Küçük atölyeden çıkarak sektör lideri haline geldi

Buz makinesi, dondurma reyonu ve döner pasta vitrinleri gibi birçok ürünün öncüsü olan Buzkap, 1992’den itibaren pasta, unlu mamuller ve dondurma sektörüne yoğunlaşarak sektör liderliğini sürdürüyor

Röportaj 11.10.2021 - 07:00 11.10.2021 - 08:22

Buzkap Yönetim Kurulu Başkanı Masis Mirzahanyan ile sohbetimizde aile şirketinin tarihçesi ve firmanın başarı hikayesi hakkında konuştuk. Temellerini babasının attığı şirketi devralarak, sıfır sermaye ile buz makinesi, market rafları imalatı alanına adım atan Masis Mirzahanyan,  2005 yılında unlu mamüller alanına yoğunlaşarak başarısını sektör birinciliği ile taçlandırır

- Aile köklerinizden bahseder misiniz?

Babam Van’lı anne tarafım ise Venedik adasından gelme. Babamla yolları İstanbul’da kesişiyor. 1850’li yıllarda annemin dedesinin babası İstanbul’a tersane işçisi olarak geliyor. Osmanlı’nın güçlü zamanında gelerek, bir cemaat kuruyorlar. Koskoca kilisesi, papazı olan bir cemaat. Büyük tersanelerde çalışmaya başlıyorlar.

- Babanızın kurduğu işletmeyi devam ettiriyorsunuz. Bu şirketin kuruluşundan bahseder misiniz?  

Babam Kurken Mirzahanyan 30’larda 13 yaşında çocuk çırak olarak iş hayatına atılıyor. Firma bir Amerikan firması, 1938’de eğitim kitapçığı var, ona verilen bir kitapçık. Şu an kimsede yok. 1941’e gelindiğinde babam İstanbul’da kasap ve bakkallara yönelik üretim yapan küçük bir atölye kuruyor. Şirketimiz, ilerleyen yıllarda değişen piyasa taleplerinin ve üretim teknolojilerini takip ederek; buz makinesi, dondurma reyonu, döner pasta vitrinleri gibi birçok ürünün öncüsü olmuştur. 1990’da işe başladım. 6 ay içinde babam bütün yetkiyi bana verdi. 1992’den itibaren pasta, unlu mamuller ve dondurma sektörüne yoğunlaşan Buzkap’ı hep beraber sektör liderliğine taşıdık.

-  Biraz eğitim hayatınızdan bahsetmenizi isteyeceğim. Yurt dışında mı eğitim gördünüz?

Azınlık ilkokulunu bitirdim. Sonra Alman lisesini bitirdim. Sonra Münih’te teknik liseyi bitirdim.

-  Masis Bey biraz Buzkap hikayenizden bahseder misiniz? Çünkü babadan oğula geçen  aile şirketlerinde çok zorluklar da çekiliyor. Böyle hikayeler yaşadınız mı?

Şanslıydım. Bütün eski ekip ayrılmıştı ve genç ekip gelmişti. O genç ekibin içinde başlamıştım. Hepsi iyi niyetliydi, iyi bir takım olmuştuk. İlk 6 ay zorlandım. Mesela bir yazı masası almak için babamı ikna etmem çok uzun sürdü. Babam sonuçta çıraklıktan gelme, ‘Yazı masasını ne yapacağız, Biz katip miyiz’ dedi. 6 ay sonra babam benim yaptığım her gelişimden çok memnun kaldı. Çok mutlu olmuştu. ‘İş hayatında çok gördüm ben böyle hikayeler, çocuk askere gitmiş gelmiş, işin başına geçmiş babası 40 daire satsak borcumuzu ödeyemiyoruz’ derdi.

- İşin mutfağında başlamışsınız, sizin için zor oldu mu?

Ben Almanya’da okurken yaz tatiline otobüsle gelirdim. Uçak falan yok. Gecenin 12’sinde gelirdim. Sabah uyanırdım. Babam işe gitmiş. Bende peşinden otobüse atlayıp işe giderdim. Babam beni çağırmazdı, ben giderdim. İlk başta tabii zorluk oldu. Alman kafasıyla yetiştikten sonra Türkiye’ye adaptasyon süreci 10 sene sürdü. 2000’e kadar anlamıyordum. Verilen sözlerin çok net olmadığını anlamam uzun sürdü. Biz makinada kwat ile konuşuruz, onlar burada beygirle konuşur. Bir adaptasyon süreci oldu tabii.

