10.05.2021, 09:08

Kuran-i Kerim’in, mezheplerin doğuşuna izin verdiği doğru mu ?

İşte onlara, sabretmeleri dolayısı ile sevapları iki defa verilir.Ve onlar kötülüğü iyilikle uzaklaştırıp kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.” (Kasas-54)

“Yarım hurma vermek de bir hayırdır.Bunu da bulamazsanız gönül alıcı güzel sözler söyleyin”(Buhari)  

            Bugün Allah nasip ederse, Mezhep nedir? Peygamberimiz zamanında mezhepler var mıydı? Mezhepler ne zaman çıkmaya başladı? Şu anda İslam aleminde kaç mezhep vardır.Günümüzde de mezhepler kurulabilir mi? Cemaatler birer  Mezhep midir? gibi konular üzerinde duracağız.

                   

MEZHEP NEDİR?

Mezhep, dini konularda yorum getirme yoludur.Başka bir ifade ile Mezhep, bir müçtehidin dini konularda yaptığı yorum ve görüşleri benimseyen insanların meydana getirdiği dini ekollere,dini yorum guruplarına  verilen isimdir. Mezhepler genellikle o  ekolü oluşturan kişinin adı ile anılır.   Maliki Mezhebi,  Şafi  Mezhebi gibi.  Bu faaliyetin adı “içtihad’dır.”Bu yorumu yapan kişiye de“müctehid” denir.

 

MEZHEPLERİN KURULMASINDA SİYASİ NEDENLERİN  ETKİSİ  OLMUŞTUR

Mezheplerin oluşturulmasında,dini yorumlar dışında siyasi,politik,çıkar ve menfaat ilişki yorumları,  milli ve etnik  yorumlar  gibi  başka başka nedenler de  rol oynamıştır.Önceleri Mezhepler, sadece dini konularda yorum getirme yolu iken dediğimiz gibi,zaman içinde sadece dini olmaktan çıkartılarak siyasi nedenlerle  dini yorum konusu, başka başka yollara saptırılmıştır. Ve dolayısı ile, siyasi içerikli mezhep sayısı, dini içerikli mezhep sayısından kat kat çok daha fazla hâle gelmiştir. Bugün İslam âleminde 100 ün üzerinde mezhep olduğu biliniyor.

 

AMAÇLARI ETNİK,SİYASİ,MİLLİ GİBİ NEDENLERLE KURULAN BİR ÖRNEK MEZHEP  VERİLEBİLİR Mİ?

          Tabi verilebilir.Hâlen İslam âleminde  yaşayan 100 ün üzerindeki mezheblerin en az  %85 i aynı durumdadır.Mesela Vahabilik mezhebi bunun en güzel örneği olabilir.

Vahhabilik, 18. Yz. Yılda Yine Suudilerin güçlü kabilelerinden bir kabilenin reisi olan  Muhammed   İbni Abdulvahhap tarafından kurulan bir mezheptir. Tamamen siyasi ve politik nedenlere dayanır. Osmanlılardan ayrılmak isteyen Suudi Aşireti, bir mezhep kurma peşinde olan Muhammed İbni Abdülvahhap ile iş birliği yaparak, siyasi ve etnik bir amaç için  Vahhabilik Mezhebinin kurulmasına ve yayılmasına,maddi manevi katkılar sağlayarak yardımcı olmuştur.Suudiler,Vahhabilerin Hicaz bölgesindeki Türk memur ve yöneticilerini müşrik sayarak halkı isyana teşvik ettirmek amacı ile Vahhabiliği kurdurmuşlardır.Osmanlılar-

dan kurtulmak isteyen Suudiler,bu Vahhabilik mezhebi sayesinde Hicazdaki bütün Osmanlı memur ve yöneticilerini Şirk içinde kabul ederek halka, Türklerin Müslümanlıktan çıktığını bütün halka  tek tek denilecek kadar yoğun bir çalışma ile duyurmuşlar ve  Türk Yöneticileri dinleyenin de kafir olacağını ilan ederek bir isyan başlatmışlardır. Ancak önceleri Mısır valisi aracılığı ile bu mezhep kurucuları ile ortaya çıkan Suudi liderleri, idam edilmiş ve etkileri kaldırılmıştır.Ama sonradan tekrar Osmanlının zayıflamasından istifa eden Suudi liderleri,İngilizlerin de tahriki ile, hem Vahhabiliği hem de Suudi Krallığını kurmuşlardır.

