07.09.2021, 14:57

KÜÇÜK VE ORTA BOY İŞLETMELER

Küçük ve orta boy işletmeler kendilerine özgü bir takım özellikleri dolayısıyla, dünyada yer alan pekçok ülkenin gündemindedirler ve ülkelerin ekonomilerinde önemli yer tutmaktadırlar.

Özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri için bu kadar büyük öneme sahip olan bu işletmelerin, üreteceği finansal bilgilerinde, belirli ilkelere göre hazırlanması gerektiği çok açıktır.

küçük ve orta boy işletmelerin muhasebe ve finansal raporlama düzenlerinin nasıl olması gerektiği yönünde fikirler paylaşmak faydalı olacağını düşünmekteyim.

Küçük ve orta boy işletmeler (KOBİ), ekonomik canlanma, yapısal değişim, istihdam yaratma ve teknolojik gelişmelere uyum konusundaki rolleri nedeniyle ülke ekonomileri için vazgeçilemez öğelerdir . Bu işletmeler, değişen konjonktüre daha kolay adapte olabilmekte ve yenilikleri daha kolay hayata geçirebilmektedir.

İşletmeler büyüdükçe, bürokrasi ve hiyerarşik yapı da büyümekte, bu durumda yenilik ve yaratıcılığa yönelme sürecini uzatmaktadır. Bunun yanı sıra KOBİ’ler daha az yatırımla daha çok üretim ve ürün çeşitliliği sağlamakta, daha düşük yatırım maliyetleriyle istihdam imkanı yaratmakta, teknolojik yeniliklere daha yatkın olmakta, bölgeler arası dengeli kalkınmayı sağlamakta ve ferdi tasarrufları teşvik etmektedir.

KOBİ’ler üretim, pazarlama, finansman, personel ve yönetim gibi temel işletmecilik fonksiyonlarının yanı sıra isdihdam etkileri, personel sayısı, satış hacmi, sabit sermaye ve makine parkı değeri, kullandıkları enerji miktarı, kurulu kapasite düzeyi, katma değerleri, kar büyüklüğü ve piyasa payı gibi ölçülebilen özellikleri açısından da büyük farklıklar göstermektedir. Bu durum, KOBİ’ler için tüm bu nitel ve nicel özellikleri kapsayan ve genel geçerliliği olabilecek bir tanım yapılmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle KOBİ tanımı ülkelere göre değişebileceği gibi temel alınan ölçütlere göre de farklılık göstermektedir. Her ne kadar KOBİ tanımları birbirine yakın olsa da farklılığın olması beraberinde bir takım sorunları da getirmektedir.

AB ve üye ülkeler düzeyinde KOBİ’lere ilişkin ortak tanımlar oluşturulmasına yönelik 1990’da toplanan AB Endüstri Konseyi’nde dile getirilen talep üzerine, 1992’de sunulan raporda komisyon, KOBİ tanımlarının; çalışan işçi sayısı, yıllık ciro, yıllık bilanço toplamı ve bağımsızlık kriterlerine göre yapılması önerisini getirmiştir. Daha sonra Avrupa Komisyonu ilk defa 1996’da, KOBİ sınıflamasını; mikro işletmeler, küçük ölçekli işletmeler ve orta ölçekli işletmeler olarak yapmıştır .

Türkiye’de Avrupa Birliği düzenlemelerine uyum sağlayabilmek amacıyla düzenlemeler yapma kararı almıştır. Bu bağlamda Türkiye 2005 yılında “küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin tanımı, nitelikleri ve sınıflandırılması hakkındaki yönetmelik”i yayımlayarak tanım sorununu bir anlamda ortadan kaldırılmıştır. Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin tanımı, nitelikleri ve sınıflandırılması hakkındaki yönetmeliğe (2005/9617) göre Türkiye’de KOBİ’ler aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır .

Mikro İşletme: On kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosu bir milyon YTL’yi aşmayan çok küçük ölçekli işletmeler .

Küçük İşletme: Elli kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosu beş milyon YTL’yi aşmayan işletmeler.

Orta Büyüklükteki İşletme: İkiyüzelli kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosu yirmibeş milyon YTL’yi aşmayan işletmeler.

Yapılan bu tanım çerçevesinde Türkiye’deki işletmelerin çok önemli bir kısmının KOBİ olduğu ortaya çıkmaktadır.

Küçük ve orta boy işletmelerin hemen hemen bütün ulusal ekonomilerde bir çok bakımdan önemli yer tuttukları bilinen bir gerçektir. Türkiye’de de KOBİ’lerin pekçok başka ülkeye oranla daha da önem taşıdığını söylemek doğru olacaktır.

Yorumlar