18.07.2015, 21:00

Küçük insan mı, büyük insan mı?

Küçük insanlar küçük şeylerle uğraşır...

Ve bu insanlar hemen yargılar...

Öfkelenir, kızar...

Önemsemez hiçbir şeyi, sözü, düşünceyi...

Hatta önemser aslında kimin ne dediğini.

*

Bilin ki; küçük insanlar küçük adımlar atar hep...

Küçük düşünür, küçük kelimelere sığınır...

Güvensizlik hayata bakış açılarıdır, korkaklık ise sığındıkları.

*

Şimdi bilin ki, bu küçük insanlar hayattaki adımlarını büyük görürler...

Hatta mesafe kaydettiklerini zannederler...

Büyük cümlelerin kendilerini koruduklarını düşünürler...

Bu nedenle de büyük insanlar gibi büyük cümleler kurup, kendilerini cesaretli gösterirler.

*

Şimdi gelelim bu küçük insanların kendilerinden gayri herkesi hor görmesine...

Küçük görüp, büyük olduklarını hissetmesine...

Büyük oldukları zannı ile paranın emrine girmesine...

‘Ben’ ile çevrili geleceklerine...

Küçük insanlar egolarına yenilirler vesselam...

Yenildiklerini kabul edemezler vesselam...

 

*

Gelelim büyük insanlara.

Büyük gönül altında ezilir büyük insanlar, büyük düşünenler.

Aslında ezildikleri küçük görmekle ilgili değildir, küçük düşünenlerin halleridir.

Büyük insanlar, kendinden başka herkesi düşünürler.

Her şeyi yaradandan bilip önemserler.

Asla kendinden başkasını küçük görmezler.

İşte bu büyük insanlar değerlerinin farkındadırlar.

Sözleri yok gibidir, küçüktür ama yürekleri büyüktür.

Koca bir deryayı içine alır.

Saklanırlar, görünmezler.

‘Ben’peşinde değil, ‘biz’ peşindedirler...

*

Aristo bir gün ders esnasında, öğrencilerinden birine bir meseleyi en ince ayrıntısına kadar izah ettikten sonra der ki:

Anladın mı?

Evet der öğrencisi.

Aristo: Ama sende anladığına dair bir işaret göremiyorum, der.

O işaret nedir? diye sorulduğunda,

Güleryüz evladım, güleryüz. Anlamış olsaydın sevinirdin, der.

Gururundan evet der öğrencisi belki, belki de bilemediğinden... Oysa zanneder ki insan birbirinden ayrı, birbirinden farklı...

İşte bu nedenle ayrılıklar var...

İşte bu nedenle nefretler var...

İşte tam da bu nedenle çatışmalar var...

 

*

Şimdi düşünelim...

Hangimiz sevgi ile kutsandık...

Işığımız ile neşe saçtık...

Hangimiz yansıtabiliyoruz renklerin tüm güzelliğini prizma gibi.

Hangimizin yüzüne yansıyor gülümsememiz, sevgimiz, merhametimiz...

 

*

Küçük insanlar sevgiyi ararlar iken bilin ki bu derin ve büyük insanlar sevgiyi ışık gibi yansıtır, yayarlar.

Ego nedir ki, onlar egoyu bile eğdirirken önlerinde yolları sevgi ile kesişir.

Merhamet ile kesişir...

Aşk ile kesişir...

Bize ne kalıyor, küçük insanları takip etmek değil, büyük insanların ışığını almak...

 

 

 

Dip notlar;

 

Kozmik güç sizinle olsun...

 

Olumlu bir şekilde hayatınızı değiştirmek için bir yol...

Bilinçli bir yol...

Keşfetmek için zihin çerçevesi içinde düşünün...

İnsanlığın kendisi kadar eski bir süreç olan kozmik güç ile tanışın...

Yaşam, zihinsel tutum, sağlık ve diğer şeylerin bir bereket olduğunu unutmadan aslında değişecek olan sizsiniz...

