ve diğer sebzelerin üretimin yapıldığını kendi dilince ve sakin sakin anlattı.

Üretim mi? Yıllar öncesindeki gibi.

Peki, pazarlama? O da piyasanın insafına kalmış; diyelim enginar bir yıl önce iyi para etmişse herkes o yıl enginar ekiyor ve doğal olarak ürün bolluğu zararı getiriyor.

Bu da tarımsal planlamanın olmadığını gösteriyor bize.

***

Köyde tanıştığım Mahmut Bey köydeki gençlerin en büyük hayallerinin İzmir’de ya da Urla’da bir işe girmek olduğunu anlatmıştı.

Köy deyince Urla’nın köylerinden söz ettim ama bir de benim doğduğum Erzurum’un Şenkaya ilçesine bağlı Kilise köyü var.

 “Benim doğduğum köylerde/ Kuzey rüzgârları eserdi,/ Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır/ Öp biraz!” diyen büyük şair Cahit Külebi’nin şiirindeki gibi nice köy…

Sonra 1970’lerde başlayan/ yoğunlaşan ‘köyden şehre göç’ köyleri/ bizim köyü de neredeyse boşalttı.

O tarihten beridir de toplam üç hane yaşıyor köyde.

Köyün onca merası, tarlası ve çayırı boş olarak orada öyle bekliyor!

Buna benzer daha onlarca köyün aynı konumda olduğunu da söylemek mümkün.

***

Şimdi durum bu iken geçen gün tarım yazarı gazeteci dostumuz Ali Ekber Yıldırım’ın bir yazısından öğrendiğim, hükümet; 2017’den geçerli olmak üzere Sudan’dan doksan dokuz yıllığına bir milyon dönüm arazi kiralamış ve burada tarımsal üretim yapma kararı almış.

Ne güzel, değil mi?

‘Himmete muhtaç dede, nerde kaldı gayriye himmet ede!’

Ama ediliyor, artık ne uğruna ise!