Bu mezhep,Türklerde kurtuluş için kurulan bir mezhep görünümündedir. Maliki mezhebinin ufak tefek değişiklikleri ile kurulan bir mezheptir.Dinden çok Siyasi nedenlerle kurulan mezheplerden  biri, Vahhabilik mezhebidir.

 

KURAN  VE HADİSLER, YORUMLARA AÇIK MIDIR? 

Evet bazı Ayet ve Hadisler yoruma açıktır.Çünkü Kuran’ın büyük bir kısmında, yoruma açık olan Ayet sayısı hayli fazladır. Hadislerde de durum aynıdır.  Bu bakımdan  farklı yorumlar ortaya çıkmaktadır. Mezheplerin çıkmasına sebep olarak görünen de bu durumdur.

Kuran’daki Ayetler,yorum açısından Âli İmran Suresi 7. Ayete göre  iki şekilde  görülürler.

1)Muhkem Ayetler

2)Müteşabih  Ayetler

C.Allah, Muhkemat denilen Ayetleri, değişmeyen,üzerinde yorum yapılamayacak Ayetler olarak gösterir. Ve bu Ayetlere Ümmü Kitap ismini vererek üzerinde tartışma olamayacağını belirtir.Mesela, Hz. Muhammed’in peygamberliği veya Allah’ın varlığı ve birliği,Kuran’ın Allah katından geldiği gibi konular asla tartışılamaz.Bunun gibi konuları kapsayan Ayetler muhkem Ayetler(Ümmü Kitap)  (Kitabın anaları) olarak görülür.Yorumdan uzaktır. Yoruma ihtiyaç olan Ayetlere ise,Yine C. Allah tarafından Müteşabih Ayetler isminin verildiği görülür. Ve bunlar üzerinde yorum olabileceği de belirtilir. Müteşabih Ayetlerin özelliği de budur. Mezhepler de, bu tür Ayetlerin olması sebebi ile  ortaya çıkmıştır.Muhkemat dışında kalan bütün Ayetler, müteşabih olan Ayetlere girer ki bu tür Ayetler Kuran’ın 2/3 sini oluşturur.Müteşabih  Ayetlerin çok olması, farklı yorumlar gelmesine ve değişik mezheplerin doğmasına sebep olmuştur.

 

KURAN’DAKİ BU MÜTEŞABİH AYETLERLE İLGİLİ HERKES YORUM YAPABİLİR Mİ?

Tabi ki hayır. Kuran yorum yapabilecek kişilerin özellilerini açıklamıştır. Her önüne gelen yorum

yapamaz. Âli İmran Suresi 7.Ayetinde C. Allah, “Sana kitabı indiren odur.O’nun (Kuran’ın) bazı Ayetleri,muhkemdir ki, bunlar kitabın esaslarıdır.Diğerleri de müteşabihtir.Kalplerinde eğrilik olanlar,Fitne çıkarmak ve O’nu tevil etmek için ondaki müteşabih Ayetlerin peşine düşerler.Halbuki O’nun tevilini ancak Allah bilir.İlimde yüksek payeye erişenler ise,O’na inandık,hepsi Rabbimiz tarafındandır derler. (O Ayetlerdeki) inceliği ancak aklı selim sahipleri düşünüp anlar.”(Âli İmran-7) buyurarak, herkesin değil, ancak aklıselim kişilerin yorum yapabilecekleri  anlayışını getirmiştir.