Olumlu düşünmenin gücü, sizi en iyi başlangıca götürecektir...

Sizi çevreleyen enerjileri yani ‘pozitif düşüncenin gücünü’ keşfettikten sonra inanan pek çok kişi için değişim başlar...

Pozitif düşünce, bir inanç sistemidir .

Sadece sizin için yeni bir süreç olan pozitif düşünme çalışması yaparak anahtarı açın...

‘Anahtarı açmak’ küçük bir başlangıçtır...

Tıpkı bitki tohumlarını toprakla buluşturmak gibi...

Eğer sen onları ekersen olağanüstü bir ürün alırsın...

Unutmamak gerekir ki her şey pozitif düşünce ile mümkün...

Öfke ve olumsuzluk kişiden kişiye hızla yayılıyor, mizah ve mutluluk sadece geride kalıyor. İyi duygular çok çok azaldı. Oysa kötü hisler daha hızlı yayılıyor.

Şunu bir düşünün:

Hiç gergin bir durumda iken en hızlı biçimde bir u dönüşü yaptınız mı?

Veya yapabilir misiniz?

Gülümseyebilir misiniz kızgınken?

İyi titreşimler gönderebilir misiniz karşınızdakine?

Mantıklı, değil mi?

Deneyin...

Bu inanç tohumu ekildiğinde bir sonraki adımda, şüphelerden zihninizi temizleyin ve işte o tohum yeşermeye başlasın.

İzin verin büyümesine...

Gübreleyin...

Olumsuzlukları bitirin..

Temizleyin bitkinizi her türlü haşarattan, küften...

Kozmik güç sizinle olsun...

 

 

Sıcaklar da doğru saklanmayan gıdalar büyük tehlike...

 

Sıcaklar oldukça arttı.

Yiyeceklerin saklama koşulları tam da bu zamanda üzerinde itina ile durulması gereken bir konu.

Bu yüzden saklama koşullarına uyulmayan yiyecek ve içecekler, çok büyük bir tehdit unsuru.

Özellikle yaşlılar ve çocuklarda bozulmuş veya mikroplarla enfekte olmuş gıdaların alınması ve suların içilmesiyle besin zehirlenmesi oluşur ki, kusma ile başlar, ishal ve halsizlikle devam eder.

Özel bakteriler sebebiyle bağırsak enfeksiyonları oluşur. Amipli ve basilli dizanteri gibi nedenlerle olan ishaller oluşur.

Bu nedenle bol sıvı alınması şart. Kusma durumunda tekrar yemek yenmemeli...

Şekerli ve tuzlu su hazırlayıp içilmeli.

Ayran, yoğurt, ıhlamur, elma suyu destek olarak içilmeli.

Şayet ağızdan sıvı alınamayacak durum var ise, kalp hızı artışına, ağız ve dil kuruluğuna dikkat edin. Bu belirtiler varsa damardan sıvı verilmesi için hemen hastaneye başvurun...

Bunlar hayat kurtaran ilk yardım...

 

 

Bayramın son günü...

Bayram mesajı...

Kimi evlerde anneler ve babalar, çocuklarının ve torunlarının yolunu bekledi durdu...

Belki de boşuna bekleyenler oldu belki de haneler doldu...

Yine de geçti gitti bayram günleri...

Aslolan sadece sevgi...

Mutlu kalın…

 

 

Fıkra;

Temel bir gün bankadayken soyguncular bankayı basmışlar. Bankadakilerin önce paralarını alıp sonra da vuruyorlarmış. Sıra Temel`in yanındaki bayana gelmiş. Soyguncu, "Adın ne" diye sormuş. "Ayşe" demiş. Soyguncuya da "İyi benim annemin adı da Ayşe" deyip kadını serbest bırakmış. Sıra Temel`e gelmiş, soyguncu ona da adını sormuş.
Temel: "Adum Temel, ama arkadaşlar bana Ayşe derler..."

 

Günün sözü;

Bilgi, büyük adamı alçakgönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir... Brigitte

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@