- Oğlunuzla olan ilişkiniz nasıl yani yeni nesilde?

Zorlanıyor tabii çünkü şirketimizde şu an 83 kişi çalışıyor. 15 yıllık çalışanlar var. O yüzden kendini kabul ettirmesi de zaman alacak. O yüzden danışmanlık alıyor iç yapıda. Bunlar dalaktan yapılacak işler değil. İkinci nesile geçiş başarısı yüzde 8, yani çok düşük.

Küçük atölyeden çıkarak sektör lideri haline geldiii

- Buzkap’ın ilk büyüme hikayesi nasıl başladı?

Babamın döneminde kurumsallaşmak yok ama para kazanmak var. 90’da suya atladım, sermayemiz yok, takım yok. İş yerimiz bodrum katında, 1995’e kadar zorlandım. Sonra bayağı hızlandık. 2005’de şu kararı aldım, market reyonu, buz makinası gibi sektörü terk edip pasta, dondurma ve unlu mamullere yoğunlaştım. Unlu mamullerde şu an sektör birincisiyiz.

- Nerelerde Buzkap daha yaygın?

Biz bir bölgeye yerleşmiş bir marka değiliz. Ankara’da, Samsun’da, Bursa’da, Balıkesir, Afyon’da çok güçlüyüz. Şu dönemde ihracat çok değerli, şu anda Irak, Suudi Arabistan, Amerika, Londra, Fransa, Almanya gibi ülkelerde varız.

- Diğer rakiplerden farkınız ne sizce?

Babamın şirkete kattığı bir ruh ile biz durmadan yeni model geliştiriyoruz. Mimar Sinan’ın yüzük hikayesi vardır. Krala demişler ki; bu adamın bizden nesi üstün. Kral da iki tane misket vermiş üst üste koyun demiş yapamamışlar. Mimar Sinan yüzüklerini çıkarmış, bir yüzük, bir bilye, bir yüzük daha, bunu biz de yapardık demişler. Tam da oradayız. Biz yapıyoruz.

Küçük atölyeden çıkarak sektör lideri haline geldi123

- Bir pandemi yaşadık. Her sektörde olduğu gibi sizin de sektörünüzde bazı sıkıntılar yaşamışsınızdır da, şu anda ne gibi önlemler aldınız?

Herkes gibi 2020 Mart’ında ne olduğunu anlamadık. Artık kapanmalar başladığında biz de üretilmesi gereken ürün vardı, onları tamamladık. Kısa çalışmaya uygun olarak bir nöbetçi ekip yaptık. 1 Haziran’da normalleşme başladığında kapımızda biriken işlerden kuyruk vardı. Ham madde bulma ve tedarik etmekte gecikmeler var ama pandeminin etkisi çok büyük. Bizim misyonumuz, bilgi ve becerimizi bir müşterimizin dükkanı  ve onun ticari başarısına katkı sağlamak adına kullanmak ve buna kaliteli ürünlerle eşlik etmek.

- Fuarlara katılım sağlıyor musunuz?

Antalya’da bir fuarımız vardı. Oraya sadece 16 yaşından büyük ve kartviziti olan iş adamları alıyorlardı.  Dolayısıyla hep profesyonel adamlar vardı. Şimdi ise ne yazık ki durum başka. Ticari olmayan fuarlarda 100 müşterinin 20’si yemeğe gelmiş, sadece baklava ve eşantiyon almak istiyorlar. O nedenle bizim tek ciddiye aldığımız Fuar Ibatech Fuarı. Orada 400 m2 yerimiz var. Burada da tek şikayetimiz Ramazan’a yakın tarih olması, bizim de tam üretim zamanı o yüzden çok zorlanıyoruz.

- Masis bey, bu güzel ve keyifli röportaj için çok teşekkür ederim.

 Ben teşekkür ederim.

Yorumlar