Yaşanan ekonomik kriz nedeniyle insanların yaşadığı sıkıntılar psikolojik ve sosyolojik sorunları da beraberinde getirdi.

Pandeminin de krizin de faturası kadına kesildi

Maddi yetersizliğin altında ezilen bireyler aile içi şiddet olaylarının artmasına ve toplumsal düzenin bozulmasına neden oluyor.

Fadime ALTANHAN / YENİGÜN - Pandemi dönemiyle birlikte gün yüzüne çıkan aile içi şiddet olayları ekonomik krizle birlikte artmaya devam ediyor. Aile içi şiddet olaylarının temelinde yatan nedenlerden biri ekonomik sıkıntılar. Bu sıkıntılar hem çocuklar hem de bireyler üzerinde olumsuz izler bırakıyor.

müzeyyen-yenigün

İZMİR’DE 4 SIĞINMA EVİ VAR

İzmir Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Müzeyyen Alpşen, "Ekonomik krizle birlikte elimizde kesin bir veri olmamasına rağmen bazı sıkıntıların yaşandığını söyleyebiliriz. Ayrıca yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle derneğimize eskiden şiddet nedeniyle başvurulurken şimdilerde maddi destek almak için de başvuranlar oluyor. Sosyal destek başvurularında da ciddi bir artış yaşanmaya başladı. Örneğin bir kadın pandemi nedeniyle işe gidemiyor bu nedenle aile içinde ekonomik sıkıntılar oluşuyor. Ya da eşi çalıştığı halde yetmediği için iş istediğini söyleyenler oluyor. Ekonomik krizle birlikte ciddi bir artış var. Şu anda bir rakam veremiyorum ancak etkileri var" dedi. İzmir'de biri Büyükşehir Belediyesi ikisi ilçe belediyeler ve bir tanesi de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olmak üzere dört tane sığınma evinin olduğunu söyleyen Alpşen, ilçe belediyelerine ait bir sığınma evinin tadilatta olduğunu ifade etti.

"İZMİR'İN FARKINDALIĞI FAZLA"

Şiddetin sadece İzmir'de değil, her yerde yaşandığını söyleyen Alpşen, "İzmir'de görünür olmasının nedeni bilinç ve farkındalık düzeyinin yüksek olmasından kaynaklanıyor. Kadınlar kendi yasal haklarının bilincinde olduğu için bu anlamda başvurular daha fazla. Manisa ile İzmir'i karşılaştırdığımızda Manisa'da başvuru sayısının daha az olduğunu görüyoruz. Az olduğundan değil bilinç ve farkındalıkla ilgili bir durum. İzmir'de farkındalığın oluşmasıyla ilgili çalışmalar var. Biz dernek olarak bize gelen şiddet başvurularıyla ilgili verileri toplamaya çalışıyoruz. İzmir Kadın Dayanışma Derneği olarak bizim bir gönüllü psikolog ve avukat ağımız var. Tamamen ücretsiz olarak başvuru yapıyoruz. Gelen başvuru çeşidine göre hukuksal boyutuyla avukat arkadaşlarımıza psikolojik boyutuyla psikolog arkadaşlarımıza yönlendiriyoruz. En az bir yıl boyunca terapi uyguluyorlar. Bunun dışında gelen başvurularda işsizlikten dolayı sosyal destek talebinde bulunuyorlar. Bizde bu kişilerin yaşadığı yerin kaymakamlığına, belediyesine yönlendiriyoruz. Avukat arkadaşlarımız kişi adına dava açmıyorlar sadece danışmanlık desteği veriyorlar. Ekonomik durumu olmayan kişileri İzmir Barosu'na yönlendiriyoruz. Bu kişinin bir adım atması noktasında destek olup takibini sürdürüyoruz" dedi.

nuriye kadan-yenigün 2

"Kadınlar çalışma hayatında yer almalı"

Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Nuriye Kadan, "Kadına yönelik şiddet artış gösterdi. Biz şiddet olaylarının arka planına baktığımızda ekonomik nedenleri görüyorduk. Son zamanlarda ekonominin daha da bozulması psikolojik sıkıntıları beraberinde getiriyor ve güçlünün güçsüze tahakkümü denilen şiddet olgusu da kendini gösteriyor. Kadına yönelik şiddette asıl neden o kafalardaki zihniyet, ataerkil toplum yapısı, kadını her zaman ikinci plana atma. Şiddet tüm dünyanın sorunu. Sığınma evlerinin eksikliğini görüyoruz. 6 ay kalınabiliyor buralarda, tekrar uzatılabiliyor ama kadını güçlendirmediğiniz sürece bu da bir çözüm değil. Geçici çözüm için sığınma evlerinin olması gerekiyor ama biz kadına ayakları üzerinde durabilecek bir iş sağlamazsak çözüm değil. Ekonomi derken kadının güçlendirilmesi, çalışma hayatının içinde yer almasını sağlamalıyız. O yüzden kadına yönelik şiddetle mücadelede iki noktadan bakmak gerekiyor. Bir kadının güçlendirilmesi, ikinci olarak da failin psikososyal şekilde rehabilitasyonu. Biz hep mağdur açısında bakıyoruz. Ama failler açısında da rehabilitasyon merkezlerinin arttırılması gerekiyor" dedi. Kadınların İzmir'de başvurulma mekanizmaları kadınlar haklarını daha iyi biliyor, daha çok başvuru yapabiliyorlar. Ama bu mekanizmaların olmadığı yerlerde, feodal kültürün getirdiği 'kol kırılır yen içinde kalır' anlayışının hakim olduğu yerlerde şiddet açığa çıkmıyor. İzmir'de şiddet çok varmış gibi görünüyor ama şiddetin çok olduğundan değil, başvuruların çok olmasından" açıklamalarında bulundu.

selver koc-yenigün

"Çocuklarda istismar ve ihmal yaşanıyor"

Gözden kaçırmayın

Konut paketi vatandaşın alım gücüne hitap etmiyor Konut paketi vatandaşın alım gücüne hitap etmiyor


Uzman Psikolog Selver Tutan Koç, "Biz koruyucu ruh sağlığı açısından çalışsak da her bireyin temel ihtiyaçlarını gidermesi gerekiyor ki sonrasında iç dünyalarını değinebilelim. Ekonomik sıkıntıların yaşanmasının ardından insanların refah düzeyi ne yazık ki düşüyor. Bu çerçevede de bireyler iyilik hallerini sağlamaya çalışırken ciddi anlamda zorluk yaşayabiliyorlar ve bunun sonucunda objektif bakış açılarını sağlamakta güçlük çekiyorlar. Aile üyeleri ancak kendi benliklerinde o iç huzuru deneyimleyebilmeli ki hem ebeveyn rollerinde hem de yetişkin rollerinde kendilerini daha iyi hissedebilsin. Bireylerin iyilik hali kaybolmaya başlayınca çocuklarda yaşanan duygusal ve fiziksel istismar gibi problemlerde artış gözlemleyebiliyoruz. Tabi bu süreçte çocukların maruz kaldığı olumsuz durumlar onların ileriki yaşantılarını da olumsuz etkileyebiliyor. Benim bazı danışmanlığını yaptığım ailelerin çocuklarında 'Ben de para kazanmalıyım, ailem bizleri büyütürken zorluk yaşayabiliyor benim de bir desteğim olmalı artık' diye düşündüklerini duyuyoruz yani ailenin yaşadığı ekonomik kaygı çocuklarda da bir ayna gibi yansıyabildiğini görüyoruz" açıklamalarında bulundu. Koç, "Kamu kuruluşlarında, belediyelerde ve pek çok özel kurumlarda psikolojik destek hizmetleri mevcut. Koruyucu ruh sağlığı açısından her bir bireyin danışmanlık hizmeti alması çok iyi olabilir” önerisinde bulundu   

ozge demir 2-yenigün

"Cezai yaptırımlar yeterli değil"

Aile içi şiddet olaylarının temelinde ataerkil toplum yapısının etkisi olduğunu dile getiren Sosyal Hizmet Uzmanı Ferhan Özge Demir, "Aile içi şiddette failler çoğunlukla erkekler. Buda bizim ataerkil toplum yaşantımızda erkeğe verilen 'hakların' kendinden altta olanı zayıf olanı ezme halinden kaynaklanıyor ve toplum bunu besliyor" ifadelerini kullandı. Şiddet eğilimine karşı ciddi bir aile danışmanlığına, toplum sağlığı açısından özverili bir çalışmaya uygulamaya dönük bir eğitim vizyonuna ihtiyaç olduğunu ifade eden Demir, "Bu kişiler için bir cezai yaptırımın da olması gerekiyor. Ama sadece cezaevine kapatmak da değil. Aynı şiddet suçundan fail olan kişileri bir araya koyup öylece bıraktığınızda dışarı çıktıklarında o kişiden ne bekleyebilirsiniz? Öyle bir ortamda çok daha farklı bir şiddet biçiminin ortaya çıkması mümkün değil mi? O kişi dışarı çıktığında edindiği şiddet biçimi yine ailesine ve topluma yansıyacak. Ancak bir danışmanlık, rehabilite ortamı sağlanırsa bir dönüşüm olabileceğini düşünüyorum. Bunu yapabilecek bilgi, birikim ve donanım var ancak uygulayabilmesi noktasında uzman kişilere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum" dedi.