Bu Ayetten bir anlaşılan da,müteşabih Ayetlerin  manaları zaman   içinde, ilmin gelişmesi ile çözülebilecek olmasıdır.Mezhepleri ortaya çıkaranlar da bu özellik içinde görülürler.

 

PEYGAMBERİMİZ ZAMANINDA MEZHEPLER VARMIDIR?

Peygamberimiz zamanında ortaya çıkan tek bir mezhep bile yoktur. Mezhepler peygamberimizden sonra ortaya çıkmaya başlamıştır.Peygamberimiz zamanında mezhepler  çıkamazdı.Çünkü ihtilafa düşülen konular peygamberimize soruluyor ve   cevabı da alınıyordu.

Peygamberimizin vefatından sonra  düşülen ihtilafları çözecek bir makam bulunmayışı yüzünden,farklı farklı görüşler ortaya atan imamların, din adamlarının görüşlerinin benimsenmesi sebebi ile,   mezhepler ortaya çıkmaya başladı.

Peygamberimiz zamanında mezhepler yoktu ama  Medine’ye uzak olan yerlerde farklı farklı yorumlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Ashab-ı Kiram, dini konularda bilgi sahibi,sorulara cevap verebilecek öğrenciler yetiştirdiler. Ashabı Kiramın yetiştirdiği bu öğrencilere Tabiin ismi verilir. Tabiin ismi verilen bu öğrenciler de  öğrenci yetiştirdiler O öğrenciler de Tebe-i Tabiin ismini almıştır.

            Gerek tabiin gerekse Tebe-i Tabiin fetvaları  arasında o tarihlerde bile farklar  oluyordu. Müslümanlar,kendi yerleşim bölgesindeki Tabiinlere uydular. Ve böylece zaman içinde  “gidilen yol “  anlamına gelen mezhepler ortaya çıktı. Farklı bölgelerde yaşayan Müslümanlar,kendi bölgelerindeki imama tabi olarak, o imamın  içtihadına uydular. O tür uymalar,  zaman geçtikçe  daha belirgin olmaya başladı. Ve bu tür davranışlar da zaman içinde mezhepleri ortaya çıkardı

 

MÜSLÜMANLAR ARASINDA  GÖRÜLEN BU MEZHEPLER NE ZAMAN ÇIKMIŞTIR?

İlk  bölünme,Peygamberimizin vefatı ile beraber,çok hızlı bir şekilde başlamıştır.Hz. Ali Şiası (Hz. Ali taraftarları) ile Hz. Ebubekir,Hz. Ömer ve Hz. Osman şiası (taraftarları) arasında  halifelik konusunda anlaşmazlık çıktığı için ilk bölünme bu anlayış farklılığı nedeni o günlerde çıkmıştır.  Hz. Ali Şiaları(taraftarları) Halifenin Peygamber soyundan olan Hz. Ali’nin olması gerektiğini savunurken Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ebubekir bu görüşe katılmamış ve Kuran’a göre halifeyi halkın seçmesi gerektiğini söyleyerek  Hz. Ebubekir’i Halife seçtirmişlerdir.İşte ne olduysa bundan sonra olmuş ve böylece  ilk büyük bölünme başlamıştır. 

Bu durum,bu uygulama,  Müslümanların  çok hızlı bir şekilde  önce ikiye  sonra da kurulan diğer mezheplerle birlikte  zaman içinde, önce aşağıda listede de görüldüğü gibi,beşe bölünmesine sebep oldu. Daha sonraları bu bölünme, dallara ayrılarak mezhep sayısının çok daha fazlaca artarak 100 ü aşmasına neden oldu. İlk 5 e bölünme de görülen mezhepler şunlardı: 1)Şiilik ve kolları, 2) Ehli Sünnet(Hanefi,Şafi,Maliki ve Hanbeli),3) haricilik,4) Batinilik ve kolları,10 asır sonra da  5.olarak Vahhabbilik mezhebi ortaya çıktı.  Sonraları bu ve diğer adı geçmeyen mezhepler, kendi aralarında bölünerek  mezhep sayısının 100 ü aşmasına sebep oldular.

İNSANLAR MEZHEP DEĞİŞTİREBİLİR Mİ?

Evet insanlar mezhep değiştirebilir.Bu bir din değiştirme değildir. Nihayetinde İslam dini içinde bulunan bir mezhepten diğer mezhebe geçişten ibarettir. Bu bakımdan  Mezhep değiştirmekte bir sakınca yoktur. Ancak durmadan dans eder gibi mezhep değiştirmeye de tabi ki gerek yoktur.

Bu konuda daha ziya de bir ihtiyaç nedeni ile mezhep değiştirenlerin olduğunu görürüz.Mesela Hanefi mezhebi mensubu olan bir kişi, “3 ten dokuza diyerek şart etmiş” ise, Hanefiliğe göre hanımı boşamıştır. Pişmanlık duyarak tekrar aynı hanımla yaşamak istemesine rağmen Hanefi mezhebi bunu kabul etmez. Ama şafilik tekrar evliliklerini sürdürmelerine müsaade eder. Evliliği bozmamak için şafiliğe geçebilir.Tabi ben teferruatına girmeden yüzeysel söyleyip geçiyorum. Yapılacak işleri söylemeden geçiyorum. Ama dediğim gibi,mezhep değişikliği caizdir.Özellikle  zaruri sebepler yüzünden mezhep değiştirilebilinir.Bu durumlar Müftülüklerle konuşularak  işin teferruat yönü de anlaşılabilir.

Bir süre sonra aynı mezhebe tekrar dönüşte yapabilir.Ama kabaca söylersek dans yapar gibi durmadan yer ve yön  değiştirip durmak şeklinde  mezhep değiştirmek de hem etik olmaz hem de Din de aldatmacaya girer.Doğru bir eylem ve işlem olarak görülmez.İslam âlimleri genellikle  ihtiyaç halinde bir kere değiştirilebileceğini söylerler.

 

İSLAMİYTTE İNSANLAR DİN DEĞİŞTİREBİLİR Mİ?

            İslamiyet’te belki mezhep değiştirilmesinde,özellikle de ihtiyaç duyulması halinde, insanı günaha sokacak bir sakınca görülmez. Ama din değiştirmeye  müsaade yoktur. İslam’da din değiştirenlere,dini beğenmeyip reddedenlere Mürted ismi verilir.Mürted, İslam’da cezayı gerektiren bir olay olarak da görülür. Kuran’da  dini reddeden veya dinden çıkan için  öldürme olayı geçmemektedir. Yani Kuran öldürmeye karşıdır.Ama hadislerde  din değiştiren bir kişinin, tövbe dip dönmediği takdirde öldürülmesi emri vardır. Mürtedin cezası, eğer tevbe etmezse öldürülmektir. "Dinini değiştireni öldürün" (Buhârî, Cihâd, 149) İslam uleması,mürtedin, üç defa tövbe etmesi halinde öldürülmemesi gerektiğini söyler. Çoğunluğunun görüşü bu yöndedir.

Yine bir Hadis’de,“Din değiştiren,Zina yapan ve adam öldüren üç kişinin kanı helal olarak gösterilir”  dolayısı ile de İslam Şeriatında  Mürtedin öldürülmesi hükmü vardır.İran gibi, Bangladeş gibi şeriatla idare edilen ülkelerde hâlen bu uygulama yürürlüktedir.

            Tabi bu düşünce Şeriatla idare edilen ülkeler için geçerlidir.Modern hukukun kurallarının geçerli olduğu bir yerde böyle bir uygulama  olamaz.Ancak, konumuz bu olduğu için böyle bir açıklama getirildi.

Demek ki İslamiyet’te din değiştirme yasaklanan bir olay olarak görülür. Ancak  din değiştirme  olayında Kuran ile Hadislerin birbirini tutmadığını da söylemek zorundayız. Çünkü Kuran,dinde baskıyı,zorlamayı kesinlikle yasaklıyor.Ama hadislerde Mürtedin öldürülmesine  müsade vardır.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@